Bugun...


Hambeles Murt meyvesi
Doğada birçok meyve insan sağlığı için mucizelere fırsat veriyor, Yeterki gerçek anlamda tanıyalım. Mesela At kestanesi yağı vesilesiyle kendim ve birçok tanıdığım ameliyat olmaktan kurtuldu, Yürüyemiyordum şimdi top oynayabiliyorum, Mübalağa değil asla. Bakalım Bu Murt görme bozukluğuma ne kadar fayda verecek Neticeyi buradan sizlerle paylaşacağım bu aylarda mart pazarlarda satılırken bulabilirsiniz, internette 50-60 lira manavda on TL ye buldum

facebook-paylas
Tarih: 09-02-2020 17:05
Hambeles Murt meyvesi
+ -

Doç. Dr. Recai Ogur “Mersin Bitkisi (Myrtus communis l.) Hakkında Bir İnceleme” adlı araştırma yazısında bitkinin tarihçesini, insan hayatındaki yerini, önemini özellikleriyle dile getirmiş. 

Murtun aşılısına hambeles, yabanisine murt denir. Her ikisi de yenir. 
Hambeles sözcüğü Arapçadır. Murt - mersin o türün genel adıdır. 
Hambeles beyaz, murt morumsu – siyah olur. 
Murtun beyaz olanına da rastlanır. Murt hambelese göre daha küçüktür. Hambeles alıç, murt nohut büyüklüğündedir. Kendine has bir rayihası olmakla birlikte ağzı buran bir tadı vardır. Murt-hambelesin meyvesinde çok miktarda çekirdek bulunur.


Murt Çukurova’da hastalıklar için de önemli şifa kaynağıdır. 
Meyvesi, ishali deyim yerindeyse “kibrit gibi” keser. Fazla yenirse kabız yapar. Mide ağrıları için yaprakları kaynatılarak içilir. Aynı uygulama; mesane, akciğer iltihabı, bel soğukluğu, egzama hastalıklarının tedavisinde de kullanılır. Murtun antiseptik etkileri de vardır.

Bundan yararlanmak için yaprakları kaynatılır, buharı damıtılır. Elde edilen su vücuda sürülür. Murtun meyvesinde bol miktarda A vitamini bulunur. Şurup yapılarak içildiğinde görme yeteneğini artırır. Hemoroit için yaprağının usaresi zeytinyağı - gülyağı ile karıştırılır hastalık bölgesine sürülür. Yaprakları kaynatılarak içilirse varis ve bacak ağırlarına iyi gelir. Yaprak ve meyveleri mikrop öldürücü, iştah açıcı, kan dindirici, özelliğe sahiptir.

Meyvesi; kolit, barsak spazmı, gece körlüğüne, görme zayıflığına yararlıdır. Meyvesi hamken yenildiğinde kan tükürmeyi, sirke ile yaprağı karıştırılır başa sürülürse burun kanamasını önler. Yaprağının suyuna şeker karıştırılıp içilirse mide kanamasını, bulantıyı, kusmayı engeller.

Bağırsak gazlarını giderir. Kalbi kuvvetlendirir, çarpıntıyı önler. Yapraklarından demlenen çay yüksek tansiyon için önemli bir ilaçtır. Yaprakları suda bekletilip içilirse şeker hastalığına iyi gelir. Öksürük ve boğmaca hastalığının tedavisi için meyveleri yenilir. Meyvesi baş bitini önler. Yaprağının kaynatılarak elde edilen su astım tedavisinde kullanılır.


“Yaprağının suyu üzüm suyu ile karıştırılıp içilirse balgam söker. Aynı uygulama solunum, idrar yolu enfeksiyonları, dizanteri, dişeti iltihapları, pamukçuk, ağız iltihapları, anjin, farenjit ve belsoğukluğuna iyi gelir.

Kurutulan yapraklar dövülüp diş diplerine sürüldüğünde dişleri kuvvetlendirir. Kulak ağrıları için yaprağından demlenmiş su damlatılır. Kurutulan murt yaprağı dövülerek toz haline getirilir. Sıcağın etkisiyle oluşan pişiklerin üstüne serpilirse pişiği, koltuk altına sürülürse kokuyu önler.

Yakılan yaprakların külü vücuda sürülürse tüm kötü kokuları, meyvesinin ve yaprağının suyu içilirse fazla terlemeyi önler. Bakla suyu ile yoğrulan yaprakları yüzdeki lekeleri giderir. Yaprak ve meyve haşlanır, balla karıştırılır başa sürülürse saçın ve sakalın çıkmasını sağlar. Yağı saça sürülürse siyahlaştırır, kepeği yok eder, sivilce ve çıbanları iyileştirir. Yaprağının suyu gözdeki beyaz ve sert fazlalığı (pterijium) giderir. Karanlıkta görmeyi artırır. (Fransa'da Hava Harp Okulu'nda öğrencilerin tatlı ve reçellerine mersin karıştırılır). Kadınlardaki jinekolojik akıntılarda murt yaprağının suyu bir küvete doldurulup içine oturulsa akıntıyı keser. Ağız ve boğaz yaraları için yaprakları kaynatılarak suyu ile gargara yapılır. “


Sayılan bu faydalarından dolayı bitkinin yaprakları her mevsimde toplanır. Havadar bir yerde kurutulur. Mikrop öldürücü özelliğini etkin kılmak amacıyla 1 tatlı kaşığı kurumuş murt yaprağı üzerine 4 bardak kaynar su dökülür. 10–15 dakika demlendikten sonra hazırlanan “infüzyon” sabah akşam birer bardak içilir. Murt yağıda aynı rahatsızlıklar için kullanılır. Yağ kullanımı 10 damladan fazla olmamalıdır. Bitkinin taze yapraklarından su buharı distilasyonu ile “mersin esansı” elde edilir. Bu esans renksiz, akıcı, özel kokuludur. Takriben 100kg yapraktan 300 gr esans çıkar. “Mirtenol, sineol, terpenler” ihtiva eder. Dallarından, yapraklarından elde edilen uçucu yağ mersin esansı olarak kullanılır.


Orijinal adı Myrtus communis olan bu bitki Adana, İçel, Hatay ve Osmaniye, Antalya’da Murt – Hambeles olarak bilinir. Bitkinin adı literatürde mersin olarak bilinmesine rağmen bahsettiğim illerde bu isim pek geçerli değildir. Mersin denildiğinde önceki adı İçel, yeni yakında Mersin olarak değiştirilen il gelir akla.


Mersin adının etimolojisi hakkında da değişik rivayetler bulunmakla birlikte yaygın olanı özelliklerini anlatmaya çalıştığımız yaz kış yaprağını dökmeyen, Akdeniz iklimini çok seven, yöre insanının da murt dediği maki topluluğunun adından geldiğidir. Bu anlayış yaygın olmasına rağmen adı geçen yerleşim biriminde mersin sözcüğü bitki anlamında hiç kullanılmamaktadır. Kullanılmadığı için de “hambeles ve murt” sözcüğü türemiştir. Eğer mersin yörede meyveyi ifade etmiş olsa idi sanırım “murt” ve “hambeles” sözcükleri türemeyecekti.


Anadolu’da Akçaabat’a bağlı Mersin, Manisa Salihli’ye bağlı Mersinli beldesi, Ordu Perşembe’ye bağlı Mersinköy, Aydın Koçarlı’ya bağlı Mersinbeleni köylerinin olduğunu tespit ettik. Bu yerleşim birimlerinde Murt – Hambeles dediğimiz maki türü yetişmediğine göre adı geçen köyler, beldeler Mersin adını nereden ve nasıl aldı. Durum böyle olunca Mersin adının mersin bitkisinden geldiği fikri pek netlik kazanmıyor. Türklerin yurt tuttukları yerlere kendi adlarını verdiklerini düşünürsek Mersin adının, Mersin ya da Mersinli adında bir aşiretten kaynaklandığı fikri ağır basıyor. Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesinde Mersin Oğlu ve Mersinli Türkmen aşiretinden bahsetmesi, Mersin adının bir aşiret adı olduğu ihtimalini daha da güçlendiriyor. Ancak ile adını veren aşiretin bölgede kolunun olmayışı işi karıştırdığı gibi Mersinoğlu köyünün bulunduğunu iddia edenleri de çaresiz bırakıyor.


Mersin adı bir başka rivayete göre Kıbrıs Kralının Kızı Myrna’nın adından geldiği söylenir. Rivayete göre Afrodit’in lânetlediği Myrna babasına âşık olmuş ve yatağına girmiş. Kral yatağına giren kızını görünce kılıcını çekerek öldürmek istemiş. Ancak tanrılar kıza acımış babasının elinden kurtararak onu şimdiki Mersin il merkezinin bulunduğu sahile çıkarmış. Sahilde bulunan yerleşim birimi de Kıbrıs Kralının kızı “Myrna”nın adına izafeten Mersin adını almış.


Tespitlerimize göre Mersin adının nereden geldiği konusunda üç ihtimal üzerinde durulmakta. İnternet Ödev Arşivi Com sitesinden aldığımız bilgilerde de bu üç ihtimalden söz edilmektedir. Adı geçen sitede Mersin adının nereden geldiği hususunda: “Evliya Çelebi 1670 yılında bölgemizden geçmiştir. Seyahatnâmenin bu bölümünde aynen şöyle denmektedir: ‘Kırk evli Hacı Alaittinoğlu köyünü geçerek Gerendür nehrinden sonra Mersinoğlu denilen 70 haneli bir Türkmen köyüne misafir olduk.’ Sait Uğur da kitabında ‘Mersin’e Mersin denilmesinin sebebi şimdiki Mersin şehrinin yakınlarında eskiden Mersinli adında bir aşiret varmış. Bu aşiret Türkistan’dan gelen bir aşiretmiş. Adı bu Türk Oymağından gelmiştir. Yoksa Mersin’deki mersin ağacından dolayı bu ismi almış değildir’ der. Sait Uğur bu düşüncesine, mersin nebatının bulunmadığı yerlerde de Mersin adını taşıyan mahaller bulunduğunu destek yapmaktadır.


Vital Cuınet, La Turquie D’asi Nam adlı eserinin 51. sahifesinde zamanında Mersin Zephırıum adını taşırdı ‘Bu günkü ismi, çevresinde bol miktarda bulunan murt ağacından kaynaklanmaktadır’ diyor ve ayrıca mersin kelimesinin Yunanca’da da murt anlamına geldiğini ilave ediyor. Vıctor Langlois de ‘Eski Kilikya’ isimli eserinde, Yunanca olarak yazılan diğer bir eserde Mersin adının ‘Mersin Ağaçlarından’ aldığını yazmıştır. Osmanlı Padişahı Abdülmecit’in annesi II. Mahmut’un kadınlarından Bezmi Âlem Valide Sultan’ın da şehrin adının Mersin olmasının doğru olduğunu söylediğinden bahsedilir” deniliyor. (Bilgilerin aynı olması nedeniyle üçüncü ihtimal buraya alınmamıştır. )


Doğrusunu söylemek gerekirse Mersin adının nereden gelmesi bizim için pek önem arz etmiyor. Önemli olan bitkinin çok faydalı olmasına rağmen yeteri kadar araştırılmadığı, özelliklerinin ve güzelliklerinin ortaya konularak tanıtılmadığıdır. Birçok hastalıkların tedavisinde kullanılmasına rağmen ülkemizde tanınmaması çok önem arz eden bir konudur. Onun için her yurtsever her fırsatta bu konuyu dile getirmeli. Sn. Doç. Dr. Recai Ogur’un yazısı tüm akademik kuruluşlar tarafından değerlendirilmeli, sağlıkla ilgili tespit edilen sonuçlar en kısa zamanda uygulamaya konulmalıdır. Akdeniz kıyı şeridinde bulunan Çukurova, Mersin, Antalya, Hatay, Osmaniye illerindeki üniversitelerin Ziraat Fakülteleri bu konuya behemehal el atmalı. Murt – mersin – hambeles yurt içinde, yurt dışında tanıtılmalı, meyvesinin yurt içinde ve yurt dışında pazarlanması için gerekli çalışmalar başlatılmalıdır. Uzun sözün kısası deryada yaşadığımızın farkına en kısa zamanda varılmadır.

KAYNAKÇA
1. Mustafa Öztürk : İzmir Yöresindeki Myrtus Communis, L.’in Eko-fizyolojisi Hakkında Bir İnceleme, Doktora Tezi, E.Ü. Fen Fakültesi 1970 İzmir.
2. Mustafa Öztürk : Mersin (Murt ) Bitkisi, www.yumuktepe.com sitesi
2. İnt. Dr.Recai Ogur : Mersin Bitkisi (Myrtus communis l.) Hakkında Bir İnceleme. Ocak – Şubat- Mart 1994, Çevre Dergisi, S. 10, Ankara.
3. İnternet Ödev Arşivi Com Sitesi.
4. Ağaçlar / Net / Forum İnternet Sitesi. ( Yayınlanan resimler adı geçen siteden alınmıştır.)
Kaynak: 




Kaynak: FATİH HABER

Editör: ABDULLAH GÖZAYDIN



YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



YORUM YAZ

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER HABERLER
FOTO GALERİ
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
YUKARI