Müftülük Memuru Görevinden Atıldı

Fatih Müftüğü personeli İnanç İlke-Sen Genel Başkanı Özhan Uçan sosyal medyada politikacıların islami anlamda yanlışları konusunda uyarılar yapması gerekçe gösterilerek, memur yasasını ihlal etmekten Savunması alınmadan işten atılması camiayı ayağa kaldırdı. İslami söylemlerle iktidara gelmiş bir hükumetin bu şekilde bir kıyım, Bir gözdağı gösterisi cemaat arasında da endişelere sebep oldu

Müftülük Memuru Görevinden Atıldı
05 Mayıs 2016 - 16:34 - Güncelleme: 14 Nisan 2021 - 16:12

Diyanet'in personelini memurluktan çıkarmasına tepki yağıyor..

Din görevlileri toplumsal her konuda cemaate fikir vermek, Soruları cevaplamak, Sorunlara reçete sunmak görevleri arasındadır. 

Camilerde toplanan vatandaşlar sadece namaz kılmak değil Cemaat olmak zorunda olan kişilerdir, Camilerde sevinçler ve üzüntüler paylaşılır, Sadece namaz kıldırmak görev olamaz, Namaz memurluğu islami bir görev değildir.

 

Sosyal medyada Siyasi paylaşımlar yaptığı gerekçesiyle Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından Fatih Müftülüğü'ndeki görevine son verilen İnanç İlke-Sen Genel Başkanı Özhan Uçan'la dayanışmak ve Diyanet'i protesto etmek üzere İstanbul ve Ankara'da basın açıklaması yapıldı.

 



 

Siyasi paylaşımlar yaptığı gerekçesiyle Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından Fatih Müftülüğü'ndeki görevine son verilen İnanç İlke-Sen Genel Başkanı Özhan Uçan'la dayanışmak ve Diyanet'i protesto etmek üzere İstanbul ve Ankara'da basın açıklaması yapıldı.

 

Ankara'da, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından Ak Parti'yi eleştiren paylaşımlarda bulunduğu iddiası ve bu şekilde siyasi faaliyette bulunduğu gerekçesiyle işine son verilen İlkeli Diyanet ve Vakıf Çalışanları Dayanışma Sendikası (İnanç İlke-Sen) Genel Başkanı Özhan Uçan'la dayanışmak ve Diyanet İşleri Başkanlığı'nı protesto etmek üzere İlke-Sen Sendikaları tarafından bir basın açıklaması gerçekleştirildi. Eskişehir yolu üzerinde yer alan Diyanet İşleri Başkanlığı binasının önünde gerçekleştirilen eylemde İlke-Sen üyeleri tarafından 'Diyanet'in 'Rızıkla Terbiye' Çabasına Karşı, Birlik Ve Dayanışmayı İnşa Edeceğiz!' yazılı pankart açıldı.

 

"Rızkı Allah'tan başka kimse kesemez, kimse insanları rızıkla terbiye etmeye kalkmasın!"

 

Açıklama öncesinde bir konuşma yapan MAZLUMDER GYK Üyesi Fahrettin Dağlı, son birkaç yıldır düşünce özgürlüğünün önüne setler çekildiğini söylediği konuşmasında, 'Bilinmelidir ki çekilen her set her bariyer hürriyetlerin akışının önüne engel teşkil etmeyecektir.' ifadelerini kullandı. Görevine son verilen Özhan Uçan'ın kendi görevini yaparak söz konusu kurumları israf konusunda uyardığına dikkat çeken Dağlı, camilerin minberlerinde ifade edilen 'Zalim sultana karşı hakkı müdafaa etmeyenler zalimdir.' sözünden yola çıkarak 'Arkadaşımız bundan farklı bir şey mi yaptı? Şu dönemde en hakiki cihad hakkı ifade etmektir. O halde bu arkadaşımızın yaptığı tamamen mübarek bir davranıştır, kıymete değerdir, cezaya layık değildir. Arkadaşımızın rızkını Allahtan başka kimse kesemez. Dolayısıyla kimse rızıkla terbiye etmeye kalkmasın.' dedi.

 



Hayri Kırbaşoğlu: Türkiye'nin en kara sayfalarından biri Müslümanlar tarafından yazılıyor!

 

Fahrettin Dağlı'dan sonra eylemin katılımcılarından Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hayri Kırbaşoğlu da bir konuşma gerçekleştirdi. Konuşmasında, Türkiye'de şu an en kara sayfalardan birinin Müslümanlar tarafından yazıldığını ifade eden Kırbaşoğlu, 28 Şubat'ta yapılanların daha fazlasının İslami kesimler tarafından yapılıyor olmasının çok acı olduğunu belirtti.

 

Allah'ın bütün Müslümanları adaleti ikame etmekle mükellef kıldığını söyleyerek 'Şüphesiz Allah, adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara yardım etmeyi emreder; hayasızlığı, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor. -Nahl Süresi / 90-' ayetini örnek veren Kırbaşoğlu, 'Bu ayet bugün Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından baypas edilmiş, hükümsüz kılınmıştır. Diyanet teşkilatı da unutmamalıdır ki, adalet herkes için uygulanmalıdır.' dedi.

 

"Müslümanlar, şu anda kendi Müslüman kardeşlerini iplerde sallandırmaktadırlar."

 

Kırbaşoğlu, 'Müslümanlar olarak ne yol tuttuğumuzu düşünmemiz lazım.' ifadelerini kullandığı konuşmasında, 'Düne kadar İstiklal Mahkemeleri'nde hocaları idamla sallandırıldığı için rejimi yerden yere vuran Müslümanlar, şu anda kendi Müslüman kardeşlerini manen idam etmekte, iplerde sallandırmaktadırlar. Maalesef bu acı çelişkiyi göremeyecek kadar körleşmişlerdir.' şeklinde konuştu.

 

"Diyanet önce kendi Müslümanlığını gözden geçirsin!"

 

İnsanların ekmeğiyle oynamanın, insanları işten atmanın yapılabilecek en büyük zulüm olduğunu dile getiren Hayri Kırbaşoğlu, 'Sistem, iktidar, diyanet herkes eleştirilere açık olmak zorundadır, eleştiri almak en tabii hakkıdır. Bu arkadaşımızın yaptığı da kanunlara hiçbir şekilde aykırı olmayan, gayet İslami ve Diyanet'i İslam'a uymaya davet eden bir eleştiridir. Bu arkadaşın yaptığının İslam'a uygunluğu noktasında Diyanet'in şüphesi varsa o zaman önce kendi Müslümanlığını gözden geçirsin.' çağrısında bulundu.

 

"Keşke böyle bir talebeyi keşke yetiştirmeseydim!"

 

Şu anda Diyanet İşleri Başkanlığı'nın en üst konumunda olan kişinin kendi öğrencisi olduğunu belirten Kırbaşoğlu, 'Ama böyle bir talebenin hocası olmaktan utanç duyduğumu burada üzülerek ifade etmek zorundayım. Böyle zulüm ve haksızlık yapan bir teşkilatın başına geçecek bir talebeyi keşke yetiştirmeseydim demek zorunda kaldığım için maalesef son derece üzgünüm. Cenab-ı Hak benim hatamı affetsin.' dedi.

 

"'Müslüman kardeşlerimizin' kölesi olmayacağız!"

 

'Hak verilmez alınır.' diyen Kırbaşoğlu konuşmasına son verirken, 'Bu insanların rızkını keserek, işten atarak, baskı yaparak onları susturamazsınız. Hiçbir insanı susturamazsınız. Biz, Müslümanlar olarak Müslüman kardeşlerimizin kölesi olmayacağız. Bunu Diyanet de bilsin, iktidar da bilsin, bütün dünya da bilsin. Çünkü bütün peygamberler bütün insanlığı kula kul olmaktan, köle olmaktan kurtarmak için gelmiştir. Biz Müslüman olduktan sonra tekrar; ne iktidarın kölesi olabiliriz, ne Diyanet'in kölesi olabiliriz, ne de hocalarımızın kölesi olabiliriz. Biz kimseye kul-köle olmayacağız. Özgürlüğümüz için sonuna kadar mücadele edeceğiz.' ifadelerini kullandı.

 

Topluluk adına basın açıklamasını İnanç İlke-Sen MYK Üyesi okudu. Açıklamada sosyal medyada yaptığı Ak Parti'yi ve lüks ve israf politikalarını eleştiren paylaşımları hakkında başlatılan soruşturmanın İnanç İlke-Sen Genel Başkanı Özhan Uçan'ın işten atılmasıyla sonuçlandığını belirten Erkuş, karar metninde Diyanet İşleri Başkanlığı'nın laikliğine vurgu yapan Anayasa'nın 133. maddesine de atıf yapıldığının altını çizdi.

 

"Sesimizi daha gür çıkaracağız!"

 

Erkuş açıklamada, emr-i bil maruf ve nehy-i anil münkerin sorumluluğumuzun bir parçası olduğunu hatırlatarak, 'Bu sorumluluğumuza yöneltilmiş her türlü saldırıya karşı dayanışma içerisinde, kenetlenmiş bir duvar gibi saf saf karşı koyacağımızın bilinmesini istiyoruz. Çalışma yaşamının garantörü olan çalışma hakkı ve sendikal örgütlenme hakkının bu şekilde ihlaline karşı sesimizi daha da gür çıkartacağız.' ifadelerine yer verdi.

 

"Rızıkla terbiye etme politikaları devam ettirilmektedir"

 

'Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından alınan bu kararla, 28 Şubat'ın "rızıkla terbiye etme" politikaları çağımızın iktidar sahiplerinin eliyle devam ettirilmiş olmaktadır.' diyen Erkuş, 'Biz İnanç İlke-Sen üyesi Diyanet çalışanları, İlke-Sen üyeleri ve adalet ve hakikatten yana olmaya çalışan insanlar olarak; bu baskı ve sindirme politikalarına karşı çıkacağımızı tüm sesimizle ilan ediyoruz.' ifadelerini kullandı.

 

Açıklamada, "Baskılara, adaletsiz kararlara, çalışanların 'rızkını keserek terbiye etme' politikalarına tepki duyan tüm kamu çalışanlarını bu kararlara söyleyecek hiçbir sözü olmayan ve bu kararları zımnen destekleyen sendikalardan istifa ederek baskılara maruz kalan sendikalara üye olmaya çağırıyoruz" ifadelerini kullanan Erkuş, 'İnanç İlke-Sen ve İlke-Sen camiası, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından alınan bu karara rağmen, Özhan Uçan'la tam bir dayanışma içerisinde, İslami değerlerin hakim olduğu adil ve özgür bir dünya için verdiği mücadelesini sürdürecektir.' dedi.

 

Eylem boyunca, 'Baskılar Bizi Yıldıramaz!', 'Emekçiler Köle Olmayacak!', 'Özhan Uçan Yalnız Değildir!', 'Birlik, Mücadele, Dayanışma!', 'Tevhid, Adalet, Özgürlük!' sloganları atılarak tekbir getirilirken; '28 Şubat Diyanet'le sürüyor!', 'Mehmet Görmez, Allah Görür!', 'Rızıkla 'Terbiye' İlahlık Taslamaktır!', 'İsrafı ve Lüksü Eleştirmek Suç mu?', 'Özhan Uçan Yalnız Değildir!', 'Diyanet'in İşten Çıkarma Gerekçesi: Laiklik!' yazılı dövizler ve 'Diyanet'in 'Rızıkla Terbiye' Çabasına Karşı, Birlik Ve Dayanışmayı İnşa Edeceğiz!' yazılı pankart taşındı.

 



 

Basın açıklamasının tam metni şu şekilde:

 

Baskı ve sindirme politikalarını dayanışmamız yenecek!

 

Bugün burada Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından İnanç İlke-Sen Genel Başkanı Özhan Uçan kardeşimizin işine son verilmesini protesto etmek ve Uçan'la dayanışmak için bir araya gelmiş bulunuyoruz.

 

Diyanet iş kolunda örgütlü olan sendikamızın kurulmasının hemen ardından Genel Başkanımız Özhan Uçan'ın sosyal medyada yaptığı Ak Parti'yi ve lüks ve israf politikalarını eleştiren paylaşımları hakkında başlatılan soruşturma Pazartesi günü Uçan'ın işine son verilmesiyle sonuçlandı. Diyanet İşleri Başkanlık makamının oluruyla alınan işten çıkarma kararı, 633 sayılı Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun'un 25. maddesinde yer alan "siyasetle ilgilenme" yasağının ihlal edilmesiyle gerekçelendirildi. Ayrıca, dikkat çekici bir biçimde, karar metninde Diyanet İşleri Başkanlığı'nın laikliğine vurgu yapan Anayasa'nın 133. maddesine de atıf yapıldı.

 

Kemalist müstekbirler tarafından temelleri atılmış olan Diyanet İşleri Başkanlığı'nın aldığı bu adaletsiz kararın özgür düşünceye vurulmuş bir darbe anlamına geldiği açıktır. Bizim için düşünce ve ifade hürriyetimiz emr-i bil maruf ve nehy-i anil münker sorumluluğumuzun bir parçasıdır. Bu sorumluluğumuza yöneltilmiş her türlü saldırıya karşı dayanışma içerisinde, kenetlenmiş bir duvar gibi saf saf karşı koyacağımızın bilinmesini istiyoruz. Çalışma yaşamının garantörü olan çalışma hakkı ve sendikal örgütlenme hakkının bu şekilde ihlaline karşı sesimizi daha da gür çıkartacağız.

 

Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından alınan bu kararla, 28 Şubat'ın "rızıkla terbiye etme" politikaları çağımızın iktidar sahiplerinin eliyle devam ettirilmiş olmaktadır. Farklı düşünen, akıntıya kapılmayan ya da itirazları olan kişilerin kurum içerisinde çeşitli mobbing vasıtalarıyla yıldırılması, yılmayanların "ibret-i alem olsun diye" işten çıkarılarak tasfiye edilmesi Diyanet İşleri Başkanlığı'nın kendi bünyesinde 28 Şubat'ın ruhunu yaşattığını göstermektedir. Biz İnanç İlke-Sen üyesi Diyanet çalışanları, İlke-Sen üyeleri ve adalet ve hakikatten yana olmaya çalışan insanlar olarak; bu baskı ve sindirme politikalarına karşı çıkacağımızı tüm sesimizle ilan ediyoruz.

 

Uçan'ın işten çıkarılmasının gerekçesi olarak gösterilen "siyasi partilerden herhangi birini veya onların tutum ve davranışlarını övme ve yerme" şeklindeki; hukuk mantığına, İslam'a ve adalete baştan başa aykırı olan yasağın başta müftüler olmak üzere pek çok Diyanet personeli tarafından ihlal edildiği tüm kamuoyu tarafından çok iyi bilinmektedir. İktidar partisini veya iktidar partisinin tutum ve davranışlarını öven, yahut muhalefet partilerini eleştiren Diyanet personeline karşı kurum tarafından herhangi bir soruşturma yürütülmediği açıktır. Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından sadece Adalet ve Kalkınma Partisi'nin çeşitli tutumlarını, lüks ve israf politikalarını eleştiren bir sendika başkanının işten çıkarılması açıkça çifte standart içermektedir. Bizler, "kendisine değil herkese Müslüman olmaya" çalışan kişiler olarak herkes için adaletin temin edildiği özgür bir dünyaya ulaşmak için bu tip çifte standartlı zalimane kararları yalnızca hak ve adalet üzere gerçekleştirilen bir direnişle alt edebileceğimizi vurguluyoruz.

 

Özhan Uçan hakkında verilen bu karar artık ülkemizde ve özellikle de kamu kurumlarında konuşmanın, eleştirmenin, kendini ifade etmenin, fikirlerini paylaşmanın ciddi bir risk taşıdığının son önemli göstergesi olmuştur. Devletin tüm imkanları kullanılarak üretilen baskı ve sindirme politikaları kamu çalışanlarını ve halkımızı hayatın her alanında kendisini sansürleyerek yaşamaya zorlamaktadır. Düşüncelerimizi paylaşmaktan korkutulduğumuz bu düzeni dayanışma içinde verdiğimiz mücadele ile aşacağız. İnsanların ilahlık taslayarak, diğerlerini fikirleri yüzünden rızkını kesmekle tehdit etmesinin engellendiği yeni ve adil bir düzleme bu dayanışmamızla ulaşacağız.

İlke-Sen camiası olarak, bu baskılara, adaletsiz kararlara, çalışanların 'rızkını keserek terbiye etme' politikalarına tepki duyan tüm kamu çalışanlarını, tüm dostlarımızı bu kararlara söyleyecek hiçbir sözü olmayan ve bu kararları zımnen destekleyen sendikalardan istifa ederek baskılara maruz kalan sendikalara üye olmaya çağırıyoruz.

 

İnanç İlke-Sen ve İlke-Sen camiası, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından alınan bu karara rağmen, Özhan Uçan'la tam bir dayanışma içerisinde, İslami değerlerin hakim olduğu adil ve özgür bir dünya için verdiği mücadelesini sürdürecektir.

Devletin gücünü avuçlarının arasında tutan karar alıcılara, hiçbir dünyevi gücün nihai olmadığını hatırlatma gereği hissediyoruz.

Bu bağlamda, İnanç İlke-Sen Genel Başkanı Özhan Uçan'ın hukuksuz bir şekilde işten çıkarılmasının, başta hukuki süreç olmak üzere her bakımdan takipçisi olacağımızı tüm kamuoyuna ilan ediyoruz.

 



SAĞLIK İLKE-SEN (İlkeli Sağlık ve Sosyal Hizmet Çalışanları Dayanışma Sendikası) 

Laiklik gerekçeli  Uygulama İstanbul'da da protesto edildi


Fatih Müftülüğü önünde de, İlke-Sen İstanbul şubesi üyeleri tarafından bir protesto gösterisi düzenlendi.


Eylemin başında söz alan EĞİTİM İLKE-SEN Başkanı Ahmet Örs, Özhan Uçan'ın soruşturma gerekçesi ve süreci hakkında bilgi verdi. Özhan Uçan'ın Diyanet İşleri Başkanının 1 milyon liralık aracıyla ilgili ve siyasi içerikli eleştiriler yaptığını, bunun sonucunda savunması bile alınmadan işine son verildiğini belirten Örs, ülkedeki siyasi ortamın nasıl bir hal aldığına dikkat çekti.

Daha sonra söz alan İNANÇ İLKE-SEN Başkanı Özhan Uçan, Diyanet kurumunun işleyiş ve mantığıyla alakalı değerlendirmeler yaptı ve destekte bulunanlara teşekkür etti.

 Uçan, şu şekilde konuştu:

 Diyanet laikliğin teminatı olarak kurulmuştur. Kurulduğu zaman da şimdi de hakim siyasetin kurumsal bir organı vazifesinde olmuştur.

Dilerseniz araştırın ve bakın ki iktidar politikalarına uygun bir şekilde cuma hutbeleri nasıl oluşuyor, nasıl son dakika değiştiriliyor yenileri yazılıyor? Bunları samimi bir şekilde araştırıp baktığınızda göreceksiniz ki Diyanetin kendisi beni hukuksuz bir şekilde işimden atmasına sebep olan siyasetin nasıl göbeğinde?

Bunların dışında yine baktığınızda göreceksiniz ki Diyanet, devletin baskıcı ve tehditkar gücünü arkasına alarak halkın dini anlayışını nasıl çıkarlarına göre kontrol altında tutmaya çalışıyor. Yoksa Diyanet, tarihte peygamberler öldüren sürgün eden Yahudi alimlerinin yönettiği Süleyman Mabedindekileri mi örnek almaya çalışıyor?

Onlar ki geçimini din satarak değil marangozluk yaparak temin eden ve rızkı Allahtan bekleyip onlara sadece nasihat eden Zekeriya'yı ve oğlu Yahya'yı öldürmediler mi? İsa'yı neredeyse çarmıha germiyorlar mıydı? Neden çünkü onların tahakküm ettiği, halkın sadakasıyla servet yığdıkları düzene karşı sadece söz söylüyorlardı.

 
Biz bu taşlanan, öldürülen, zorla hicret ettirilen peygamberlerin takipçileriyiz... Kötüyü ve iyiyi ayıran geceyi ve gündüzü aramızda dolaştıran Rabbe hamd olsun.

Muhakkak ki bu yaşadığımız durumda benim, siz tanık olan insanlar ve bu makam ve iktidar sahipleri için nice ibretler vardır.

Allah zalimler topluluğuna hidayet etmez!

Topluluk adına basın açıklamasını ise Emre Karaca okudu.

Karaca açıklamasına "Her insan gibi Özhan kardeşimiz de yaşadığı ülke ve dünya hakkında kanaatlere ve bunları özgürce dile getirme hakkına sahipken; bir müslüman olarak da adil şahitlik yükümlülüğü altındadır." diye başladı ve Diyanet'in ve iktidarın eleştiriye tahammül edemediğini vurguladı.

 
Diyanet'in Özhan Uçan'ı laiklik gerekçesiyle işten çıkardığının altını çize Karaca, "Bizler hamdolsun ki Müslümanız, Diyanet gibi siyasetin dinden bağımsız bir alan olduğuna inanmıyoruz. Açıkça söyleyemeseler de bu utanç verici gerekçenin İslam'ın temeli olan Tevhid inancının tam karşısında yer aldığını elbette hepsi bilmektedir. Bu husustaki takdiri müslüman halkımıza ve mutlak hükümranlık sahibi olan Rabbimize bırakıyoruz." dedi.
 

Savunma almadan işten çıkarma kararı veren Diyanet'i İstiklal Mahkemelerinin misyonunu sürdürmekle suçlayan Karaca, insanları rızıkla tehdit etmenin de 28 Şubatçı bir zalimlik olduğunu ifade etti.

Konuşmasının devamında "Ey iktidar sahipleri, ey din-diyanet kılıfıyla halk üzerinde egemenlik kuracaklarını sanan zavallı ruhbanlar" diye seslenen Karaca, "Sizin müstekbirliğinize boyun eğecek değiliz!" dedikten sonra köle olmayacaklarını vurguladı.

Eylem boyunca "Zalim Diyanet Hesap Verecek, Emekçiler Köle Olmayacak, Baskılara Boyun Eğmeyeceğiz, Tevhid Adalet Özgürlük, Özhan Uçan Yalnız Değildir" gibi sloganlar atılıp tekbir getirildi.
 

Eylemde okunan basın açıklamasının tam metni şu şekilde:

 
EY DİYANET, HAKKI SÖYLEYENİ LAİKLİK GEREKÇESİYLE İŞTEN ÇIKARMAK 28 ŞUBATÇI BİR ZALİMLİKTİR!  ÖZHAN UÇAN YALNIZ DEĞİLDİR

 
Kıymetli dostlar,
 

İNANÇ İLKE-SEN Başkanımız Özhan Uçan, görevli olduğu Fatih İlçe Müftülüğündeki işinden Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından el çektirilmiştir.

Özhan Uçan kardeşimizin işten çıkarılmasına gerekçe olarak sosyal medyada paylaştığı yorumlar gösterilmiştir.

Evet, her insan gibi Özhan kardeşimiz de yaşadığı ülke ve dünya hakkında kanaatlere ve bunları özgürce dile getirme hakkına sahipken; bir müslüman olarak da adil şahitlik yükümlülüğü altındadır.

 
Özhan Uçan, bir müslüman olarak emr-i bi'l-ma'ruf nehy-i an'il-münker sorumluluğu çerçevesinde Diyanet İşleri Başkanının 1 milyon liralık makam arabasını eleştirmiş, kendisine ve sorumluluğu olan herkese nasihat etmiştir.

Halka her gün, her Cuma sohbet, hutbe ve vaazlarla kendince nasihatler etmekte olan Diyanet, çuvaldız kendisine yönelince paniğe kapılmış, hakikatin perdesini aralayan arkadaşımıza soruşturma açmıştır.

 
Ayrıca ülkenin idaresini elinde bulunduran AKP iktidarının yanlışlarını Özhan Uçan başkanımız kendi lisanınca dile getirmiş, hatalarını haykırmıştır.

Eleştiri, nasihat iktidar sahiplerinin kolaylıkla kabul edebilecekleri davranışlar cümlesinden olmadığı için mutlak iktidarlarının sorgulanmasını hazmedemeyenler hem dini hem siyasi konumlarından yola çıkarak idam sehpasını hazırlamışlardır.

Özhan Uçan'ın işinden çıkarılma sürecindeki soruşturma tam olarak "ibret-i alem"liktir. Savunma alınmadan yapılan işten çıkarma ve bu işten çıkarmanın gerekçesi de "ibret-i alem"liktir.

 
Şunu herkesin açıkça bilmesi gerekir:

 
Diyanet, Özhan Uçan kardeşimizi laikliği ihlal gerekçesiyle işinden uzaklaştırmıştır.

Bizler hamdolsun ki Müslümanız, Diyanet gibi siyasetin dinden bağımsız bir alan olduğuna inanmıyoruz.

Açıkça söyleyemeseler de bu utanç verici gerekçenin İslam'ın temeli olan Tevhid inancının tam karşısında yer aldığını elbette hepsi bilmektedir. Bu husustaki takdiri müslüman halkımıza ve mutlak hükümranlık sahibi olan Rabbimize bırakıyoruz.
 

Herkesin bilmesi gereken bir şey daha var ki o da şudur:

Özhan Uçan'ı, savunmasını bile almadan işten atanlar "sanığın idamına, tanıkların bilahare dinlenmesine" diye karar veren İstiklal Mahkemelerinin takipçileri olmuşlardır!

Ayrıca insanları yoksulluk, işsizlik ve açlıkla korkutarak itaate ve köleliği kabule zorlayanlar 28 Şubat zalimliğinin mirasçılarıdır! O utanç vesikasını övünerek; bile isteye boyunlarına geçirmişlerdir!

 
Buradan sesleniyoruz:

 
Ey iktidar sahipleri, ey din-diyanet kılıfıyla halk üzerinde egemenlik kuracaklarını sanan zavallı ruhbanlar,

Sizin müstekbirliğinize boyun eğecek değiliz!

Türlü yasa ve gerekçelerle insanları sindirebileceğinizi, hakikati balçıkla sıvayabileceğinizi düşünüyorsanız yanılıyorsunuz!

Kamu görevlilerinin işten atılmasını kolaylaştıracak yasal düzenlemeler yapın, hoşunuza gitmeyenlerin mallarını müsadere edin, savunmasını bile almadan çalışanlarınızı "kapının önüne" koyun, umurumuzda değil!


Köle olmayacağız!

Sadece Alemlerin Rabbine teslim olanları nasıl köle yapacaksınız?
 

Hemen yanında durduğumuz şu koca mabedler şahittir ki nice kudretli sultanlar şimdi ayaklarımızı bastığımız bu mekanlardan gelip geçtiler ama yüz yıllardır yattıkları kabirlerinde parmaklarını bile kıpırdatamıyorlar.

Ululuk taslamak insanın haddi değildir.

Bütün yücelik ve her türlü övgü Alemlerin Rabbi olan Allah içindir. Yaratan ve besleyen sadece O'dur!

Zalimlerin baskıları ancak mazlum ve mustazafların devrimci dayanışmasını artırır.

Özhan Uçan yalnız değildir.

Kuşkusuz hesap sorucu olarak Allah yeter!

 
Haber Kaynağı: http://www.memurlar.net/haber/552271/2.sayfa

 MAHKEME DİYANETİ HAKSIZ BULDU TIKLAYINIZ
Bu haber 4060 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum