Bulgar Kilisesi İçine Yenileme Yapılıyor

İBB Başkanlığı tarafından Zemin güçlendirme yapılmasının peşinden Kilisenin demir aksamı Dış cephe yenilendi, Şimdi sıra içeriden yenilemede

Bulgar Kilisesi İçine Yenileme Yapılıyor
18 Mart 2016 - 19:29

İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve İl Özel İdaresi’nin iş birliğiyle, Fatih’te bulunan ve ”Demir Kilise” olarak bilinen Sveti Stefan Bulgar Kilisesi, restore edildi, Şimdi sıra içirisinin yenilenmesine geldi.

 

Bulgar Kilisesi iç kısmında gerçekleşecek yenileme işi BAŞLAMA : 14.03.2016 -BİTİRME TARİHİ:12.01.2017 olarak belirlendi.

 



 

PROJE ADI: FATİH BULGAR KİLİSESİ (SVETİ STEFAN) İÇ MEKAN RESTORASYON VE ÇEVRE DÜZENLEME İNŞAATI

 

KAYIT TARİHİ: 16.03.2016

İŞİN YERİ:  İstanbul

PROJE BEDELİ: 6.795.000,00 TL

BAŞLAMA - BİTİRME TARİHİ : 14.03.2016 -12.01.2017

KAYNAK: http://www.ihalenet.com/Projeler/tadilat-projeleri--16#

 

 


Fener-Balat'ta Mürselpaşa Caddesi üzerindeki Sveti Stefan Bulgar Kilisesi ya da herkesin bildiği adıyla Demir Kilise

Haliç'in kıyısında bulunan kilisenin en büyük özelliği demirden yapılmış olması. 

Bir diğer özelliği de adeta bir yapboz gibi demir parçaların birbirine birleştirilmesiyle inşa edilmesi. 

 İşte bu mimari ve teknik özellikler nedeniyle Sveti Stefan'ın eşi benzeri yok.

 

BİR DEDİKODU EFSANESİ: Abdülaziz "Kiliseyi bir ay içinde bitirin" dedi.

 

Ne kadar doğrudur bilinmez ama Demir Kilise'nin neden demirden ve prefabrik olarak yapıldığı hakkında anlatılan çok ilginç bir hikayeler var. 

Kiliseyi gezerken bana eşlik eden, Bulgar cemaatine 53 yıl hizmet vermiş, şu an kilisenin koro şefi olan Kiryako Liaje'ye o çok bilinen hikayeyi anlatıyorum: Bulgarlar artan milliyetçilik hareketlerine bağlı olarak bir kilise inşa etmek isterler. 

Fakat Sultan Abdülaziz, Bulgarların Fener Patrikhanesi'nden bağımsız bir kilise yapmalarını istemez. 

İsteklerini doğrudan reddetmek yerine "Kilise inşaatını bir ay içinde bitirirmek şartıyla izin veririm" der. 

Oysa inşaatın bir ayda bitmesi mümkün değil. 

Bunun üzerine Bulgarlar kiliseyi prefabrik olarak Viyana'da inşa edip İstanbul'da bir ay içinde kurarlar. 

Kilisenin bittiğini gören Sultan Abdülaziz ise verdiği sözü tutmak zorunda kalır. 

Liaje burada hemen söze girerek "Bu konu aramızda çok tartışıldı. 

Bu dilden dile geçen ve ilgi uyandıran bir hikaye. 

Konuyla ilgili yazılı bir belge yok. 

Bir kiliseyi 30 gün içinde inşa etmek mümkün mü?" diyor.

 

Gerçek hikaye ise farklı. 

O dönemde Ortodoks kiliselerinde Rumca ayin yapıldığını anlatan Liaje, Bulgarların kendi dillerinde ayin yapmaları için Fener Patrikhanesi'nden bağımsız bir kilise kurmak istenildiğini söylüyor. 

 

1849'da Bulgar cemaatinin ileri gelenlerinden ve o dönemde milletvekili olan Stefan Vogoridis, Babıali'den bir kilise yapılması için izin alır. 

Kilisenin yapımı için ikisi kagir, biri ahşap üç bina ve geniş bir avludan oluşan 25 odalı evini hibe eder. 

1850'de ahşap kilise tamamlanır. 

Kiliseye Sveti (Aziz) Stefan adı konulur. 

Sonra da Sultan Abdülaziz'in fermanıyla bağımsız kilisenin kurulmasına izin verilir. 

Patrikhane kendisine ters düşen bu gelişmeler sonucu 1872'de Bulgar Kilisesi'ni tanımadığını açıklar. 

 

ARA NOT: O TARİHLERDE BALKANLAR KARIŞIKTI, YUNANLILAR PATRİKHANEYİ KIŞKIRTIYORDU

İstanbulda Bulgar azınlığın kilisesi yoktu ve Rum Kiliselerinde Rumca ibadet yapılıyordu, Sultan Abdulaziz Rumların Bulgarları kışkırtmasını önlemek için önce kilise yapmalarına izin verdi.

BU KONUDAKİ ARAŞTIRMAMIZI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ http://www.fatihhaber.com/fatihhaber/bulgarkiseonarim.htm

 

 

AVUSTURYADAN SATIN ALINAN DEMİR KİLİSE  Tuna Nehri ve Karadeniz üzerinden İstanbul'a taşınır. 

1898'de de şu anki Sveti Stefan Kilisesi açılır. 

 

Patrikhane sonuç olarak 1945'te Demir Kilise'yi tanımayı kabul eder. 

En büyük çan 400 kilo

Kilise neogotik ve neobarok stilde inşa edilmiş. 

Liavje "Sadece mihrap kısmı ağaçtan yapıldı ve altın kaplandı" diye belirtirken kilisenin ikonaları için Moskovalı fabrikatör Nikolay Alekseeviç Ahapkin ile sözleşme imzalandı, ressam Lebedev de resmetti. 

Kilisenin kulesinde büyükten küçüğe altı çan var. 

Rusya'da dökülen bu çanların en büyüğü 400 kilo civarında. 

Kaymasın diye 325 kazık çakıldı

Liavje "Haliç'in zemini kaygan olduğundan kilise çam ağacından yapılan kazıklar üzerine inşa edildi. 

Kilisenin altı boştu. Böylece deniz suyu oraya girip çıkarak bir sarnıç görevi görüyordu, basıncı önlüyordu. 

Önüne yol yapılınca buradaki basınç arttı ve kilise denize doğru kaymaya başladı" diyor. 

2006'da İstanbul Belediyesi tarafından kilisenin etrafına 325 kazık çakılarak bu durumun engellendiğini de sözlerine ekliyor.


 

 

Bulgar Kilisesinde onarımın başladığı 2010 tarihinde yaptığımız haberimiz için tıklayınız

http://www.fatihhaber.com/fatihhaber/bulgarkiseonarim.htm


Bu haber 3266 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum