Bugun...


Tur-i Sina Kilisesi kitabesi SAHTE
Balatta Tur-i Sina kilise kapısı üstündeki kaybolan kitabesi hakkında bir haber yakaladım. Yıllar önce Kilisenin kapısındaki kitabenin çalınmak istendiği, Yerinden sökülürken üst kısmının kırıldığı Tahrip olduğunu biliyoruz. Bir müddet fotoğrafta görüldüğü gibi kırık ve eksik olarak durdu, Sonra kalan kısımda yok oldu. Bunun üzerine olay haber oldu, Bu ara sık sık gittiğim Patrikhane avlusunda söz konusu kitabeyi gördüm Kitabeyi patrikhane sökmüş diye haber yapmıştım, Yanılmışım

facebook-paylas
Tarih: 01-12-2019 19:44
Tur-i Sina Kilisesi kitabesi SAHTE
+ -

Söz konusu Kitabe kaybolduktan bir müddet sonra Fener Ortodoks Patrikhanesinin içinde olan Ayayorgi kilisesi bahçe duvarına dayalı bu kitabeyi görmüş, fotoğrafını çekerek haber yapmıştım.

O gün bu gün hiç aklıma gelmemişti, Kilisenin kapısının üstündeki kitabe vaktiyle çalınmak istenirken kırılmıştı, Bu kırık halinin fotoğrafını  görünce olayı hatırladım.
Evet Panrikhane bahçesinde gördüğüm kitabe sahteydi, O zaman Anlayamadım. Benim çekip "Kayıp kitabe Patrikhanenin bahçesinde" başlığıyla paylaştığım fotoğraf / haber herkes tarafından paylaşıldı. 
Bu haberler üzerine Fener Patriği bartholomeos söz konusu kitabenin "Replika" sahte olduğunu hiç açıklamadı.
Ayrıca günümüzde İnternet ortamında paylaşılan kitabenin ne kadar yeni "Replika" olduğu açık seçik belli oluyor.

Bu Kitabe hakkında birçok efsane anlatılır, Mısır seferine çıkan Yavuz Sultan Selim han (Hala bu ordu bu çölü nasıl geçti) diye merak edilir, olayın mucize olduğunu yazanlar vardır. 
Napolyonun dahi asırlar sonraki teknoloji ile zorla/Büyük zaiyat vererek 11 günde geçebildiği 580 Km'lik Sina çölünü Yavuz Sultan Selim 13 günde zayiatsız geçmişti.
Osmanlı ordusu Sina çölünü geçeceği zaman askerin ihtiyacı olan Su ve yiyecek ikmalini Sina Dağı’ndaki Saint Katerina Manastırı’nın papazı sağlar çünkü Emevilerden rahatsızdır bu nedenle Yavuz Sultan Selimi destekler Çölü geçmek için  Türk ordusunun ihtiyacı olan ikmal kilise tarafından temin edildi.

Mısır fethini başarıyla tamamlayan Yavuz Sultan Selim dönüşte Saint Katerina Manastırına uğrayarak Mısır ganimetlerinden kiliseye bağış yapmak ister, Papaz, yardıma ihtiyacının olmadığını mümkünse Osmanlının payitahtında kendisi için bir kilise yaptırılmasını ister, padişah bunu kabul eder ve Fener Rum patrikhanesinin yakınında bu kiliseyi inşa eder. O gün bu gündür Tur-i Sina kilisesi Sina dağındaki Saint Katerina manastırı kilisesine bağlıdır.

Günümüzde kilisenin güvenliğine bakan ailenin oturduğu kilisenin karşısındaki bina geçmişte muhteşen bir yapıydı,  Bu Bina Arkimandirit konutu olarak kullanılmış. Arkimandirit metokhionun yöneticisi anlamına gelmektedir.

KAYNAĞI BİLİNMEYEN RAHİP BAHİRA EFSANESİ

Kilise İstanbul Fener Ortodoks Patrikliği’ne değil halen Sina Başkonsolosluğu’na bağlı olup Sina Dağı’ndaki Saint Katerina Manastırı’nın Metokhion’udur. 
Ancak Tur-i Sina Manastırı Aya Yani Kilisesi Ruhani Kurulu’nun 03.06.1986 tarihli yazısında kilisenin Yavuz Sultan Selim’in emriyle inşa edildiği belirtilmiştir. 

Sözkonusu ruhani kurul Yavuz Sultan Selim'in bu kiliseyi neden yaptırdığını  aşağıdaki gibi bir efsane açıklaması yapılmıştır.
İslam tarihinde anlatılan peygamberimizin çocukken yaptığı Şam yolculuğunda Sina civarında uğradıkları bir manastırda Papaz Bahira Ebu Talip'e -- Bu çocuk çok özel bir kişi olacak, Onu gerektiği gibi koruyun Bir daha buralara getirmeyin, Bilhassa Yahudi din adamlarından özellikle koruyun şeklinde nasihat eder.  İşte bu manastır Papaz Bahiranın manastırıdır.  Muhammed As. Peygamber olduktan sonra bu manastıra amanname vermiş,
Bu nedenle Kilisenin Kapı üstündeki el tasvirinin Hz. Muhammed (s.a.v.)’in elini temsil ettiği belirtilmiştir. 

KİLİSE KAYNAKLARINDA KONU ŞÖYLEDİR
Saint Katerine (Tur-i Sina) Manastırı, 12 yaşında iken Papaz Bahira, 25 yaşında iken Papaz Nestura tarafından gördükleri alametler neticesi Hz. Muhammed (s.a.v.)’in peygamberliğini bildikleri ve uyardıkları manastırdır. El izinin konulma sebebi ise Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in vermiş olduğu “Emannameye” karşılık olarak bir teşekkür edilmek istenmesidir. denilmektedir.

Bu bilgi ve yapılan yardımlar karşılığı söz konusu manastıra Yavuz Sultan Selim han daha sonra bazı padişahlar tarafından benzer amannameler verildiğini biliyoruz




Kaynak: FATİH HABER

Editör: ABDULLAH GÖZAYDIN



YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER HABERLER
FOTO GALERİ
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
YUKARI