Tarihi tescilli anıt eser Caminin bitişiğine Otel
557 yıllık tarihi Seydibey caminin bitişiğine 6-7 katlı bina yapılması Fatih ilçemizdeki SİT anlayışının bir örneği
08 Aralık 2015 - 11:59
Tarihi Seydi bey Camii Fındıkzade Molla Gürani Mahallesi, 1985 Ada 10 Parsel üzerinde yer almaktaydı.
Seydi Bey Cami 1558 yılında Süleymaniye sularının getirilip akıtılmasında bina emini olan Seydi Bey tarafından yaptırılmıştır.
Zamanla yanan bu mescidden günümüze fotoğrafından başka hiç bir eser ulaşmamıştır.
Önce üzerinde gecekondu vardı, vakıflar 1. bölge müdürlüğünün kiraya vermesiyle sonradan bu cami arsası otopark olarak kullanılmaya başlandı.
Otopar işletmesi Fatih Belediyemizce tahliye ettirilmesi ve arsa etrafının çevrilmesi sağlanmıştır.
24.09.2008 tarihli karar ile Koruma Kurulu’ndan izin alınarak temel izi araştırma kazısı yapılmış, kazı neticesinde ulaşılan veriler doğrultusunda 12.04.2010 tarihi kararla yapının tescil edilmesi sağlanmıştır.

Mescidin ihya edilmesi için hazırlatılan projeler Kültür Varlıkları Koruma Kurulunun onayına sunulmuş Onay alan proje Şimal İlim ve Hizmet vakfının üstlenmesi, Vakıflar 1. bölge müdürlüğü kontrolünde ihyasına başlanmıştır.

2010 yılında tescili yapılmasına rağmen hemen yanındaki binalar SİT hukukuna aykırı yüksek restore edilerek ve Uygulamada Fonksiyon değişikliği görmezden gelinmiş, Caminin bitişiğindeki iş yeri ve konutlar otele dönüştürülmüştür.

Bu duyarsız uygulamaların son bulmasını Fatihin Eminönü gibi oteller şehri olmasının engellenmesini devlet yetkililerinden talep ediyoruz.
Fatih belediye başkanı Mustafa Demir son seçimler öncesi Fatih Eminönü gibi olmayacak, Burada otelleşmeye izin vermeyeceğiz şeklinde söz verdiğini biz onlarca kez duymuştuk kendisinden.

2014 seçimleri hemen sonrası yaptığı açıklamada Fatih tarafınında %50Sinin Turizm Ticaret Konaklama olarak müsaade edileceğini açıkladı.
Uygulamada sınır tanımayan Butik otelciler İşi büyüttü Tarihi tescilli SMÖ binalarıda otele dönüştürüyor, Küçük parseller binalar içtima yapılarak büyük alanlar kazanılıp turistik otel yapılıyor.
SİT hukukunun izin vermediği ne kadar kırmızı çizgi varsa Fatihte artık çokça ihlal ediliyor
konutlar İş hanları izin almaksızın otele dönüştürülüyor.
Bu gidişle fatihin nüfusu %90 ilçe dışına çıkacak Fatih dubai gibi oteller şehri olacak
8500 yıllık antik şehir her gün tarihi özelliğinden çok şey kaybediyor, Üç imparatorluğa başkentlik yapan Tarihi sur içine bu kadar modern bina yapılması bu tarihi gerçeğe ihanet olarak görüyoruz, Başta Cumhurbaşkanımızdan ve başbakanımızdan, Kültür bakanımızdan Fatihin bu gerçeğine izin vermemesini talep ediyoruz.

sulukulede işlenen tarih cinayet daha beteri Ayvansaray türk mahallesinde işlendi, tarihi türk mahallesi 2 parsel dışında tamamı Otel konaklam tesisi haline getirdiler, Altınboynuz inşaatın gerçekleştirdiği yapılanmanın bir ortağı ise fatih belediyesi.....


caminin arşivde bulunan fotoğrafları arasında bulunan çeşmenin yapılması gerçekleşecek mi bilmiyoruz, bakalım göreceğiz, etraftaki işgaller kalıcı gibi

CAMİ HAKKINDA ARAŞTIRMACI MÜFİT YÜKSEL ÇALIŞMASI
İstanbul’un Kaybolan Camileri: Seydî Bey Camii – Müfid Yüksel
İstanbul’un Kaybolan Camileri: Seydî Bey Camii
Müfid Yüksel
Seydî Bey cami-i şerifi, Fatih ilçesi, Molla Şeref mahallesi, 1985 Ada,9-10 Parselde yer almaktaydı. Süleymaniye su yolunun binâ emini Seydî Bey bin Abdurrahman tarafından 966/1558 Tarihinde yaptırılmıştır. Hadika’nın kaydına göre camiin Arabî kitabesindeki tarih Muharrem 966/Ekim 1558’dir. 999/1590 yılında ise camiinin önüne büyük bir çeşme yaptırıp kitabesini kendisi yazmıştır. Yanısıra Seydî Bey’in Sıbyan mektebi de varmış. Şaban 966/Mayıs-Haziran 1559 tarihli vakfiyye kaydı “İstanbul Vakıfları Tahrir Defteri”nde şu şekilde yer almaktadır:
“2418. Vakf-ı Seydî Beg İbn Abdirrahman
Vâkıf-ı mezbûrun Mevlâna Hâmid imzâsyla bir vakfiyyesi vardur ki mazmunı zikr olunur.
Aslı Vakf
Hânehâ üç beyt ve bi’r-i mâ mahdud Kumrı Hatun mülki ve mescid bağçesi ve tarik-ı hass ve ammile
Meblağ-60000
Şart-ı Vâkıf Menzil-i mezkur istiğlalve meblağ-ı mezbûr istirbâh olunup evkâfınun masârıfına sarf oluna.
El-Masraf
Cihet-i mütevelli-Fi yevm 4
Cihet-i câbî-Fi yevm 2
Cihet-i imam-Fi yevm 4
Cihet-i tilâvet-i sûre-i Yâsîn ve Mülk-Fi yevm 2
Cihet-i müezzin-Fi yevm 4
Be-cihet-i ‘aşrhân ba’de’l-Asr-Fi yevm 1
Be-cihet-i müderris-i Sultan Selîm berây-ı nezâret-Fi yevm 1
Be-cihet-i sirâc-ı mescid ve haşir-Fi yevm 1
Berây-ı Ferahnâz-Fi yevm 2
Berây-ı avârız-ı mahalle-Fi sene 200
Bu vakfiyeye muttasıl vâkıf-ı mezbûrun Dokuzyüz Altmışaltı (966) Şa’bânında vâkî Mevlâna Hâmid imzâsıyla bir vakfiyyesi vardur ki mazmunı zikrolunur.
Asl-ı Vakf
Hânehâ-i muhavvatateyn dâhiliyyede beyteyn-i süfliyyeyn ve zülle ve fürun ve bi’r-i mâ; hâriciyyede ıstabl ve ve gurfe ve beyt-i sağîr mahdûd Zeyneb Hâtun ve Ferhâd Beğ ve Emîne Hâtun ve Mustafa En-Neccârve Zeliha bint Karagöz ve Nisâ bint Hasan ve Hesna bint Abdullah mülkleri ve tarik-ı hâss ile.
Meblağ-41310
Şart-ı Vâkıf: Meblağ-ı mezbûrun onbirbin üçyüzon (11310) akçasına mekteb binâ oluna. Mâ-fazal mescid önine su getürmeğe sarf ola. Mâ-fazal vakfiyye-i ûlada zikrolunan iki beytün ta’mîrine ola ve otuzbin akçası mu’ameleye virilüp mu’allime üç akça ve halifeye iki akça ve sirâc yakana iki akça, mütevelliye bir akça virile. Mu’allim olan imâm ola. Hilâfet müezzine ola. Cihet-i ikâd serrâc Keyvân’a ola.Ba’dehu re’y-i hakime mufavvaz ola. Tevliyyet evkâf-ı sâbıka mütevellisine ola. Evvelen zikrolunan menzilün süknası nefsine, ba’dehu utekâsı Ferhâd’a ve Keyvân’a ve Ferahnâz’a, ba’dehum evlâdına ve evlâd-ı evlâdına ile’l-inkırâz icâreye virilüp sâyir evkâfun zevâyidi ile vücûh-ı hayrâta sarf oluna mütevelli ve hakim ma’rifetiyle.(İstanbul Vakıfları Tahrîr Defteri, 1009(1600) Tarihli, 2004:536)
Yine bu cami ile alakalı Hadîkatu’l Cevâmi’de şu bilgiler yer almaktadır:
“Seydî Beğ Mescidi Der Kurb-ı Molla Gürânî
Bânisi Süleymaniye suları mecrâsına binâ emîni olmuşdur. Mescidi pişgâhında bir âlî çeşmesi vardır. Mescidin tâk-ı dergâhında böyle yazılmışdır:
قد بنی هذا المسجد الشريف سيدی ابن عبدالرحمن فی شهر محرّم سنه [1]٩٦٦
Kabri Topkapusı hâricindedir. Çeşmesinin Farsî târihi kendinindir ki, budur:
حمد بی حدّ خدا و شاه دعا گوییم همه روز بصبح و مسا
گفتم آن دم شده بود اين تاريخ چشمۀ ماء روی چشم ما
[2]٩٩٩
Mahallesi vardır.” (Ayvansarâyî, Hadîka, Hattat Rakım Nüshası, 1231:62b;Matbu Nüsha,1281:1/126; Galitekin Yayını, 2001:181)
Seydî Bey Camii ve Çeşmesi çeşitli tarihlerde tamir görmüştür. Başbakanlık Osmanlı arşivinde yer alan 13 S. 1317/23 Haziran 1899, 20 S. 131730 Haziran 1899, 30 Za. 1317/1 Nisan 1900 ve 14 B. 1318/7 Kasım 1900 tarihli belgelerden camiin ve çeşmenin esaslı bir tamir gördüğü anlaşılmaktadır. (BOA, İ.Ev.22/1317/S-14; BEO. 1332/99872; 1465/109810; ŞD. 148/59; 150/99) Cami 31 Mayıs 1918 Tarihli büyük Fatih yangınında büyük zarar görmüş ve metruk hale gelmiştir. (Öz, 1997:1/121; Fatih Camileri,1991:200;Öneş, 1998:402 ) Seydî Bey Camiinin A. Süheyl Ünver arşivinde yer alan 1931 tarihli fotoğrafında cami mimarisine ilşkin son dönem müdahaleleri görülebilmektedir. Camiin kâgir, moloz taş almaşık örgülü duvarları, Tanzimat sonrası dönemin mimarisini yansıtan büyük ve yuvarlak kemerli pencereleri, bir fil gözü pencere göze çarpmaktadır. Minare ise iri/kalın gövdeli ve üstü sıvalı, kaidesi kesme taş örgülü gövde ve şerefe üstü tuğla örgülü bir yapıdaydı.(Süheyl Ünver Arşivi (Süleymaniye Kütüphanesi), Dosya No:240/25) Zamanla harabe hale gelen cami 50’li yıllarda yıkılmaya yüz tutmuş, arsası son yıllarda otopark haline getirilmiştir. Camiin önünde yer alan klasik Osmanlı mimarisindeki büyük çeşmesi ise yangın akabinde muattal ve harap vaziyete gelmiş. İ. Hilmî Tanışık’ın kaydına göre 1943 yılında taşları sökülerek Farsi kitabesiyle birlikte yok edilmiş. Tanışık ayrıca harap vaziyetteki çeşmenin bir fotoğrafını da neşretmiştir. (Tanışık, 1943: 44-45, Sıra No:40). Yukarıda alıntıladığımız vakfiyye kayıtlarında yer alan muallimhâne/mektebinin ise tam mahalli ve ne zaman ortadan kalktığı tesbit edilememiştir. Bu muallimhane/mektep ile alakalı Başbakanlık Osmanlı Arşivindeki bir muhasebe defterinde kayıt yer almakta olup, tarihten hâlidir.(BOA, MAD..d..19788)
Bibliography
Ayvansarâyî, Hafız Hüseyin, 1231. Hadîkatu’l-Cevâmi’, Yazma, Müstensih: Hattat Mustafa Râkım, İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi Yazmaları, TY 8872
Ayvansarâyî, Hâfız Hüseyin, 1281. Hadîkatu’l-Cevâmi’, Cilt. 1-2, Matbaa-i Âmire, İstanbul
Ayvansarâyî, Hâfız Hüseyin, 1987. Hadîkatu’l-Cevâmi’, Cilt. 1-2; Hazırlayan: İhsan Erzi, Tercüman Yayınları, İstanbul
Ayvansarâyî, Hâfız Hüseyin, 2001.Hadîkatu’l-Cevâmi’, Hazırlayan: A. Nezih Galitekin, İşaret Yayınları, İstanbul
Egemen, Affan, 1993. İstanbul’un Çeşme Ve Sebilleri, Arıtan Yayınevi, İstanbul
Fatih Camileri, 1991. Fatih Camileri Ve Diğer Tarihi Eserler,Türkiye Diyanet Vakfı Fatih Şubesi Yayınları,İstanbul
İstanbul Vakıfları Tahrîr Defteri, 1009/1600 Târîhli, Hazırlayan: Doç. Dr. Mehmet Canatar, İstanbul Fetih Cemiyeti Yayınları, 2004. İstanbul
Öneş, Ethem Ruhi, 1998. Mabedler Şehri İstanbul’un Tarihi Mescid Ve Camileri, İstanbul Ajans Yayıncılık, İstanbul
Öz, Tahsin. 1997. İstanbul Camileri, Cilt.1-2, 3. Baskı, TTK. Yayınları, TTK. Basımevi, Ankara
Tanışık,İbrahim Hilmi, 1943. İstanbul Çeşmeleri 1, İstanbul Ciheti, Maarif Vekilliği Antikite Ve Müzeler Müdürlüğü Yayınlarından,Maarif Matbaası, İstanbul
[1] 966 tarihli Arapça kitabenin tercümesi:“Bu Mescid-i şerifi Muharrem ayı, sene 966’da Abdurrahman oğlu Seydî binâ ettirmiştir.“ Kitabede, Arapça’da ay anlamına gelen “Şehr شهر “ kelimesi, Hadika’nın Hattat Râkım nüshasında, Farsça “Mah ماه “ olarak yer almıştır.
[2] 999 tarihli Farsça kitabenin tercümesi: “ Allah’a haddsiz hamd olsun, hergün sabah-akşam duâ edelim padişaha; O an dediğim olmuştu bu tarih, pınarımızın yüz suyunun çeşmesi.” Kitâbe Hadika’nın yazma nüshası ile matbu nüshasında farklı şekillerde yer almıştır.







YORUMLAR