Bugun...


İzmir depremi ve Yapılaşma sorunlarımız
Son deprem gene gösterdi ki Yıkımlar ve Ölümler depremler nedeniyle değil yapılaşmada yaşadığımız ihmal ve suiistimaller nedeniyle oluşmaktadır. Yıkılan binanın betonu elle kırılıyorsa ve devlet bu binayı inşa edenlere hesap sormayacaksa daha çok böyle acılar yaşamaya mahkûm oluruz demektir

facebook-paylas
Tarih: 31-10-2020 11:24
İzmir depremi ve Yapılaşma sorunlarımız
+ -

İzmiri etkileyen Merkezi Eğe denizi olan 6.9 şiddetinde bir deprem yaşadık.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'dan son dakika İzmir depremi açıklaması! 
Ölü sayısı 26 oldu 25 kişi de yoğun bakımda; Toplamda 381 kişi yaralandı.

her depremde gördüğümüz gerçek; Denetimsiz yapılaşma engellenemiyor. 
İzmir depreminde yıkılan binaların komşusu binalar sapasağlam iken Daha yeni bazı binaların yıkılması kimsenin dikkatini maalesef çekmiyor.
Neden eski binalar yıkılmadı da yeni binalar yıkıldı sorgulaması, soruşturulması gibi girişimler görmedik.
Japonya'da 8 üzeri birçok depremde bina yıkılması ve ölüm gözlenmiyor. Neden? Çünkü orada Rantsal yapılaşmaya devlet-Belediye göz yummaz da ondan.
Şimdi İzmir depreminde böyle orta yerdeki yeni bir bina yıkılıyor çevredeki daha eski binalarayakta kalıyorsa bunun bir hesap sorulması gerekmiyor mu?
Bu binayı planlayan Mimar+Mühendis, Müteaahit, Belediye denetiminde imar+İskan veren kişilere hesap sorulacak mı?
Yıkılan binaların Beton+Demir, Çelik analizleri şimdi yapılıyor mu? Bu çöküntünün sebebi nedir? 
Elbetteki sebep Deprem değildir Sonuç depremdir.
Bu sahte binaların sorumlularına hesap sorulmadığı sürece bu acıları yaşamaya devam edeceğiz Maalesef..

KONU İLE İLGİLİ ÖNEMLİ PAYLAŞIMLAR

Depremi konuşuyoruz da gerçekleri konuşmuyoruz..

Belediye başkanı seçerken hangi kriterlere baktık acaba..?

Kentimizin kentsel dönüşüm problemi var..
Ulaşım problemi var..
Hava kirliliği var..
Temiz su kaynağı sıkıntısı var..
Yeşil alan problemi var..

Bu problemleri kim çözebilir diye araştırdık mı hiç..?

Aslında bu problemlerin farkında bile değiliz..
Çünkü kentli değiliz..
Kentlileşme nedir bilmiyoruz...
Kentli gibi yaşamayı arzulamıyoruz..
Yaşadığımız yerin kentleşmesini istemiyoruz.
Onun için kendimize yakın , Kendi kültürümüzden birini seçmek istiyoruz..
Çünkü kanunsuz, toplum menfaatına aykırı isteklerimizi ancak ona söyleyebiliriz,Görevini ilim,teknik, hukuka uygun yapan yabancı birine söyleyemeyiz..
Onun için oy verirken potansiyel suç ortaklarımıza oy veririz.
Sonuçta seçimi o kazanır ve senin kanunsuz ,öbürünün tekniğe aykırı isteklerini yerine getirir ve şehirlerimiz bu şekle dönüşür..
Belki kısa vadede menfaat sağlamış oluruz ama uzun vade de böyle bedelini öderiz. Bireysel olarak ta ,toplumsal olarakta..

Neyse öylenecek o kadar şey var ki.
Geçmiş olsun İzmir..
İnş. Müh. Halim Küçükali

----------------------------------------

ÇOK ACI VE VAHİM BİR GERÇEK
Türkiye'nin 99 depreminden sonra 7 milyon riskli konut için hesaplanan Kentsel DÖNÜŞÜM MALİYETİ 200-250 Milyardolardı..

99 depreminden sonra 8 milyon konut yapıldı.Bunların satışından vatandaşın cebinden yaklaşık olarak 800 Milyardolar çekildi.Bu konutlar İnşaat ve arsa payı ile birlikte 400 milyardolara mal oldu 400 milyardolarda kâr elde edildi.

Bu kârın 200 milyardoları KENTSEL DÖNÜŞÜME ayrılsaydı bugün ÇÜRÜK konut derdimiz olmayacaktı..
Tabi bu para vatandaşa bedava verilmeyecekti, GERİ ÖDEMELİ olacağı için şimdi büyük bir kısmı da geri dönmüştü.
Eski binaların genelinde ısı yalıtımı olmadığı için heryıl kaybettiğimiz 10 milyardolarlık ısı kayıp bedelinden de en az 100 milyardolar tasarruf etmiş olacaktık..

Ama yapılmadı,konut satışından elde edilen para kendi İKTİDARLARININ SÜREKLİLİĞİNİ sağlama operasyonlarında kullandılar..

Öncelik sevgi ile olur,sevdiklerinize öncelik vermenizle olur.
Bunlar önceliğini insanlarımıza değilde KOLTUKLARINA verdiler..

Yazık bu millete yazık..
Büyük umutlarla dünyaya getirdiğimiz çocukların geleceğine yazık..

Halim Küçükali

Türkiye’de vatandaş ile siyasetçi arasında ahlaksız antlaşma vardır.
“Sen benim kaçak, ruhsatsız, malzemeden çalınmış, çürük binama dokunma, görmezden gel, ben de senin İndira Gandilediklerini görmezden gelip, oyumu vereyim.
Fatura ortada!!
Seyredin!!
Cem Toker



HABER VİDEOSU





Kaynak: Fatih haber

Editör: Abdullah Gözaydın



YORUMLAR
2 Yorum

Bayraklı bataklık alandı
01-11-2020 09:37:00


6.8 Orta şiddetinde bir deprem Neden Bayraklıda etkin oldu?
Çok az bilgisi olan dahi bilirki dolgu alanlarındaki toprağın taşıyıcılığı yoktur, 1980 öncesi yaşadığım İzmirde Konaktan Karşıyaka, Bornovaya gitmek bir çile idi Yani eski haliç'in kokusundan beter bir kokuyu çekmek zorundaydınız.
Sonra bu dere+lağım yatağı dolgu yapılarak kurutuldu, Bu alüvyon zemin üzerine çoğunluğu 8 katlı binalar inşa edilirken İmar planlarında zenin hiç düşünülmedi.
Halbuki "Mevcut imar yasaklarına göre" burada en fazla 2 katlı bina yapılabilirdi, Yada Fore kazık çakılması gerekiyordu.

Bu konuda Doç. Dr. Eren, “Kayalık zeminlerde deprem dalgaları hızlı geçer ve az hissedilir. Ancak dolgu, balçık ve alüvyon zeminler deprem dalgasını içine çeker. Bu da sarsıntının genliğini çoğaltır ve yıkıcılık özelliğini artırır. 

Alüvyon zemin ne demek?
Bu konuda en büyük sorumluluğun belediyelere ve vatandaşa düştüğünü belirterek, şunları kaydetti:

''Konya'daki yapılar, Akşehir Fayı'nda oluşabilecek depremlerden de etkilenir. Depremden korkmak yerine önlem alalım ve huzurlu bir şekilde yaşayalım, tek çözüm budur. Başka çözüm de yok. Konya Ovası gibi, depremin şiddetini artıran alüvyon (Akarsuların taşıyıp yığdıkları balçık, kil ve benzeri çok ince taneli şeylerin kum ve çakılla karışmasıyla oluşan yığın) tabanlı olan yerlerde yüksek katlı bina yaparken iki kez düşünmeli. Yani depremin şiddeti, altı sağlam kayaç olan yerlere göre alüvyon tabanlı yerlerde daha fazla oluyor.

Muhittin Yıldırım
31-10-2020 21:27:00

Deprem Kader midir,  Değil midir ?

Evet, deprem kaderdir. Ama hiçbir kader, kulun sorumluluklarını ve alması gereken tedbirleri ihmal etmesini gerektirmez. Kul sorumluluktan kaçamaz. Takdir, tedbire mani değildir. 
Şöyle ki:
Islam'a göre bir insan inanılması emredilen esaslara şeksiz şüphesiz inanır ve onlardan hiçbir şeyi inkar etmez ise o takdirde Müslüman olur.

Bilinmesi gerekir ki, iman edilmesi gereken altı esasın içinde kadere iman da vardır. Kadere iman, Allah'ın olmuş veya olacak olan küçük büyük her şeyi, ezeli ve ebedi ilmiyle bilmesi ve onun takdiri ve iradesi ile dilediği zaman ve mekanda olacak olanın gerçekleşmesidir.

Biz Müminler, küçük büyük herşeyin Allah'ın ilmi, bilgisi izni ve iradesi dahilinde olduğuna yani kadere, kaderde yazılanın da yine onun takdiriyle yeri ve zamanı gelince gerçekleşmesine yani kazaya inanır, Mümin ve Müslüman oluruz.
Bu "takdir" bizim düşüncemize göre hayır  veya şer olsun farketmez. Olan her şeyin Allah'ın bilgisi ve iradesi dahilinde olması, yani "kader" olması; kul olarak insanların o olaylarla ilgili önceden yapması gereken görevleri ve alması gereken tedbirleri almasına mani değildir. Tam aksine, göreviyle ilgili yapmadığı ve almadığı tedbirlerden dolayı kişi, Allah nezdinde ve toplum katında sorumlu olur. İster görevlerini yapsın ister yapmasın ister tedbirlerini alsın ister almasın; bunlar da Allah'ın bilgisi dahilinde olduğundan, her şey Allah'ın ilmi yani "takdiri - kaderi" dahilinde olur.

Kul, bir işin hayırlı olması ve insanlığa faydalı olması için gerekenleri yapmak yani sebeplere sarılmak mecburiyetindedir. Bu konuda hem Allah'a hem de topluma karşı sorumluluğu vardır. Kul bu sorumluluktan kaçamaz. Ama diğer taraftan; olan her hadisenin olmasını, her şeyi bilen Allah'ın ezeli ilmiyle bilip takdir etmesi, onun kaderimiz olmasını da engellemez.

Dolayısıyla, şuurlu bir mümin - küçük büyük - her hadisenin Allah'ın takdiriyle olduğuna iman eder. Din, kulun, görevi icabı yapması gerekenleri  yapması, alması gereken tedbirleri alması ve sebeplere sarılmasını imtihan gereği mecburi kılar. Bu bakımdan, 'Deprem kader değildir.' demek, kadere imanı inkar olacağından, Müslümanı iman açısından tehlikeye düşürür. Yetkililer, görevliler ve vatandaşlar debremle ilgili olsun veya olmasın kendilerine düşen görevi ve yapmaları gerekeni ihmal edip almaları gereken tedbirleri almamaları halinde de 'bu kaderdir' diyerek, Allah ve toplum katındaki sorumluluklarından kurtulamazlar.

Şu halde medyada 'deprem kader değildir' diyerek "ifrata" gidenlerle; 'deprem kaderdir' deyip sorumluluklarını yerine getirmeyip "tefrite" gidenler aynı itikadi hataya düşmektedirler.
Şuurlu Müslüman ise her durumda üzerine düşen sorumlulukları ve tedbirleri, sebeplerin bütününe sarılarak, cüz'i irade planında alır, Allah'a ve topluma karşı olan görevi icabı sorumluluğunu yerine getirir, depremin de Allah'ın takdiriyle olduğuna bütün kalbiyle iman eder ve 'olanda hayır vardır.' inancını taşır. Allah her şeyin en hayırlısını bilir.

Muhittin Yıldırım
Din-Bir-Der Genel Başkanı

YORUM YAZ



YORUM YAZ

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER HABERLER
FOTO GALERİ
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
YUKARI