Tersane-i Amire Yok Edilmeden önce
Tersane-i Amire Fatih Sultan Mehmet'in 11 Aralık 1455 de temelini attığı günden itibaren ,bu coğrafyada yaşayanların gerçek sanayi ile tanışmasının mühendislik yada bir manada akademik bilimsel çalışmalarının başlangıcıdır.
01 Haziran 2016 - 06:10
Tersane-i Amire Sadece gemi sanayi değil ülkenin o zamanki bir çok ihtiyaçlarınada cevap vermiştir.
Zamanın silokon vadisi diye adlandırırsak abartmamış oluruz .
7 ekim 1571 yılında büyük bir bozgun olan inebahtı deniz savaşının kaybedilmesi sonrası, 1572 yılında 6 ay gibi kısa bir sürede 158 parça gemi tüm techizatı ile birlikte denize indirilmiş ve o zaman haçlıları hayrete düşüren bir üretim gerçekleştirilmiştir.
Sokullu'nun tarihe geçmiş ünlü cümlesi de unutulmamıştır ( “Paşa, Paşa! Sen” henüz bu devleti anlayamamışsın. Bu devlet öyle bir devlettir ki, isterse bütün donanmanın gemilerini gümüşten, halatlarını ibrişimden, yelkenlerini atlastan yapar. Bütün gemilerin donatımını yetiştiremezsen benden iste» ).
.jpg)
1829'da, II. Mahmud zamanında mühendis Mehmet Efendi ile mimar Mehmet Kalfa tarafından Tersane-i amirenin övünç kaynağı olarak inşa edilmiş olan, Üç ambarlı 128 toplu kalyon olarak yapıldığı dönemde dünyanın en büyük savaş gemisi olan MAHMUDİYE Kalyonu, çok büyük bir savaş gemisidir.
Bunlar gibi dünya çapında oldukça başarılı birçok üretimi gerçekleştirmiş ,ve Dünya gemi inşa sanayisine yön vermiş liderlik yapmış ,sanayi kompleksiydi.
Fatih'in torunlarıyız diyenlere gelince.
İstanbul'un tüm reklam tabelaları ve üst geçitlerinde dünyanın en büyük 3 boyutlu görsel şöleni olarak duyurdukları 29 mayıs 1453 fetih günü kutlamalarını yapacak olan sözde torunlar sözlük anlamı muhafaza eden olan Muhafazakarlığı sadece sözde söylemlerde kullananlar ,Bu güne kadar ülke sanayisi için hiçbirşey yapmadıkları gibi, var olanları sistemli bir şekilde önce atıl hale getirip sonrasında da zaten eskimişti köhneydi teknolojinin gerisinde kalmıştı gibi algı yöntemiyle ,çok iyi becerdikleri inşaat yapı mütahitliğine rant sağlama amacı taşımaktalar ...
Biat etmiş yurttaşlarıda en kolay aldatma kandırma yöntemide muhafazakarlık söylemleri ,dini inanç tacirliği milliyetçilik söylemleri yani ezan+ bayrak ikilisi ile kandırmanın ötesinde başka birşey düşünmemeleridir.
Eğer ata ecdat söylemlerine sadık kalsalar idi hem endüstriyel mirasın devamı olan, yakın zamandaki kamuya ait tersanelerin hali , ve gerçekten içimizi acıtan durum yaşanmamış olurdu ...
Örnek ;
Şimdiki Adı Haliç tersanesi olan Tersane-i amirenin amiral gemisi konumundaki tesisde şu anki hali ile dahi gemi inşa edilebilir konumu,
75.000 dwt tonluk 250 metre boyundaki gemilerin yapımını gerçekleştiren Pendik tersanesi ve bu dev deniz araçlarına ana makinalarını ve yardımcıları ile birlikte yapan Pendik Motor fabrikasını birçok projeli başvurularımıza rağmen kabul görmeyen davranışlar içine girmezlerdi ....
Ana makinalarını Alamanya'dan ithal edelin MİLGEM leri ile övünç duymalarıda oldukça komik hatta trajikomik bir durum. Bu imalat şekli biraz da Milli futbol takımında Brezilya'lı yada başka bir ülkenin futbolcusunu, uzmanı olduğumuz devşirme sistemi ile oynatmak gibi birşey ..
Demokrasi bizim için amaç değil araçtır diyebilen düşünce için
Ata ecdat yada fatihi torunlarıyız söylemleride aynıdır. Oda bir amaca ulaşmak için araçtır.
Çok iyi becerdikleri inşaat yapı mütahitliğine rant sağlama amacı taşımaktadırlar.
Geleceğe nasıl taşınır;
Koruma amaçlı gerçekten muhafaza eden muhafazakarlık adına bizlerin düşüncesi hedefi son çare olarak Tersane-i Amirei UNESCO dünya mirası olması çalışmasının dışında,Haliç tersanesin şimdiki hali ile birlikte gemi inşa edebilecek konumda olmasını ayrıca yeni üretim yapan tersanelerin deniz ve cevre kirliliğine kesinlikle olumsuz etkisi olmadığını ve yurttaşlar üzerinde farkındalık yaratacak vandallık içermeyen,ülke gemi sanayisine hala önemli katkı sağlayabileceğini ispatlayacak yönünde çalışmaların yapılması .
Aslında kamusal alan olan bu mirasın ,kamu yararına denizcilik ile ilgili ,deniz sporları ile ilgili ve konuya bağlı eğitim ve öğretimlerin yapılacağı bir alan ile birlikte ülkemizde malesef olmayan hem geçmişi hatırlatan ve de zamanımızı yansıtan anlatan, deniz parkı konumunda değerlendirilmesi gerekir..
Bu alanların kamusal alan olduğunu ,dolayısıyla kamu yarına kullanılması gerektiğini ,ben yaptım oldu mantığı ile hareket edildiğini özelleştirerek kamuya ait olan yerlerin şahıslara ait yada tasarruflarında olmadığını CUMHUR'un malı olduğu anlatmak, vede en önemlisi devletin tersanelerden zarar etmeyecek yada kar güdmeyen ticari mantık dışında ,uluslararası konumda oldukça stradejik bir öneme sahip yerler olduğunuda ,para ile dahi olsa ihtiyaç olduğunda emperyalıst ülkelerin isterse vermeyeceğini satmayacağını birçok örnekler ile ortaya koymak gerekir .
Bana göre bir başka gözden kaçan durum ise Tersane-i amirenin kuruluş amacı Osmanlının Kaptan-ı Deryalık olarak bir dönem adlandırdığı şimdinin Deniz Kuvvetleri Komutanlığı adını aldığı ülkenin deniz gücünü arttırmak güclendirmek adına kurulmuş olan gemi inşa tesisi idi.
Yani Deniz Kuvvetleri Komutanlığının en az bizler kadar konuya ve endüstriyel mirasa sahip çıkmaları duyarlılık göstermeleri gerekir....
Abdullah DEMİRDÖVEN
Denizcilik ve Tersane Mensupları Derneği
DENİZ-DER
Yön.Kur.Bşk
.jpg)
İLGİLİ BİR HABERİMİZ İÇİN TIKLAYINIZ
TERSANE-İ AMİRE VE HALİÇ TERSANELERİNDEN 150 FOTOĞRAF İÇİN TIKLAYINIZ







YORUMLAR