Eda ettiğiniz ibadet ne Kadar Cuma

Cuma ibadeti Çok önemli bir ibadettir. İnkar etmek İslamdan çıkma anlamına gelmektedir. Elbetteki Laik kuralların devlete hakim olduğu bir ülkede yaşıyoruz. Cuma Siyasi bir özelliği olan namazdır. Mekke döneminde Müslümanların Kabe'de topluca namaz kıldığı bir dönemde gelmiş olmasına rağmen Resulullah sav. Mekke'de bu ibadeti eda edememiştir. (Medine'de eda edilmiştir) Çünkü Cuma namazdan ibaret değildir, Cumanın Mutlak farzlarından biri hutbesidir.

Eda ettiğiniz ibadet ne Kadar Cuma
02 Ağustos 2017 - 15:05
ÇOK ÖNEMLİ: Cuma namazı Mekke'de farz kılındı fakat iki/üç ay Rasulullah sav. ve Müslümanlar Mekke'de eda  edemedi, Medine'de özgürlüklerin olduğu bir şehirde yaşayan Müslümanlar Resulullah'ın mektubu sonucu Musab.bin.Umeyr imamlığında ilk cuma namazını kılındı. 

islami ibadetlerin şartları vardır, Bunlar Farz, Vacip, Sünnetlerdir. Bilhassa ibadetin bir farzının mümkün olmadığı şartlarda o ibadet o Müslümana farz değildir. Parası olmayanın Zekat vermesi, hacca gitmesi gibi.

Cumanında Hutbesi Farzdır, İslama göre hutbe verecek imam yoksa cumanın olmazsa olmaz şartı yok demektir.

Ayrıca Cuma Müslümanların bağımsız baskısız İslamı yaşama özgürlüğünün simgesidir. Bu özgürlüğün olmadığı yerde günü kurtarmak için Cuma töreni yapılması İslamın özgürlüğünü ciddiye almamak demektir. Büyük bir vebaldir.

Ve İslam namaz için cemaat olun En takvanızı imam yapın diye emrederken, Cuma için Ululemr'in imamlığı gerekiyor.

Vakit namaz için Vakti belirlenmiş olarak size farz kılındı denildiği halde, Cuma için çağrılmamızın gerektiği beyan ediliyor. Bu çağrıyı ezan olarak kabul edenler ucuz düşünerek Cumanın anlamını işlevini küçümsemiş oluyorlar...

 

Cuma hutbesini Ululemr okuması gerekmektedir (Müslüman olan Yerel yönetici) Veda hutbelerine baktığımızda Resullullah sav. Hutbede o hafta yönetici sıfatıyla yaptığı işleri anlatıyor, Cemaatten razılık şehadeti istiyor. Cemaat şehadet edince Şahid ol ya rab diyerek dua ediyor.

Anlaşıldığı üzere Cuma Müslümanların yönetime egemen olduğu yerlerde eda edilebilir olduğu ortaya çıkıyor. 

Şehirlerde bir yerde eda edilmesi, Bütün cemaatlerin buraya gelmesi isteniyor.

Can, mal güvenliği olmayan yolculuklarda, Sağlığın el vermediği durumlarda cumaya katılmama ruhsatı verilmiştir.

Cuma saatinde diğer camiler kapalı tutulurdu, Kadınlar Çocuklar Cuma ile mükellef değildir.

Mezheplere göre en az 3 veya 40 kişi şartı vardır.



Cuma ayetinde Cumaya çağrıldığınız zaman gelin emri günümüzde ezan şeklinde yorumlanıyor. 

Her ne kadar Ezanda bir namaza çağrı olsada Ezan namaz vaktini belirlemek için adet edinilmiş bir uygulamadır.

Cuma ayetindeki çağrıldığınızda beyanı özel olarak çağrıldığınızda şeklinde yorumlandığını okuyoruz.



Şöyleki; Cuma şehirlerde Ululemr imamlığında toplanılan yerde (Cami olması gerekmiyor)  Köy ve kasabalardan Mahallelerden Davet edilen akil kişiler, kanaat önderleri önünde imam haftalık durum raporu verir, Cemaat kendisinden razı olduğunu beyan eder.  Cemaat içinden şikayeti olan kişiler burada fikirlerini beyan edebilir, Şehrin meseleleri bu şekilde kavgaya meydan bırakmadan halledilirdi.



İmam-ı Azamın devrinde zalim sultanlar devrin alimi cemaat önderi İmamı azamın vali, şeyhül islam olmasını istiyordu, O ise islami yetkileri kullanamıyacağı endişesi ile bu makamları kabul etmiyordu.

Bu pasif direniş sultanları zor durumda bıraktığı için İmamı azamı zindana atarak yıldırmak istedi, Fakat Numan Bin Sabit İmamı azam ebu Hanefi, Zalim sultanın suç ortağı olmayı asla kabul etmedi ve Zindanlarda şehid oldu.

Günümüzdeki şartlar Emevi sultanlarının oluşturduğu şartlardan daha mı iyi...!

Ayrıca bazı ilmihal kitaplarında (Din görevlisinin el kitabı Mevlut Özcan) adlı eserinde dip kaynaklarını beyan ederek; yalancılıkla adlananlar Cumaya çağrılmazdı. 

Günahı kebairi (Kuranı kerimde kınanan Büyük Günahları)  aleni işleyenler Cumaya çağrılmazdı. gibi nakiller Cumanın ne olduğunu ne olmadığını ortaya koyuyor sanıyoruz.

Cuma Elbetteki Çok önemli bir ibadettir. şartları olduğu takdirde mutlaka eda edilmesi gerekiyor.

Maddi şartları oluştuğunda Zekat ve Hac ibadetlerinin farz olduğu gibi, Savaş Cihadı ilan edildiğinde şartları uygun olanın katılmasının farz olduğu gibi. İlim sahibinin her fırsatta ilmini cemaate sunmak zorunda olduğu farz gibi.



BU KONUDA AŞAĞIDAKİ ANLAYIŞI KABUL ETMİYOR, İTİRAZLARIMIZI BEYAN EDİYORUZ.

Cuma namazı hakkında malümat veren Nurettin Yıldız Hoca! Cuma namazını eda eden öğle namazını kılmış sayılır, Ayrıca kılması gerekmez derken,

CUMA namazının kadınlara farz olmadığı söyleyen Nurettin Yıldız Hoca!, Camilerde müsait yer varsa erkeklerin arkasında kadınların cumayı eda etmelerinde bir sakınca yoktur, Ve öğlen namazını ayrıca kılmaları gerekmez.

--Derken ne dediğini biliyormuydu?, Kadınlara Cuma farz değilse (Öyledir) Farz olan öğle namazını nasıl terk edebilirler. Usulen kıldıkları iki rekatlık Cuma namazı nasıl Farz bir namazın yerine geçer?

20.yy.'la kadar Cuma şehirlerde (Vali-Kaymakamı olan) bir camide eda edilirdi

Cumanın şartlarında Devlet başkanı ve yönetim zincirindeki vali, kaymakamların hutbe okuması gerekir

Günümüzde kılınan Cuma namazı 150 sene evvel kılındığı şartlar ülkemizde yok, Bu bir sıkıntıdır.

Günümüzde Yan yana camilerde, Köylerde, İş hanlarında Cuma namazı kılınıyor

Var olan bunca tereddüte rağmen Allah'ın en büyük emirlerinden biri olan Cuma namazını kılmalımıyız yoksa terk mi etmeliyiz?

Papaza Kızıp Orucumuzu bozmadığımız gibi, ne kadar eksikte olsa Cumalarımızı büyük bir şevkle kılmalıyız.

Yaşadığımız şartların el vermediğini gerekçe göstererek ibadetlerimizi terk ederek elde edeceğimiz birşey yoktur.

BU RUHSATI KABUL ETMİYORUM

Nurettin Yıldız'ın bu fikrine katılmıyorum. İlmine değer verdiğim hocalar (Allah cc. yokluklarını göstermesin) ülkemizde Cuma ibadetini eda edecek şartlar yoktur, Bu nedenle eda edilen ibadete Cuma diyemeyiz, Fakat Üzerimize farz olan öğle namazını Cuma kıldık diye terk etmeyin, Cuma şüpheli Öğle Şüphesizdir, Demektedirler.



İslamda Şüphe olmaz, Şüphe ile iman olmadığı gibi ibadette olmaz. Abdestinden şüphe eden kalbine sorsun, Bozulduğunu hatırlamıyorsa var demektir denilmiştir. Cumanın varlık sebebi ortada yokken Cuma diye bir seromoniye Cuma demek mümkün değildir.

İran Şii olmasına rağmen Cumalarını doğru eda ediyorlar, Bu konuda onlardan feyz alabiliriz.

Allah cc. Müslümanların yaşadığı yeri vatan yapmalarını emreder, İslamın hayata hakim olmasını emreder, Bu konuda mücadele edenlerin kanlarının alimlerin mürekkepleri ile birlikte tartılacağını beyan eder, Bütün (Kul hakları hariç) günahları yok eden şehadet vaad eder.

Müslüman, insanların inancına müdahale edemez, Çünkü hidayet sadece Allahın hükmündedir. Bizler islamı yaşamakla mükellefiz ve talep edildiğinde sorulan soruya cevap vermekle mükellefiz, Kimseyi İslam adına zorlayamayız.

Cumanın farz hükümlerinin olmadığı yerlerde, Ululemr olmadığı halde, Hutbe özgürlüğü olmayan yerde, Namaz niyetinde Cuma diye bir seremoni eda etmek Cumanın amacına uygun değildir.

Bir ibadet şartları oluştuğunda farz olur. 

Hac konusuda buna benzer, Cuma şehir hükmünde yerlerde Siyasi bir ibadetken, Hac Yılda bir Dünya Müslümanlarının Dini Siyasi Kültürel Ekonomik konularda istişaresinin gerçekleştirilmesi esastır. 

Mekke ve Medineyi bazı bina ve kabirleri ziyaret değildir, Bu ziyarete umre denilmektedir.

Bir ülke İslamdan sonra başka bir dini inanca dönmüş olsa orası hiç bir zaman Darul harp olmaz. Böyle yerlere Darul Dırar denmiştir.

 Darul harp, Darul Dırar toplumlarda yaşayanlar mutlaka cemaat olmalı, Bir imam seçerek tabi olmaları, Dünyevi uhrevi işlerde yetkili kılınmış bu imamın nezaretinde o toplum Cuma eda etmelidir.

Günümüzdeki Diyanet uygulamasında böyle bir durum söz konusu değildir.

Tarikatler cemaat adı altında toplanmış olsalar dahi İmam seçtikleri kişilere Dünyevi, Uhrevi itaat, hakim, hakem kabul etmemişlerse buna cemaat denmez, Bu nedenle Cuma eda edilmesi sahih olmaz inancındayız


 

ALINTI BİR DİPNOT:

 

İlk Cuma Namazı Nerede Kimler Tarafından – Nerede Kılınmıştır?

Birinci Akabe biati sonrasında Müslüman olan on iki kişi sayesinde Medine,  İslâm ile tanışmıştı. Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in çağrısına kulak verip Müslüman olan bu Medineliler yurtlarına dönüp İslâm’ı anlatmışlar, ertesi yıl ise daha kalabalık bir grup Mekke’ye gidip Peygamber Efendimiz (s.a.v)’e biat etmiş ve Medine’ye gelmek istedikleri takdirde kendisine ve Mekke’ li Müslümanlara sahip çıkacaklarına dair söz vermişlerdi. Mekke’de müşriklerin baskısı çekilmez hale geldiğinde Peygamber Efendimiz (s.a.v) Medine’ye Hicrete izin vermişti. Mekke’li Müslümanlar da gruplar halinde Medine’ye hicret etmişlerdi. Medine henüz Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in hicreti ile şereflenmemişti. Ancak Medine’deki yerli ve muhacir Müslümanlar, kaynaşmalarına vesile olacak, toplanıp bir araya gelebilecekleri özel bir günleri olmasını, haftanın bir gününün kendilerine ait bayram gününün olmasını istiyorlardı. Nitekim Medine’de yaşayan Hristiyanlar Pazar, Yahudiler de cumartesi günlerini bayram olarak benimsemişlerdi. Yahudiler cumartesi gününe hazırlık yapmak için bir gün öncesinde Medine’de sabahtan öğleye kadar Pazar kurarlardı.

Medine’de İslâm’ı öğretmek ve imamlık yapmak için bulunan Mus’ab b. Umeyr (r.a), sayıları her gün artan Müslümanların bu isteklerini Peygamber Efendimiz (s.a.v)’e mektup olarak bildirmişti. Peygamber Efendimiz (s.a.v) de Müslümanların, Yahudi ve Hristiyanların bayram gününden farklı bir günü, Yahudilerin cumartesiye hazırlık olarak geçirdikleri ve Arûbe (Arefe) olarak adlandırdıkları günü bayram edinmelerine izin vermişti. Bu arada bir de öğle vakti iki rekâtlık bir namaz kıldırılmasını ve beraberinde hutbe okunmasını istemişti. Buna uyarak Mus’ab (r.a), on iki kişiyi toplayıp namaz kıldırmıştı. Bir de koyun keserek o günü kutlamışlardı. İşte bu namaz Medine’de hatta İslâm tarihinde kılınan ilk “Cuma namazı” olarak tarihe geçmiştir.

CUMA AYETLERİ

Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla Ey iman edenler, cuma günü namaz için çağrı yapıldığı zaman, hemen Allah'ı zikretmeye koşun ve alış-verişi bırakın. Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır. (CUM'A SURESİ /9) 

Oysa onlar (kendilerini tümüyle Allah'a ve İslam'a teslim etmeyenler) bir ticaret ya da bir eğlence gördükleri zaman, (hemen) ona sökün ettiler ve seni ayakta bıraktılar. De ki: "Allah'ın katında bulunan, eğlenceden ve ticaretten daha hayırlıdır. Allah, rızık verenlerin en hayırlısıdır." (CUM'A SURESİ / 11 ) 

Artık namazı kılınca, yeryüzünde dağılın. Allah'ın fazlını isteyip-arayın ve Allah'ı çokca zikredin; umulur ki felaha (kurtuluşa ve umduklarınıza) kavuşmuş olursunuz. (CUM'A SURESİ / 10) 

Yevmul Aruba neden Yevmul Cuma oldu, Buna cevap bulmadan Cuma hakkında sağlıklı bir fikir edinemeyiz. 

Cuma “Toplamak, bir araya getirmek” anlamındaki (cem’) kökünden türetilmiş bir kelimedir.

Cuma için öncelikle Cemaat olmak gerekir, Cemaat bir araya gelmek değil İmamından son müride kadar sevgi, saygı, sadakat, itaat içinde olan bir topluluk söz konusudur.

Bu topluluk Devlet olabilir, Devlet olamadığı yerde bir zümre olabilir. 

Bu özelliklere sahip cemaatler Cuma ibadetini eda etmelidir.

Birbirinden habersiz, mensubiyeti olmayan Salt bir ibadet olsun diye Cuma edilmiş olmaz. 

KONU HAKKINDAKİ BİR HABERİMİZ İÇİN TIKLAYINIZ