Bugun...


Toplu Taşıma şartları Çok Kötü
İstanbul’un Ulaşım Sorunu, Deprem ve Sel Felaketi Sorunu Gibidir! İstanbul halkı toplu ulaşım şartları nedeniyle hasta, çaresiz. Dünyanın en vahşi toplu ulaşım işletmesi İETT nezdinde İHO ve İDO işletme politikaları yolculuğu işkence yapıyor. Ülkemizde kamu hizmetleri Devlet hizmeti gibi dayatılıyor, Halbuki devlet hizmeti ücretsizdir. Toplu ulaşım bedelini halk fazlasıyla ödüyor fakat bir türlü MÜŞTERİ haklarına sahip olamıyor.

Toplu Taşıma şartları Çok Kötü
+ -

CHP İBB Meclis Üyesi Av. Doğan Subaşı meclis kürsüsünde İstanbul’un ulaşım sorununa değindi ve şu cümlenin altını çizdi: İstanbul’un ulaşım sorununu, tıpkı deprem gibi, tıpkı sel felaketi gibi, savaş felaketi gibi, topyekun mücadele etmemiz gereken bir felaket olarak görmeli ve buna göre hareket etmeyiz.

 

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Meclisi 2017 yılı Temmuz ayı meclis toplantılarında Beylikdüzü Belediyesi ve İBB Meclisi CHP Üyesi Av. Doğan Subaşı’nın 2018-2022 DÖNEMİ İETT’nin  STRATEJİK PLANI Raporu Üzerine CHP Grubu adına eleştiri, öneri ve görüşlerini sıraladığı konuşması şöyle:

 

“Sayın Başkan, Saygıdeğer Meclis üyeleri, Önümüzdeki beş yılı kapsayan İETT Stratejik Planı hakkında, CHP İBB Meclis grubu adına söz almış bulunuyorum. Bugün 13 Temmuz 2017, bundan yaklaşık bir yıl önce, 15 Temmuz 2016 tarihinde, hain bir darbe girişimi ile karşı karşıya kalmıştık. TSK dışından ama TSK içinde de kendine taraftar bulan bir grup, demokratik parlamenter sisteme yönelik bir darbe girişiminde bulunmuştu. Bu girişim öncelikle halkımızın ve sonra ordumuzun disiplin ve kahramanlığı sayesinde hüsrana uğradı. Hedeflerden biri de İstanbul Büyükşehir Belediyesi idi. Bu hain girişimin def edilmesinde hayatlarını kaybeden vatandaşlarımıza Allahtan rahmet diliyorum. Yakınlarına ve ulusumuza başsağlığı diliyorum.  Eğer o darbe girişimi başarılı olsaydı, milletin oyları ile seçilerek buraya gelmiş bizler, bu Meclis’te konuşuyor, tartışıyor olmayacaktık. Dolayısıyla Meclis’in demokratik tartışma ortamının korunması ve geliştirilmesi, bundan sonra da bu tür hain girişimlere verilecek en büyük yanıttır.

HALİMİZ BUNDAN FATRKLI DEĞİL

İETT’nin Stratejik Planı’na Gelirsek; Mevcut Stratejik plan 2018 ve 2022 yıllarını içeren beş yıllık dönemi kapsamaktadır. 2007’den beri İETT’nin yaptığı 3. Stratejik plandır.  Bilindiği gibi, stratejik planlar, 2003 tarihli Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile hukukumuza ve 2005 yılı başından itibaren de uygulamaya girmişlerdir. Yasada da belirtildiği gibi, stratejik planlar, kamu idareleri için;

Ø  makro düzeyde bütçe hazırlama ve uygulama süreçlerine mali disiplin getirmek,

Ø  kaynakları stratejik önceliklere göre dağıtmak,

Ø  bunların etkin kullanılıp kullanılmadığını izlemek ve

Ø  hesap verme sorumluluğu geliştirme amacına yöneliktir.

Planda, “neredeyiz; nereye ulaşmak istiyoruz; gitmek istediğimiz yere nasıl ulaşabiliriz; başarımızı nasıl takip ederiz ve değerlendiririz.” sorularına yanıt bulmak gerekir. 5.799 personel var. Personel arasında kadın sayısı az. Memur çalışanların %25’i kadın. İşçiler arasında kadın sayısı ise, yok denecek kadar az. Araç filosu önemli. İETT’ye ait 2.756 araç mevcut. Otobüsü ve 929 İstanbul Otobüs A.Ş. İETT’nin denetim ve yönlendirdiği 2.155 Özel Halk otobüsü de hesaba katılırsa, toplu taşımacılık alanında İstanbul’da 5.840 otobüs mevcut. İETT’nin neden olduğu sera gazı emisyonunun %94’ü araç yakıtı tüketiminden kaynaklanıyor. Önümüzdeki dönem, araç filosu yatırımları düşünülürken, çevre konusunun da önemli bir faktör olarak değerlendirilmesi gerekmektedir.

 

İstanbul’da toplu ulaşım araçları ile günlük yaklaşık 13.000.000 yolculuk yapılıyor. Bunun 10.000.000’luk kısmıkara yoluyla taşınıyor. Bu %78 demek. Raylı sistem %17.6, deniz yolları ise %4.4 Karayoluyla yolculuğun %37’si otobüs/metrobüsle yapılıyor. Bunun da %41’i İETT tarafından yapılıyor. ÖHO de %37 oranında. Yani özetle,İstanbul’da toplu ulaşım araçları ile yapılan yolcu taşımacılığının ancak %10 kadarı İETT ile yapılıyor.Durakların sayısı 12.601. Bunların yaklaşık %37’si kapalı durak şeklinde. İETT hakkında başvurular artıyor. 2016 yılında başvuru sayısı 2.578.428. Bu sayı 2012’de 531.603 idi. Yani başvuru sayısı 5 yılda 5 kez artmış. Bu başvuruların tamamının şikayet olduğu söylenemez. Ama şikayetin önemli bir yer tuttuğu açık.

 

İETT köklü bir kuruluş. Bunun getirdiği kurumsal bir birikim var. Toplu ulaşım denildiğinde, akla gelen ilk kurum. Araç filo yaşı genç. Ancak ihtiyaçlar karşısında yetersiz. Yaklaşık 15 milyon nüfuslu İstanbul’un ulaşım ihtiyaçları karşısında gerek İETT ve gerekse diğer yolcu taşıma kuruluşlarının, İstanbul’da sağlıklı, kapsayıcı ve nitelikli bir ulaşım hizmeti verdiği söylenemez. Nitekim şikâyet başvuru sayılarındaki artış da buna işaret ediyor. Başvuruların 5yılda5 kat artması başka nasıl açıklanabilir.

 

İstatistiklere göre, İstanbul halkının yaklaşık yarısı İstanbul’un en önemli sorununun ulaşım olduğunu düşünüyor. Biz mevcut planda, mevcut durum analizini incelerken, bazı sayısal verilere ulaşmakla birlikte, mevcut İETT yapısının ulaşım ihtiyaçları ile ilişkisini göremiyoruz. Bunun için önceki stratejik plan hedefleri de mevcut durum ile birlikte verilse idi, çok daha iyi olurdu. Nitekim sonraki bölümde, geçmiş dönem hedefleri 4 sayfa ile geçilmiş. Ayrıca önceki stratejik plan hedeflerinin sayısal bilgileri de web sayfasında bulunamıyor. Dolayısıyla, önceki 2013-2017 stratejik planın ne düzeyde gerçekleştiği, hangi konularda gerçekleştiği gibi konularda, İETT’nin kendi soyut değerlendirmeleri dışında bir şey göremiyoruz.

 

Gelecekle ilgili plandaki öngörüler daha çok araç yenilemesi, teknolojik yenilikler yapılması vb. şeklinde. Sık sık akıllı duraklar, akıllı ulaşım sistemleri vb. ifadeleri sık sık ortaya konuyor. Kuşkusuz bunu yadırgamıyoruz. Özellikle çevreye duyarlı, sera gazı emisyonlarının azaltılmasına katkı vb konularda teknolojik yenilikleri izlemek yararlı ve gerekli. Ancak gelecekle ilgili asıl öngörüler, İETT’nin gelecekteki işlevleri ve organizasyonu ile ilgili olabilir. İETT’nin İstanbul ulaşım sistemi içinde yeri ne olmalıdır, ne olacaktır? Tabii daha önemlisi, İstanbul’da nasıl bir ulaşım sistemi olmalıdır? İstanbul’da bir ulaşım politikası var mıdır?

 

Yol yapmak ve son teknoloji yeni araçlar satın almak, ulaşım politikası olarak kabul ediliyor. Nitekim Sayın Kadir Topbaş da, planın sunuş yazısında otobüs sayısını arttırmaktan söz etmiş. Ulaşım politikası, sadece araç almak ve yol yapmaktan mı ibaret? Yada teknolojik gelişmeleri takip etmek? Bize kalırsa, İstanbul’da ulaşımın en önemli sorunu, ulaşım sisteminin dağınık ve plansız olmasıdırBu dağınıklık, hem organizasyon düzeyinde ve hem de sahada mevcuttur.

 

İETT nedir, UKOME nedir, Ulaşım Daire Başkanlığı ne iş yapar, Ulaşım A.Ş., Otobüs A.Ş. bunların hepsi bir aktör. Böyle olunca, her aktörün kendi çözümünün peşinde koştuğu, dağınık bir ulaşım sistemi karşımıza çıkmaktadır. Kaldı ki aktörler de, kendi içlerinde dağınıklık içinde. Bakın Belbim diye bir kuruluş var. Ücret toplama sistemini yönetiyor. İETT de bu şirketin ortağı. Stratejik plan’da Belbim’le ilgili bir tek kelime bile yok. Bütçeden Belbim’e kaynak aktarılmış. Önceki Stratejik Plan’da bu yok. Bu olmaz arkadaşlar. İşte metro sistemi; Hatlar birbirinden kopuk, araçlar bile standart değil. Aktarma merkezleri, önceden planlanmış, orta yada uzun vadeli düşünülmüş alanlar değil.

 

Öncelikle İstanbul ulaşımı planlanmalı; öncelikler belirlenmeli; bunun içinde raylı sistem, karayolu, deniz yolu gibi mod dağılımları saptanmalı. Bütün bunların koordinasyon, yönlendirme ve denetlenmesi de, bir üst otorite tarafından sağlanmalı.  Aslında bunun için çalışmalar yapıldı; ulaşım ana planı yapıldı; ama uyulmadığını hep birlikte görüyoruz.

Hedef ulaşımda tam bütünleşme (entegrasyon) olmalı. Bunun sonucu şudur; bir yurttaşımız, iki merkez arasında farklı ulaşım kanalları ile aynı kalitede ve sürede seyahat yapabilmeli. Ulaşımda tam bütünleşme (entegrasyon), ulaşım yükünün de hatlar üzerinde dengeli dağılımını da sağlayacaktır. Belli hatlarda yoğunlaşmayı önleyecektir. Özellikle sosyal hatlara dikkat etmekte yarar var. Sık seyahat edilmeyen bölgelere yada sık seyahat edemeyen kişilere hizmet etmenin araçlarını da İETT üstlenmeli. 

 

Özel Halk Otobüsleri ile ilgili yoğun şikâyetler geliyor. Bunların kurumsallaşması bir hedef olarak belirlenmeli. Bu konuda İETT’ye de görev düştüğü kanısındayız. İETT hem kendisinde ve hem de denetim ve yönlendirmesindeki kuruluşlarda, Yolcu Taşımacılığında Hizmet Kalitesi kriterlerine uymayı hızlandırmalı. 2001’de belirlemiş standartlar bunlar. Hala sadece 2 hatta bu standartlara uyulmuş durumda. 

Ulaşım sorununu, tıpkı deprem gibi, tıpkı sel felaketi, savaş felaketi gibi, topyekun mücadele etmemiz gereken bir felaket olarak görmeli ve buna göre hareket etmeyiz.

 

Faaliyet Raporu konuşmasındaki iki talep konusunda:

1)   15 Temmuz sonrası TÜMBELSEN Sendikası üyesi 7 İETT çalışanı, Olağanüstü Hal kapsamında görevden alınmıştı. Daha sonra bu kişilerin FETÖ ile ilgisi olmadığı Başbakanlık tarafından tespit edilmiş ve geri alma kararı kuruma bırakılmış idi. Buna rağmen bu kişilerin göreve başlatılmadığı ve başlatılması gerektiği Meclis’te ifade edilmişti. Bu konuda bir gelişme oldu mu?

2)   10 Aralık 2016 tarihinde Beşiktaş’ta Beşiktaş–Bursaspor maçı sonrası, maç için görevli polislere karşı yapılan canlı bomba saldırısı yapılmıştı. Çoğu polis olan çok sayıda vatandaşımız şehit oldu. Bu hain saldırıda İETT çalışanı bir şoför kardeşimizi şehit olmuş, 11 şoför yaralandı. Bu saldırda şehit olan Ahmet DOKUYUCUisimli şoför kardeşimizi İETT Faaliyet Raporu vesilesi ile saygı ve rahmetle anıyorum. İETT tarafından 15 Temmuz’da şehit olan vatandaşlarımızın isimleri otobüs duraklarına verilerek isimleri yaşatılmaya çalışılıyor. Ahmet Dokuyucu’nun da ismi verilmesi konusunda bir talebimiz olmuştu. Bir gelişme oldu mu? 




Kaynak: Fatih haber

Editör: Abdullah Gözaydın



YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER HABERLER
FOTO GALERİ
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
SON HABER YORUMLARI
YUKARI