DENİZCİLİK MİRASIMIZ YOK OLUYOR

Dünyanın Yaşatılan en eski tersanesi Haliç tersaneleridir, TC. Denizcilik işletmelerinin özelleştirilmesi, Bazı varlıklarının İBB ukdesine verilmesi sonucu Tarihi Tersane atıl bırakıldı. Taşkızak, Camialtı, Haliç havuzlar tersanesi Yap işlet devret modeli ile özelleştirildi, Müteahhit bu alana turistik tesis inşaatına başladı, Tersane atölyeleri yıkıldı, yerlerine çok katlı binalar yapılmaya başlandı. Tarihi tersanenin yok edilmesine tepki verenlerden biride Emekli amiral sayın CEM GÜRDENİZ konuyu detaylı bir makale yaparak yayınladı .

DENİZCİLİK MİRASIMIZ YOK OLUYOR
29 Nisan 2021 - 17:49 - Güncelleme: 29 Nisan 2021 - 18:15
Denizcilik kültürümüzün ve geleneğimizin merkezi Haliç, Tersane-i Amire ve çevresidir. Bu bölgede yapılan her yıkım ve tahribat, hafıza kaybı demektir.
28 Ocak 2021 günü öğleden sonra Kasımpaşa meydanında bulunan, Sultan Abdülaziz’in 1868 yılında yaptırdığı tarihi Divanhane’nin (Bahriye Bakanlığı – Kuzey Deniz Saha Komutanlığı) Karakol Binası’nın Ulaştırma ve Alt Yapı Bakanlığı kontrolündeki yol genişletme projesi kapsamında yıkımına başlandı.

Yıkım, İstanbul II Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun 8 Şubat 2019 tarih ve 7132 numaralı kararı gereğince yerine getirilmişti. Aynı karara göre tarihi bina başka bir yerde aslına uygun şekilde inşa edilecekmiş. Söz konusu bina, 24 Nisan 1996 tarih ve 7680 sayılı I numaralı Koruma Kurulu Kararı gereğince birinci grup taşınmaz kültür varlığı olarak kabul edilen 1864 yılında inşa edilmiş olan Divanhane’nin avlusundaydı ve aynı zamanda uzun yıllar tarihi divanhanenin Lumbarağzı (giriş kapısı) olarak kullanılmıştı.

11 Nisan 2007 tarihinde ikinci grup, taşınmaz kültür varlığı olarak kabul edilmişti. Söz konusu binanın 2 Mayıs 2007 tarihinde yerinde restorasyon ve restitüsyon projelerinin onaylanmasına rağmen 26 Mart 2015 tarihinde özel sektöre devredilen Haliçport projesinden sonra yerinden taşınmasına ve yeniden yapılmasına (rekonstrüksiyon) karar verildi. Yoğun kamuoyu baskısı altında yıkım ancak altı yıl sonra başlatıldı. Karakolun Kuvay-ı Milliye direnişinde İstanbul’daki mücadeleye de büyük katkısı olmuştu. Bu yıkım kararı, donanma tarihimizin amiral gemisi olan Haliç bölgesinde yaşanan diğer gelişmeler ile birlikte kamuoyunu derinden yaraladı.


GEÇMİŞTEN BUGÜNE DİVANHANE

Haliç denizcilik mirasının merkezinde Kasımpaşa, Divanhane ve tersaneler var. Geçmişi 17. yüzyıla kadar giden ve bugün beşincisini gördüğümüz Divanhane, 1876’dan 1923’e kadar donanmamızın en yüksek komuta merkezine yani Bahriye Nazırlığı’na ev sahipliği yaptı. Günümüzde de 1961 yılından 2007 yılına kadar Kuzey Deniz Saha Komutanlığı binası olarak kullanıldı. Daha sonra büyük bir restorasyona girdi, bina boşaltıldı. Restorasyon kaynağı Deniz Kuvvetleri’nin Taşkızak ve Haliç bölgesinde Büyükşehir Belediyesi’ne devrettiği arazinin karşılığında İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) ile Deniz Kuvvetleri arasında mutabakata varılan Kasımpaşa Protokolü gereğince karşılanacaktı. Ancak aradan geçen 14 yıla rağmen işlem yapılmadı. Bu muhteşem bina 2007 sonrası çürümeye terk edilmiş şekilde durmaktadır. Osmanlı tarihinin en önemli dönüm noktalarından birisi olan 1876 Tersane Konferansı’nın toplandığı ve sonucunda Birinci Meşrutiyet Dönemi’nin ilanı ile sonuçlanan sürecin yaşandığı; Osmanlı Donanması’nın kaderini etkileyen denizlerdeki mücadelelerin yönetildiği bu bina, adeta kaderine terk edilmiş durumda. Binada yapısal çöküntüler ve geri dönülmesi zor hasarlar meydana gelmeye başladı. Bu tarihi miras ile ilişkili civar binalar da benzer kaderden etkilenmektedir. Yazımın başında belirttiğim bu görkemli binanın giriş kapısını oluşturan 153 yaşındaki karakol binası (sonradan mahkeme ve savcılık binası) yıkılabiliyor. Bina bahriyemizin tarihi mirasından koparılması bir yana, fiziken de ait olduğu, doğduğu yerden koparılıyor. Aynı akıbet yıkım kararı olmasa da, karakol binası karşısında yer alan Osmanlı döneminde Bahriye Matbaası olarak görev yapan, daha sonra Askeri Mahkeme’ye devredilen binadan 2020 yılı içinde Deniz Kuvvetleri’nin çıkarılmasında yaşandı. Bina, Fatih Kaymakamlığı’na devredildi. Benzer bir kader Beylerbeyi’nde bulunan Deniz Eğitim ve Öğretim Komutanlığı binasının bulunduğu Beylerbeyi Sarayı müştemilatı tarihi Astsubay Hazırlama Okulu komutanlık binasında da yaşandı. Bu tarihi binamız da 2017 yılında Ulaştırma Bakanlığı’na devredildi.

566 YILLIK DENİZCİLİK MİRASI

Haliç bölgesinde 566 yıllık yaşanmış ve yaşanmakta olan denizcilik mirası bu bölgenin tarihi değerini emsalsizleştirmektedir. Haliç’in kıyılarını ve mahallelerini, özellikle Kasımpaşa’yı dolaşanlar bilir; burada çoğunluk sokak isimleri ya gemicilik terimi ya da ünlü Türk denizcilerinin ismini taşır. Benzer şekilde bölgedeki camiler, çeşmeler ve anıtlarda deniz kültüründen izler görürsünüz. Zira bu bölge 1455 yılından 1928 yılına yani Gölcük tersane ve deniz üssünün kurulmasına kadar Karadeniz, Ege ve Akdeniz’deki donanmanın ve Türk deniz gücünün kalbi oldu. Gölcük sonrası dönemde de Kuzey Deniz Saha Komutanlığı ile Taşkızak Tersanesi Komutanlığı, bahriyenin buradaki temsilcileri oldular. Bahriye ve Kasımpaşa, iç içe geçti. Haliç kıyılarında 11 Aralık 1454’ten bu yana doklarda Türk çekiçlerinin sesi duyuluyor. 566 yıl, denizcileşme gayreti içinde olan bir devlet için büyük bir mirastır. Haliç’in kuzey kıyılarında gemi yapımı, Fatih Sultan Mehmet ile başladı. Tersane bugünkü sınırlarına Yavuz Sultan Selim döneminde genişledi. Bu dönemde Haliç Tersanesi, Camialtı, Taşkızak ve Hasköy kıyılarını kapsayacak şekilde Kâğıthane’ye kadar uzatıldı.


1770 Çeşme Baskını sonrası kan kaybeden bahriyenin toparlanmasına büyük katkı sağlayan Kaptan-ı Derya, Cezayirli Gazi Hasan Paşa’nın, kış mevsiminde dağıtılan donanma kalyoncu personelinin sürekli kalabileceği büyük kalyoncu kışlasını yaptırması ile Osmanlı donanması ilk kez yaz ve kış harekât yeteneğine kavuştu. 1773 yılından itibaren bugünkü Deniz Harp Okulu ve Teknik Üniversite’nin temelini teşkil eden Mühendishane-i Bahri Hümayun’un da Kasımpaşa’da kurulması ile burası tamamen bir denizcilik merkezine dönüştü. Sultan III. Selim döneminde tersanede ilk taş (kuru) havuz 1799 yılında inşa edildi. Sultan II. Mahmut zamanında ikinci taş havuz 1825, ilk ahşap sitimli gemi de 1837 yılında tamamlandı. 1861-1876 arasında hüküm süren Sultan Abdülaziz, denizci ve donanma sever bir kişilikti. Zamanında 1799 yılında yapılan ilk taş havuz büyütüldü. Tersane kendi ürünü ilk çelik ve sitimli gemiyi 1874 yılında tamamladı. II. Abdülhamit, Donanma’yı küçültmeyi, hatta yok etmeyi tercih ettiğinden ne tersane gelişti ne de yeni gemi inşa edildi.


SON YÜZYILDA SAVAŞLARIN VE DEPREMİN ETKİLERİ

Tersane-i Amire, 1913 yılında İttihat ve Terakki döneminde üç ayrı idareye bölündü. Hasköy, Şirket-i Hayriye’ye (Şehir Hatları) ve Taşkızak (Valide Kızağı) donanmaya ve diğerleri de İnşaat-ı Bahriye-i Osmaniye firmasına devredildi. Haliç bölgesi mütareke, yani işgal döneminde tarihinin en acı dönemini yaşadı, gemi ve tersane mezarlığına dönüştü. Kurtuluş Savaşı sonrası Lozan’la İstanbul bölgesi askersizleştirilmiş statüye geçirildiğinden, Taşkızak Tersanesi’ndeki askeri olanakların bir bölümü, yeni kurulan Gölcük Tersanesi’ne taşındı. 1936 yılında Montreux Sözleşmesi sonrası, İstanbul eski statüsüne kavuşunca Donanma, Taşkızak Tersanesi’ni geliştirmeye devam etti. Diğer tersaneler de değişik dönemlerde Seyri Sefain, Şirket-i Hayriye, Fabrikalar ve Havuzlar Müdürlüğü, Deniz Yolları, Denizcilik Bankası, vb. kamu kurum ve kuruluşlarının hizmetinde kaldı. Bu arada 1990’ların başında Deniz Kuvvetleri yeni tersane arayışına girdi. 1999 Marmara depremi sonrasında Gölcük Tersanesi’nin su üstü gemi inşa kızaklarının yok olması sonucu, Pendik (İstanbul) Tersanesi Deniz Kuvvetleri’ne devredilince, Taşkızak Tersanesi kapatılarak bu tersaneye taşındı. Böylece 2000 yılında Donanma, savaş gemisi onarım/inşaat varlığını Kasımpaşa bölgesinden tamamen çıkarmış oldu. Daha sonraları özelleştirme furyasıyla Hasköy ve Camialtı tersaneleri de kapatıldı. Bugün Haliç Tersanesi’nde çekiç sesleri devam ediyor. Şehir Hatları A.Ş. Genel Müdürlüğü’nün ilk kadın yönetici Sinem Dedetaş liderliğinde bu tersanemiz başarıdan başarıya koşuyor. Halen dünyanın faal olan en eski tersanesi statüsünde Haliç Tersanesi’nde gemi inşası mutlaka devam etmelidir. Bu haliyle tersane UNESCO’nun korumasını hak ediyor. Dünya üzerinde on binlerce AVM, marina ve lüks oteller vardır ancak 566 yıl gemi inşa eden tersane yoktur. Bu gerçeği görememek ne acı.

DENİZCİ ÜLKELERDE NELER OLUYOR?

Deniz Kuvvetleri’nin ve diğer kuvvet komutanlıklarının devraldığı tarihi binaların gelecek nesiller için korunması sorumluluğu, devlet geleneğinin devamını temsil eder. Gelişmiş denizci ülkelerde bu tip oldu bitti kararlar kolay verilmez. Savaşta yenilmiş ve aşağılanmış Almanya ve Japonya gibi ülkelerde bile işgalci muzaffer devletler yenilen bu devletlerin deniz geleneğine saygı duymuşlar ve kültür mirasları ile tarihi binalarına, tarihi gemilerine el sürmemişlerdir. Bugün Japonya’da Mikasa muharebe gemisi müze olarak korunuyor. Almanya’da gerek Kiel gerek Flensburg’da Birinci ve İkinci Dünya Savaşı’nda yer almış pek çok bina ve gemi müze olarak korunuyor. ABD ve İngiltere’yi saymıyorum bile. Bugün söz konusu ülkelerde 153 yıllık bahriye tarihi ile ilgili bir binanın değil yıkılması, küçük bir değişiklik yapılması gazetelerde manşetlik haber olur. Örneğin, İngiliz Kraliyet Donanması’nın kalbi, Portsmouth’da atar. Trafalgar Deniz Savaşı’nda (1805) Amiral Nelson’ın hayatını kaybettiği sancak gemisi HMS Victory ile sanayi devriminin ilk ürünü HMS Warrior müze gemileri burada bulunur. İngiliz hükümeti bırakın bu alanda beş yıldızlı otel, AVM ve yeni kilise yapmayı en ufak tadilat bile yapamaz. Çok iyi bilirler ki, İngiliz halkı ve Kraliyet Donanması kurum olarak böyle bir şeye izin vermez.

“UYGARLIK DENİZDE VE KIYIDA BAŞLAR”

Haliç Bölgesinde 17. yüzyılda, sonradan kasra dönüştürülen Aynalıkavak Sarayı; günümüzde beşincisi ayakta kalabilen Divanhane binası; Cezayirli Gazi Hasan Paşa’nın konak alanına yaptırılan eski adı ile Deniz Hastanesi binası; Haliç, Camialtı ve Taşkızak tersanelerindeki tarihi binalar ve taş havuzlar günümüzde geçmişin temsilcileridir. Ancak bugün için Cezayirli Gazi Hasan Paşa Konağı, Aynalıkavak Kasrı ve Haliç Tersanesi hariç, saydığım bu değerler tarihi miraslarına hiç de uygun olmayan perişan durumdadırlar. Bir topluluk, ortak tarihi mirasının bilincinde olarak ve onu koruyarak millet olur. Tarihimizin içinden gelip geleceğe uzanan 566 yıllık denizcilik mirasımızı gelecek kuşaklara mutlaka aktarmalıyız. Unutmayalım, uygarlık denizde ve kıyıda başlar. Dünyanın en değerli coğrafyasında 566 yıllık denizcilik mirası ve geleneği, rant uğruna yok edilmemeli, yol geçecek diye 153 yıllık miras bilinçsizce harcanmamalıdır. Zira tarihsel miras devletin sürekliliğini temsil eder. Hükûmetler, yöneticiler gelir geçer. Devlet bakidir.
Yazan :Emekli amiral sayın CEM GÜRDENİZ
Bilgi : TÜRDEF Yön.kur.başkanı sayın ERKAN DERELİ

 
Bu haber 151 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Günün Başlıkları