Bize Düşünmeyi Yasaklayan heykel
Fazla Düşünme kafayı yersin sözü dillerde pelesenk oldu, Neden? Çünkü 70 yıldır Bakırköy akıl hastahanesi bahçesinde düşünen kederli bir bitik adam heykeli topluma bu mesajı veriyor, Bu heykel Dünyada müzelerde meydanlarda sergilenirken Bizde akıl hastahanesi seçilmesi çok manidar. Emperyalist bir oyun
17 Aralık 2016 - 00:55
Bizim Kültürümüzde Düşünmek "Tefekkür" en önemli ibadetlerden olmasına rağmen Bakırköy Akıl hastahanesinin bahçesinde bir kopyası yapılan Rodin'in 'Düşünen Adam' heykeli Türk toplumuna adeta Düşünmeyin Kafayı yersiniz mesajı vermeye devam ediyor.
Halbuki; Hayatı anlamak için “Bir saat tefekkür bir sene ibadetten daha hayırlıdır”(Suyutî, Camiu’s-sağir, 2/127; Aclûnî, I/310) mealinde bir hadis vardır.
Düşünebiliyorsan İnsansın, Çünkü Hayvanlar düşünemezler.
BU HEYKELLE DÜŞÜNMEDEN KORKUTULDUK

Düşünmek bir AKIL melekesidir, Aklını kullanmayanları Allah cc. (Yunus 100 Ayeti: Bir de Allah, akıllarını iyi kullanmıyanlara azab verir.) şeklinde ikaz vardır.
Düşünen Adam heykeli, Auguste Rodin tarafından yapılan sanatsal bir eserdir.
Paris'te bulunan Rodin Müzesi`nde sergilenen Düşünen Adam heykeli, bronz ve mermer karışımından üretilmiş olup, sıklıkla felsefi düşünceyi anlatan bir simge olarak kullanılmaktadır.
Küçük boyutta ilk alçī dökümü 1880 yılında yapıldı. Büyük boyuttaki ilk haline bronz döküm olarak 1902 yılında başlayan Rodin, bunu 1904 yılında tamamladı. Son halini alması 1906'yı bulan Düşünen Adam, 1922 yılında o dönemde otel olan Rodin Müzesi'ne taşındı.
Düşünmekle Akıl Hastalıkları Arasında Bağ Kuran Tek Ülke, Türkiye'deki "Düşünen Adam"ın Hikayesi
Günümüzde dünyanın birçok ülkesinde, Rodin'in 'Düşünen Adam' heykelinin kopyaları bulunmaktadır. Ve bu kopyalar, bulundukları her ülkede; müze, sanat galerileri ve üniversiteler gibi birçok önemli yapıya değer katmaktadır.
Bizim ülkemizdeki uygulama çok kaygı verici bir yer AKIL HASTAHANESİ...!
Peki o zaman biz, heykeli akıl hastanesinin bahçesine niçin koyduk? Verilen algı Düşünmeyin, Hayatı ciddiye almayın sizde kafayı yeyip buraya düşmeyin, Şeklinde bir algıya dönüştü ve Günümüzde ülkemizde düşünmeyenler, hayatı ciddiye almayanlar çığ gibi büyüdü..
İnsanlarımız değil Ölüm sonrası ahret hesabını, gelecek ayın gelecek yılın hesabını yapmadan günü birlik yaşayan, Günübirlik tedbir alan bir toplum olduk.
Hemen aklıma yol ve kaldırımlar geldi, Her yıl yenilenmeleri Çürük yapılmasından, Alt yapısı olmadığından Yani Düşünmediğimizden kaynaklanıyor herhalde.
Hal böyleyken insanın aklına şu soru takılıveriyor: Peki o zaman biz, heykeli akıl hastanesinin bahçesine niçin koyduk? Merak edenler için hikayesi şöyle:
Rodin’in “Düşünen Adam” heykelinin kopyasının akıl hastanesinin bahçesine dikilmesi fikri, 1950’li yıllarda başhekimlik yapan Fahri Celal Göktulga’dan çıkmış.
1953 yılında bir dergide heykelin fotoğrafını gören Başhekim Göktulga, heykelin yapımı için hastahanede yatan hastalardan heykeltıraş Kemal Künmat’a ricada bulunmuş.
Aslında güzel sanatlar mezunu olmayan Künmat, salt eli yatkın olduğu için heykeli yapmayı kabul etmiş.
Ancak Künmat, heykelin bitmesine az kala ‘Ben paramı isterim.’ demeye başlamış. İstediği miktar ise 40 bin liraymış.
Başhekim maaşının 400 lira olduğu günlerde zaten ‘heykel ödeneği’ olmadığı için Künmat’ın talebi geri çevrilmiş. Bunun üzerine sinirlenen Künmat; heykelin elini çenesine koyduğu kolunu yapmadan işi öylece bırakmış.

Heykel Faruk Bayülkem’in (soldan ikinci) başhekimliği döneminde bitti.
Hastane yönetimi ne yapacakları hususunda kara kara düşünürken, depresyon tedavisi için hastaneye yatan Yüzbaşı Mehmet Pişdar, imdada yetişerek; heykelin kolunu tamamlayabileceğini söylemiş.
Önce deneme uygulama yaptırılan Pişdar başarılı olunca Heykeli tamamlamasına izin verilmiş ve mükafat olarak hastaneden taburcu edilmiş.
Heykelin tamamlanmasından sonra, hastane başhekimine ‘Neden bahçeye düşünen adam heykeli dikildiği’ hakkında sorular soran gazeteciler ise şu cevabı almış:
“Hastane dışındakilerin durumu içerdekilerden daha kötü. Bu heykel onların durumu ne olacak diye düşünüyor.” şeklinde fikrini savunsa da Bu uygulamanın toplum tarafından algılanması hiçte böyle olmadı.
Ve heykel o günden sonra gazetelerde çıkan tüm ‘Dikkat! fazla düşünmeyin Kafayı yer delirir, Sonra buraya hasta olarak gelirsiniz şeklinde işlendi.
Ve böylece, düşünmek ile akıl hastalığı arasındaki eşsiz bağlantı, istemeden de olsa kurulmuş...
Bu bağlantı ne yazık ki birçok Yeşilçam filminde de sıkça işlenmiştir. Ve bu sayede toplum hafızasında, 'düşünmek' ile Bakırköy arasındaki bağlantı daha da güçlü bir hale gelmiştir.
Ancak heykeli, bir üniversitenin bahçesine ya da şehrin önemli bir noktasına taşımak gibi bir alternatif de halen mevcut.

Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi bahçesindeki mevcut kopya topluma hala yanlış algı vermeye devam ediyor
Halbuki; Hayatı anlamak için “Bir saat tefekkür bir sene ibadetten daha hayırlıdır”(Suyutî, Camiu’s-sağir, 2/127; Aclûnî, I/310) mealinde bir hadis vardır.
Düşünebiliyorsan İnsansın, Çünkü Hayvanlar düşünemezler.
BU HEYKELLE DÜŞÜNMEDEN KORKUTULDUK

Düşünmek bir AKIL melekesidir, Aklını kullanmayanları Allah cc. (Yunus 100 Ayeti: Bir de Allah, akıllarını iyi kullanmıyanlara azab verir.) şeklinde ikaz vardır.
Düşünen Adam heykeli, Auguste Rodin tarafından yapılan sanatsal bir eserdir. Paris'te bulunan Rodin Müzesi`nde sergilenen Düşünen Adam heykeli, bronz ve mermer karışımından üretilmiş olup, sıklıkla felsefi düşünceyi anlatan bir simge olarak kullanılmaktadır.
Küçük boyutta ilk alçī dökümü 1880 yılında yapıldı. Büyük boyuttaki ilk haline bronz döküm olarak 1902 yılında başlayan Rodin, bunu 1904 yılında tamamladı. Son halini alması 1906'yı bulan Düşünen Adam, 1922 yılında o dönemde otel olan Rodin Müzesi'ne taşındı.
Düşünmekle Akıl Hastalıkları Arasında Bağ Kuran Tek Ülke, Türkiye'deki "Düşünen Adam"ın Hikayesi
Günümüzde dünyanın birçok ülkesinde, Rodin'in 'Düşünen Adam' heykelinin kopyaları bulunmaktadır. Ve bu kopyalar, bulundukları her ülkede; müze, sanat galerileri ve üniversiteler gibi birçok önemli yapıya değer katmaktadır.
Bizim ülkemizdeki uygulama çok kaygı verici bir yer AKIL HASTAHANESİ...!
Peki o zaman biz, heykeli akıl hastanesinin bahçesine niçin koyduk? Verilen algı Düşünmeyin, Hayatı ciddiye almayın sizde kafayı yeyip buraya düşmeyin, Şeklinde bir algıya dönüştü ve Günümüzde ülkemizde düşünmeyenler, hayatı ciddiye almayanlar çığ gibi büyüdü..
İnsanlarımız değil Ölüm sonrası ahret hesabını, gelecek ayın gelecek yılın hesabını yapmadan günü birlik yaşayan, Günübirlik tedbir alan bir toplum olduk.
Hemen aklıma yol ve kaldırımlar geldi, Her yıl yenilenmeleri Çürük yapılmasından, Alt yapısı olmadığından Yani Düşünmediğimizden kaynaklanıyor herhalde.
Hal böyleyken insanın aklına şu soru takılıveriyor: Peki o zaman biz, heykeli akıl hastanesinin bahçesine niçin koyduk? Merak edenler için hikayesi şöyle:
Rodin’in “Düşünen Adam” heykelinin kopyasının akıl hastanesinin bahçesine dikilmesi fikri, 1950’li yıllarda başhekimlik yapan Fahri Celal Göktulga’dan çıkmış.
1953 yılında bir dergide heykelin fotoğrafını gören Başhekim Göktulga, heykelin yapımı için hastahanede yatan hastalardan heykeltıraş Kemal Künmat’a ricada bulunmuş.
Aslında güzel sanatlar mezunu olmayan Künmat, salt eli yatkın olduğu için heykeli yapmayı kabul etmiş.
Ancak Künmat, heykelin bitmesine az kala ‘Ben paramı isterim.’ demeye başlamış. İstediği miktar ise 40 bin liraymış.
Başhekim maaşının 400 lira olduğu günlerde zaten ‘heykel ödeneği’ olmadığı için Künmat’ın talebi geri çevrilmiş. Bunun üzerine sinirlenen Künmat; heykelin elini çenesine koyduğu kolunu yapmadan işi öylece bırakmış.

Heykel Faruk Bayülkem’in (soldan ikinci) başhekimliği döneminde bitti.
Hastane yönetimi ne yapacakları hususunda kara kara düşünürken, depresyon tedavisi için hastaneye yatan Yüzbaşı Mehmet Pişdar, imdada yetişerek; heykelin kolunu tamamlayabileceğini söylemiş.
Önce deneme uygulama yaptırılan Pişdar başarılı olunca Heykeli tamamlamasına izin verilmiş ve mükafat olarak hastaneden taburcu edilmiş.
Heykelin tamamlanmasından sonra, hastane başhekimine ‘Neden bahçeye düşünen adam heykeli dikildiği’ hakkında sorular soran gazeteciler ise şu cevabı almış:
“Hastane dışındakilerin durumu içerdekilerden daha kötü. Bu heykel onların durumu ne olacak diye düşünüyor.” şeklinde fikrini savunsa da Bu uygulamanın toplum tarafından algılanması hiçte böyle olmadı.
Ve heykel o günden sonra gazetelerde çıkan tüm ‘Dikkat! fazla düşünmeyin Kafayı yer delirir, Sonra buraya hasta olarak gelirsiniz şeklinde işlendi.
Ve böylece, düşünmek ile akıl hastalığı arasındaki eşsiz bağlantı, istemeden de olsa kurulmuş...
Bu bağlantı ne yazık ki birçok Yeşilçam filminde de sıkça işlenmiştir. Ve bu sayede toplum hafızasında, 'düşünmek' ile Bakırköy arasındaki bağlantı daha da güçlü bir hale gelmiştir.
Ancak heykeli, bir üniversitenin bahçesine ya da şehrin önemli bir noktasına taşımak gibi bir alternatif de halen mevcut.

Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi bahçesindeki mevcut kopya topluma hala yanlış algı vermeye devam ediyor







YORUMLAR