Bugun...


Dikkat Surlar tepemize yıkılabilir
16 Asırdır deprem hariç yıkılmayan surları birileri yıkmak için ne gerekiyorsa yapıyor İstanbul surları onarılmayı beklerken bazı mihraklar surların tamamını yok edecek gibi görülüyor. Surlarda her gün soygun oluyor hiçbir önlem alındığını görmüyoruz.

facebook-paylas
Tarih: 30-10-2019 21:32
Dikkat Surlar tepemize yıkılabilir
+ -

1600 YILLIK iSTANBUL SURLARI YOĞUN TEHDİT ALTINDA

Son zamanlarda tarihi surlar zemin seviyetinde oyuklar oluşmaya başladı, Bu oyuklar günümüzde o derece çoğaldıki bunların erozyon nedeniyle değil insan müdahalesi sonucu olduğuna kanaat ettik, Konu hakkında resmi bir açıklama bulamadık, İBB Kültür AŞ. bünyesinde çalışmalar yapan Tarihçi-Araştırmacı Sayın Müfit Yüksel surlardaki  bu oyukların tuğla hırsızları tarafından yapıldığını bize söyledi, Surları oluşturan tuğlaların bazıları mühürlü, Bu mühürlü tuğlalar birileri taarfından satın alınıyormuş, Sayın Yükselin bu tespitinden sonra durumu koruma kuruluna ve İBB yetkililerine şifahen beyan ettik , haber yaptık pek netice almadık.
İBB Şimdi Yedikuleden başlayarak Kara surlarını kafes teli ile muhafaza altına almaya başladığını gördük, Uygulamayı yapan personel bu telin çekilmesindeki nedenin sur diplerinden geçen yaya ve araçların can ve mal güvenliğini sağlamak için yapıldığını beyan ettiler. Kendilerine surların kasıtlı tahrip edildiğini söylediğimizde bilgi sahibi olmadıklarını beyan ettiler.

Biz bu haberimizle yetkilileri tekrar uyarıyoruz, Durumun aciliyeti nedeniyle polisiye tedbirlerin alınması, söz konusu tahribatı yapanların, yaptıranların yakalanarak caudırıcı ceza verilmesini talep ediyoruz.
Ülkemizdeki STK'ların konuyu gündemlerine almasını, Gerekli duyurularla konunun ciddiyetini yetkililere ulaştırmasını dileriz.

İSTANBUL SURLARI TARİHİ

İstanbul Surları, İstanbul'un çevresinde bulunan, Doğu Roma zamanında yapılmış şehir duvarlarıdır. İstanbul'un etrafını çeviren surlar tarihte 5. yüzyıldan başlayarak inşa edilmiş, yıkılmalar ve yeniden yapmalarla dört defa elden geçmiştir. Son yapımı MS 408'den sonradır. II. Theodosius (408-450) zamanında İstanbul surları Sarayburnu'ndan Haliç kıyısı boyunca Ayvansaray'a bu taraftan ve Marmara kıyısı boyunca Yedikule'ye, Yedikule'den Topkapı'ya, Topkapı'dan Ayvansaray'a uzanıyordu.

Surların uzunluğu 22 km'dir. Haliç surları 5,5 km, kara surları 7,5 km, Marmara surları 9 km'dir.

Kara surları üç bölümden oluşur: hendek, dış sur, iç sur. Hendekler bugün tarım alanı olmuştur. Sura bitişik ve 50 m aralıklarla kara surları tarafında, birçoğu yıkılmış, çatlamış durumda 96 burç bulunmaktadır. Bu burçlar, boydan boya uzanan sur duvarlarından 10 metrelik çıkıntıda, çoğunlukla kare planlı ve 25 m yüksekliğindedir. Pencereleri, tonozları, kapıları vardır. İç surlarla dış surlar arasında kapı ve merdiven bulunur. İç surlar ve burçlarda kefeki taşı ve tuğla kullanılmıştır.

Dış surlar ise sandık vaya kazamat duvardır. Dış surlarda daha küçük ve büyük burçlar arasına gelmek üzere küçük burçlar vardır. Bütün bu hendek, burç, dış ve iç surların toplam eni 70 m'dir. Surların içinde dehlizler ve küçük oyuklar vardır.

Marmara ve Haliç surlarının önündeyse hendek ve dış sur yoktur. Bu surların kalınlığı 5 m, yüksekliği 15 m'dir. Burçlar 20 m'dir, Marmara tarafında 103, Haliç tarafında 94 burç vardır. Marmara tarafı surları boyunca Sirkeci-Halkalı Banliyö Tren Hattı çalışmaktadır.

Bu burçlardan bazıları tarihî ün taşır: Yedikule, Sulukule, Anemas, İsaakios.

Deniz duvarlar Propontis (Marmara Denizi) ve Haliç (Χρυσοῦν Κέρας) taraflarından şehrin etrafını çevirmekteydi. Her ne kadar özgün Byzantium şehrinin deniz surlarının olduğu bilinse de[1] ayakta kalan Ortaçağ surlarının inşasının kesin tarihi tartışma konusudur. Uzun süre, deniz surlarının ana kara surlarını inşa eden I. Konstantin tarafından yaptırıldığı düşünülüyordu.[2] Ancak, bu inşaat için ilk gerçek referans 439 yılında, şehir valisi Cyrus Panopolis'in kara surlarının onarımı ve denize doğru olan tarafın tamamlanması emri oldu.[3] Bu etkinlik kesinlikle aynı yıl, Kartaca'nın Vandalların eline geçmesi ve Akdeniz'de bir deniz tehdidinin ortaya çıkması sinyallerinden ayrı değildir.[4][5] Yine de deniz surları 700 yılı civarına kadar özellikle belirtilmemiştir.[6]

Deniz surları mimari açıdan Theodosius Surları ile benzer, ama daha basit yapıda inşa edilmişlerdi.

Kara surlarına kıyasla daha alçak olan deniz surları limanların iç kısmını da koruyan tek bir duvar halindeydiler. Haliç surları, Haliç'in girişinde İmparator III. Leon tarafından yaptırılan, yüzen variller tarafından desteklenen ağır bir zincir ile korunmaktaydı. Bu zincirin bir ucu günümüzde Sirkeci bölgesinde yer alan Eugenius Kulesi, diğer ucu ise Galata'da yer alan ve alt katı daha sonra Yeraltı Camii'ne dönüştürülen geniş kare kuleye bağlıydı.[7]

Varlığın en erken yüzyıllarından beri İstanbul defalarca deniz yönünden tehditlerle karşı karşıya kalmıştır. I. Justinianus'un savaşları'ndan sonra, Akdeniz'in yeniden bir "Roma gölü" haline gelmesi bu tehditleri bir süre için durdursa da Avarlar ve Sasani Persleri tarafından kentin ilk kuşatması sırasında ilk defa bir deniz savaşında şehir tehdit altına girmiştir. Önce Suriye ve Mısır'ın, ardından da Girit'in Araplar tarafından ele geçirilmesi, yeni bir deniz tehdidini ortaya çıkarmış, bu durum da ardışık imparatorların deniz surlarına önem vermesine sebep olmuştur. Deniz surları III. Tiberius veya II. Anastasios tarafından erken 8. yüzyılda restore edilmiştir.[8] Ardından II. Mihail tarafından geniş çaplı bir yenileme başlatılmış, bu yenileme surlar daha da yükseltilerek onun ardılı Theophilos tarafından tamamlanmıştır.[9] Her şeye rağmen Dördüncü Haçlı Seferi sırasında Venediklilerin deniz surlarını aşabilmesi, deniz surlarının İstanbul savunmasında hala zayıf nokta olduklarını ortaya koymuştur.[10] Bu deneyim sonrasında, VIII. Mihail deniz surlarını yükseltip güçlendirmeye önem vermiştir. Bu faaliyetin ana sebebi, Sicilya Kralı Charles d'Anjou tarafından olası bir işgal tehdididir.

İstanbul surları boyunca ana kapı ve yan kapılar vardır. Kapılar, duvarda 5 m genişlikteki bir kemer altındadır. Ana caddelerin geçtiği Topkapı ve Edirnekapı dışındaki kapılar yan yana iki arabanın geçemeyeceği kadar dardır. Bu kapıların mermer kaplı içleri, ahşap kapıları vardı. Sur üstüne çıkmak için yapılmış merdivenler kapıların iç tarafında sağda ve soldadır. Kapı duvarları içindeki boşluklarda, ana kapının kapatılmasında kullanılan demir kapı yahut parmaklıklar bulunurdu. Ayrıca ana kapıların bazılarında bir dış kapı olurdu. Bunların birçoğu tarihte kaybolmuştur. Bazı kapılar üzerinde kitabeler durmaktadır ama bunlar Osmanlı'dan kalmadır. Dış kapıyla iç kapı arası 25 m'dir.

Topkapı Sarayı kapısından başlayarak Haliç'e, buradan Yedikule'ye ve tekrar Topkapı Sarayı'na dolanan duvarların kapıları şöyledir:

Ahırkapı, Fenerlikapı, Küçükayasofyakapısı, Bukalonkapı, Balıkhanekapısı, Odunkapısı, Manganakapısı, Gülhanekapısı, Kadırgakapısı, Çatladıkapı, Kumkapı, Yenikapı, Samatyakapısı, Narlıkapısı, Yedikulekapı, Belgradkapı, Silivrikapı, Mevlanakapı, Topkapı, Edirnekapı, Eğrikapı, Ayvansaraykapısı, Atikmustafakapısı, Balatkapısı, Fenerkapısı, Yeniayakapı, Ayakapı, Cibalikapısı, Unkapanıkapısı, Ayazmakapısı, Balık pazarıkapısı, Yenicamikapısı, Bahçekapısı, Avcılarkapısı, İmparatorkapısı, Zindankapısı, Sirkecikapı, Yalıköşkü
İstanbul surlarında 50 kapı ve 300 burç vardır ve bir kısmı kaybolmuştur. Dış kent Galata tarafındaki surların da kapıları vardı: Kurşunlumahzen, Karaköy, Balıkpazarı, Yağkapanı, Kürkçükapı, Azapkapı...

Çeşitli dönemlerde pek çok güçlendirme çalışmaları İstanbul civarında yapıldı. Şehrin ana duvarları boyunca savunma sistemini tamamlayıcı unsur oldukları söylenebilir. Bunların ilki ve en büyükleri 56 km uzunluğunda olan Anastasian Duvarı'dır. 5. yüzyıl ortasında Konstantinopolis'in 65 km batıya doğru olan kısmında dış savunması için yapılmıştı. Bu duvar 3,30 metre kalınlığında ve 5 metre yüksekliğindeydi. Fakat onun geçerliliği sınırlıydı. Bir zaman sonra 7. yüzyılda terk edildi. Onun malzemeleri yerel bina yapımında kullanıldı. Fakat bazı parçaları hala mevcuttur.

Altınkapı ya da Yaldızlıkapı (Modern Yunanca: Χρυσεία Πύλη, Chryseia Pylē; Latince: Porta Aurea; İngilizce: Golden Gate) İstanbul kara tarafı surlarının, Yedikule kesiminde imparatorların zafer alayı başında şehre giriş yaptıkları ana tören kapısıdır. Batıda Trakya yönünde uzanan şehirler arası Via Egnatia denilen yol bu kapı önüne kadar gelir ve kapıyı aştıktan sonra şehrin içindeki Mese adı verilen ana cadde ile Ayasofya önündeki Augustaion isimli meydana ulaşırdı. II. Theodosius döneminde, Doğu'nun Praetorian Prefect'i olan Anthemius tarafından yapılan başkentin surlarının yeniden güçlendirilmesi girişimiyle birlikte, Via Egnatia'nın genişletilmiş kent bölgesine girişinde bir kapı inşa edilmiştir. Bu kapı, arazinin yüksek bir noktasında yer almasından dolayı önemi artar ve daha sonraki yıllarda kentin ana kapısı, özellikle de imparatorun kente giriş törenlerinde kullandığı kapıdır. 425 yılında İoannes Primikerios’un zaferinin ardından yapıya adını veren altın yaldızlı kapı kanatları takılmıştır. Kapının üzerinde Theodosius'un heykelleri, Nike ve bir fil koşumlu araba yer almaktaydı. Kapı girişinin üzerindeki altın kaplamalı bronz harflerden kitabeler bulunmaktadır.

Kapının arkasındaki ilk hisarın I. İoannis'in hükümdarlığı döneminde inşasına başlandı ve I. Manuil zamanında bitirildi. Hisarın beş kulesi vardı. Bu nedenle beşgen olarak isimlendirildi. Dördüncü Haçlı seferinde şehrin düşmesi üzerine tahrip edildi. Tekrar 1350 yılında VI. İoannis döneminde yapıldı. Yeni hisar beş adet sekiz kenarlı kule ihtiva ediyordu ve altın kapının iki mermer kulesi ile birlikte toplam yedi, bilinen yedi kule oluyordu. Bununla birlikte 1391 yılında V. İoannis, Sultan I. Bayezid tarafından hisarı temelinden yıkmaya zorlandı, aksi halde Osmanlıların elinde esir olan oğlu Manuil'in gözlerinin kör edileceği tehdidi ediliyordu. İmparator VII. İoannis hisarı tekrar inşa etmeyi denedi fakat bu sefer de Sultan II. Murat tarafından engellendi. Konstantinopolis'in Osmanlı İmparatorluğu tarafından son olarak zaptından sonra, Sultan II. Mehmed 1457 yılında onu tekrar yedi kule hisarı olarak yedi kuleli inşa etti. Hisar Osmanlı döneminde hazine dairesi ve devlet büyüklerinin esir yeri olarak kullanıldı. Bunların içinde dikkati çeken en önemli esir Genç Osman (II. Osman) idi. Burada esir olarak tutuldu ve yeniçeriler tarafından 1622 yılında idam edildi. KAYNAK: 



HABER VİDEOSU





Kaynak: FATİH HABER

Editör: ABDULLAH GÖZAYDIN



YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER HABERLER
FOTO GALERİ
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
YUKARI