Bugun...


Belediyelerde Bankamatik Müdürleri
Ben bildim bileli Her seçimden sonra Belediyelerdeki Amir, Mühendis Mimar, Müdür konumundaki kişiler yatay geçişle kendi siyasi yandaşlarının belediyelerine geçiş yapar, Kanunlara saygılı Hukukun gereğini şiar edinenler için kamu kurumlarında uzun süreli ÜST DÜZEY iş bulmak pek mümkün olmamaktadır. Bu konu bütün siyasi partilerin uygulamasıdır.

facebook-paylas
Tarih: 02-10-2019 10:34
Belediyelerde Bankamatik Müdürleri
+ -

Dindar Olmak Ve Din-i dar olmak

Dindar gücünün yettiği samimiyetle Allah’ın kanunlarını ölçü alarak yaşayan Allah’ın kanunlarına aykırı ise beşeri kanunların meşruiyetini kabul etmeyen insanlara denir.

 

Devleti yöneten Erk dindar görünümlü olunca Reyize yar olabilmek amacıyla Şempanzelik yaparak İnanmadığı halde inanıyormuş gibi "Yalan-yanlış" taklitçilere (Din-i dar) denir.

Her ne kadar harf dizilimi aynı olsa da mana içeriği olarak taban tabana zıt.

 

Kamu görevi üstlenen kişilerden istenen "amirine Biat etmek" değildir, Devletin kanunlarına, İç yönetmeliğe biat ederek görev yapmak olduğu halde. Her amir konumuna gelen kişiler kanunların amir hükümleri yerine kendi inisiyatifi ile görev yapmaya çalışıyor, kendi inisiyatifinin kanunsuz emirlerin gereğini yerine getirmeyen memurları tavsiye edebilmek için akla-hayale gelmeyecek hile ve desiselerle mazlum kişilerin görevden alınmasını, Başka kuruma gönderilmesini, Bunu başaramayanlar söz konusu personele kenar köşede pasif bir görev verip mesaisini orada atıl doldurmasını sağlıyor.

Bilhassa belediyelerimizde yeni seçilen Başkan ve yöneticileri memurlar üzerinde baskı yaparak Ya biat edeceksin yada dilediğin kuruma gideceksin diyerek baskı yapıyor, Gidecek yer bulamayan, Bu haksızlığa baş kaldırarak direnen memurlar 8 saatlik mesailerini (Fatih belediyesinde örneğini gördüğümüz gibi) köpek barınağında bir kulübede doldurmak zorunda bırakılıyorlar.

 

Eski başkan Mustafa Demir'in sık sık basına yansıyan bu vahşi ve insanlık dışı uygulamalarına hukuk çare bulamamış, Birçok Müdür, Amir, Mühendis Mimar yatay geçişle başka kurumlara gitmişti.

Şimdi aynı görevlendirme anlayışı Hala fatih belediyesinde devam ediyor, Mevcut başkan ve amirlerin görev vermek istemediği üst düzey memurlar Çarşamba Çukurbostanda yıkılma tehlikesi olan bir binada, Bazıları semt konaklarındaki bir odada mesaisini doldurmak zorunda bırakılıyor.

Ve konuya vakıf üst yöneticiler susmaya devam ederken bazı (Din-i dar) lar "Başka kuruma gitsin" gibi karşı savunma geliştiriyorlar.

 

Memurun görevi kanunlara uygun görev yapmaktır, Bu sakıncalı memurlar bu meşru görevlerini yapmak istemiyorlarsa çok kolay bir şekilde memuriyetten kovulabilirler, Demek ki bu memurlar meşru görevlerini suiistimal etmiyorlar, Demek ki kendilerinden yasal olmayan işleri onaylamaları isteniyor.

 

Yasal olmayan işlere imza atmak istemeyen, Bu yasadışı işleri üst makamlara şikâyet edenler işte böylece bankamatik müdürü, Amiri olabiliyorlar.

 

Diğer yasadışı işleri bilmiyoruz fakat imar mevzuatında fatih ilçemizde işlenen cinayetler ayyuka çıktı, Haberci olarak hukuka şikâyet ettiğimiz nice uygulamalar yargıdan (Suç unsuru yoktur) gerekçesi ile şikayetimiz takipsizlikle sonuçlanıyor.

 

Elinize imar planlarını alınız Fatihi şöyle bir geziniz istisnasız bütün sokaklarında kanuna uygun olmayan bina ve işletme görebilirsiniz, Yapacağınız şikâyet nedeniyle hiçbir şeyi düzeltemezsiniz.

Belediyeler bunca yasadışı işlerine göz yummayanları önce tehdit ederler, Olmadı Rüşvet teklif ederler, Olmadı iftira atarlar, Olmadı mafyaya havale ederler.

Ama unutmuyorlar ki Allah cc. her şeye kadirdir, ve Allah'ın cc. vermeyeceği hiçbir eyleme fırsat vermeyecektir.

Dip Not: Yeni başkanımız da Eski başkan Mustafa Demir’in yolunda bıraktığı yerden devam ediyor, Hiçbir şey kanunların amir kıldığı şekilde devam etmiyor.

Belediye ve Hükumetle işiniz yoksa farkında olmayabilirsiniz, Yarın işiniz düştüğünde sizde anlarsınız...




Kaynak: Fatih haber

Editör: Abdullah Gözaydın



YORUMLAR

UYGULAMAYA ÖRNEK BİR HABER
02-10-2019 10:41:00

Murteza Demir'in köşe yazısından alıntı 

Ankara ve İstanbul başarısı için “muhalefetin zaferi” demeyi çok isterdim ama değil. Sezar’ın hakkı Sezar’a: Zafer, soğan ve patatesin… Elektrik su faturalarının, benzin, motorin fiyatının, “ölme sürün” düzeyine inen emekli maaşının…

İktidar çevresi; “paralar, dövizler, saraylar bana; cami, Allah, Kuran sana” diyerek hazineyi tamtakır hale getirip, ahaliyi aç bırakınca bomba patladı, ivme döndü panik başladı! 

Bir dostum, “İmamoğlu'nun işi çok zor” diyor ve devam ediyor:

“İBB'de 80 bin personel çalışıyor. Bu sayının sadece 20 bini aktif çalışıyor. Kalan 60 binin ne iş yaptığı ise muamma... Sadece aldığım duyumları söyleyeyim. Sayısı net olmayan binlerce personel belediyeye uğramıyor, aydan aya bankadan maaş alıyormuş. Sordum, peki ne yapıyor bunlar?

Yanıt şaşırtıcı oldu: Teşkilatta çalışıyorlar...

Teşkilatta çalışanlar AKP'nin örgütçü unsurları. İstanbul'da oturmayanların olduğu da söyleniyor. Yani sadece İstanbul'u örgütlemiyorlar. Anadolu’ya da çıkıp çalışıyorlar...

Yine başka bir iddia... Teşkilatçıların altlarına kiralık arabalar da verilmiş. Araç sayısı ise dudak uçuklatacak cinsten. 2000'in üzerinde kiralık araç AKP için koşturuyormuş...

Bu kadar olsa neyse… Ayrıca tüm mahalle bürolarının kiraları ve sair masrafları da İBB'den karşılanıyor...”

FETULLAH BELASINDAN KURTULDUK, SIRA ORTAĞINDA…

Düşünün, tüm sandık görevlilerini AKP iktidarı atıyor. Oy pusulalarını, tutanakları hazırlayan, imzalayan, mühürleyen sandık başkanları AKP’li. AKP’li müşahit, görevli, sorumlu desen sayısına bereket. Ama sonuçlara itiraz edenler yine AKP… Bu gerçek bile İmamoğlu’nun görünenden daha büyük farkla kazandığının kanıtı.

Eğer bir kayırma, haksız oy iptali, tutanak birleştirilmelerinde mağduriyet varsa, bu mağdurun Millet İttifakı olduğu çok açık. Ancak YSK mazbatayı vermekte ayak diriyor, AKP “yeniden sayalım” diyor, inanamıyor, kabullenemiyor…

Panik halindeler!

İreyiz; “İstanbul’da teklersek, Türkiye’de tökezleriz, iktidarda olmanın ilk şartı İstanbul Belediyesinde olmaktır, İstanbul’da yoksanız ülkenin kalanında ne yaparsanız yapın başarılı olamazsınız” diyordu gerçek oldu; İstanbul’u kaybettiler!


 Dostum, kulis bilgilerini anlatmaya devam ediyor: “İBB'nin borcu dudak uçuklatıyor. Açıklanan borç 22 milyar lirayı aşmış. Kolay değil elbette. Bunca gidere can mı dayanır... AKP kurmaylarının İstanbul aşkı tamamen paraya dayanıyor. Onlar, kendilerine zenginlik katan İstanbul'u çok seviyor. Fakir fukara İstanbullunun ise canı cehenneme...

Haksız da sayılmazlar...

Siyasal İslamcı ideologlar bile birçok kez paranın yarattığı yozlaşmadan rahatsız olduklarını dile getirmişti. Lüks evler, son model arabalar, gözü dönmüşçesine yapılan israf, imlamın emri üzre çok eşli hayata geçiş onların dahi tepkisini çekmişti... İşte bu zevatın en önemli gelir kapısı İBB idi.

O kapı kapandı. İnanın çok büyük bir sıkıntı içine girdiler. Yakında bu zevat içinden kopuşlar, birbirini suçlamalar zirve yapacaktır... İBB üzerinden örgütlenen pisliğin kokusu yakında bütün ülkeyi saracaktır...”

Daha neler, neler…

Fetullah belasından kurtulduk, sıra ortağında…

Bizde bir özdeyiş vardır, başınızda dolanıp duran bir belaya gücünüz yetmediğinde; “ya Allah’ınızdan ya da biri birinizden bulasınız” denilir. Özdeyişlerin ne denli değerli olduğunun bir kanıtı da AKP-Fetullah işbirliğidir…  

Her canlının bir ömrü vardır. AKP’nin de, Erdoğan’ın da… Önemli işler yapmışsa tarih, kötülük yapmışa hiç olur. Tıpkı burnundan kıl aldırmayan, kibrin ve gücün esiri olmuş, kendini “kadri mutlak” sanan muktedirler gibi… İktidarı kaybettiğinde yargılanacağını bilen, suçlular gibi… Yurttaşların bir bölümüne; “hain, tezek, pislik, terörist” diyen, birbirine düşman eden, nefret abidesi yöneticiler gibi…

İstanbul halkı, İstanbul’a ihanet edenleri affetmedi…

Soğanın, patatesin ve İmamoğlu’nun zaferini kutluyorum: Vatana-millete hayırlı olsun…  

OdaTV 

YORUM YAZ



İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER HABERLER
FOTO GALERİ
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
YUKARI