Gazeteciler Cemiyeti, Bu Şekliyle İnternet basın Kanunu hukuka aykırıdır dedi
TGC internet haber sitelerine yönelik düzenleme için itirazlarını açıkladı: Düzenleme Basın ve İfade Özgürlüğünü Engellemektedir
29 Eylül 2014 - 07:33
TBMM Adalet Komisyonu’na itirazlarını bir rapor olarak daha önce sunan Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu, bir açıklama yaparak alt komisyonda kabul edilen metnin de haksızlığa, eşitsizliklere neden olacak maddeler içerdiğini belirtti. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin açıklamasında şu görüşler yer aldı:
"Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, bir süredir görüşülmekte olan Basın Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’na ilişkin, Adalet Komisyonu görüşmeleri sırasında itirazlarını bir rapor halinde Komisyon’a sunmuştu.
Adalet Komisyonu’ndaki görüşmelerde konunun önemi nedeniyle Tasarının Alt Komisyona havale edilerek görüşülmesi gerektiği ve Tasarının basın özgürlüğünü engelleyecek maddelerinin tasarı metninden çıkarılması yönünde görüş bildirmişti.
TGC’nin ve muhalefet partilerinin itirazları Alt Komisyon’da dikkate alınarak tasarının 7. maddesi tasarı metninden çıkarıldı. TGC, Alt Komisyonda bu maddenin çıkarılmasını olumlu karşılamıştır.
Ancak, Alt Komisyon tarafından kabul edilen son metin için de TGC olarak daha önce dile getirdiğimiz itirazlar geçerliliğini korumaktadır. İtirazlarımızı yeniden kamuoyunun dikkatine sunuyoruz.
YENİ TANIMLANAN HABER SİTESİ KAVRAMI KARIŞIKLIK VE EŞİTSİZLİKLERE NEDEN OLACAKTIR
5187 sayılı Basın Kanunu kapsamında tanımlanmaya çalışılan ‘İnternet Haber Sitesi’ kavramı/tanımı karışıklıklara ve eşitsizliklere neden olacak bir kavramdır. Sadece beyanname verilerek bu statüye hak kazanılacak ve sadece bu internet haber sitelerinde çalışanlar/çalışacaklar gazeteci sayılacaktır.
Beyanname vermeden habercilik yapan ‘İnternet Haber Siteleri’ ise kanun kapsamında sayılmayacak ve bu haber sitelerinde çalışanlar da gazeteci sayılmayacaktır!
GAZETECİLİK MESLEĞİN YAPILIŞ BİÇİMİNE GÖRE BELİRLENMELİDİR
TGC; Gazetecilik mesleğinin, yapılan mecraya göre değil, mesleğin ifa ediliş biçimine göre belirlenmesi gerektiği görüşündedir.
Gazeteci bazen televizyonda, bazen gazetede, bazen bir dergide, bazen internette görev yapar. İktidarın öngördüğü tanımlamayı reddeden gazeteciler ya da internet haber siteleri Tasarı’nın bu düzenlemesi karşısında Basın Kanunu ve Basın İş Kanunu kapsamında sayılmayacaklardır.
ANAYASANIN EŞİTLİK İLKESİNE AYKIRIDIR
Böyle bir düzenleme Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi’ndeki gazeteci tanımına da aykırılık teşkil edecektir.
Bu tanıma göre ‘Düzenli bir şekilde, günlük yahut süreli bir yazılı, görüntülü, sesli elektronik veya dijital basın ve yayın organında, kadrolu, sözleşmeli ya da telif karşılığı, haber alma, işleme, iletme veya görüş, fikir belirtme görevi üstlenen ve asıl işi ile başlıca geçim kaynağı bu olup, çalıştığı işletme ile ilgili yasalar karşısındaki konumu bu tanıma uygun olanlar gazetecidir.’
Bu nedenle Tasarının 1.maddesi ile getirilen sadece beyanname vererek internet haber sitesi tanımı içine girecek ve sadece burada çalışan/çalışacak olan meslektaşlarımızın Basın İş Kanunu’na tabi olduğu yönündeki düzenlemenin Anayasa’nın eşitlik ilkesini ihlal ettiği görüşündeyiz. Bu nedenlerle de ‘Alt Komisyonun’ gerekçesine de katılmamaktayız.
TELEKOMÜNİKASYON BAŞKANLIĞINA SINIRSIZ YETKİ VERİLMESİ BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNÜN ÖNÜNDE ENGELDİR
Bunun dışında; kamuoyu tarafından yakından bilinen 5651 sayılı ‘İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanunda’ 06/02/2014 tarihinde yapılan değişiklikler hakkında da itirazlarımızı sunmuştuk.
5651 Sayılı Kanun’un idareye (özelikle TİB’e) verdiği sınırsız yetkilerin basın ve ifade özgürlüğünün önündeki en büyük engeli oluşturacağı, idarenin yapacağı müdahalelerin ölçüsüz olabileceği konusunda uyarılarımızı yapmış ve kamuoyuyla da paylaşmıştık.
Uyarılarımızın haklılığı, İdarenin Twiter, Youtube ve yargının bol miktarda uyguladığı yayın yasaklarıyla, ortaya çıkmıştır.
HABER SİTELERİ SADECE BASIN KANUNU’NA TABİ OLMALIDIR
Beyanname vermek suretiyle Basın Kanunu kapsamına alınan ‘internet haber siteleri’ aynı zamanda Tasarı ile 5651 Sayılı Kanun ile kıskaç altına alınmıştır. Oysa internet haber sitelerinin faaliyetlerini sadece Basın Kanunu’ndaki yükümlülüklerini yerine getirmek kaydıyla yapabilmeleri yeterli olmalıdır.
DÜZENLEME ÖLÇÜSÜZDÜR VE DURUMU AĞIRLAŞTIRMIŞTIR
Her iki kanundaki sorumlulukları yerine getirme yönündeki düzenleme ölçüsüz ve haber sitelerinin durumunu ağırlaştıran bir düzenleme olmuştur. İlk taslakta bizim de talebimizle 7. madde taslaktan çıkarılmıştır.
Ancak Alt Komisyon’da kabul edilen tasarının da 7. maddesindeki düzenleme ağırdır ve ifade özgürlüğünü kısıtlayacaktır.
Tasarının bu düzenlemesine katılmıyoruz. Eğer tam tersi bir düzenleme yapılırsa, düzenlemenin samimi ve basın özgürlüğünü sağlamaya, genişletmeye yönelik bir anlayışın ürünü olduğu kabul edilebilir.
İnternet haber sitelerine; 5651 sayılı Kanunun 4,5,6. maddelerinin uygulanmayacağı yönünde açık bir düzenleme yapılırsa Basın özgürlüğü kısıtlanmamış olacaktır.
Meslektaşlarımıza ve kamuoyuna saygıyla duyurulur."
BASIN KANUNU VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA İLİŞKİN KANUN TASARISI TASLAĞI
MADDE 1- 13/6/1952 tarihli ve 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasındaki “haber ve fotoğraf ajanslarında” ibaresi “haber ve fotoğraf ajansları ile İnternet haber siteleri” olarak değiştirilmiştir.
MADDE 2- 9/6/2004 tarihli ve 5187 sayılı Basın Kanununun 1 inci maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“Bu Kanun basılmış eserlerin basımı ve yayımı ile İnternet haber sitelerinin yayımını kapsar.”
MADDE 3- 5187 sayılı Basın Kanununun 2 nci maddesinin (c) bendine “eserler” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve İnternet haber siteleri” ibaresi eklenmiş ve aynı maddeye aşağıdaki bent eklenmiştir.
“m) İnternet haber sitesi: 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanunun 2 nci maddesinin g bendinde tanımlanan İnternet ortamında, haber ya da yorum niteliğinde yazılı, işitsel ve görsel içeriklerin sunumunu yapan süreli yayını,”
MADDE 4- 5187 sayılı Basın Kanununun 4 üncü maddesine aşağıdaki üçüncü ve dördüncü fıkralar eklenmiştir.
“İnternet haber siteleri yukarıda belirtilen zorunlu bilgileri kendilerine ait İnternet ortamında kullanıcıların ana sayfadan doğrudan ulaşabileceği şekilde ve iletişim başlığı altında bulundurmakla yükümlüdür.
İnternet haber sitelerinde bir içeriğin internette ilk kez sunulmaya başlandığı tarih, her erişildiğinde değişmeyecek şekilde içeriğin üzerinde belirtilir.”
MADDE 5- 5187 sayılı Basın Kanununun 7 nci maddesine beşinci fıkra olarak aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
“İnternet ortamında yayınlarını sürdüren İnternet haber siteleri faaliyetlerini, bu madde hükümleri ve 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun da belirtilen yer sağlayıcılık yükümlülüğüne uygun olarak yerine getirirler."
MADDE 6- 5187 sayılı Basın Kanununun 8 inci maddesine beşinci fıkra olarak aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
“Bu maddenin birinci fıkrasında belirtilen yayın durdurma müeyyidesine ilişkin hükümler İnternet haber siteleri için uygulanmaz."
MADDE 7- 5187 sayılı Basın Kanununun 9 uncu maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
"8 inci maddede belirtilen yayın durdurma müeyyidesi sebeplerinin ortaya çıkması veya yer sağlayıcılık faaliyet belgesinin iptali durumlarında İnternet haber siteleri için sağlanan haklar ortadan kalkar."
MADDE 8- 5187 sayılı Basın Kanununun 10 uncu maddesinin başlığı “Muhafaza ve Teslim Yükümlülüğü” olarak değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.
“İnternet haber siteleri hakkında bu maddenin yukarıdaki fıkralarında yer alan hükümler uygulanmaz. Ancak İnternet haber siteleri, yayınladıkları içerikleri, doğruluğu ve bütünlüğü sağlanmış şekilde bir yıl süre ile muhafaza etmeye ve gerektiğinde talep eden yetkili mercilere teslim etmeye mecburdur.
Yayının herhangi bir şekilde soruşturma veya kovuşturma konusu yapılması halinde bu işlemlerin sonuçlandığının yetkili mercilerce ilgili İnternet haber sitesine yazılı olarak bildirilmesine kadar soruşturma veya kovuşturma konusu yayın kaydının saklanması zorunludur.”
MADDE 9- 5187 sayılı Basın Kanununun 11 inci ve 13 üncü maddelerinin birinci fıkralarında yer alan “Basılmış eserler” ibaresinden önce gelmek üzere “İnternet haber siteleri ve” ibaresi eklenmiştir.
MADDE 10- 5187 sayılı Basın Kanununun 14 üncü maddesine aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.
“İnternet haber sitesi sorumlu müdürü, hazırlanan düzeltme ve cevabı birinci fıkradaki usul ve esaslara göre kullanıcıların ana sayfadan doğrudan ulaşabileceği şekilde ve tekzip başlığı altında bir hafta süreyle yayımlar.
İnternet haber sitelerindeki içeriğin çıkarılması, 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun ve ilgili yönetmeliklerinde içeriğin yayından çıkarılmasına ilişkin düzenlenmiş usul ve esaslara tabidir.”
MADDE 11- 5187 sayılı Basın Kanununun 17 nci maddesinin başlığı “Muhafaza ve teslim yükümlülüğüne uymama” şeklinde değiştirilmiş, aynı maddede yer alan basımcı ibaresinden sonra gelmek üzere “ile muhafaza ve teslim yükümlülüğünü yerine getirmeyen İnternet haber sitesinin sorumlu müdürü” ibaresi eklenmiştir.
MADDE 12- 5187 sayılı Basın Kanununun 18 inci maddesinin üçüncü fıkrasının sonuna aşağıdaki cümle eklenmiştir.
“İnternet haber siteleri için ise, düzeltme ve cevap yazısının yayımlanmaması veya 14 üncü maddesinde belirtilen şartlara uyulmaksızın yayımlanması hallerinde hâkim ayrıca, masraflar yayın sahibi tarafından karşılanmak üzere, bu yazının bu Kanun kapsamında faaliyet gösteren diğer iki internet haber sitesinde yayımlanmasına karar verir.”
MADDE 13- 5187 sayılı Basın Kanununun 26 ncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Basılmış eserler” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya İnternet haber siteleri” ibaresi, aynı fıkrada yer alan “günlük süreli yayınlar” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve İnternet haber siteleri” ibaresi, ikinci fıkrasında yer alan “tarihten” ibaresinden sonra gelmek üzere “İnternet haber siteleri için ise yayım tarihinden” ibaresi eklenmiştir.
MADDE 14- 5187 sayılı Basın Kanununun 27 nci maddesinin birinci ve üçüncü fıkralarında yer alan “Basılmış eserler” ibarelerinden sonra gelmek üzere “veya İnternet haber siteleri” ibaresi eklenmiş ve bu Kanuna aşağıdaki Geçici Madde ilave edilmiştir.
“Geçici Madde 3- İnternet haber siteleri, bu Kanunun yayımlandığı tarihten itibaren üç ay içinde yayınlarını bu Kanunda öngörülen hükümlere uygun hale getirirler.”
MADDE 15- 2/1/1961 tarihli ve 195 sayılı Basın İlan Kurumu Teşkiline Dair Kanuna aşağıdaki ek madde eklenmiştir.
“EK MADDE 1- İnternet haber sitelerinde de resmi ilan ve reklam yayımlatılabilir. Yayıma ilişkin esas ve usuller, bu Kanunun ilgili maddeleri doğrultusunda, Basın İlan Kurumu, Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü ve Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.”
Yürürlük
MADDE 16 – Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Yürütme
MADDE 17 – Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
İNTERNET’İN YASAL DÜZENLEMESİ AV. HÜLYA PEKŞİRİN
TBMM Genel Kurulu’ndan geçen 4676 Sayılı Kanun ile, 3984 Sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun ve 5680 Sayılı Basın Kanununa, internetle ilgili olarak iki düzenlemenin getirildiği görülmektedir. İlk düzenleme, 3984 Sayılı Kanunun 31. maddesine değişiklik getiren 14. maddede yer almaktadır ve maddede yer alan düzenleme şu şekildedir;
"Her türlü teknoloji ile ve her tür iletişim ortamında yapılacak yayın ve hizmetlerin usul ve esasları, Haberleşme Yüksek Kurulunun belirleyeceği strateji çerçevesinde Üst Kurulca tespit edilip Haberleşme Yüksek Kurulunun onayına sunulur. Bu yayın ve hizmetlerin mevzuata uygunluğu, Üst Kurulca denetlenir."
TBMM Genel Kurulunda tasarıda olduğu gibi, aynen kabul edilen bu düzenleme ile, “internet” ortamında yapılan/yapılacak olan “yayın ve hizmetler”, Haberleşme Yüksek Kurulu’nun görev alanına ve RTÜK’ün denetimine sokulmuştur. Kanun yapma tekniği ve maddenin yer aldığı kanunun sistematiği açısından maddede geçen “yayın ve hizmetler” kavramının, sadece “radyo ve televizyon, yayın ve hizmetleri” şeklinde yorumlanmasını gerektirse de; “Her türlü teknoloji ile ve her tür iletişim ortamında yapılacak yayın ve hizmetler” ifadesinin geniş yorumlanması, web sayfalarının da “yayın ve hizmet” olarak değerlendirilmesi, tartışılması ihtimalini karşımıza çıkarmaktadır. Öte yandan artık internet ortamında verilen/verilecek “radyo ve televizyon yayın ve hizmetleri” ise artık RTÜK denetimine tartışmasız bir şekilde girmiş bulunmaktadır.
Sonuç olarak, ne şekilde yorumlanırsa yorumlansın İnternet üzerinden yapılan “yayın ve hizmetlerin” hangi usul ve esaslara tabi olacağı konusu, RTÜK tarafından tespit edilerek; Haberleşme Yüksek Kurulu’nun belirleyeceği stratejiye (!) tabi olmuş durumdadır. Maddenin yazılış şeklinden, internet üzerinden yapılan/yapılacak yayın ve hizmetlerin, 3984 Sayılı Kanununun genel hükümlerine tabi tutulmayıp, Üst kurulca özel olarak tespit edilip (örneğin; bir yönetmelik ile) Haberleşme Yüksek Kurulu’nun onayına sunulmasıyla oluşturulacak daha özel düzenlemelere tabi olabileceğine işaret edildiği düşünülse de, düzenlemenin son cümlesi ile internet üzerinden yapılan yayın ve hizmetlerin, 3984 Sayılı Kanunun diğer hükümlerinin uygulama alanı içinde kaldığı şeklinde geniş yorumlar yapılmasına engel değildir. Bu durum karşısında ise yapılan yayın ve hizmetlerde, 3984 Sayılı Kanunun “yayın ilkelerini” geniş bir şekilde düzenleyen 4. maddesindeki ilkelere uygunluk aranacaktır. Fikir vermek açısından, bu ilkelerle ilgili olarak aşağıda örnekler verilmiştir;
Toplumu şiddete, teröre, etnik ayrımcılığa sevk eden veya halkı sınıf, ırk, dil, din, mezhep ve bölge farkı gözeterek kin ve düşmanlığa tahrik eden veya toplumda nefret duyguları oluşturan yayınlara imkân verilmemesi,
Yayıncılığın, gerek yayın organı, gerekse hisse sahipleri ve üçüncü derece dahil olmak üzere üçüncü dereceye kadar kan ve sıhri hısımları veya bir başka gerçek veya tüzel kişinin haksız çıkarları doğrultusunda kullanılmaması,
İnsanların dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri nedenlerle hiçbir şekilde kınanmaması ve aşağılanmaması,
Yayınların toplumun millî ve manevî değerlerine ve Türk aile yapısına aykırı olmaması,
Özel hayatın gizliliğine saygılı olunması, kamu çıkarlarının gerektirdiği durumlar dışında kişilerin özel hayatının yayın konusu yapılmaması,
Türk millî eğitiminin genel amaçlarının temel ilkelerinin ve millî kültürün geliştirilmesi,
Haberlerin yayınlanmasında tarafsızlık, gerçeklik ve doğruluk ilkelerine bağlı olunması; özgürce kanaat oluşumunun engellenmemesi; haber kaynaklarının kamuoyunun yanıltılmasının amaçlandığı haller dışında gizliliğinin korunması,
Halkı aldatacak, yanıltacak veya haksız rekabete yol açacak reklam yayınlarına yer verilmemesi,
Siyasî partiler ve demokratik gruplar arasında fırsat eşitliği sağlanması; tek yönlü, taraf tutan yayın yapılmaması; seçim dönemlerinde belirlenen seçim yasaklarıyla ilgili ilkelere aykırı davranılmaması,
Yayınlarda, mevzuatın eser sahiplerine tanıdığı hakların ihlâl edilmemesi,
Program hizmetlerinin bütün unsurlarının insan onuruna ve temel insan haklarına saygılı olması,
Yayınların müstehcen olmaması,
Kadına, güçsüzlere ve küçüklere karşı şiddetin ve ayırımcılığın teşvik edilmemesi,
Yayınların karamsarlık, umutsuzluk, kargaşa ve şiddet eğilimlerini körükleyici veya ırkçı nefret duygularını kışkırtıcı nitelikte olmaması,
Suç örgütlerinin korkutucu ve yıldırıcı özelliklerinin yansıtılmaması,
Gençlerin ve çocukların fiziksel, zihinsel ve ahlakî gelişimini zedeleyecek türden programların, bunların seyredebileceği zaman ve saatlerde yayınlanmaması... gibi.
İnternet ortamında yapılan “yayın ve hizmetlerde”, yukarıda örnekleri verilen ilkelere aykırı yapılan yayınların uyarıya rağmen tekrarı durumunda ise;
Yayının bir ila on iki kez arasında durdurulması,
Bu sürede program yapımcısının ve varsa sunucusunun hiçbir ad altında başka bir program yapamaması,
Yayını durdurulan program yerine üst kurulca hazırlattırılacak eğitim, kültür, trafik, kadın ve çocuk hakları, gençlerin fiziksel ve ahlaki gelişimi, uyuşturucu ve zararlı alışkanlıklarla mücadele, Türk dilinin güzel kullanımı ve çevre eğitimi konularında programlar yayınlanması,
Bu aykırılıkların tekrarı halinde ise;
Ulusal düzeyde yayın yapan kuruluşlara 250 milyar lira idari para cezası uygulanması,
“Türkiye Cumhuriyeti Devletinin varlık ve bağımsızlığına, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, Atatürk ilke ve inkılâplarına aykırı yayın yapılmaması, Toplumu şiddete, teröre, etnik ayrımcılığa sevk eden veya halkı sınıf, ırk, dil, din, mezhep ve bölge farkı gözeterek kin ve düşmanlığa tahrik eden veya toplumda nefret duyguları oluşturan yayınlara imkân verilmemesi, Yayıncılığın, gerek yayın organı, gerekse hisse sahipleri ve üçüncü derece dahil olmak üzere üçüncü dereceye kadar kan ve sıhri hısımları veya bir başka gerçek veya tüzel kişinin haksız çıkarları doğrultusunda kullanılmaması” şeklindeki ilkelere aykırı yayın yapılması halinde ise yayının 1 ay süreyle durdurulması,
İhlalin tekrarı halinde ise yayının süresiz olarak durdurulması... ( 3984 Sayılı Kanunun, 4676 Sayılı Kanun ile değişik 33. maddesi)
Gibi hükümlerin -ve tabi 3984 sayılı kanunun diğer hükümlerinin de- internet üzerinden yayın yapan ve hizmet verenlere (!) de uygulanabileceğini geniş bir yorumla söyleyebilmek mümkündür.
TBMM’den geçen 4676 Sayılı Kanunda internetle ilgili olarak yapılan diğer düzenleme ise, 5680 Sayılı Basın Kanununa bir maddenin eklenmesi ile ilgilidir. TBMM’nden -verilen bir değişiklik önergesi ile- geçen 4676 Sayılı Kanunun 26. maddesi aynen şöyledir;
"5680 sayılı Kanuna aşağıdaki ek madde eklenmiştir.
Ek Madde 9- "Bu kanunun yalan haber, hakaret ve benzeri fiillerden doğacak maddi ve manevi zararlarla ilgili hükümleri, bilişim teknolojileri ve internet ortamında sayfa açılması veya elektronik gazete, elektronik bülten vb. suretiyle yayınlanan her türlü yazı, resim, işaret, sesli veya sessiz görüntü ve benzerleri hakkında da uygulanır"
TBMM Genel Kurulunda verilen bu madde değişiklik önergesinin gerekçesi ise şudur;
“İnternet ve bilişim teknolojileri ile ilgili olarak bu Kanunun sadece yalan haber, hakaret ve benzeri fiillerden doğacak maddi ve manevi zararlarla ilgili hükümlerini geçerli kılmak amaçlanmaktadır.”
Bu madde ve gerekçesinde dikkati çeken ilk husus, Basın Kanununun sadece “yalan haber, hakaret ve benzeri fiillerden doğacak maddi ve manevi zararlarla” ilgili hükümlerinin, “bilişim teknolojileri ve internet” ile ilgili olarak uygulama alanı bulacağıdır.
Dikkati çeken diğer husus ise; Basın Kanununda yer alan, “yalan haber, hakaret ve benzeri fiillerden doğacak maddi ve manevi zararlarla ilgili hükümlerinin” maddede yer alan “vb. suretiyle”, “ve benzerleri” kavramları nedeniyle,“internet ve bilişim teknolojileri” ile gerçekleştirilen tüm eylemler (maddede sayılmamakla birlikte; örneğin iletilere, cep telefonu mesajları da madde kapsamındadır) için uygulama alanı bulacağıdır.
Bu düzenleme karşısında Basın Kanununun “yalan haber, hakaret ve benzeri fiillerden doğacak maddi ve manevi zararlarla ilgili” hükümlerinin neler olduğunun irdelenmesi gerekmektedir. TBMM Genel Kurulundan geçen 4676 Sayılı Kanun ile yapılan değişiklikler öncesinde, Basın Kanununda “yalan haber, hakaret ve benzeri fiillerden doğacak maddi ve manevi zararlarla” ilgili herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. Ancak yeni kanun ile Basın Kanununun iki maddesinde, “yalan haber, hakaret ve benzeri fiiller” kavramlarına yer verildiği görülmektedir; 4676 Sayılı Kanun ile değişik Basın Kanunu madde 17 ve madde 19.
Bu düzenlemelerden ise sadece Basın Kanununun 17. maddesinde, “yalan haber, hakaret ve benzeri fiillerden doğacak maddi ve manevi zararlarla” ilgili düzenleme yapılmaktadır. Basın Kanunu 19. maddede yapılan değişiklikte, “yalan haber, hakaret” ifadelerine yer verilmiş olmakla birlikte, “maddi ve manevi zararlar” tanımlamasına yer verilmemiştir.
4676 Sayılı Kanun ile değişik Basın Kanununun 17. maddesi ise, şu düzenlemeleri yapmaktadır;
"Basın yolu ile işlenen yalan haber, hakaret, sövme ve her türlü fiilden doğacak maddi ve manevi zararlardan, 16 ncı maddeye göre sorumlu olanlarla birlikte Borçlar Kanununun genel hükümlerine göre mevkutelerde sahibi ve mevkute olmayanlarda naşiri; mevkute sahibi ile mevkute olmayanların naşirinin şirket olması halinde şirket ile birlikte anonim şirketlerde yönetim kurulu başkanı, diğer şirket ve tüzel kişilerde en üst yönetici müştereken ve müteselsilen sorumludur. Tazminat talebinin haklı görülmesi halinde tazminat miktarı, on milyar liradan az olmamak üzere fiilin ağırlık derecesine göre belirlenir. On Milyar liralık alt sınır her yıl Maliye Bakanlığınca ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılır. Bu maddeye göre açılacak manevi tazminat davalarında hakim tensip kararı ile birlikte bilirkişiyi de tayin eder ve davayı en geç altı ay içinde karara bağlar.
Zarar doğurucu fiilin işlenmesinden sonra mevkutenin devredilmesi, başka bir mevkute ile birleşmesi veya sahibi olan gerçek kişi ya da şirketin herhangi bir surette değişmesi halinde mevkuteyi devralan, birleşen ve her ne suretle olursa olsun mevkutenin sahibi gerçek kişiler ile anonim şirketlerde yönetim kurulu başkanı diğer şirket ve tüzel kişilerde en üst yönetici de, bu fiil nedeniyle hükmedilen tazminattan birinci fıkrada sayılanlarla birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur.
Basılmış eser sahiplerinin dernek, vakıf ve benzeri tüzel kişiler olması halinde tüzel kişilikle birlikte yönetim organlarında yer alanlar hakkında da yukarıdaki hükümler uygulanır.
Bu maddeye göre açılan davalarda tazminata hükmedilmesi halinde, bankalarca uygulanan en yüksek işletme kredisi faizi üzerinden temerrüt faizine de hükmedilir."
Bilişim Teknolojileri ve İnternet ortamında gerçekleştirilen eylemlerle ilgili olarak bu maddenin -önergede yer alan gerekçesi de göz önünde tutularak- dar ve amaca uygun yorumlanması durumunda, bu maddede yer alan düzenlemelerden sadece “tazminat talebinin haklı görülmesi halinde tazminat miktarı on milyar liradan az olmamak üzere” şeklinde çizilen miktara ilişkin alt sınır ile “açılan davalarda tazminata hükmedilmesi halinde, bankalarca uygulanan en yüksek işletme kredisi faizi üzerinden temerrüt faizine de hükmedilir” şeklindeki faiz oranına ilişkin düzenlemenin uygulanmasının amaçlandığı söylenebilecektir. Ancak hem Basın Kanununun değişik 17. maddesinin hem de değişik 19. maddesinin –önergeyi veren milletvekillerinin çeşitli açıklamalarına ve madde gerekçesine rağmen- amacı aşan şekilde geniş yorumlanması durumunda ise (ki bu olasıdır!); web sayfalarının ve iletilerin naşirlerinin (yayınlatanlarının) de sorumlu olacağı, naşirlerinin şirket olması halinde ise; anonim şirketlerde yönetim kurulu başkanı ile diğer şirket ve tüzel kişilerde en üst yöneticilerin müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı kabul edilebilecek ve Basın Kanunu 16. maddede yer verilen “sorumlu müdür” tanımlaması ile “naşir” tanımlamasının kime/kimlere yöneltileceği sorularına, uygun yanıtlar bulma arayışına girilebilecektir. Yine bu çerçevede özellikle web sayfalarında Basın Kanunu 4. madde uyarınca, “künye” uygulamasının gerçekleştirilip gerçekleştirilmemesinin, Basın Kanunu 19. madde kapsamında (ki bu madde de maddi ve manevi tazminat zararla ilgili bir düzenleme bulunmamaktadır!) “cevap ve düzeltme” hakkının kullanılıp kullanılamayacağının tartışmaları yapılabilecektir.
Basın Kanunu’na ek getiren bu madde ile altının çizilmesi gereken diğer önemli bir nokta ise, “yalan haber, hakaret ve benzeri fiiller” kavramlarının her zaman yoruma açık olduğudur. Özellikle “yalan haber, hakaret” konusunda her zaman sübjektif yorumlar söz konusu olacaktır. Olayın ve durumun özelliklerine göre bir kişi için “hakaret” teşkil eden husus, diğer bir kişi için “eleştiri/sert eleştiri” olarak kabul edilebilecek, yine duruma göre “yalan haber”, “soyut/nisbi gerçek haber” olarak kabul edilebilecektir.
Ayrıca bu her iki düzenleme ile ilgili olarak kanun koyucu tarafından yapılan şu yanlışlığa da dikkat çekmek gerekmektedir; gerek 3984 Sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkındaki Kanun, gerekse 5680 Sayılı Basın Kanunu, düzenlemelerini yaptıkları görsel ve yazılı basının kendilerine özgü yapısı, işleyişi ve özelliklerinden kaynaklanan tanımlamalara ve düzenlemelere yer veren, bu alanlarda gerek hukuki ve gerekse cezai düzenlemeler yapan kanunlardır. Her iki kanunda yapılan değişiklik ve ek ile, "bilişim teknolojileri ve internet ortamında gerçekleşen eylemlerin" veya “her türlü teknoloji ile ve her tür iletişim ortamında yapılacak yayın ve hizmetlerin” bu kanunlar kapsamlarında değerlendirmesi, bu eylemlerin her iki kanununa da uygunluğunun aranması sonucunu doğurmaya yöneliktir. Bilişim teknolojileri ve internete ilişkin unsurlara yönelik olarak hiç bir tanımlamaya yer vermeden, internetin kendine özgü yapısından kaynaklanan özelliklere ilişkin tanımlamalar ve düzenlemeler yapmadan, sıradan bir düzenleme ile “her türlü teknoloji ile ve her tür iletişim ortamında yapılacak yayın ve hizmetlerin” veya "bilişim teknolojileri ve internet ortamında gerçekleşen eylemlerin", Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkındaki Kanun ile Basın Kanununa eklenmesi, yeni bir çok sorunu ortaya çıkaracak nitelikte olup, kanun yapma tekniğine de hiç uymamaktadır.
Özellikle altını çizmek gerekir ki, özellikle Basın Kanununa eklenen Ek Madde 9 ile, internet ortamında kişilerin, kişilik haklarının hukuken koruma altına alınması hedeflenmek istenmişse, bunun için yeni bir yasal düzenleme yapılmasına gerek bulunmamaktadır. Yürürlükteki yasalarımızda yer alan genel hükümlerimiz bu sonucu sağlayacak nitelikte olup, sonuçlarda alınabilmektedir. Tabi eğer eylemi ve eylemi gerçekleştiren kişilerin kimliklerini tespit edebiliyorsanız! İnternetle ilgili varolan hukuki sorunlarda, öncelikle kişilerin kimliklerinin güvenli ve kesin bir şekilde nasıl tespit edilebileceği ile gönderilen mesajlardaki bütünlüğünün bozulup bozulmadığının nasıl kesin olarak ortaya konacağı gibi soruların yanıtlarını veren yasal düzenlemelere öncelik tanınmalıdır. Bir yasal düzenleme ile ilgili olarak, kime başvurulacağının ve kimlerin sorumlu tutulacağının tanımlamasının yapılmasına öncelik tanınması eşyanın tabiatı gereğidir.
Oysa TBMM Genel Kurulu’ndan geçen ve internetle ilgili olarak yapılan bu düzenlemelerde, bu hususların tamamen gözardı edildiği, somut durumun özelliklerine ilişkin tanımlama ve düzenlemelerin yapılmadığı görülmektedir ki, bu durum hem yasa koyucunun amacının gerçekleşmemesi sonuçlarını doğurabilecek, hem de yasayı uygulayacak kişi ve kuruluşların işlerini zorlaştırıcı niteliktedir.
Sonuç olarak, 3984 Sayılı Kanunun 31. maddesine değişiklik ve 5680 Sayılı Kanuna ek madde getiren 4676 Sayılı Kanunun 14. ve 26. maddesi ile yapılan düzenlemeler, kanun koyucunun amacını aşabilecek yorumlara müsait olup, söz konusu yasa maddelerini uygulayacak olan kurum ve kişilerin yorumları ile göz önünde tutulmayan bir çok olumsuz sonucun doğmasına neden olabilecektir. Bu durum karşısında ise, TBMM’den geçen bu yasa maddelerinin resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmesi ihtimali karşısında, maddelerin “dar ve amaca yorumlanması” için uygulayıcılara çok fazla görev düşmektedir.
Uyarı: Görüntülemekte olduğunuz Kanun, TBMM Genel Kurulunda kabul edildiği halidir. Varsa daha sonra yapılan değişiklikleri içermemektedir.
İNTERNET ORTAMINDA YAPILAN YAYINLARIN DÜZENLENMESİ VE BU YAYINLAR YOLUYLA İŞLENEN SUÇLARLA MÜCADELE EDİLMESİ
HAKKINDA KANUN
Kanun No. 5651 | Kabul Tarihi : 4/5/2007 |
Amaç ve kapsam
MADDE 1- (1) Bu Kanunun amaç ve kapsamı; içerik sağlayıcı, yer sağlayıcı, erişim sağlayıcı ve toplu kullanım sağlayıcıların yükümlülük ve sorumlulukları ile internet ortamında işlenen belirli suçlarla içerik, yer ve erişim sağlayıcıları üzerinden mücadeleye ilişkin esas ve usûlleri düzenlemektir.
Tanımlar
MADDE 2- (1) Bu Kanunun uygulamasında;
a) Bakanlık: Ulaştırma Bakanlığını,
b) Başkanlık: Kurum bünyesinde bulunan Telekomünikasyon İletişim Başkanlığını,
c) Başkan: Telekomünikasyon İletişim Başkanını,
ç) Bilgi: Verilerin anlam kazanmış biçimini,
d) Erişim: Bir internet ortamına bağlanarak kullanım olanağı kazanılmasını,
e) Erişim sağlayıcı: Kullanıcılarına internet ortamına erişim olanağı sağlayan her türlü gerçek veya tüzel kişileri,
f) İçerik sağlayıcı: İnternet ortamı üzerinden kullanıcılara sunulan her türlü bilgi veya veriyi üreten, değiştiren ve sağlayan gerçek veya tüzel kişileri,
g) İnternet ortamı: Haberleşme ile kişisel veya kurumsal bilgisayar sistemleri dışında kalan ve kamuya açık olan internet üzerinde oluşturulan ortamı,
ğ) İnternet ortamında yapılan yayın: İnternet ortamında yer alan ve içeriğine belirsiz sayıda kişilerin ulaşabileceği verileri,
h) İzleme: İnternet ortamındaki verilere etki etmeksizin bilgi ve verilerin takip edilmesini,
ı) Kurum: Telekomünikasyon Kurumunu,
i) Toplu kullanım sağlayıcı: Kişilere belli bir yerde ve belli bir süre internet ortamı kullanım olanağı sağlayanı,
j) Trafik bilgisi: İnternet ortamında gerçekleştirilen her türlü erişime ilişkin olarak taraflar, zaman, süre, yararlanılan hizmetin türü, aktarılan veri miktarı ve bağlantı noktaları gibi değerleri,
k) Veri: Bilgisayar tarafından üzerinde işlem yapılabilen her türlü değeri,
l) Yayın: İnternet ortamında yapılan yayını,
m) Yer sağlayıcı: Hizmet ve içerikleri barındıran sistemleri sağlayan veya işleten gerçek veya tüzel kişileri,
ifade eder.
Bilgilendirme yükümlülüğü
MADDE 3- (1) İçerik, yer ve erişim sağlayıcıları, yönetmelikle belirlenen esas ve usûller çerçevesinde tanıtıcı bilgilerini kendilerine ait internet ortamında kullanıcıların ulaşabileceği şekilde ve güncel olarak bulundurmakla yükümlüdür.
(2) Yukarıdaki fıkrada belirtilen yükümlülüğü yerine getirmeyen içerik, yer veya erişim sağlayıcısına Başkanlık tarafından ikibin Yeni Türk Lirasından onbin Yeni Türk Lirasına kadar idarî para cezası verilir.
İçerik sağlayıcının sorumluluğu
MADDE 4- (1) İçerik sağlayıcı, internet ortamında kullanıma sunduğu her türlü içerikten sorumludur.
(2) İçerik sağlayıcı, bağlantı sağladığı başkasına ait içerikten sorumlu değildir. Ancak, sunuş biçiminden, bağlantı sağladığı içeriği benimsediği ve kullanıcının söz konusu içeriğe ulaşmasını amaçladığı açıkça belli ise genel hükümlere göre sorumludur.
Yer sağlayıcının yükümlülükleri
MADDE 5- (1) Yer sağlayıcı, yer sağladığı içeriği kontrol etmek veya hukuka aykırı bir faaliyetin söz konusu olup olmadığını araştırmakla yükümlü değildir.
(2) Yer sağlayıcı, yer sağladığı hukuka aykırı içerikten, ceza sorumluluğu ile ilgili hükümler saklı kalmak kaydıyla, bu Kanunun 8 inci ve 9 uncu maddelerine göre haberdar edilmesi halinde ve teknik olarak imkân bulunduğu ölçüde hukuka aykırı içeriği yayından kaldırmakla yükümlüdür.
Erişim sağlayıcının yükümlülükleri
MADDE 6- (1) Erişim sağlayıcı;
a) Herhangi bir kullanıcısının yayınladığı hukuka aykırı içerikten, bu Kanun hükümlerine uygun olarak haberdar edilmesi halinde ve teknik olarak engelleme imkânı bulunduğu ölçüde erişimi engellemekle,
b) Sağladığı hizmetlere ilişkin, yönetmelikte belirtilen trafik bilgilerini altı aydan az ve iki yıldan fazla olmamak üzere yönetmelikte belirlenecek süre kadar saklamakla ve bu bilgilerin doğruluğunu, bütünlüğünü ve gizliliğini sağlamakla,
c) Faaliyetine son vereceği tarihten en az üç ay önce durumu Kuruma, içerik sağlayıcılarına ve müşterilerine bildirmek ve trafik bilgilerine ilişkin kayıtları yönetmelikte belirtilen esas ve usûllere uygun olarak Kuruma teslim etmekle,
yükümlüdür.
(2) Erişim sağlayıcı, kendisi aracılığıyla erişilen bilgilerin içeriklerinin hukuka aykırı olup olmadıklarını ve sorumluluğu gerektirip gerektirmediğini kontrol etmekle yükümlü değildir.
(3) Birinci fıkranın (b) ve (c) bentlerinde yer alan yükümlülüklerden birini yerine getirmeyen erişim sağlayıcısına Başkanlık tarafından onbin Yeni Türk Lirasından ellibin Yeni Türk Lirasına kadar idarî para cezası verilir.
Toplu kullanım sağlayıcıların yükümlülükleri
MADDE 7- (1) Ticarî amaçla toplu kullanım sağlayıcılar, mahallî mülkî amirden izin belgesi almakla yükümlüdür. İzne ilişkin bilgiler otuz gün içinde mahallî mülkî amir tarafından Kuruma bildirilir. Bunların denetimi mahallî mülkî amirler tarafından yapılır. İzin belgesinin verilmesine ve denetime ilişkin esas ve usûller, yönetmelikle düzenlenir.
(2) Ticarî amaçla olup olmadığına bakılmaksızın bütün toplu kullanım sağlayıcılar, konusu suç oluşturan içeriklere erişimi önleyici tedbirleri almakla yükümlüdür.
(3) Birinci fıkrada belirtilen yükümlülüğe aykırı hareket eden kişiye mahallî mülkî amir tarafından üçbin Yeni Türk Lirasından onbeşbin Yeni Türk Lirasına kadar idarî para cezası verilir.
Erişimin engellenmesi kararı ve yerine getirilmesi
MADDE 8- (1) İnternet ortamında yapılan ve içeriği aşağıdaki suçları oluşturduğu hususunda yeterli şüphe sebebi bulunan yayınlarla ilgili olarak erişimin engellenmesine karar verilir:
a) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;
1) İntihara yönlendirme (madde 84),
2) Çocukların cinsel istismarı (madde 103, birinci fıkra),
3) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma (madde 190),
4) Sağlık için tehlikeli madde temini (madde 194),
5) Müstehcenlik (madde 226),
6) Fuhuş (madde 227),
7) Kumar oynanması için yer ve imkân sağlama (madde 228),
suçları.
b) 25/7/1951 tarihli ve 5816 sayılı Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanunda yer alan suçlar.
(2) Erişimin engellenmesi kararı, soruşturma evresinde hâkim, kovuşturma evresinde ise mahkeme tarafından verilir. Soruşturma evresinde, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısı tarafından da erişimin engellenmesine karar verilebilir. Bu durumda Cumhuriyet savcısı kararını yirmidört saat içinde hâkimin onayına sunar ve hâkim, kararını en geç yirmidört saat içinde verir. Bu süre içinde kararın onaylanmaması halinde tedbir, Cumhuriyet savcısı tarafından derhal kaldırılır. Koruma tedbiri olarak verilen erişimin engellenmesine ilişkin karara 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerine göre itiraz edilebilir.
(3) Hâkim, mahkeme veya Cumhuriyet savcısı tarafından verilen erişimin engellenmesi kararının birer örneği, gereği yapılmak üzere Başkanlığa gönderilir.
(4) İçeriği birinci fıkrada belirtilen suçları oluşturan yayınların içerik veya yer sağlayıcısının yurt dışında bulunması halinde veya içerik veya yer sağlayıcısı yurt içinde bulunsa bile, içeriği birinci fıkranın (a) bendinin (2) ve (5) numaralı alt bentlerinde yazılı suçları oluşturan yayınlara ilişkin olarak erişimin engellenmesi kararı re’sen Başkanlık tarafından verilir. Bu karar, erişim sağlayıcısına bildirilerek gereğinin yerine getirilmesi istenir.
(5) Erişimin engellenmesi kararının gereği, derhal ve en geç kararın bildirilmesi anından itibaren yirmidört saat içinde yerine getirilir.
(6) Başkanlık tarafından verilen erişimin engellenmesi kararının konusunu oluşturan yayını yapanların kimliklerinin belirlenmesi halinde, Başkanlık tarafından, Cumhuriyet başsavcılığına suç duyurusunda bulunulur.
(7) Soruşturma sonucunda kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesi halinde, erişimin engellenmesi kararı kendiliğinden hükümsüz kalır. Bu durumda Cumhuriyet savcısı, kovuşturmaya yer olmadığı kararının bir örneğini Başkanlığa gönderir.
(8) Kovuşturma evresinde beraat kararı verilmesi halinde, erişimin engellenmesi kararı kendiliğinden hükümsüz kalır. Bu durumda mahkemece beraat kararının bir örneği Başkanlığa gönderilir.
(9) Konusu birinci fıkrada sayılan suçları oluşturan içeriğin yayından çıkarılması halinde; erişimin engellenmesi kararı, soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı, kovuşturma evresinde mahkeme tarafından kaldırılır.
(10) Koruma tedbiri olarak verilen erişimin engellenmesi kararının gereğini yerine getirmeyen yer veya erişim sağlayıcılarının sorumluları, fiil daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(11) İdarî tedbir olarak verilen erişimin engellenmesi kararının yerine getirilmemesi halinde, Başkanlık tarafından erişim sağlayıcısına, onbin Yeni Türk Lirasından yüzbin Yeni Türk Lirasına kadar idarî para cezası verilir. İdarî para cezasının verildiği andan itibaren yirmidört saat içinde kararın yerine getirilmemesi halinde ise Başkanlığın talebi üzerine Kurum tarafından yetkilendirmenin iptaline karar verilebilir.
(12) Bu Kanunda tanımlanan kabahatler dolayısıyla Başkanlık veya Kurum tarafından verilen idarî para cezalarına ilişkin kararlara karşı, 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdarî Yargılama Usulü Kanunu hükümlerine göre kanun yoluna başvurulabilir.
İçeriğin yayından çıkarılması ve cevap hakkı
MADDE 9- (1) İçerik nedeniyle hakları ihlâl edildiğini iddia eden kişi, içerik sağlayıcısına, buna ulaşamaması halinde yer sağlayıcısına başvurarak kendisine ilişkin içeriğin yayından çıkarılmasını ve yayındaki kapsamından fazla olmamak üzere hazırladığı cevabı bir hafta süreyle internet ortamında yayımlanmasını isteyebilir. İçerik veya yer sağlayıcı kendisine ulaştığı tarihten itibaren iki gün içinde, talebi yerine getirir. Bu süre zarfında talep yerine getirilmediği takdirde reddedilmiş sayılır.
(2) Talebin reddedilmiş sayılması halinde, kişi onbeş gün içinde yerleşim yeri sulh ceza mahkemesine başvurarak, içeriğin yayından çıkarılmasına ve yayındaki kapsamından fazla olmamak üzere hazırladığı cevabın bir hafta süreyle internet ortamında yayımlanmasına karar verilmesini isteyebilir. Sulh ceza hâkimi bu talebi üç gün içinde duruşma yapmaksızın karara bağlar. Sulh ceza hâkiminin kararına karşı Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerine göre itiraz yoluna gidilebilir.
(3) Sulh ceza hâkiminin kesinleşen kararının, birinci fıkraya göre yapılan başvuruyu yerine getirmeyen içerik veya yer sağlayıcısına tebliğinden itibaren iki gün içinde içerik yayından çıkarılarak hazırlanan cevabın yayımlanmasına başlanır.
(4) Sulh ceza hâkiminin kararını bu maddede belirtilen şartlara uygun olarak ve süresinde yerine getirmeyen sorumlu kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. İçerik veya yer sağlayıcının tüzel kişi olması halinde, bu fıkra hükmü yayın sorumlusu hakkında uygulanır.
İdarî yapı ve görevler
MADDE 10- (1) Kanunla verilen görevler, Kurum bünyesinde bulunan Başkanlıkça yerine getirilir.
(2) Bu Kanunla ekli listedeki kadrolar ihdas edilerek Başkanlığın hizmetlerinde kullanılmak üzere 5/4/1983 tarihli ve 2813 sayılı Telsiz Kanununa ekli (II) sayılı listeye eklenmiştir. Başkanlık bünyesindeki iletişim uzmanlarına, Kurumda çalışan Telekomünikasyon Uzmanlarına uygulanan malî, sosyal hak ve yardımlara ilişkin hükümler uygulanır. İletişim Uzmanı olarak Başkanlığa atanan personelin hakları saklı kalmak kaydıyla, kariyer sistemi, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içinde çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.
(3) Başkanlığa Kanunla verilen görevlere ilişkin olarak yapılacak her türlü mal veya hizmet alımları, ceza ve ihalelerden yasaklama işleri hariç, 4/1/2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu ile 5/1/2002 tarihli ve 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu hükümlerine tâbi olmaksızın Kurum bütçesinden karşılanır.
(4) Kanunlarla verilen diğer yetki ve görevleri saklı kalmak kaydıyla, Başkanlığın bu Kanun kapsamındaki görev ve yetkileri şunlardır:
a) Bakanlık, kolluk kuvvetleri, ilgili kamu kurum ve kuruluşları ile içerik, yer ve erişim sağlayıcılar ve ilgili sivil toplum kuruluşları arasında koordinasyon oluşturarak internet ortamında yapılan ve bu Kanun kapsamına giren suçları oluşturan içeriğe sahip faaliyet ve yayınları önlemeye yönelik çalışmalar yapmak, bu amaçla, gerektiğinde, her türlü giderleri yönetmelikle belirlenecek esas ve usûller dahilinde Kurumca karşılanacak çalışma kurulları oluşturmak.
b) İnternet ortamında yapılan yayınların içeriklerini izleyerek, bu Kanun kapsamına giren suçların işlendiğinin tespiti halinde, bu yayınlara erişimin engellenmesine yönelik olarak bu Kanunda öngörülen gerekli tedbirleri almak.
c) İnternet ortamında yapılan yayınların içeriklerinin izlenmesinin hangi seviye, zaman ve şekilde yapılacağını belirlemek.
ç) Kurum tarafından işletmecilerin yetkilendirilmeleri ile mülkî idare amirlerince ticarî amaçlı toplu kullanım sağlayıcılara verilecek izin belgelerinde filtreleme ve bloke etmede kullanılacak sistemlere ve yapılacak düzenlemelere yönelik esas ve usûlleri belirlemek.
d) İnternet ortamındaki yayınların izlenmesi suretiyle bu Kanunun 8 inci maddesinin birinci fıkrasında sayılan suçların işlenmesini önlemek için izleme ve bilgi ihbar merkezi dahil, gerekli her türlü teknik altyapıyı kurmak veya kurdurmak, bu altyapıyı işletmek veya işletilmesini sağlamak.
e) İnternet ortamında herkese açık çeşitli servislerde yapılacak filtreleme, perdeleme ve izleme esaslarına göre donanım üretilmesi veya yazılım yapılmasına ilişkin asgari kriterleri belirlemek.
f) Bilişim ve internet alanındaki uluslararası kurum ve kuruluşlarla işbirliği ve koordinasyonu sağlamak.
g) Bu Kanunun 8 inci maddesinin birinci fıkrasında sayılan suçların, internet ortamında işlenmesini konu alan her türlü temsili görüntü, yazı veya sesleri içeren ürünlerin tanıtımı, ülkeye sokulması, bulundurulması, kiraya verilmesi veya satışının önlenmesini teminen yetkili ve görevli kolluk kuvvetleri ile soruşturma mercilerine, teknik imkânları dahilinde gereken her türlü yardımda bulunmak ve koordinasyonu sağlamak.
(5) Başkanlık; Bakanlık tarafından 3348 sayılı Ulaştırma Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun ek 1 inci maddesi uyarınca, Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, çocuk, kadın ve aileden sorumlu Devlet Bakanlığı ile Kurum ve ihtiyaç duyulan diğer bakanlık, kamu kurum ve kuruluşları ile internet servis sağlayıcıları ve ilgili sivil toplum kuruluşları arasından seçilecek bir temsilcinin katılımı suretiyle teşkil edilecek İnternet Kurulu ile gerekli işbirliği ve koordinasyonu sağlar; bu Kurulca izleme, filtreleme ve engelleme yapılacak içeriği haiz yayınların tespiti ve benzeri konularda yapılacak öneriler ile ilgili gerekli her türlü tedbir veya kararları alır.
Yönetmelikler
MADDE 11- (1) Bu Kanunun uygulanmasına ilişkin esas ve usûller, Adalet, İçişleri ve Ulaştırma bakanlıklarının görüşleri alınarak Başbakanlık tarafından çıkarılacak yönetmeliklerle düzenlenir. Bu yönetmelikler, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren dört ay içinde çıkarılır.
(2) Yer veya erişim sağlayıcı olarak faaliyet icra etmek isteyen kişilere, telekomünikasyon yoluyla iletişim konusunda yetkilendirme belgesi olup olmadığına bakılmaksızın, yer veya erişim sağlayıcı olarak faaliyet icra etmesi amacıyla yetkilendirme belgesi verilmesine ilişkin esas ve usûller, Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir. Bu yönetmelik, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren beş ay içinde çıkarılır.
İlgili kanunlarda yapılan değişiklikler
MADDE 12- (1) 4/2/1924 tarihli ve 406 sayılı Telgraf ve Telefon Kanununun 2 nci maddesinin (f) bendine aşağıdaki cümle eklenmiştir.
“Bu idarî para cezalarına ilişkin kararlara karşı, 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdarî Yargılama Usulü Kanunu hükümlerine göre kanun yoluna başvurulabilir.”
(2) 4/7/1934 tarihli ve 2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanununun ek 7 nci maddesinin onuncu fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “belirtilen” ibaresinden sonra gelmek üzere “telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişime ilişkin” ibaresi eklenmiş, ikinci cümlesi “Oluşturulan bu Başkanlık bir başkan ile daire başkanlıklarından oluşur.” şeklinde değiştirilmiştir.
(3) 5/4/1983 tarihli ve 2813 sayılı Telsiz Kanununun 5 inci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
“Kurulca belirlenecek esas ve usûller çerçevesinde, 4/1/2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanununun 22 nci maddesinde belirtilen doğrudan temin usûlüyle serbest avukatlar veya avukatlık ortaklıklarıyla avukat sözleşmeleri akdedilebilir.”
(4) 1/11/1983 tarihli ve 2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanununun 6 ncı maddesinin ikinci fıkrasının son cümlesi “4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 135 inci maddesinin altıncı fıkrasının (a) bendinin (14) numaralı alt bendi kapsamında yapılacak dinlemeler de bu merkez üzerinden yapılır.” şeklinde değiştirilmiş; dördüncü fıkrasında yer alan “Ancak” ibaresinden sonra gelmek üzere “casusluk faaliyetlerinin tespiti ve” ibaresi eklenmiş; altıncı fıkrasının üçüncü cümlesinde geçen “Bu madde” ibaresi “Bu fıkra” olarak değiştirilmiştir.
GEÇİCİ MADDE 1- (1) Başkanlığın kuruluştaki hizmet binasının yapımı, ceza ve ihalelerden yasaklama işleri hariç, Kamu İhale Kanunu ve Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu hükümlerine tâbi olmaksızın Kurum bütçesinden karşılanır.
(2) Halen faaliyet icra eden ticarî amaçla toplu kullanım sağlayıcılar, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içinde 7 nci maddeye göre alınması gereken izin belgesini temin etmekle yükümlüdürler.
(3) Halen yer veya erişim sağlayıcı olarak faaliyet icra eden kişilere, Kurum tarafından, telekomünikasyon yoluyla iletişim konusunda yetkilendirme belgesi olup olmadığına bakılmaksızın, yer veya erişim sağlayıcı olarak faaliyet icra etmesi amacıyla bir yetkilendirme belgesi düzenlenir.
Yürürlük
MADDE 13- (1) Bu Kanunun;
a) 3 üncü ve 8 inci maddeleri, yayımı tarihinden altı ay sonra,
b) Diğer maddeleri yayımı tarihinde,
yürürlüğe girer.
Yürütme
MADDE 14- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.







YORUMLAR