Fener Balat Üzerine Hikayeler

Fatih ilçemizin en kozmopolit semti Balat-fener Ayvansaray ve çevresinde yaşamış. Bugün halâ o maddeten yokluk çektiğimiz çileli yılların hasretiyle yanıyor olmamız Günümüzün münevverlerine, politikacılarına, Sosyologlarına ilgilenen kişilere önemli bir mesaj olmalı diye düşünüyorum. Hukuk devleti.! ve Teknoloji bizi mutlu etmedi. Şimdi Medeniyet var diyorlar, Birileri medeniyet ile çağdaşlığı karıştırıyor.

Fener Balat Üzerine Hikayeler
11 Şubat 2017 - 16:43
Fener Balat Ayvansaray çevresinde yaşamış Şimdi İsviçrede yaşayan Gazeteci emeklisi Sayın Mustafa Yoker ve İngilterede yaşayan Sayın Tim Tecim, 

Medeniyetin beşiği denilen iki ülkede yaşadıkları halde İstanbul ve Balat özlemi ile için için yandıklarını itiraf ediyorlar. Evet bizde hala Fatihte yaşadığımız halde O 1960-1970 li yılları özlüyoruz.



1980 li yıllardan sonra neyi kaybettik? onu bulmamız için bu iki hemşerimizin hatıraları önemli.

Gene özlenen bir hayat yaşayabilmek için adeta şart diye düşünüyorum..

Bu nedeni bulanların bizimle paylaşmasını dilerim.. Belki iş işten geçmeden doğru bir karar alır o muhteşem yılları gene mutlu yaşarız yaşatırız.



Daha fazla konuya müdahale etmeden bu kitapları bulacağınız adresleri verelim.



Bu Bir İstanbul Masalı!

Kalimera Fener Şalom Balat 2. Baskı

İstanbul Kitapçısı Şubelerinde

Beyoğlu -Tünel Çıkışı Sağ Tarafta

Kadıköy- Şehir Hatları Eminönü-Karaköy İskelesi İçi 2.Katta 

Eminönü - Şehir Hatları Katip Çelebi İskelesi içnde



İstanbul Balat'la başlar.

Yeni soluk , yeni heyecan. İngiltereden İstanbul Balat'a tarihsel yaklaşımlar hafta sonu için bulunmaz Hint kumaşı gibi geldi, kalemine sağlık Timuçin Tecim.

EDİTÖRDEN DİP NOT:

Evet Bu kitapların haber olması Reklam amaçlı değildir.

Bu iki arkadaşımızın (Örnekleri çok var) Hala neden Bu Haliçin kıyısındaki yokluk ve mücadele ile geçen hayatımızı arıyoruz. 

Delimiyiz biz neyiz diye düşünmeden de edemiyorum, Bazen... 

Şunu biliyorum ki Ne mazideki yaşanmışlıklar, Ne çocukluk masumiyeti, ne maddi menfaatler..

Arkadaşlık, Can yoldaşları, Birbirleri için fedakarlık yapmaktan çekinmeyen insanlar, Arkadaşı için sadece iyilik kıyakçılık düşünenler, Yalanın, aldatmanın namusssuzluk sayıldığı o yıllara takılıp kalan maziyi unutamayan gönüller.

Sizler temiz bir devrin Çok temiz kalmış insanlarısınız, Geçmişe özleminiz yaşadığınız vefasızlıklar, Unutulmuşlukların tetiklediği o muhteşem mahalle kültürü, Kitaplarda yazılmadı şimdiye kadar.



Hani büyük zarar veren margarini millete yutturmak için Her şeyi ile şifa olan zetin yağını kötüleyenler , zeytin ağaçlarını kestirenler, Toplumu bu hale getirenlerdir. Davalarından bu günde vaz geçmiş değiller.

O kalleşlere inat var olmaya devam edelim inşaallah.

 

YORUMLAR

  • 2 Yorum
  • Mustafa Yoker
    9 yıl önce

    Tim Tecim'in "İstanbul Balat'la Başlar" kitabını derin bir duygusallık içinde bazen gülümseyerek, bazen hüzünlenerek bazen de gözlerim nemlenerek okudum.

    Kitabı okurken yanıma kendi hatıralarımı katarak, Tim'in hatıralarının peşinde Balat'ta dolanıp durdum.
    Benim güzel semtim Balat'ta zaman durmuştu.
    Bu duran zamanın içinde çocukluğumun peşine takılmış, Balat'ın sokaklarını yeniden turlamıştım.

    BALAT hala mahalle kültürüne dayalı yaşam biçimini ve ruhunu koruyordu.
    Tim' Tecim'in akıcı bir üslupla yazdığı bu güzel kitap Balat'ın ruhunu ve mahalle kültürünü çok güzel yansıtıyor. Tebrik ediyorum.

  • İsmail Türk
    9 yıl önce

    1980 yılında Cezaevine girdim, 
    8 ay sonra 12 eylül darbesi yapıldı..
    Darbeye kadar ayrımsız kimse sıgarasını cebinde saklamazdı, Sıgaralar mutlaka masanın üstünde dururdu, sıgaralarımız bittiğininde birbirimize ikram yarışında olurduk. Bizim sıgaramızı almayan hakkında hiç iyi düşünmez, adeta hasım olurduk.

    Bu darbeden kısa bir süre sonra masaya sıgara bırakılmaz oldu, İkramlar sınırlı herkes birbirinin gözüne bakar sıgara ikram edilmesini beklerdi. Çünkü ceza evine giren para azalmış yokluklar başlamıştı.
    Darbe sonrası kurulan Özal hükümeti devrinde para çoğalsa bile insanlık azalmıştı. Artık kimse cebinde bile sıgara taşımıyor, İsteyen biri olursa Yanımda yok Dolapta diye savıyordu.
    Bir müddet daha geçtikten sonra kimse kimseden ikram isteyemez oldu, Sıgara isteyene Otlakçı lakabı takılmaya başlandı.
    Sözler altın iken verilen sözler pul olduğu yıllar yaşıyorduk artık.

    Nasıl oldu neden oldu hala anlayabilmiş değilim.
    Televizyon kanallarının çoğalması, Bu kanallarda Batının Holiwutun sömürge ülkelerin halklarını morfinleme filimleri toplumu dejenere etti
    Toplumsal yaşantı bireysel yaşantıya dönüştü. Ataerkil aile suçlandı Çekirden aile teşfik edildi. Maaşlar azaltıldı Kadınların iş hayatına sokulması teşfik edildi, Çalışan kadın çocuğunu yetiştiremedi. Çocuklar ya yaşlıların aşırı hoşgörüsü ile şımardı yada sokakta çok kaldı. 

    Bu çektiğimiz sıkıntılar her geçen gün çoğalıyor, Çünkü ne kadar muhafazakar yöneticiler gelmiş olsa da Bu milleti yozlaştırmak isteyen güçler engellenemiyor.