Fatih sitesi derneğinden yıkıma itiraz

Fatih sitesinde ikamet eden gazeteci Murat Aydının yeni haberidir Fatih Sitesi Yaşatma Derneği'nden sert açıklama: Hukuk ve mülkiyet hakkı ihlal ediliyor Fatih Sitesi’nde Kentsel Dönüşüm hakkında İdare Mahkemesi tarafından verilen Yürütmeyi Durdurma kararlarına rağmen, Fatih Belediyesi'nin Mahkeme kararlarını görmezden gelip ani yıkım başlatması sert tepkiye neden oldu.

17 Ağustos 2026 - 02:07

Fatih Sitesi Yaşatma Derneği konuyla ilgili yaptığı açıklamada “Hukuk ve mülkiyet hakkı ihlal ediliyor” açıklamasında bulundu.

Silivrikapı'da bulunan Fatih ilçesinin örnek yaşam alanlarından olan Fatih Sitesi’nde yıkım tartışması giderek büyüyor. Fatih Sitesi Yaşatma Derneği, Fatih Belediyesi tarafından hafta sonu gerçekleştirilen yıkım faaliyetlerine ilişkin yaptığı açıklamada çok ağır iddialarda bulundu. Dernek, hukuki süreci devam eden bazı bloklara müdahale edildiğini savunarak “tebligatsız ve ruhsatsız müdahale” yapıldığını ileri sürdü.

İstanbul Fatih’te bulunan ve 1987 yılında Fatih Belediyesi Çalışanları Kooperatifi olarak kurulup Kooperatif ça çatısı altında yapılan Fatih Sitesi’nde kentsel dönüşüm kapsamında yürütülen yıkım ve tahliye süreci yeni bir tartışmayı beraberinde getirdi.
Fatih Sitesi Yaşatma Derneği tarafından site sakinlerine yapılan açıklamada, mülkiyet hakkı ve hukukun temel ilkelerinin ihlal edildiği savunuldu.
Dernek, özellikle cuma ve cumartesi günlerinde yapılan müdahalelere dikkat çekerek, hukuki süreçleri devam eden ve kendilerine göre tahliye ile yıkım için gerekli şartları oluşmamış blokların hedef alındığını ileri sürdü.

Fs-1
“Tebligat ve ruhsat gösterilmeden müdahale edildi”
Derneğin açıklamasındaki en dikkat çekici iddialardan biri, bazı yıkım işlemlerinin gerekli yasal belgeler gösterilmeden gerçekleştirildiği yönünde.
Açıklamada, yıkım işleminin başlaması için gerekli olduğu belirtilen yasal tebligatların usulüne uygun yapılmadığı, geçerli bir yıkım ruhsatı ve tahliye emri ibraz edilmeden fiili müdahalede bulunulduğu öne sürüldü.
Dernek, yetkililere açık biçimde şu soruyu yöneltiyor: Yıkımın hukuki dayanağı nedir?
Bu iddiaların ilgili kamu kurumları tarafından açıklığa kavuşturulması bekleniyor.

“Yıkım sırasında güvenlik önlemleri alınmadı” iddiası
Derneğin bir diğer önemli iddiası ise yıkım sırasında çevre ve iş güvenliği önlemlerinin yeterli olmadığı yönünde.

Açıklamada, çevre güvenlik şeridinin çekilmediği, toz bastırma önlemlerinin alınmadığı ve çevre sağlığının yeterince gözetilmediği ileri sürüldü. Dernek, bu uygulamaların site sakinlerinin yaşam alanlarını güvenlik açısından ciddi bir riskle karşı karşıya bıraktığını savundu.
Burada cevap bekleyen soru ise şu: Yıkım sahasında gerekli güvenlik ve çevre tedbirleri eksiksiz olarak alındı mı?

Yürütmeyi durdurma kararları tartışmanın merkezinde
Fatih Sitesi'ndeki sürecin en kritik başlıklarından biri ise yargı kararları. Daha önce İstanbul'daki idare mahkemelerinin bazı bloklar yönünden yürütmeyi durdurma kararları verdiği kamuoyuna yansımıştı. Dernek ise yeni açıklamasında, yürütmeyi durdurma kararı bulunan blokların varlığına rağmen diğer bloklar üzerinden yürütülen sürecin site sakinleri üzerinde baskı oluşturduğunu savundu.
Açıklamada bu durumun, vatandaşların yargı yoluyla hak arama özgürlüğünü kullanmasını zorlaştıran bir “yıldırma politikası”na dönüşmemesi gerektiği vurgulandı.

Burada hukuki açıdan kritik nokta şu: Bir blok hakkında verilen yürütmeyi durdurma kararının hangi işlemleri ve hangi blokları kapsadığı, kararların kapsamı ve yıkım işlemlerinin hangi hukuki dayanakla sürdürüldüğü açık biçimde ortaya konulmalı.

Dernekten “hizmet kusuru” suçlaması
Fatih Sitesi Yaşatma Derneği açıklamasında idari makamlar ile site yönetiminin tutumunu da eleştirdi.
Dernek, kurumların ve yönetimin mevzuata aykırı olduğu ileri sürülen uygulamalarının “hizmet kusuru” oluşturduğunu savundu.
Açıklamada, yaşanan sürecin site sakinleri açısından telafisi güç maddi ve manevi zararlara yol açabileceği ifade edildi.
Bu iddiaların muhataplarının vereceği cevap ise kamuoyu açısından önem taşıyor.

“Hukuk devleti vatandaşının malına ve huzuruna kastetmez”
Derneğin açıklamasında kullanılan en sert ifadelerden biri ise hukuk devleti vurgusu oldu.

Dernek, vatandaşların can, mal ve huzurunun korunmasının hukuk devletinin temel sorumluluklarından olduğunu belirterek, mevcut uygulamaların “kanunun çizdiği sınırların dışına taşan ve mülkiyet hakkını hiçe sayan bir zorbalık görünümü” oluşturduğunu savundu.
Bu ifadeler, Fatih Sitesi'ndeki dönüşüm tartışmasının artık yalnızca bir kentsel dönüşüm meselesi olmadığını, aynı zamanda mülkiyet hakkı, yargı kararlarının uygulanması ve idarenin hukuka bağlılığı tartışmasına dönüştüğünü gösteriyor.

“Birlik vakti” çağrısı
Fatih Sitesi Yaşatma Derneği açıklamasının sonunda site sakinlerine birlik çağrısı yaptı. Dernek, bugüne kadar sessiz kalmadıklarını ve bundan sonra da “usulsüzlüklere teslim olmayacaklarını” belirterek, tüm site sakinlerini haklarını hukuki çerçevede birlikte savunmaya çağırdı.


Asıl soru: Yıkımın hukuki dayanağı ne?
Fatih Sitesi'nde tartışmanın bundan sonraki aşamasında üç soru belirleyici olacak:
1. Yıkımı yapılan veya yıkım sürecine alınan her blok için gerekli hukuki işlemler tamamlandı mı?
2. Mahkemelerin verdiği yürütmeyi durdurma kararlarının kapsamına hangi işlemler ve hangi bloklar giriyor?
3. Yıkım sırasında mevzuatın öngördüğü güvenlik, çevre ve teknik tedbirler eksiksiz uygulanıyor mu?
Bu soruların belgeleriyle birlikte kamuoyuna açıklanması, Fatih Sitesi'nde giderek büyüyen tartışmanın sona ermesi açısından kritik önem taşıyor. Çünkü mesele artık yalnızca binaların yıkılması değil; yıkımın hangi hukuk kuralları içerisinde gerçekleştirildiği meselesidir.
Haber Murat Aydın Aydınses gazetesi
Haberin kaynağına git
*********************************************
BU TÜR KENTEL DÖNÜŞÜMLERDE Kİ MAĞDURİYETLER üzerine kısa uyarımızdır

Fatih ilçemizde Deprem odaklı yarısı bizden kampanyası dahilinde dönüşüme giren konutlarda büyük hak yoksunlukları Barınma hakkı ihlalleleri, Serbest piyasa Rekabet koşulları,  Müteahhitlerin belediyeler üzerinden pekçok hukuksuz dayatmalarla mülk sahiplerinin evlerini ellerinden aldığı vakalar çoğalmaya başladı.

Betonun ömrü 100 yıl, İlçemizde betonwrmw binaların ortalama yapım tarihi 50-60 yıl gibi olmasına rağmen Belediyelerimiz bir binanın iskanına kadar 43 resmi imza ile denetlediği inşaat sürecini görmezden gelerek 27 yıllık 170 daireli Atılgan sitesini  yıktılar, Yenilemesi yapılıyor. kat maliklerine mecburiyet ileri sürerek Taahhütname imzalatarak TOKİ Emlak Konuta tapu devirleri yapıldı. 2027 Mayıs ayında evlerin teslim edileceği vaat edilmişti, Bu gün itibarı ile Atılgan sitesinin sadece betonarmesinde %50 ilerleme kaydedildiğini görüyoruz, İnce işçilikler ve ikamete hazır hale gelmesi bir yıl sonraya bile yetişmeyecek gibi.
İşin enteresan tarafı tapularını devreden daire sahipleri  teslim tarihinden sonra maliyeti gereği kaç lira borçlandırılacağı belli değil, Proje gereği 3 kat imarı olan site 4 kat imarlı yapıldı, Zemin altına otopark yapıldı, eski planlar değiştirildiği için 
( İmar değişikliği rantına Bakanlık el koydu
7534 sayılı Kanun kapsamında yapılan değişiklikle, plan değişikliği sonucu değeri artan taşınmazdan %90 “değer artış payı” alınması zorunlu hale getirildi.)
Bu durumda daha önce 6-7 milyon değerindeki daireler Yenilenme masrafı 3 milyon olsun 10 milyon oluyor 
Amma 7534 sayılı kanun gereği dairelerin yeni değerini TOKİ yapacak (Tahminen bu gün itibatı ile o dairelerin muadilleri, Buraya kın CER ve  Ağaoğlu konutlarında muadil daireler 50 milyon civarında başlıyor.
Bu durumda +40 milyonun en az 30 milyonu Tokiye verilmesi gerekiyor, 50 Milyonluk daireler mukimlere 40 milyona malolacak, Bu borçlanmayı ne kadar malik ödeyebilecek.

BU DURUM FATİH SİTESİ İÇİNDE GEÇERLİ

Son aylarda 8-10 milyona satılan daireler "İmar planı değişiliği yapılacağı için 7534 sayılı yasaya göre Fatih sitesi malikleri Maliyetten sonra en az 30-35 milyon daha ödemek zorunda kalacaklar. Fakat bu konuyu pek bilen yok maalesef.

TOKİ'nin Bu değer artış payı kanununu okumak için tıklayınız 

 


YORUMLAR

  • 0 Yorum