TÜRBAN & BAŞÖRTÜSÜ

Seçime çeyrek kala TBMM inde Türban savaşları gene başlatıldı Bunca milletvekilinden biri çıkıp ta Türbanın erkek kıyafeti olduğunu Kadının başını örtmesi Tesettür olarak adlandırılması gerektiğini bilmiyorlar.

TÜRBAN & BAŞÖRTÜSÜ
24 Ekim 2022 - 14:38 - Güncelleme: 24 Ekim 2022 - 15:02
Dünya hayatı bize göre bir sınavdır, Allah cc. ilk insandan itibaren kullarına dünya hayatının sınav olduğunu kitap ve peygamberler üzerinden bildiriyor.

İnsanların her şeyi hakkında bir ölçü koyan Allah cc. kıyafet konusunu da birçok ayette beyan etmiştir.
Müslüman için Kuranın tamamı farz ve o farzlara uymak ibadettir.
Kadın ve erkeğin örtünülmesi gereken azalarını örtmek keyfiyet değil ibadettir.
Kısaca Laiklerin Türban (Yanlış, Turban erkek kıyafetidir) Başörtüsü İbadetin gereği giyilen kıyafetin bir parçasıdır

Yani, Anayasamızın 24. maddesi Kimse dini inancından dolayı kınanamaz, Dinini yaşamasına engel olunamaz, demektedir.

Başörtüsü dibi gerekçeler nedeniyle kullanıldığı aşikârdır, Bu nedenle Kadın ve erkeğin kılık kıyafetine müdahale yapılamaz.
Lâikler diledikleri kıyafetleri giyebiliyor Çıplak toplum içine girebiliyorken, Yasalar onları koruyor.
İslami emirler gereği yaşamak isteyenlere "Sözde kanunla" Sakal, Bol pantolon, pardesü, başörtüsü ile kamusal! Alanlara girişi yasaklandı.

Gerekçe; laikliği korumak amacıyla denildi.
Bu gerekçe iddiası bile Anayasaya İnsan haklarına 24. Maddeye aykırı bir uygulama idi.

Kıyafet ibadet amacıyla giyildiği halde Niyet okuyanlar (Bunlar iktidar olursa bunu bize de giydirirler, İçki içirmezler, aşk yaşamamıza engel olurlar) korkusu ile canları pahasına Müslümanların inançlarını yaşamalarına engel oldular, Olmaya devam ediyorlar.

Türkiye’de pek çok din var hepsinin mabetleri, Ruhbanları, cemaatleri var, Devletimiz onlara sınırsız özgürlük vermiş Dinlisi Dinini, Dinsizi gönlünün istediğini yaşıyor, İbadetlerini yapabiliyor, Çılgın partiler özgürce düzenleniyor.

Sıra ülke nüfusunun %70'ını Dindar vatandaş, Müslümanlar oluşturduğu halde İbadetlerini özgürce yapamıyor.
Devlet Kiliseye papaza müdahale etmiyor, Sinagoga, Hahama Müdahale etmiyor, Cem evinden Dedelere müdahale etmiyor



Ama Müslümanların camileri, İslami vakıflar devlet mülkü yapılmış, Vakıf gelirleri üzerinden Bankacılık(Faiz) Yapılıyor,
İslam’ın İmamlık, Cemaat önderi tercih hakkı görülmezden geliyor, Diyanet üzerinden Devlet İbadet Namaz memurları tarafından el konulmuş, Müslümanlar Allah rızası için cemaat olamıyorlar, En takvalarını İmam yapamıyorlar.
Devlet hac ibadetini Müftüleri ve Namaz memurları üzerinden yönetiyor, Zekât Fitre Sadaka uygulamasına Diyanet üzerinden müdahale ediyor.

Devletimiz Müslümanları himayesine almış gibi görünmesine rağmen Aslında Müslümanları denetim altında tutmaya devam ediyor.
Sonra bir başörtüsü üzerinden fırtınalar koparılıyor, Müslümanların gözleri boyanıyor.

Benim Dünyada gözlemlediğim, 150-200 yıldır İslam istibdat altında, Kuran İslam’ının yaşanmasına izin verilmiyor. Ülkemiz ise bu işin başını çekiyor. Maalesef.

Türkiye Yunanistan’ı eleştirirken İslam cemaati Müftülerinin Müslümanlar tarafından seçilerek atanmasını isterken Ortodoks cemaatinin "Kilise ve papazlar tarafından atandığını" gerekçe gösteriyor.
Yunan hükümeti Kiliselere, papazlara tanıdığı özgürlüğü İmamlara Müftülere tanımıyor Neden?
Yunanlı yöneticiler Bu konuda biz Türkiye uygulamasını örnek alıyoruz diyorlar, Haksız da değiller herhalde...

Anayasamızın 24. maddesinin eşit şekilde uygulanmasını, İnanç özgürlüğünün sınırsız tanınmasını, laik devlet inisiyatifi ile Müslümanlığın yönetilmesinin hukuki olmadığını, Doğru olmadığını beyan etmek istiyoruz.

Müslümanlar bu konuda haklarını bilmediği için İslam’ın cemaat şartlarını bilmedikleri için talep kâr olamıyorlar maalesef.
Müslüman halkımız İslam özgürlüğüne sahip değil, İbadet özgürlüğü ise çok kısıtlı maalesef.
Bu haber 321 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum