Cumhuriyet Gazetesi Gerçeği ve Yunus Nadi
TDK yönetim kurulu üyesi (eski) prof. Dr. Nevzat Gözaydın Almanya arşivlerinden elde ettiği belgeler ışığında Cumhuriyet gazetesi ve Yunus Nadi Abalıoğlu'nun Fransa ve Almaya ile gizli ilişkileri... Bu konuda geniş bir arşiv var elde ettiklerimizi paylaşacağız
12 Kasım 2016 - 11:34
Gazetenin bugünlerde de güç karşısında eğildiğini görmesem bu satırlar üzerimde belki o kadar etki yapmazdı; kaplan beneklerini değiştiremiyor gerçekten...
Cumhuriyet gazetesinin kurucusu Yunus Nadi: Hem Hitlerci, hem Stalinci hem Atatürkçü.
Cumhuriyet`in övündüğü Yunus Nadi`nin, o dönemde Fransa hükümetinden 1000 Türk Lirası aylık rüşvet ve Nazi Almanyası`ndan karşılığını politik olarak ödemek üzere ticari imtiyaz aldığı ortaya çıkmıştı. HEM ADOLF HİTLERCİ, HEM STALİNCİ, HEM ATATÜRKÇÜ
Kitabın ortalarına (s. 320) vardığımda karşılaştığım bir anekdot yüreğimi burktu, inanamadım. İnanamayan insan ne yapar, o anekdota kaynaklık eden kitaba da bakar. Ben de öyle yaptım. İngilizce kitapta aynen karşıma çıktı o anekdot. İnanması zor, bir basın mensubu olarak insanın yüreğini burkuyor, ama doğru: İkinci Dünya Savaşı başlarında, Türkiye'de görevli diplomatlar, Cumhuriyet gazetesinin sahibi Yunus Nadi'den söz ederken, onu "Yunus Nazi" olarak anıyorlarmış...
Yeni Şafak okurları, savaş yıllarında Cumhuriyet-Almanya flörtünden haberdarlar; Prof. Nevzat Gözaydın'ın Türk Tarih Kongresi'ne sunduğu tebliğden hareketle yazılan haber 8 Ekim 1999 tarihli gazetede yer almıştı. Prof. Gözaydın'a göre, Cumhuriyet'in sahibi, Almanlardan para alınca safını belirlemişti (Kendisini tanımadığım halde merak ediyorum: Prof. Gözaydın yerinde duruyor mu, yoksa YÖK hışmına uğradı mı? TK). Rıfat N. Bali, yeni çıkan
"Cumhuriyet Yıllarında Türkiye Yahudileri: Bir Türkleştirme Serüveni" kitabında (İletişim Yayınları), Yunus Nadi'nin adının diplomatların ağzında "Yunus Nazi" olarak değiştirildiğini Bary Rubin'in "İstanbul Entrikaları" adlı eserine atıfta bulunarak yazmış... Ne acı! Rubin, o sırada milletvekili olan Yunus Nadi'nin emlâk zengini olduğunu, madencilik ve atçılıkla uğraştığını yazdıktan sonra şunu ekliyor: "Alman hükümeti, özel imtiyazlar tanıyarak onu daha zengin etti."
Rubin'in verdiği bir ayrıntı da, Yunus Nadi'nin Ankara garında karşılaştığı (Rıfat Bali, olaya, 7 Ağustos 1940 tarihini düşüyor) İsmet Paşa tarafından azarlanmasına sebep olan makalelerin yazarının kimliği: Nadir Nadi. "Yunus Nadi'nin oğlu ve gazetenin yönetmeni 30 Temmuz günü, bir başyazıyla, Almanların Avrupa'ya egemen hale geldiklerini, Avrupa ülkelerinin bu gerçeği kabul ederek kendilerine bir yön çizmeleri gerektiğini yazdı. Nadir Nadi, Almanya'nın başka toplumları tehdit etmediğini, dünya egemenliği peşinde koşmadığını da yazıyor, Türkiye'nin Hitler'le anlaşmasını istiyordu." (Istanbul Intrigues, s. 45)
Gazetenin bugünlerde de güç karşısında eğildiğini görmesem bu satırlar üzerimde belki o kadar etki yapmazdı; kaplan beneklerini değiştiremiyor gerçekten... Meclis'e Demokrat Parti listesinden giren Nadir Nadi, 1952 yılında, Cumhuriyet'te bastığı Nazım Hikmet fotoğrafı altına, "Bu fotoğrafı yüzüne tüküresiniz diye yayınlıyoruz" notunu düşmüştü...
Rıfat Bali'nin Cumhuriyet'in ilk dönemini (1923-1945) Yahudilerin mâruz kaldıkları sıkıntılar ekseninde anlattığı kitabında çok ilginç bilgiler var. Dönemin mizah dergilerden (Akbaba, Karikatür) aktardığı anti-Semit karikatürlerle de zenginleştirilmiş kitapta, az bilinen bir yığın bilgi yer alıyor. "O yıllarda dindarlara baskı yapıldı" iddiasında olanlar, bu cümleyle çoğunluğun uğradığı meşakkatleri kast ediyorlar, ancak kitabı okuduğumuzda azınlıklara mensup olanların da az sorunla karşılaşmadığı anlaşılıyor. Yalnızca "Türkçe ezan", "Türkçe Kur'an" peşinde koşulmamış, Musevilerin ibadet dillerine de karışılmış...
Alın size kitapta şöyle dokunulup geçilen bir olay: "1938 yılının bir yaz günü polisler âniden bir sinagoga baskın yapıp ibadet eden herkesi gözaltına aldılar. Gözaltına alınanlar arasında elli de çocuk vardı. Gözaltında bulunan yaşlı Yahudilerden biri çocuklara dinî eğitim vermekle suçlandı ve cezalandırıldı. Din kitaplarının Türkiye'ye ithali yasak olduğundan polis çocukların elinde bulunan din kitaplarını görünce bunların kaçak olarak getirildiklerini anladı ve suçluları bulmak için geniş bir soruşturma başlattı. Cemaatin ileri gelenleri ve hahamlar mahkemede sorgulandılar. Hahamların mahkemeye çağrıldıkları gün de tuhaf bir tesadüf eseri Yahudi dininde kutsal istirahat günü olan Şabat günü (Cumartesi, TK) idi." (s. 312)
Kitaptan, Türkiye'de anti-semitizm sınırlarda dolaşan 'Yahudilik' konulu tartışmalardan birini Yunus Nadi'nin "Yahudi meselesi" makalesiyle (20 Temmuz 1938 ) başlattığı anlaşılıyor. Uğradığı eleştirilere, Cumhuriyet şu ilginç cevabı vermiş: "Hiçbir zaman bakımsız ve biçare kalmış Yahudiciklerimizi hırpalamayı aklımızdan geçirmedik."
Cumhuriyet'e yönelik iddialar şöyle özetleniyor Bali'nin kitabında: "Yaygın söylentilere göre Yunus Nadi'nin bir 'Yahudi meselesi' yaratmaya yönelik bu yazıları ve geçmişte yayımlamış olduğu Nazi yanlısı makaleleri, Alman Büyükelçiliği'nin Almanya'ya Şark halıları ihraç edilebilmesi için kendisine bazı gümrük ve/veya kota kolaylıkları sağlamış olmasından ileri geliyordu. Yunus Nadi, yabancı sermayeli birçok şirkete Cumhuriyet gazetesinin desteğini 'uygun bir fiyata' teklif ettiği için Almanlardan maddî destek almakta olduğu söylentileri rahatça yayıldı ve zihinlerde kuşkular yer etti." (s. 319)
Yılmaz Karakoyunlu'nun "Salkım Hanım'ın taneleri" filminden sonra İnönü döneminde görülen 'varlık vergisi' uygulamasının azınlıklar üzerinde ne kadar tahribat yaptığı gündeme gelmişti de, olayı ilk kez duyan çoğu kişi şaşırmıştı. Bali'nin kitabında o uygulama da ayrıntılı biçimde yer alıyor; ama benim en çok dikkatimi çeken iktidarı destekleyen basının konuya 'anti-Semitik' açıdan yaklaşması oldu.
Bazıları eski hesapların kapalı kalmasını istiyorlar; oysa eskiyi bilmeden bugünkü tavrı anlamak neredeyse imkânsız...
tkivanc@yenisafak.com
1 ŞUBAT 2000
Cumhuriyet`in övündüğü Yunus Nadi`nin, o dönemde Fransa hükümetinden 1000 Türk Lirası aylık rüşvet ve Nazi Almanyası`ndan karşılığını politik olarak ödemek üzere ticari imtiyaz aldığı ortaya çıkmıştı. HEM ADOLF HİTLERCİ, HEM STALİNCİ, HEM ATATÜRKÇÜ
Alman Dışişleri arşivlerinde yıllarca araştırma yapan A.Ü. Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Nevzat Gözaydın`ın, 1999`da bir tarih kongresinde, “Almanya Dışişleri Arşivine Göre Almanlardan Rüşvet Alan Türkler” konulu sunumuyla gündeme getirdiği 18 Haziran 1933 tarihli belgede, Yunus Nadi`nin Fransa`dan dönemin parasıyla 1000 Türk Lirası aylık aldığı ortaya konuluyor.
Gözaydın`ın günışığına çıkardığı 22 Ekim 1924 tarihli bir başka belge ise, Cumhuriyet gazetesinin kurucusu ve CHP Milletvekili Yunus Nadi`nin Almanlardan da rüşvet aldığını gösteriyor
Dönemin Almanya Büyükelçisi Rudolf Nadolny`nin ülkesiyle yaptığı gizli yazışmalardaki ifadelerine göre; 1924 yılında Yunus Nadi, kayınbiraderi Sabur Sami`nin dönemin parasıyla 100 bin Türk Lirası değerindeki şark halılarının Hamburg`a ihracı için Alman Büyükelçisi`nden ricada bulunmuş. “Türk gazetesi Cumhuriyet`in başyazarı için imtiyaz sağlanması” başlıklı belgeye göre; Yunus Nadi`ye, böyle bir iznin büyük zorluklarla karşılaşacağı ifade edilerek, devlet tarafından aynı değerde Alman ürününün alınması garantisi verildiği takdirde, istisnai işlemler yapılabileceği bildiriliyor.
Belgeye göre; Yunus Nadi ise, ticari imtiyazın karşılığını `politik olarak` ödeme sözü veriyor.
Büyükelçi, Alman Dışişleri`yle yaptığı gizli yazışmalarda altı çizili olarak, “Yunus Nadi`ye verilecek olan bu hizmet, onun için kesinlikle maddi bir anlam taşımakta olup, politik olarak ödenebilecektir. Adı geçen kişi, şimdiden karşılık olarak hazır olduğu konusunda anlayış göstereceğini belirtmektedir. Daha önce sözü edildiği gibi, kendi isteğinin yerine getirilmesi durumunda hiç alışık olmadık biçimde kolaylık göstereceğine işaret etmektedir” diyor.
HÜKÜMETİ ETKİLEME GÜCÜ OLAN TEK GAZETE Büyükelçi, Yunus Nadi`nin gazetesi Cumhuriyet`in, Türk hükümeti üzerinde etkisi olan yegâne yayın organı olduğunu da belirterek, şöyle diyor: “Aynı zamanda Halk Partisi`nin en aktif milletvekillerinden olan yayıncının etkisi, Ankara`daki milletvekili ve hükümet çevrelerinde hiç de gözardı edilemez. Bunun için ben, onu yönlendirebilirsek çok yararlı olacağına inanıyorum.” Büyükelçi, Yunus Nadi`nin Fransız etkisi altına girebileceği tehlikesine de dikkat çekiyor.
İLKELERİ: FAŞİST`LE FAŞİST, STALİNİST`LE STALİNİST Yunus Nadi, Cumhuriyet gazetesinde 1930`lu yıllarda yükselişte olan Hitler ve Faşizme sempati besleyen yayınlar yapıyordu. Ancak 1945`te, dünya savaşında Faşist cephenin yenilmesi ve cinayetleriyle Hitler`i aratmayan Stalin`in başında bulunduğu Sovyetler Birliği`nin yükselişiyle çizgi değiştirmiş, sol bir söylem tutturmuştu. İşte Yunus Nadi Alman Dışişleri arşivlerinde yıllarca araştırma yapan Prof. Dr. Nevzat Gözaydın`ın açıkladığı 18 Haziran 1933 tarihli belgede, Yunus Nadi`nin Fransa`dan dönemin parasıyla 1000 Türk Lirası aylık aldığı ortaya konuluyor.
Gözaydın`ın gün ışığına çıkardığı 22 Ekim 1924 tarihli bir başka belge ise, Cumhuriyet gazetesinin kurucusu ve CHP Milletvekili Yunus Nadi`nin Almanlardan da rüşvet aldığını gösteriyor. Yunus Nadi, Cumhuriyet gazetesinde 1930`lu yıllarda yükselişte olan Hitler ve Faşizme sempati besleyen yayınlar yapıyordu. Ancak 1945`te, dünya savaşında Faşist cephenin yenilmesi ve cinayetleriyle Hitler`i aratmayan Stalin`in başında bulunduğu Sovyetler Birliği`nin yükselişiyle çizgi değiştirmiş, sol bir söylem tutturmuştu. Kurulduğu ilk yıllarda Hitler taraftarı, daha sonraları Stalin yalakalığı ile dikkat çeken Cumhuriyet gazetesi özellikle şu günlerde ise İsmet İnönü`nün temellerini attığı Kemalizm safsatası ile Atatürkçülük yaptığını zannederek sayfalarını dolduruyor. (VAKİT, 7-2008)







YORUMLAR