Bugun...


Kayıp Camilerimize İmar izni yok
Birçoğu keyfi uygulamalarla yok edilen vakıf eserlerimizin ihyasına izin verilmiyor, Saraçhane meydanında gerekçesiz yıkılan Firuz Ağa Camii 2011 yılında ihya edilmek istendi, Bozdoğan kemeri ön görünümünü bozuyor gerekçesi ile inşaat durduruldu. 520 yıllık vakıf eseri tarihi envanter sayılmıyor mu? Birileri için Valens Su kemeri daha kutsalmış demekki engel oldular

facebook-paylas
Tarih: 24-12-2019 08:07
Kayıp Camilerimize İmar izni yok
+ -

Firuz Ağa Camii/Saraçhane (1501)
Saraçhane, kırkçeşme mahallesi, bozdoğan kemeri dibinde bulunuyordu. Mescid sultan ıı. Beyazid' in haznedarbaşısı firuzağa tarafından, ahşap çatılı olarak yaptırılmıştır. Minberini ise, süleyman efendi koydurmuştur. Vakfiye tarihi h.907/m.1501'dir. Firüz ağa, cami'nin haziresinde medfun bulunuyordu.

1944 senesinde Atatürk Bulvarı açılırken yola tesadüf etmediği halde, sebebsiz yere yıktırılmıştır. Bugün mescid ve mezarlıktan hiç bir iz kalmamıştır.


FÎRUZ AĞA MESCİDİ
İstanbul Fatih’te XVI. yüzyıl başlarında yaptırılmış, bugün mevcut olmayan bir mescid.

Müellif:
SEMAVİ EYİCE
Eski Kırkçeşme semtinde Bozdoğan Kemeri’nin Hâşim İşcan Geçidi tarafında, buradaki parkın yerinde Fâtih Sultan Mehmed Anıtı’nın hizasında bulunuyordu. Bânisi ve yapıldığı tarih hakkında bilgi yoktur. Ayvansarâyî, Hadîkatü’l-cevâmi‘de sadece bânisinin kabrinin mescidin altında olduğunu bildirmiştir. Bu mescidi yaptıranın Sultanahmet’teki Fîruz Ağa Camii’nin kurucusu ile aynı kişi olduğu yolundaki iddia asılsız olmalıdır. Çünkü Ayvansarâyî, her iki hayratın kurucularının kabirlerini ayrı ayrı cami ve mescidlerin yanında göstermiştir. Tahsin Öz, gerek mescidin bânisi gerekse yıktırılması tarihi hususunda hatalı bilgiler vermektedir (İstanbul Camileri, I, 61, not 116).

İstanbul Vakıfları Tahrir Defteri’nde bu mescid hakkındaki bir kayıttan, vakfiyesinin 907 yılı Safer ayında (Ağustos-Eylül 1501) Mevlânâ Mehmed b. Mustafa imzasıyla düzenlendiği anlaşılmaktadır. Ayrıca mescide su kemeri (Bozdoğan Kemeri) yakınında ve Galata’da mülkler vakfedilmiştir. Aynı defterdeki diğer kayıtlara göre 943 Zilkadesine (Nisan 1537) kadar daha başka hayır sahipleri de vakıflar yapmışlardır. Buna göre Fîruz Ağa Mescidi II. Bayezid dönemi yapılarından olmalıdır.

İstanbul’un büyük yangınlarından bazıları bu bölgeden geçtiğine göre Fîruz Ağa Mescidi’nin de ilk şeklini koruyamadığı muhakkaktır. 1944-1945 yıllarında Atatürk bulvarının etrafı istimlâk edilerek açıldığında, cadde üzerine isabet etmemesine rağmen Fîruz Ağa Mescidi de yıktırılarak yok edilmiştir. Buna gerek olmadığı eski şehir planlarından anlaşılır; nitekim mescid, günümüzde ayakta olan Gazanfer Ağa Medresesi ile aynı hizada bulunuyordu.

Minareli, dikdörtgen planlı, üstü kiremitli ahşap çatı ile örtülü, iddiasız küçük bir yapı olan Fîruz Ağa Mescidi duvarla çevrili bir avlunun içindeydi.


BİBLİYOGRAFYA
İstanbul Vakıfları Tahrir Defteri 953 (1546), s. 230-231, nr. 90.

Ayvansarâyî, Hadîkatü’l-cevâmi‘, I, 158; a.e.: Camilerimiz Ansiklopedisi: Hadîkatü’l-cevâmi‘ (haz. İhsan Erzi), İstanbul 1987, I, 216.

Tahsin Öz, İstanbul Camileri, Ankara 1962, I, 61.

W. Müller-Wiener, Bildlexikon zur Topographie Istanbuls, Tübingen 1977, s. 273’teki plan (mescidin yeri hakkında).

Fâtih Câmileri ve Diğer Târihî Eserler (haz. Fatih Müftülüğü), İstanbul 1991, s. 100.

R. Ekrem Koçu, “Firûzağa Mescidi”, İst.A, XI, 5797-5798.




Kaynak: FATİH HABER

Editör: ABDULLAH GÖZAYDIN



YORUMLAR

CAMİNİN İHYASINA ENGEL OLANLAR
24-12-2019 09:02:00

İstanbul Saraçhane’de erken Bizans döneminden kalma Bozdoğan Su Kemeri’nin hemen bitişiğine başlayan mescit inşaatı uzmanların tepkisine neden oldu. Fatih Parkı’nda tarihi su kemerlerinin yanına Firuz Ağa Mescidi’nin yeniden inşası öngörülüyor. 2. Bayezid’in haznedarbaşısı Firuz Ağa tarafından 1501 yılında yaptırılan mescit 1944 yılında Atatürk Bulvarı açılırken yıkıldı. Mescidin restorasyon projesi İstanbul 2 No’lu Yenileme Alanları Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından 26 Haziran 2012′de onaylandı. Park alanı şu an inşaat çalışması için paravanlarla bölünmüş durumda. Firuz Ağa Mescidi Tarihi Yarımada’da yeniden inşası öngörülen 211 kayıp eserlerden biri. Uzmanlar, Bozdoğan Su Kemeri’nin bitişiğine planlanan cami ihyasının tarihi su kemerlerinin dokusunu bozma riski taşıdığı konusunda endişeli:

‘GÖRÜNÜŞÜ ZARAR GÖRÜR’
İTÜ Mimarlık Fakültesi Restorasyon Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Zeynep Ahunbay:
“Yok olan camilerin yeniden inşası yerine mevcut camilerin bakım onarımlarına özen gösterilmesi daha doğru bir yaklaşım. Cami 1944′te neden yıkılmış? Bugün yeniden yapmak için gerekçeler nedir? Çok önemli bir tarihi, estetik değer taşıyan eser mi? Bunları hep soruyoruz ve çok değerli eserlerin yanına sahte, uydurma tarihi eser görünümlü binalar yapmanın İstanbul’un değerini arttırmayacağını belirtiyoruz. Tarihi Su Kemeri’nin yanına uydurma bir eser yapmak yakışık almaz. Onun görünüşü bundan zarar görür.”

‘Yeşil doku bozulur’
Mimarlar Odası İstanbul Şube Başkanı Sami Yılmaztürk:

“Menderes döneminde imar çalışmalarında birçok cami ve mescit yok oldu. Bu camilerin ihya kararı için koruma mevzuatı uyarınca belge ve bilgi gerekiyor. Bundan da öte bu yapıların, korunmaya esas özgünlüğünün olması gerekli. Ancak hiçbir özgünlüğü olmayan, belgesi, rölevesi olmayan yapılar da bugün ihya ediliyor. Çoğunun yerleri bile belli değil. Bizans’tan bu yana varlığını koruyan, Osmanlı’da Mimar Sinan döneminde restore edilmiş kültür varlığı Bozdoğan Su Kemerleri’nin hemen yanına belgesi olmayan, korunmaya esas olmayan bir yapının yapılmasını doğru bulmuyorum. Çünkü başka örneklerde olduğu gibi o dönemdeki malzemeyle yapmayacaklar. Betonarme yapacaklar. Yapılacak yapı tarihi su kemerlerine zarar verecektir. Bu inşaat caminin alanıyla yeterli kalmayacak, etrafındaki yeşil dokunun da yok olmasına neden olacak.


RESTORASYON FURYASI
İstanbul Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Engin Akyürek:
“Tarihi Yarımada’da maalesef bir ‘yeniden inşa etme’ ve ‘restorasyon’ furyası var. Birçok tarihi yapı özgün niteliğini yitirecek biçimde ağır ve kötü bir restorasyona tabi tutuluyor, modern işlevler verilerek bu modern kullanımın gereği olan klima, aydınlatma, vb düzenlemeler yapılıyor, yapı özgün kimliğini yitiriyor. Çoğu kere de uygun olmayan, hatta yapıya zarar veren modern malzeme kullanılıyor. İstanbul’un tarihi ve doğal dokusu ne yazık ki çok ağır bir tahribatla karşı karşıya.”

YORUM YAZ



İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER HABERLER
FOTO GALERİ
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
YUKARI