Bugun...


BİYOLOJİK SAVAŞ!..
Doymak bilmez Kapitalist siyonistler İnsanları sömürülecek bir hayvan sınıfında gördüğü için Dünya Nüfusu çoğaldı, Açlık savaş demektir savaşları önlemek için Kısırlık yapacak katkı maddeleri üretiyoruz, Dünyayı doyurmaya çalışıyoruz diyebiliyorlar. DÜNYA TOPLUMLARI OLARAK UYUTULDUK, ATEŞ ÜSTÜNDE TENCEREDEKİ KURBAĞA GİBİYİZ Ölüyoruz, Ölüyoruz Uyanmıyoruz Sağlık para ile satın alınamıyor, Çok basit tedbirlerle sağlığımızı koruyalım, Rant uğruna Cargıll gibi ürünleri kapımızdan içeri sokmayalım

facebook-paylas
Tarih: 26-02-2018 17:32
BİYOLOJİK SAVAŞ!..
+ -

Bilgisayarınız elinizdedir.

“Wikipedia” ansiklopedisine sorun bakalım, Nişasta Bazlı Şeker (NBŞ) hakkında ne diyecek size.

Ben sordum; “daha önce bu konuda açılmış sayfamız yok, siz açabilirsiniz” dedi...
 

Çok ilginç geldi bana!

Şeker pancarı ve şeker kamışından üretilen doğal şekerin yerine, insanlara yedirilen NBŞ hakkında dünyanın en büyük ansiklopedisinde bilgi yok…

Küresel sermayenin aleyhine yazmak kolay değil tabi!..

***

NBŞ’nin zararları saymakla bitmeyecek kadarmış:

Sigaradan bile zararlıymış meğer!

Sigaraya karşı savaş açan Uzun Adam, oradan kazandığı sevabı, NBŞ konusundaki günahı ile bitirecek gibi.

İnsan metabolizmasında anarşiye neden olan NBŞ, sindirilmeden kana karıştığı için karaciğer yağlanmasına neden olurmuş; “insülin” salgılatmadığı için de tokluk hissi hormonunu uyarmıyor ve aşırı yemeye, (“obezite”ye) sebebiyet veriyormuş.

O kadar olsa iyiydi:

Başta kolon ve meme kanseri olmak üzere, pek çok kanser türünün de NBŞ ile tüketilen “fruktoz”dan kaynaklandığı tespit edilmiş.

İnsülin direncini artırdığı için şeker hastalığına da kapıyı o aralıyor…

NBŞ’nin üretiminde civa da kullanılıyor, bir de onun zararları var tabii!..

Her biri alanında uzman 12 bilim adamından oluşan Bilim Kurulu, Sağlık 
Bakanlığı için hazırladığı raporda; yukarıdaki çarpıcı tespitlere yer vermiş… (1)

Küresel sermayeye değil, bilime teslim olmalıyız!

Bu bilgiler ışığında; 25 şeker fabrikamızın 14’nün özelleştirilmesinin ortaya çıkartacağı sonuçlar “Biyolojik Savaş”tan farksızdır!..

Biyolojik savaş, zehirli maddeler kullanılarak insan, hayvan ve bitkilerin öldürülmesi ya da etkinliklerinin kısıtlanmasına yönelik bir savaş yöntemi olarak tarif edilir.

Biyolojik silahlar, insan metabolizmasını etkileyerek etkisini gösteren biyolojik kaynaklı silahlardır.

Biraz daha açalım:

Üreyerek çoğalan mikroplar olan; bakteri ya da virüsler, hedef bölgeye saçılmasının ardından yerel halka bulaşır ve kişiden kişiye yayılarak asıl etkisini gösterip, ölümlere neden olurlar…

Bir milletin, biyolojik silahlar dahil bütün kaynaklarını seferber ederek, başka bir millete kesin olarak iradesini kabul ettirmek amacıyla yaptığı topyekun savaşta; sivil yoktur, herkes asker kabul edilir…

Zaman içerisinde alternatifleri yok edilen nişasta bazlı tatlandırıcıların, bizim gibi az gelişmiş ülkelerde biyolojik silah etkisi göstereceğini tahmin etmek için uzman olmak gerekmez…

***

Şeker pancarından üretilen şekerin, nişasta bazlı şeker ile rekabet etme şansı da sıfırdır.

Söylenenlere göre, pancardan üretilen şeker, nişasta bazlı olandan çok daha pahalıdır.(2)

Bedava mezar bulsa içine girecek olan halkımız, bu kadar ucuza elde edilen zehri tereddüt etmeden tüketir!

Radyasyonlu çayların, devlet desteği ile nasıl tüketildiği ve Karadeniz Bölgesinde kanser vak’alarının ne biçim arttığı hafızalarımızdadır…

***

Hükumet tarafından kotası artırılan NBŞ’nin, pancar üretimini bitireceği ve piyasaya kayıtsız şartsız egemen olacağı tartışmasızdır.

Biyolojik silah etkisi gösterecek olan NBŞ’nin, tüketimi ile kanser vak’aları da artacağından, kanser ilaçlarını üreten firmalara çok büyük bir pazar hazırlanmış olacaktır.

İlaçta dışarıya olan bağımlılığımızın biraz daha artacağını söylemeye gerek var mı?

Birkaç yıl sonra bütün kaynaklarını sağlığa ve beslenmeye ayırmak zorunda kalacak ülkemizi, bir tek mermi atmaya gerek kalmadan teslim almak, çok daha az maliyetli ve kolay olacaktır…

***

Şeker fabrikalarından çalışanların kamuya aktarılacak olması, işçi eylemlerini engelleyerek, gerçekte küresel şirketlerin işini kolaylaştırmaktan başka işe yaramayacaktır.

Şeker fabrikalarının özelleştirilmeye başlaması ile pancar üretimi duracak; buna bağlı olarak yem sanayiine de ağır bir darbe indirilmiş olacaktır.

Dolayısıyla hayvancılığık sektörü zarar görecek, kırmızı et konusunda dışa bağımlılığımız daha da artacaktır.

Şeker İş Sendikasının bu konuda verdiği mücadele ise, ne yazık ki, duyulmamış ve yeterince sahiplenilmemiştir.

AB ülkelerinde yüzde 2 olan tatlandırıcıların payının, Türkiye’de yasa ile yüzde 10 gibi yüksek bir oranda belirlenmiş olmasına karşın, her yıl Bakanlar Kurulu’nca ve rutin bir şekilde, NBŞ kotalarını yüzde 50 oranında artırmayı anlamak mümkün değildir…

Bu hatalı politikalar; sektörde pancar şekeri aleyhine dengeleri bozmakta, pancar şekerinin pazar payını daraltarak stok oluşumuna neden olmakta ve üretimine ciddi darbe vurmaktadır.

Kota artırımı ile NBŞ üretimi fiili olarak pancar üretiminin yüzde 17’sine ulaşmış bulunmaktadır... (3)

***
Halk sağlığını tehdit eden politikaların arkasında mutlaka bu işlerden “rant” sağlayan küresel güçler ile yerli işbirlikçileri vardır.

Hükumetimizin hatalı şeker politikalarının arkasında; ABD’nin dördüncü zengin ailesine ait Yahudi sermayeli bir küresel şirket olan Cargill (4) ile yerli işbirlikçilerinin olduğu konuşulmaktadır.

70 ülkede 155 bin çalışanı ile zehir üreten Cargill firmasının ürünleri, gelişmiş bütün ülkelerde yasaklanmıştır!..

Cargill, içerisinde bizim de bulunduğumuz geri kalmış ülkeler için zehri, Bursa’nın Orhangazi ilçesinde üretmektedir.

Bu cenaze levazımatçısı şirket, 500 öğrenci kapasiteli bir ilköğretim okulu ile 300 hastaya hizmet veren bir sağlık ocağı yaparak, ilçede yaşayanların üzerine ölü toprağını serpmiştir.

Bürokraside ne kadar gücü var, onu bilemiyoruz işte…

İlginçtir:

Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş.’nin hazırladığı raporda; NBŞ’nin zararları hakkında bir tek cümle bile yazılmamıştır. (5)

***
Sonuç olarak:

Gazlı içecekler ve üretiminde nişasta bazlı şeker kullanılan gıda maddeleri, fare zehrinden daha beterdir!

Anlaşılan odur ki; Suriye’de emperyalizme karşı kahramanca savaşan Türk Milleti, gıda terörü ile teslim alınmak istenmektedir.

Ülkemiz olağanüstü bir dönemden geçerken, hükumetin şeker fabrikalarının köküne kibrit suyu akıtması, emperyalizme teslim olmakla eş değerde bir gaflettir…

İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in bu satışları “hainlik” olarak nitelemesine (6) hükumet kanadından yanıt verilmemiş olması ise, can acıtıcıdır…

Cemil Can

DİPNOTLAR:
(1) https://www.aydinlik.com.tr/nisasta-bazli-seker-icin-zehir-…

(2) http://www.tepge.gov.tr/…/79c6fa36b12645029a30be169bf09e4c.…

(3) http://www.sekeris.org.tr/s74__nisasta_bazli_seker_uretim_k…

(4) https://www.cargill.com.tr/tr/anasayfa

(5) http://www.turkseker.gov.tr/sektor_raporu_2017.pdf

(6) http://www.yenicaggazetesi.com.tr/meral-aksener-hatayda-kon…

 




Kaynak: Cemil Can

Editör: Abdullah Gözaydın



YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER HABERLER
FOTO GALERİ
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
YUKARI