Müteahhitler acımasız bir şekilde yolsuzluk yapıyor

Cumhurbaşkanımızdan gene çok düşündürücü bir çıkış gerçekleştirildi. Sayın Erdoğan Ülkemizde bilhassa İstanbulda dikey yapılaşmadan şikayet etti, Boğaz öngörüm kanununa aykırı yapılaşmanın yaygınlaştığından şikayet etti.

Müteahhitler acımasız bir şekilde yolsuzluk yapıyor
28 Ocak 2017 - 00:07 - Güncelleme: 07 Şubat 2017 - 09:34
CUMHURBAŞKANI RT ERDOĞAN İSTANBULDAKİ VAHŞİ YAPILAŞMADAN DOLAYI ZEHİR ZEMBELEK KONUŞMA YAPTI.. 

Bundan önce Kızılcahamamda düzenlenen Yerel Yönetimler Şurasında benzer bir konuşma yapmış, Dikey mimariye izin verilmemesini istemiş, Çocuklarımızın ayakları topraktan mahrum kalmasın demişti.

Az gittik uz gittik Aradan kaç yıl geçti, Yatay yapılaşma RANT devşirme girişimlerine kurban edildi ve  bir arpa boyu gidemedik, İstanbul tepeleri gökdelenlerle tanınmaz hale geldi.

Daha yeni bir karar alındı Beşiktaş ilçesi Boğaz öngörümden çıkarıldı, Beşiktaşın tamamına yakını Boğaz öngörümünde, Ve cum. Başkanımız Boğaz yapılaşmasından şikayet ediyor, Adeta tavşana kaç tazıya tut der gibi.

yada başta İBB sonra yerel belediyeler Cumhurbaşkanımıza rağmen bu uygulamaları hayata geçiriyor...

 

İyi biliyorum ki İstanbulda Bilhassa Fatih ve Boğaziçinde atılan her temel hakkında Cumhurbaşkanımıza bilgi giriliyor.



Bu sitemden anlıyoruz ki, Fatih ve Boğaz konusunda Sayın Erdoğana bilgi kısıtlı ve içeriksiz yanıltıcı istihbarat gidiyor.

Çünkü halen yürülükteki kanunlar katledilerek yapılan yeni yapılaşmaların çoğu mevcut kanunlara aykırı yapılıyor.

Muhalefetin ve Gazetecilerin ihbar içerikli girişimleri hiçbir netice vermiyor.

Birçoğu savcılık, Bazıları mahkeme aşamasında SUÇ OLUŞMAMIŞTIR gerekçesi iel takipsizlikle sonuçlanıyor.

Şehircilik Şurası'nda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "kot" üzerinden eleştirdiği müteahhitler için "Acımasızca yolsuzluk yapıyorlar" ifadelerini kullandı. "İstanbul Boğazı'nın hali ortada" diyen Erdoğan, boğaz yasası konusunda ciddi bir adım atılması gerektiğini de belirtti.

Beştepe Millet Kültür ve Kongre Merkezi'nde Şehircilik Şurasında, konuşma yapan Erdoğan'ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

"Batı medeniyeti sahip olduğu devasa üretim kapasitesine rağmen insanlığın mutluluğuna aynı oranda katkı sunamıyor. Şehirle insan arasındaki ilişki insan öncelikli olmazsa yaşadığımız çevre manevi boyutuyla üzerimize çökmeye başlar. 

Dünyanın dört bir tarafında önemli şehirleri ziyaret etme imkanı buldum. Yaşadığımız sıkıntılar bize mahsus değil. Pek çok toplum benzer sancıları yaşıyor. Nüfusun kır ve kent dağılımı hızla bozulmakta. Ülkemize baktığımızda 1950'de nüfusumuzun sadece yüzde 25'i şehirlerimizde yaşarkan bugün bu oran yüzde 90'ı aşmıştır. 

Gittiğim yerlerde nizami şehirleşme örneklerini de gördüm. Ama bir şeyin düzenli olması doğru ve güzel olduğu anlamına gelmiyor. Binaların meydanların belirli bir kimliği şahsiyeti vardır, olmalıdır. Hiçbiri diğerinin aynı değildir. Batı'da tek tipçi bir mimari anlayış vardır. Aynı tip binalardan yüzlerce binlerce görürsünüz. Batı mimarisi budur. Düzenli ama karakteri olmayan şehirleşme bizim idealimiz olamaz.



"DİKEY DEĞİL YATAY MİMARİDEN YANAYIM"

1940'tan itibaren yaşanan gecekondulaşmada aynı tip binlerce bina ortaya çıkmıştır. Bu yapılaşma tarzı artık son bulmalıdır. Bu şurada bunun üzerinde ısrarla durulmalıdır. Ben dikey değil yatay mimariden yanayım. İnsan toprağa yakın yaşamalıdır. Dikey mimarinin altında yatan geçek az topraktan çok büyük para kazanmaktır. Yapılan iş budur. Şimdi Ergün Bey'e (TOKİ Başkanı Mehmet Ergün Turan) sesleniyorum. Artık ülkemizde tarihimize, kültürümüze hayat tarzımıza uygun binalar inşa etme dönemi geldi, geçiyor. 



"BÜYÜK RAHATSIZLIK DUYUYORUM"

O çirkin yapılar yaylalarımızı kıyılarımızı dahi işgal etmeye başlamıştır. 

Karadeniz yaylalarında Ege'de Akdeniz'de gördüğüm yapılardan büyük rahatsızlık duyuyorum. Hep birlikte buna karşı set oluşturmalıyız. Şehirlerimiz gecekondu tarzı yapılardan kurtulurken şahsiyetsiz binalara terk edilmemelidir. Sadece rant, kazanç odaklı anlayışla şehir inşası gerçekleştiremeyiz. 

Amerika'da Manhattan'ı düşünün... Devasa binaların arasına girdiğiniz zaman ruhsuz olduğunu görürsünüz. Bir insan orada medeni olarak yaşıyorum diyemezsiniz. Odanızdan betonu görürsünüz, yeşili değil. 

Şehirleşmenin getirdiği güvenlik sorunlarını aşma konusunda da hep birlikte kafa yormalıyız. Bizim kültürümüzde zengin, fakir, patron, işçi yanyana evlerde oturabilmektedir. Bu birliktelik herkesin diğerinin halini görmesine, gerektiğinde yardım eli uzatmasına imkan sağlamaktadır. Bilinçli bir şekilde kurulan şehirler medeniyetlerin kurucu ve taşıyıcı şehirleri olmuştur. 

 

 

"ACIMASIZ ŞEKİLDE YOLSUZLUK YAPIYORLAR"

Bugün tekraren söylüyorum. Kot denilen bir olay var. 

Müteahhitler bununla ilgili acımasız bir şekilde yolsuzluk yapıyorlar. 

Kotu denizden verme anlayışını getirmemiz lazım. Meyilli bir arazi. Beyefendi en yüksek noktadan alıyor. Böyle yapınca 2-3 kat yerine 5-6 kat bina çıkıyor. Bu işi kökünden kazımamız lazım. Her taraftan bakınca güzellik olması lazım. Bodrum diyorsun adam zemin yapıyor. Bu konularda belediyelerin hassas davranması lazım. Bodrum güneşi görmeyen yerdir. Etrafını açmak suretiyle bodrumu zemine dönüştüren anlayış ihanet içerisindedir. 

Yetkililer buna müsaade etmemeli. Şurdan buradan kazanmak istiyoruz... Geçin o işleri. Kazanmak isterken şehre ihanet ediyorsun, ihanet. İnsanın şehirler üzerinde hakkı olduğu gibi şehirlerin de insanlar üzerinde hakları vardır. Medeni olacaksak böyle olacağız. 



"İNŞAATLARIN BOĞAZ'DA YAPILMASINDAN YANAYIM"

İstanbul Boğazı'nın hali ortada. Boğazı felç ettiler. İstanbul felç. Neden? Bu yüzden. 

Bakıyorsun ki o güzelim Boğaz'da aman ya Rabbim, 5, 6, 7 kat binalar. Nerede bunlar? Ön görünümde. Niye Kararlı bir duruş sergilenmediği için bunlar oluyor. 

Şimdi bununla ilgili çok ciddi bir Boğaz yasasının yeniden ele alınması, çıkartılması lazım. 

Bunun için Çevre ve Şehircilik Bakanlığımızın kararlı bir adım atması gerekiyor, hükümetimizin kararlı bir adım atması gerekiyor. 

Bunu sıfırlayalım demiyorum. İnşaatların Boğaz'da yapılmasından da yanayım. Bu çirkin yapılaşmaların yıkılıp, onların yerine inşaat yapılsın, yapılsın ama dediğim gibi bunun bir anayasası olsun adeta. 

Bu anayasasını kurduğumuz zaman bu mesele biter."

 


Bu haber 2703 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum