Bugun...


Deliler kahvesi ve Faaliyetler manzumesi
Bilhassa sosyal medya mecrasında paylaşılan faaliyetler, Bu faaliyetlere karşı deşifre iddiaları kafaları karıştırıyor. Ali Denizci bu oluşumun kahramanı veya derin düşüncelerin maşası, hangisi doğru ? Bu güne kadar bu konuda bir şey yazmadım, Aşağıya aldığım iki yazı ile iddiaları paylaşıyorum. Bu konuda kendi imkanlarımla yapacağım araştırmaları buradan sizlerle paylaşacağım. KONU OLDUKÇA ÖNEMLİ, ORTAYA KONULAN UYGULAMALAR BÜYÜK FEDAKARLIK GEREKTİRİYOR, OLUMSUZ YORUMLAR VE İDDİALARA DİKKAT

facebook-paylas
Tarih: 21-12-2019 14:06
Deliler kahvesi ve Faaliyetler manzumesi
+ -
 
Türkiye onu daha çok Yahya Efendi dergahında başından geçen bir olayı anlattığı video ile tanıdı. O hikayeyi hatırlıyorsunuzdur ama unutun onu o da yalan çıktı çünkü. Külliyyen yalan. Dün Yahya Efendi dergahına gittik yalan olduğunu bizzat öğrendik. Dünkü paylaşımımda detaylar var.
 
Yalanları sadece bununla sınırlı değil, hayatı hakkında anlattığı bir çok şey yalan ve eksik. O konulara girmeyeceğim, dün yazacağım demiştim ama konu dağılmasın, çünkü bizi ilgilendiren taraf daha vahim.
 
Bu adam Balatta Deliler kahvehanesi denen bir yer açmış, yardım faliyetleri yürütüyor gibi görünerek misyoner faliyetler yapıyor. Deliler kahvehanesini beraber kurduğu kişi bir Yahudi.! Gerçek adı Lari Dilmen, ama onuda kitabına uydurmuşlar yani Deliler kahvehanesine uydurmuşlar "Musa dede" yapıvermişler. Dün Ali Denizci bu "Musa dede" takma isimli Lari Dilmen'in artık müslüman olduğunu söylüyor. Peki bu yalancı adama inanalım mı? Yutalım mı bu yalanı? Ne derseniz? Hemen karar vermeyin.!
Şöyle anlatayım ; Ali Denizci bir videosunda, burs verdikleri 150 talebeye dini kitap okumayı yasaklattıklarını anlatıyor. Ve o çocukları Yahudi aileler ile tanıştırıp Yahudilerin evlerinde misafir ettiklerini, onların çocukları ile kaynaştırdıklarını söylüyor. Peki tövbe eden bir Yahudi bunu yapar mı? Ali Denizci bu çalışmalarda tek değil ki, Lari Dilmen ile beraber yürütüyor bu faliyetleri. Lari Dilmen Yahudilikten döndü ise neden hâlâ burs verdikleri müslüman çocukları Yahudilerle kaynaştırıyor?! Ve yine bizzat Ali Denizci'nin itirafı ile, neden dini kitap okumalarını yasaklatıyor?
Beyler Yahudi gazetesi Şalom'un Lari Dilmenle bir röportajı var. Yahudi bir gazete medh ede ede Müslüman bir eski Yahudi ile röportaj yapar mı?
 
Evet, Yahudi bir ailede doğmak suç değil, nice Yahudi alimler bile müslüman olup İslâma ve müslümanlara hizmet etmiştir ama bu Lari Dilmen ve Ali Denizci hiç İslâm'a hizmet ediyor gibi duruyor mu? Bana Lavrensi hatırlatıyor. Ali Denizci'nin videolarını Youtube'de TEXd TALKS gibi bir kanal yayınlıyor, balatta amacı sadece iyilik hareketi olan adamın videosunu bu kanal niye yayınlasın? Herşey açık ve net değil mi?
Ayşe Arman gibi bir ateist Ali Denizciyle röportaj yapıp neden medh etsin?
 
Tabi bazı İslâmî çalışmalar gibi görünen faliyetleri de var. Ne mesela? Deliler Kahvehanesi dedikleri yerde Tasavvuf sohbetleri veriyorlar ???? Ama kim veriyor bu sohbetleri, orası mühim değil mi? Burs verdiği çocuklara dinî kitaplar okumayı yasaklatan adam, nasıl bir tasavvuf sohbetleri yaptırır siz düşünün. Kendi din anlayışını empoze etmek için çarpık bir tasavvuf anlayışına sahip kişilere sohbet ettiriyor. Cemalnur Sargut modelinde açık saçık bir bayan veriyor bu sohbetleri. Beni Ali Denizci'nin sevenlerinden birisi aradı Ali Denizci'nin Rufai tarikatı dervişi olduğunu söyledi, bugünde yine onun sevenlerinden birisi paylaşımıma yorum yazdı Ali Denizci'nin Rufai tarikatı dervişi olduğunu vurguladı. Fakat gizli tutuyormuş kime bağlı olduğunu söylemek istemiyormuş. Ben araştırdığım kadar ile söyleyim; Cemalnur Sargutla irtibatları var. Deliler kahvehanesi dedikleri yerde tasavvuf sohbetleri yapan açık saçık bayan ve o derslere katılan yine onun gibi açık saçık bayanlar bana yazdılar. Cemalnur Sargut'un talebeleri. Cemalnur Sargut sözde Rufai Şeyhidir. Kenan Rufainin tekkesinin postnişinidir. Kenan Rufai de zaten cumhuriyetin ilk yıllarında inkilaplara destek olmuş, gayru meşru hayat yaşayan bir sapık. Onunda konusu uzun, ayrı bir konu. Evet sapıklıkta o kadar zivrelerki Cemalnur Sargut başını örtmeye gerek duymuyor ama Şeyhlik yapıyor. Zaten meşhur bir müfsittir bu kadın. Putperestliği bile meşrulaştıran, putperstleri bile cennete sokan(!) bir müfsit. Videosu var, putlara tapmayı Allaha tapmaya bağlıyor. Böyle bir sapkın ekol. Ali Denizci'nin sevenleri de onun Rufai dervişi olduğunu söylediklerine gore kime bağlı olduğu az çok anlaşılıyor.

Ali Denizci, Ayşe Armana verdiği röportajda, Kur'anı kerimde vaad edilen cennet nimetleri hakkında "palavra" diyor. Bunun ne demek olduğunu siz anladınız.! Bunların böyle çarpık bir tasavvuf anlayışı var.

Ali Denizci, kendisini Mustafa İslamoğlu ve İhsan Eliaçık gibilere reddiye yapmakla savunuyor. "Ben onlara reddiye yapıyorum sizdenim" demek istiyor. Evet doğrudur, Cemalnur Sargut modeli sözde tasavvufçular Mustafa İslamoğlu gibileri sevmez, çünkü Mustafa İslamoğlu o model sapık tasavvufçulara da karşıdır. Bu konuda anlaşamadıkları için birbirleri reddiye yaparlar. Ama bu, onların bizim tarafımızda olduklarını göstermez.

 
Biz bu adamın gençlere yaptığı operasyonu kendi videosu ile ıspat ediyoruz. "Bakın bu adam burs verdiği gençleri yahudi evlerine götürüyor" diyoruz "ama sokaktakilere battaniye veriyor" diye cevap veriyorlar. "Bakın bu adam burs verdiği çocuklara dinî kitap okumayı yasaklıyor" diyoruz "ama fakirlere çorba veriyor" diyorlar. Yav adam çocukları Yahudi sevgiyse yetiştiriyor sen neyden bahsediyorsun arkadaş. Çorba kadar ucuz mu senin imanın?
 
Evet gelelim bizim hatalarımıza kusurlarımıza beceriksizliğimize...

Ali Denizci Deliler kahvehanesinden fakir fukaraya garip gurebaya elbette büyük yardımlar yapıyor. Onlara yemek battaniye elbise erzak dağıtıyor. Ama bunları neden yaptığı konusunu kaçırmayın, yukarda anlatmaya çalıştım. Asıl mesele biz neden yapamıyoruz. Ali Denizci kendisininde ifade ettiği gibi kendi cebinden yapmıyor bunları, gönüllüleri var. Peki bizim Hak davamızın gönüllüleri neden yok yada olanlar neden az. Nerede bu müslüman zenginler, müslüman yetkililer?!

Müslümanları ikaz niteliğindeki bu yazıyı özelliklere gençlere ve Fatih bölgesindeki müslümanlara ve yetkililere ulaştıralım.

https://youtu.be/XlelrzD9TZo Yahya Efendi camii imamından iddialar

https://youtu.be/O7-2biuLTQA
https://youtu.be/l5bx8GmhlQ8
 
---------------------------------------------------------------------------
SÖZ KONUSU BU YAZIYA YORUM YAPAN KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
Emine Macit 
BİR LİNÇ KAMPANYASI ve ARKASINDAKİLER
Basite indirgeyerek anlatacağım.
Bir çocuğa anlatır gibi.
Musa Dede'den başlayalım.
Musa Dede bir Yahudi imiş ve benim ortağım mış.
Evet biz tanıştığımızda Musevi idi.
İsmi de Lari idi.
Sonra benimde davetli olduğum bir törenle Müslüman oldu ve Musa adını aldı.
Burada bir yanlışlık var mı?
Şimdi Lari İslam'a geçip, Musa oldu diye suç mu işledi?
Yahudi olarak kalsaydı, daha mı çok sevinecek tiniz?
Musevilikten çıkıp, Müslüman olmak kötü bir şey mi?
Bunda yanlış görenler bir anlatsınlar da anlayalım bakalım.
Musa Dede benim ortağım değil. Hiç kimse değil. Çünkü Deliler Kahvehanesi'nin bir sahibi yoktur. Herkes orada gönüllüdür.
Musa, ben ve bir arkadaş daha, üç kişi Deliler Kahvehanesi'ni kurduk. Musa 8 ay kadar sonra ben gidiyorum çünkü çalışmam lazım dedi ve gitti.
Diğer arkadaş da açıldıktan bir ay sonra gitmişti zaten.
Bende kahvehaneyi gönüllülerle birlikte yürütmeye başladım.
Herkes gibi sıradan bir gönüllüyüm yani.
Anlamak zor olabilir ama bizim orada patron, müdür falan yoktur.
Patronumuz, babamız, yol göstericimiz, her şeyimiz Allah'tır.
Devam edelim. Misyonermişiz :-)
İşte buna çok güldüm.
Hemde ağzımla değil, başka bir taraflarımla güldüm.
Eğer uzaktan gıybet yapmayı bırakıp kahvehaneden içeri girerseniz, ve bir süre gönüllü olarak çalışıp insanları tanımaya başladığınızda,
Örneğin Nisa ile tanışırsınız. Anne babasınının koyduğu isim ise Nella Nelli.
Ya da Ugh var bizim. Şimdi ki adı Cafer Sadık.
Hüseyin var önceki adı Chiristian olan.
Hamza abi var, önceki adı Carlo olan.
Petra vardı şimdi Rabia olan...
Şimdi biz nasıl misyonermişiz anlamadım bunu.
Anlayanlardan, anlatmalarını bekliyorum çünkü sanırım ben biraz geri zekalıyım.
Üç gündür İstanbul'da değilim ve arkamızdan bir sürü iftira yalan dolan atılıyor, gıybetimiz yapılıyor.
Bu arada ben değil, yüce Yaradan bakın aşağıdaki ayette ne diyor?
''Ey iman edenler! Zandan çok kaçının; çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin gizli yönlerini araştırmayın. Birbirinizin gıybetini yapmayın; Herhangi biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz! Allah’a karşı gelmekten sakının. Allah tövbeyi çok kabul edendir, çok merhamet edendir. (Hucurat Suresi 12)''
Başka bir ayette de Rabbim şöyle diyor
''Mümin erkeklere ve mümin kadınlara, yapmadıkları bir şeyden dolayı eziyet edenler, şüphesiz bir iftira ve apaçık bir günah yüklenmişlerdir. (Ahzap 58)''
Bize yapmadığımız şeyler yüzünden iftira atanlar Allah'tan sanırım korkmuyorlar.
Bakın siz evinizde sıcak yataklarınızda uyurken, biz tüm gönüllüler, sabaha kadar İstanbul sokakları ve parklarında yatan insanlara uyku tulumu, battaniye ve mat dağıtıyoruz.
Ya da Yavuz Sultan Selim Mahallesi'nde ki gariban evlere kumanya gönderiyoruz.
Çocuklara bot ve mont dağıtıyoruz.
Siz evinizde ya da işinizde iken bir grup gönüllü geliyor, akşam yemek yiyecek yaklaşık 200 garibanın yemeğini pişiriyor.
Yine siz işten çıkıp eve, sinemaya, bara gittiğinizde onlarca başka gönüllü hiç tanımadıkları o 200 kişinin yemeklerini dağıtmak için oraya geliyor.
Bir sürü gönüllü, giysi mağazasında yine hiç tanımadıkları insanları giydirmek için çaba gösteriyor.
Başka birileri o mahallenin çocukları başarılı olsun diye tabi ki ücretsiz özel dersler veriyorlar.
Sadece bu yıl hiç tanımadığımız onlarca Anadolu okuluna binlerce bot mont kırtasiye setleri, oyuncaklar, bilgisayarlar, spor malzemeleri gönderdik, kütüphaneler kurduk.
Kanserli çocukların aileleriyle kalmaları için apartlar oluşturduk.
Yüzlerce gariban ihtiyarı sokaklardan aldık pansiyonlarda yatırıyoruz.
Aklıma bile gelmeyen bir sürü şey daha var. Örneğin ilaç yardımları, doktor yardımları, ev eşyası temin etme, sakat arabaları temin etme, hamama gönderme, berber ve kuaför gibi.
Bunların tamamı gönüllüler tarafından yapılan hizmetler. Hiç kimse maaş almıyor koyabildiği kadar gönlünü koyuyor.
Tüm bunların hiç birini görmeyen insanlar en ucuz yola sapıyorlar ve Yahudilikten, misyonerlikten söz ediyorlar. İnsan düşmanının bile zeki olmasını istiyor.
Yargılamadan önce isterseniz şu hadis-i şerifi bir okuyun isterseniz.
(Suizan etmeyin. Suizan, yanlış karar vermeye sebep olur. İnsanların gizli şeylerini araştırmayın, kusurlarını görmeyin, münakaşa, haset ve düşmanlık etmeyin, birbirinizi kardeş gibi sevin, çekiştirmeyin. Müslüman, Müslümanın kardeşidir, ona zulmetmez, yardım eder. Onu, kendinden aşağı görmez.) [Buhari, Müslim]
Şimdi ben kendimi Müslüman olarak görüyorum ve öyle tanımlıyorum. Suizan ile hareket edenler yani kötü bir şey yaptığımızı zannedenler, yani benim Müslüman olmadığımı, misyoner olduğumu zannedenler ne diyeceksiniz Buhari ve Müslüm'e?
İçimi benden daha mı iyi biliyorsunuz?
Allah'ın emrettiği, suizan değil ''Hüsnüzan'' dır.
(Kıyamet günü, Allahü teâlâ bir kulunun Cehenneme atılmasını emreder. Cehenneme götürülürken arkasına dönerek, "Ya Rabbi! Dünyada sana hep hüsnü zan ettim" deyince, "Onu Cehenneme götürmeyiniz! Kulumu bana olan zannı gibi karşılarım" buyurur.) [Beyheki]
 


HABER VİDEOSU





Kaynak: SOSYAL MEDYA PAYLAŞIMLARI

Editör: ABDULLAH GÖZAYDIN



YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER HABERLER
FOTO GALERİ
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
YUKARI