Kent konseyinde havanda su dövmeye devam
kanuni zorunluluk nedeniyle on yıl evvel kurulan Fatih kent konseyi hala günü kurtarmak için ne gerekirse yapılıyor. Şehrin kanaat önderlerinin akademisyenlerinin gönüllülelerin ortak çalışma kente vizyon kazandırma kurumu olarak düşünülen yerel gündem 21 Rio sözleşmesi Fatihte maalesef hayata geçirilemiyor. Birçok kurumda olduğu gibi zorunluluklar nedeniyle varmış gibi gösterilen bir kurum olmaktan kurtulamıyor
14 Mart 2017 - 06:41
Fatih Kent Konseyi Kanuni zorunluk olduğu nedeniyle yılda iki defa toplanmaktadır.
2017 yılı 1. toplantısı Ali Emiri Kültür merkezi büyük salonda 13/03/2017 pazartesi günü saat 17:00 toplandı.
Toplantı Başkan Burhan Tunç ve Genel sekreter Hasan Suver açıldı, Yoklama yapıldı 35 kişilik bir katılım olduğu görüldü.

2007 yılında Zübeydehanım Kültür merkezi Üst salonda 1 toplantısını yapan Fatih Kent Konseyi, Burada salona sığmamış en az %50 katılımcı hazirun defterini imzalayarak salondan ayrılmak zorunda kalmıştı. Bu sayı 500 kişiden az değildi.
Bu gün geldiğimiz bu acıklı durum Tamamen mevcut atanmış yönetimin bütün zorlamalara rağmen bir santim geri adım atmaması nedeniyle, Gergin tartışmaların, Bakanlığa şikâyetlerin olmasına rağmen eriye eriye 35 kişiye düşmüş oldu.
Zaman içinde yılda iki kez toplanan Fatih Kent Konseyi amacına uygun yaygın faaliyet gerçekleştiremedi.
Birçok katılımcı "Sözümüz dinlenmiyor, Tekliflerimiz ciddiye alınmıyor, Genel sekreter Hasan Suver’in iki dudağı arasında sıkışan bu kurumdan hayırlı hiçbir iş çıkmaz diyerek gelmekten vaz geçiyor.
Kuruluşunda görev almak isteyen birçok siyasi parti temsilcisi, Sivil toplum kuruluşu üyesi, İlçemizdeki Üniversitelerde görev yapan akademisyenler bir bir ayrıldılar, Son kalan 35 kişinin ise kimi Hasan Suver tarafından yeni davet edilmiş kişiler, Onlarda bu önemli kurumun hukukuna uygun çalışmadığını görerek diğerleri gibi devamsızlıkla sonuçlanacaktır.

Fatih belediyesi ilçenin Kent konseyini kendisini denetleyecek bir kurum olarak görüyor, Belediyenin sorumluluk alanına girmesine asla müsaade etmiyor.
Bunu temin edebilmek için iki yılda bir yapılan genel kurullarda yeni başkan seçilemediği, yürütme ve çalışma gurup başkanlarının seçimleri yapılmıyor, Hasan Suver tarafından atama ile gerçekleştirildiğini görüyoruz.
Bu uygulamayı sık sık video kaydı ile tespit edip haber yaptık, Fatih belediyesi meclis üyesi Fazıl Uğur Soylu'nun Bakanlığa şikâyeti netice vermedi, Bakanlıktan gelen müfettiş Bizim bilgimize başvurmadan bir ihtar vererek Ankara’ya döndüğünü öğrendik.
Bu son kurulda Atama ile göreve getirilen çalışma gurubu başkanları on sene geçmesine rağmen her toplantıda olduğu gibi neler yapmayı planladıklarını, hedeflerini anlattılar, gerçekleşmiş proje nerede ise yok.
Bu konuda yerel gündem 21 yasası ciddiye alınmadığı için Bütün Türkiye’de durum aynı, Bizim kamu yönetimi denetlenmeyi hazmedemiyor, Sokaktaki sivil vatandaşı ciddiye almıyor, Çoban olarak kendini görüyor, Akıl verilmesini hazzetmiyor.
Hâlbuki Yerel gündem 21 Rio sözleşmesi ciddi bir Dünya projesidir. Sivil halkın yönetime katılması, Kamusal faaliyetlerin takip edilip alternatif fikirler geliştirilmesini, Yönetime kalite getirilmesini amaçlamaktadır.
Kent konseyleri Başta belediye olmak üzere ilçedeki bütün alanlarda proje geliştirme çalışması yapar, kendisi dışında gerçekleştirilen projeler hakkında kurumundan detayları alır Projeye daha başlanmadan alternatif teklifler sunar. Kent konseyleri her ne kadar halkın menfaatlerini koruyan bir kurum gibi görünse de aslında kamu kuruluşlarına kalite ve ciddiyet getirmek için kurulmuştur, Resmi-Özel bütün kurumlara çeşitli konularda uyarı yayınlar, Uyarıları dikkate alınmadığında kendi yayın organları tarafından uyarılır, yaptırımı olmadığı için sadece kamuoyu oluşturarak kurumların yanlış yatırımlardan dönmesini sağlar.
On yıldır kent konseyimizin bir yayın organı yoktur, Belediye ukdesinde son yıllarda hayata geçirilen veb sitesinde ise bu hizmetin verilmesi mümkün olmamaktadır.
Kent konseyinin hala bir Toplantı salonu, halkın ulaşabileceği mekanı yoktur, Sekretaryası belediye personelidir. Bütçesini kendi adına kullanma özgürlüğüne sahip değildir.
Seçilmiş mutat toplantılarını yapan, bu toplantılarda alınan kararların yayınlaması halen gerçekleşmemiştir.
İnternet ortamında arama yaptığınızda Yurdumuzdaki (Bilhassa Bursa Büyükşehir kent konseyi) örnek gösteriliyor. Bir akademisyenimizin araştırmasını aşağıda yayınlıyoruz
Özet
Dünyada kentsel nüfus oranının hızla artması, kentleşme ve sanayileşme süreçlerinde kaynakların denetimsiz kullanımı ve tüketimi; sera etkisi ve ozon aşınması gibi sorunlara yol açmış, doğal çevre üzerinde olumsuz sonuçlar yaratmıştır.
Diğer yandan kentlerde biriken nüfus grupları arasındaki sosyal ve ekonomik farklılaşmalar büyümüş; kentsel yoksulluk, kentsel güvenlik gibi sorunlar da kentsel yaşam kalitesini olumsuz etkilemeye başlamıştır.
Bu yeni olgu ve sorunlara karşılık bulabilmek için, sürdürülebilir kentlere ulaşma amacı; özellikle 20. Yüzyılın sonlarından bu yana kentleşme sektörünün gündemindeki en önemli konular arasındadır.1992 Rio Yeryüzü Zirvesi'nde sürdürülebilir kalkınma, tüm insanlığın 21. yüzyıldaki ortak hedefi olarak benimsenmiş ve bu doğrultuda, 21. yüzyılda çevre ve kalkınma sorunlarıyla başa çıkılmasına ve sürdürülebilir kalkınma hedefine ulaşılmasına yönelik ilkeleri ve eylem alanlarını ortaya koyan “Gündem 21” başlıklı Eylem Planı, Zirve'nin temel çıktısı olarak BM üyesi ülkelerce kabul edilmiştir.
Yerel gündem 21 ise öncelikle yerel sürdürülebilir kalkınma sorunlarının çözümüne yönelik uzun dönemli stratejik bir planın hazırlanması ve uygulanması yoluyla yerel düzeyde Gündem 21'in hedeflerine ulaşılmasını amaçlayan katılımcı, çok sektörlü bir süreçtir.
Bu çalışmada sürdürülebilir kalkınma çalışmaları kapsamında “Sürdürülebilir Kentler ve Kasabalar” hedefine ulaşabilmek adına, Dünya‟da ve Türkiye‟de yapılan ve yapılması hedeflenen faaliyetler hakkında bilgi verilmeye çalışılacak ve coğrafyacıların bu sürece hangi aşamalarda ve nasıl dahil olabileceği konusu tartışılmaya çalışılacaktır.
1.Giriş
Gündem 21, kalkınma ve çevre arasında denge kurulmasını hedefleyen “sürdürülebilir gelişme” kavramının yaşama geçirilmesine yönelik, küresel uzlaşmanın ve politik taahhütlerin en üst düzeydeki ifadesi olan bir eylem planıdır. Bunun yerel ölçeğe indirgenmiş ifadesi olan Yerel Gündem 21 de aynı doğrultuda sürdürülebilir kentlere ulaşmayı hedeflemiş bir eylem planıdır. Dolayısıyla Yerel Gündem 21‟in kapsamına, dünyadaki ve ülkemizdeki uygulanış aşamalarına geçmeden önce, “sürdürülebilirlik” ve “sürdürülebilir kent” kavramı ile ilgili yapılmış olan tanımlamalara değinin yararlı olacağı kanısındayız.
Sürdürülebilirlilik kavramının çıkış noktası, ekonomik ve teknolojik gelişmelere paralel bir şekilde ortaya çıkan çevre sorunlarının önüne geçebilme ve ekosistemin korunması üzerine odaklanmıştır. Sürdürülebilirlilik kavramı ilk kez, Dünya Doğayı Koruma Birliği (IUCN) tarafından 1982 yılında kabul edilen Dünya Doğa Şartı belgesinde yer almıştır. Buna göre insanların yararlandığı ekosistem, organizmalar, kara, deniz, ve atmosfer kaynaklarının optimum sürdürülebilirliliğini başarabilecek biçimde yönetilmeleri gerektiği, ancak bunun ekosistemlerin ve türlerin bütünlüğünü tehlikeye atmayacak biçimde yapılması öngörülmektedir
(Yazar,2006:3–4). Sürdürülebilir gelişme kavramının bugünkü anlamıyla tanımlanması ise Dünya Çevre ve Kalkınma Komisyonu‟nun 1987 yılında yayınladığı Ortak Geleceğimiz raporunda yapılmıştır. Rapora göre sürdürülebilir gelişme, bugünün ihtiyaçlarını, gelecek kuşakların da kendi ihtiyaçlarını karşılayabilme olanağından ödün vermeksizin karşılamaktır. (Keleş 1998:13) sürdürülebilir gelişmeyi, sürekli ve dengeli gelişme olarak adlandırarak şu şekilde tanımlamaktadır; çevre değerlerinin ve doğal kaynakların savurganlığa yol açmayacak biçimde akılcı yöntemlerle, bugünkü ve gelecek kuşakların hak ve yararları da göz önünde bulundurularak kullanılması ilkesinden özveride bulunmaksızın ekonomik gelişmenin sağlanmasını amaçlayan çevreci bir dünya görüşüdür (Keleş, 1998:112)
Sürdürülebilirlik kavramının, kent kavramı ile birlikte ele alınması ise oldukça yeni bir olgudur. 1987 yılında hazırlanan “Ortak Geleceğimiz” adlı raporda da sürdürülebilir gelişme kavramı üzerinden sürdürülebilir kentleşmeye atıfta bulunulmuştur. Raporda ele alınan sorunlardan bir kısmı şu şekildedir; yoksulluk ve çevre üzerindeki baskıları, nüfusun hızla artması ve yoğunlaşmasının yaşam kalitesinin standartlarının yükseltilmesinin önünü tıkaması, çevre kaynaklarının aşırı oranda tüketilmesi ile kentsel sorun, kentsel büyüme, kentlerin kontrolsüz yayılması, vb.. Bu sorunların çözümleri ise; yerel yönetimlerin güçlendirilmesi ve yerel fırsatların arttırılması, enerji kullanımında tasarruf, nüfus artışını ve yoğunlaşmasını önleyecek politikalar üretilmesi, türlerin ve ekosistemin korunması, doğal kaynakların verimli kullanılması şeklindedir. Tüm bu sorunlar ve çözüm önerileri sürdürülebilir kentleşme kavramına ışık tutmuştur. Sürdürülebilir kentleşme yolunda bir diğer aşama 1992 Rio de Janerio kentinde BM tarafından düzenlenen Çevre ve Gelişme Konferansı‟dır. 17ülkenin Devlet ve Hükümet Başkanları ile birlikte, binlerce resmi temsilcinin ve 35,000‟in üzerinde sivil toplum kuruluşu temsilcisinin katılımıyla Rio Zirvesi, Birleşmiş Milletler‟in en yüksek katılım düzeyine ulaşılan toplantısı olma özelliğini korumaktadır. .(Emrealp,2005:17)
Rio Konferansının sürdürülebilir gelişme kavramına yaptığı en önemli katkı, sürdürülebilir gelişme anlayışının uygulanabilmesinde; siyasi, ekonomik ve sosyal düzlemde alınan kararlarda ve uygulamalarda merkezi yönetim birimlerinin dışında yerel yönetim birimlerinin, sivil toplum örgütlerinin, özel sektör kuruluşlarının ve bireylerin ortak katılımının ve girişimlerinin gerekli olduğu vurgulanmıştır. Böylece yönetişim olgusunun önemi de ortaya çıkmıştır. Bu anlamda konferans sonucunda kabul edilen Gündem 21 oluşumu, yönetişim anlayışının uygulanabilmesinde önemli bir araç olarak kabul edilmiştir. Rio Zirvesi sonucunda kabul edilen “Gündem 21” belgesi, sürdürülebilir kentleşme için önem taşımaktadır.
2000 yılında Rio‟da gerçekleştirilen Sürdürülebilir Kent Konferansı‟nda sürdürülebilirlik kavramı, kent ile şu şekilde ilişkilendirilmiştir:“Sürdürülebilirlik kavramı kente uygulandığında, kentsel alanın ve bölgesinin, toplumun arzu ettiği yaşam kalitesi düzeylerinde işlevlerini sürdürmeye devam etmesi, ancak bunu yaparken mevcut ve gelecek nesillerin seçeneklerini kısıtlamaması ve kentsel sınırlar içinde ve dışında olumsuz etkilere neden olmaması anlamına gelmektedir.” (BM Dünya Çevre ve Kalkınma Konferansı, 1997:10)
Kentsel gelişmenin sürdürülebilir olması, çevresel, sosyal ve ekonomik boyutların birlikte düşünülmesini gerektirmektedir. Nijkamp ve Perrels‟in yaptığı sürdürülebilir kent tanımı da, bu üç boyutun birlikte ele alınışını yansıtmaktadır: “sürekliliği ve değişimi sağlamak için, sosyo-ekonomik kaygıların çevre ve enerjiyle ilgili kaygılarla uyumlu hale getirildiği (birlikte evrimleştiği-coevolution) kentler” (Geenhuisan,vd.1998:131).
Sürdürülebilir kentsel gelişme yaklaşımı, sosyal adalet, sürdürülebilir ekonomiler ve çevresel sürdürülebilirlik konularının tümünü kapsamaktadır.
Ekonomik refahın, sosyal adaletin, çevre koruma ve geliştirmenin sağlanması için, birbirini tamamlayan ve güçlendiren amaçlara gereksinim vardır. Sürdürülebilir kentsel gelişme yaklaşımı, bu dengeli gelişime erişebilmek için, aşağıdaki temel amaçları birbiriyle bütünleştirmektedir (BM Dünya Çevre ve Kalkınma Konferansı, 1997:10):
a.Kentsel alanlarda ekonomik refahı ve istihdamı güçlendirmek
b.Kentsel alanlarda eşitliği, sosyal katılımı ve kentsel yenilemeyi teşvik etmek
c.Kentsel çevreyi korumak ve geliştirmek
d.Kent yönetişimine ve yerel kapasite artırımına katkı yapmak
Birinci amaca ulaşmak için, teknolojik gelişimin teşvik edilmesi, üretkenliğin artırılması, büyük kentlerde olduğu kadar küçük ve orta ölçekli kentlerde de istihdam kaynaklarının değerlendirilmesi yolları ile kentlerin ekonomik canlılığının güçlendirilmesi yönünde eylemler gerekmektedir. İkinci amaç, artan üretkenliğin getirdiği kazanca adil biçimde erişilmesi, sosyal dışlanmanın azaltılması ve güvenliğin artırılması yönündeki eylemleri içermektedir. Üçüncü amaç, kentsel gelişim uğruna, kentleri çevreleyen alanlara bu gelişimin maliyetini yıkmamayı, kentleri çevresel açıdan daha fazla sürdürülebilir kılan eylemleri gerçekleştirmeyi ön görmektedir. Dördüncü amaç, katılımı genişletmeye yönelik yaratıcı ve esnek karar verme süreçlerinin teşvik edilmesini, kurumsal süreçlerde işbirliğinin artırılmasını kapsamaktadır (BM Dünya Çevre ve Kalkınma Konferansı, 1997:10).
Sürdürülebilir kentleşme olgusu, sürdürülebilir gelişmenin bir parçasıdır.1996 Habitat II Zirvesi‟nin sonuç bildirgesi olan İstanbul Deklarasyonu‟nun 15.Maddesinde sürdürülebilir bir yaşamı olanaklı kılan yerleşmelerin ve yaşama mekânların önemi vurgulanmaktadır (Yazar, 2006).Bu durum ise sürdürülebilir kentleşme olgusunu gündeme getirmiştir( Dulupçu,vd.,2007:17) . Sürdürülebilir kent veya sürdürülebilir insan yerleşmeleri kavramları ile ilgili olarak üzerinde uzlaşılmış bir tanımlama bulunmamaktadır. Fakat sürdürülebilir gelişmenin öğeleri olan çevresel, ekonomik, politik, sosyal, demografik, kurumsal ve kültürel amaçlar, sürdürülebilir kentleşme olgusunun da bir parçası olarak ele alınabilir ( Karaman,Z, 1998). Sürdürülebilir kentleşme ile ilgili kabul gören tanımlamalardan birkaçı şu şekildedir; “insan gereksinmelerine günümüz kentlerinden daha iyi yanıt veren ve kent sistemlerinin gelecek kuşakların gereksinimlerinin karşılanmasını engellemeyecek bir biçimde geliştirilmesini sağlayan kent (Ertürk, 1996: 175)”, veya “süreklilik içinde değişimi sağlamak amacıyla, sosyo – ekonomik çıkarların çevre ve enerji ile ilgili kaygılarla uyumlu hale getirildiği kenttir (Geenhuisan,vd.1998:131)”.
Sürdürülebilir kentleşme ile ilgili yapılan tanımlamaların bir sentezi yapıldığında üç unsur ön plana çıkmaktadır. Bunlar şu şekildedir: Birincisi, kentlerde yaşayan insanların, kent ile olan ilişkilerinde, kentin ortak alanlarının kullanımında ve kamu hizmetlerinin alımında yaşam kalitelerinin arttırılması sorununun aşılmasıdır. İkincisi, kentin bir yerleşim birimi olarak kendi varlığını devam ettirebilme yetisinin güçlendirilmesidir. Son olarak da, kentin çevre değerlerini taşıma kapasitelerinin üzerinde kullanımı ile kaynakların dönüştürülmelerinde var olan üretim ve tüketim kalıplarının temelinde sorgulanması gereğidir (Bayram, 2001:251-265)
Sürdürülebilir gelişme ile ilgili temel tartışma mekân çerçevesinde gelişmektedir. Mekansal planlama, kentsel dokuyu birleştiren yeni açık alanların yaratımı için bir araç olduğu gibi, doğal ve kültürel mirasın bu öğelerini korumak için de etkili bir araç olmayı sürdürecektir (Özdemir,1996).Dolayısıyla bu bağlamda “mekanın insan yararına en iyi şekilde kullanımını sağlamayı” kendisine amaç edinmiş coğrafyanın bu sürece dâhil olma gerekliliği ortaya çıkmaktadır.
Bu çerçevede sürdürülebilirlilik olgusunun somutlaştığı mekân, genelde sürdürülebilir yerleşme ve özelde de sürdürülebilir kentleşmedir. Sürdürülebilirlik kavramının kentler üzerinde odaklaşması özellikle büyük kentlerin hem doğal kaynakların başlıca tüketicisi, hem de kirlilik ve atıkların esas üreticisi olmalarından kaynaklanmaktadır.
Gündem 21‟in “Sürdürülebilir İnsan Yerleşimleri Gelişmesinin Desteklenmesi” adını taşıyan yedinci bölümünde, insan yerleşimlerinin sosyal, ekonomik ve çevresel kalitesinin geliştirilmesi amacı güdülmüş ve bu temel amaca dönük olarak bazı programlar saptanmıştır. Herkes için yeterli barınma, insan yerleşimleri yönetiminin iyileştirilmesi, sürdürülebilir arazi kullanım planlaması ve yönetimi, bütünleşik çevresel altyapı hizmetlerinin sağlanması, sürdürülebilir enerji ve ulaşım sistemleri, afetlere maruz alanlarda yerleşme planlaması, insan yerleşimlerinin gelişmesi için kapasite oluşturulması gibi başlıklarla (Tekeli,1996:52) ele alınan bu programlar sürdürülebilir kentleşmenin hedeflerini oluşturmuştur.
Sürdürülebilir kentleşme olgusunun ön plana çıktığı oluşumların başında 27 Mayıs 1994 tarihinde, Danimarka‟nın Aalborg kentinde gerçekleştirilen Avrupa Sürdürülebilir Kent ve Kasabalar Konferansı oluşturmaktadır. Konferansın sonunda Sürdürülebilirliğe Doğru Avrupa Kentler ve Kasabalar Şartı oluşturulmuştur. Aalborg Şartı, sürdürülebilirliği, yerel karar verme sürecinin tüm alanlarını kapsayan denge arayışlı, yerel ve yaratıcı bir süreç olarak tanımlar. Bununla birlikte Şart, doğanın taşıma kapasitesine uygun yaşam koşulları, sosyal adalet, ekonomik ve çevresel sürdürülebilirlik arayışlarında, sürdürülebilir gelişmenin, kentlere ve kasabalara önemli bir yol gösterici olduğunu işaret eder (www.aalborgplus10.dk)
Aalborg Şartı‟nın ortaya koymuş olduğu ilkeler sürdürülebilir kentsel gelişmenin gerek ilkelerini gerekse de uygulama yöntemlerini belirlemesi açısından büyük önem taşımaktadır. Ekim 1996‟da Lizbon‟da gerçekleştirilen ikinci konferansta, sürdürülebilir kentler ve kasabalara ulaşma yolunda daha somut adımlar öngören Lizbon Eylem Planı oluşturuldu. 2000 yılında Hannover‟da gerçekleştirilen üçüncü konferansın ardından, Haziran 2004‟te yine Aalborg‟un ev sahipliğinde gerçekleştirilen konferansta Aalborg Taahhütleri (Aalborg+10) belgesi kabul edilerek imzaya açıldı.2007‟de Sevilla‟da gerçekleştirilen konferans itibariyle açıklanan imza listesine göre 40‟ı aşkın ülkeden 2500 yerel yönetimin imzaladığı (örneğin İspanya‟dan 1084 belediye, İtalya‟dan 833 belediye) Aalborg Şartı‟nda, Türkiye‟den Bursa Büyükşehir Belediyesi ile Batman, Bingöl, Diyarbakır, Hakkâri, Mardin (Dikmen) ve Siirt Belediyeleri‟nin imzaları bulunuyor. Ayrıca Çorum Valiliği, Marmara Belediyeleri ve Boğazları Birliği‟nin de geçici olarak imza koyduğu belirtilmektedir. Sürdürülebilir kentleşme ile ilgili bir diğer önemli belge, Avrupa Konseyinin kentsel yaşam ve kentsel politikalarla ilgili olarak ortaya koyduğu, Mart 1992 yılında Strazburg‟da gerçekleştirilen Avrupa Konseyi Avrupa Yerel Yönetimler Konferansı‟nın olağan toplantısında kabul edilen Avrupa Kentsel Şartı ve Avrupa Kentsel Haklar Bildirgesi‟dir. Avrupa Kentsel Şartının diğer uluslararası metinlerden farkı, metni hükümetlerin değil yerel yönetimlerin imzalamış olmasıdır. Avrupa Kentsel Şartı 13 konu başlığı ve bu başlıklara bağlı toplam 68 ilkeden meydana gelmektedir. Şartın bu başlıkları şu şekildedir:
a.Ulaşım,
b.Kentlerde Çevre ve Doğa,
c.Kentlerin Fizik Yapıları,
d.Tarihi Kentsel Yapı Mirası,
e.Konut,
f.Kentlerdeki Özürlü ve Sosyo-ekonomik Bakımdan Engelliler,
g.Kültür ve Kültürel Kaynaşma,
h.Kentlerde Sağlık,
ı.Halk Katılımı,
i.Kent Yönetimi ve Kent Planlaması,
j.Kentlerde Ekonomik Gelişme‟den oluşmaktadır.
II-Gündem 21’in Kapsamı ve Yerel Gündem 21
Gündem 21, kalkınma ve çevre işbirliğinde küresel uzlaşmanın ve politik taahhütlerin en üst düzeydeki ifadesi olarak nitelendirilmektedir. Gündem 21‟in, bir yandan günümüzdeki ağırlıklı sorunların üstesinden gelmeye çalışırken, öte yandan da dünyamızı 21. yüzyılın tehditlerine karşı hazırlamayı hedeflediği vurgulanmaktadır.
Gündem 21‟in başarıyla uygulanmasından öncelikle ve esas olarak hükümetlerin sorumlu olacağı belirtilmekle birlikte, bu sürece, halkın ve hükümet-dışı kuruluşlarla diğer grupların etkin bir biçimde katılımının sağlanması gereği vurgulanmaktadır. Son olarak, Gündem 21‟in dinamik bir program olduğuna dikkat çekilmekte ve bu sürecin, sürdürülebilir kalkınma için yeni bir küresel ortaklığın başlangıcı olduğu belirtilmektedir(http://www.la21turkey.net).
Gündem 21‟in temel yaklaşımı, tüm program alanlarına yönelik finansman politikalarının belirlenmesi, yeni kaynakların yaratılması, uygulanabilir teknik ve ekonomik araçların belirlenmesi, merkezi yönetim-yerel yönetim ilişkilerinin “yerinden yönetim” anlayışı doğrultusunda güçlendirilmesi, hükümetler ve hükümet-dışı kuruluşlar arasında işbirliğinin geliştirilmesi ve halkın etkin katılımının sağlanması gibi öncelikler üzerine bina edilmiştir. Gündem 21 üç ana ve bir tamamlayıcı kısımdan oluşmakta ve toplam 40 bölümü içermektedir. Katılımcı yaklaşımın, bu küresel eylem planının tamamına yansımış olduğu görülmektedir.
Gündem 21 içerisinde, “sürdürülebilir kalkınma için küresel ortaklıklar oluşturulması” konusuna verilen önem ve öncelik doğrultusunda, Gündem 21‟in 28. Bölümü, “Gündem 21‟in desteklenmesinde yerel yönetimlerin girişimleri” başlığını taşımaktadır. Bu bölümün temel dayanağı olarak, “Gündem 21‟de ele alınan sorunların ve çözümlerin büyük bir bölümünün yerel düzeydeki faaliyetlere dayalı olması nedeniyle, belirlenen hedeflerin gerçekleştirilmesinde yerel yönetimlerin katılımı ve işbirliği, belirleyici bir etken olacaktır” görüşü ortaya getirilmektedir (Tosun,2009).
Yerel düzeyde “sürdürülebilir kalkınma”ya yönelik katılımcı eylem planlaması süreci niteliğindeki Yerel Gündem 21, dünyada ve Türkiye‟de sergilediği özellikleriyle, 21.yüzyılın demokratik “yerel yönetişim”anlayışını ifade etmektedir.Yerel Gündem 21,öncelikli yerel sürdürülebilir kalkınma sorunlarının çözümüne yönelik uzun dönemli, stratejik bir planın hazırlanması ve uygulanması yoluyla yerel düzeyde Gündem 21‟in hedeflerine ulaşılmasını amaçlayan katılımcı, çok-sektörlü bir süreçtir(Emrealp,2005:19).
Yerel Gündem 21” kavramının getirildiği bu bölümde, yerel yönetimlerin öncülüğünde, sivil toplumun ve tüm diğer ilgililerin, birlikte kendi sorunlarını ve önceliklerini saptayarak, kentleri için “21. yüzyılın yerel gündem”ini oluşturmaları karara bağlanmaktadır. Yerel Gündem 21‟in, Gündem 21 içerisinde kendisine yer bulması kolay olmamıştır. Rio Zirvesi öncesinde Birleşmiş Milletler tarafından düzenlenen hazırlık toplantılarında, yerel yönetimlerin ve konuya duyarlı sivil toplum kuruluşlarının çabalarına karşın, özellikle ulusal heyetlerde yer alan merkezi yönetim kuruluşlarının temsilcileri, 28. Bölüm‟ün içeriğine karşı çıkmış ve Yerel Gündem 21‟in taslağa alınmasına sıcak bakmamışlardır.
Zirve‟ye çok az bir süre kala Brezilya‟nın bir başka kentinde, Curitiba‟da toplanan yerel yönetimlerin ve bu girişimi destekleyen sivil toplum kuruluşlarının yoğun baskısı ve girişimleri sonucunda Yerel Gündem 21, ancak dördüncü ve son hazırlık toplantısında, Gündem 21 taslağı artık son biçimini alırken dahil edilebilmiştir. Gündem 21‟in, 1992 Yerel Yönetimler Curitiba Bildirgesi esas alınarak hazırlanan 28. Bölümü‟nde yerel yönetimlerin, halka en yakın yönetim kademesi olarak, sürdürülebilir kalkınma konusundaki yaşamsal konumlarının altı çizilmekte ve yerel yönetimlere yönelik hedefler ortaya konmaktadır. Bu bölümde getirilen ana hedef olarak, her ülkedeki yerel yönetimlerden, kendi belde halkları ile katılımcı bir süreci başlatmaları ve kendi kentleri için bir Yerel Gündem 21 oluşturmaları konusunda görüş birliği sağlamaları beklenmektedir (Tosun,2009).
Çizelge1.Gündem 21‟in konu başlıkları
Kaynak.Yerel gündem 21 el kitabı,2005.
Kentlerde sürdürülebilirliğin sağlanabilmesi, ekonomik, kültürel, toplumsal ve siyasal anlamda birlikte hareket edebilme kabiliyetinin geliştirilmesine bağlıdır. Yerel düzeyde “ sürdürülebilir kalkınma” ya yönelik katılımcı eylem planlaması süreci niteliğindeki Yerel Gündem 21,
Sosyal Ve Ekonomik Boyutlar
Kalkınma İçin Kaynakların Korunması Ve Yönetimi
Temel Grupların Rollerinin Geliştirilmesi
Uygulama Araçları
Gelişmekte olan ülkelerde sürdürülebilir gelişmenin hızlandırılması için uluslararası işbirliği
Atmosferin korunması
Başlangıç
Mali kaynaklar ve mekanizmalar
Yoksullukla mücadele
Toprak kaynaklarının planlanması ve yönetimine bütünleşik yaklaşım
Sürdürülebilir ve hakkaniyetli gelişme yönünde kadınlar için küresel eylem
Çevresel açıdan sağlıklı teknolojinin transferi, işbirliği ve kapasite geliştirilmesi
Tüketim alışkanlıklarının değiştirilmesi
Ormansızlaşma ile mücadele
Sürdürülebilir gelişmede çocuklar ve gençlik
Sürdürülebilir gelişme için bilim
Demografik dinamikler ve sürdürülebilirlik
Hassas ekosistemlerin yönetimi: çölleşme ve kuraklık ile mücadele
Yerli halkların ve toplulukların rollerinin tanınması ve güçlendirilmesi
Öğretimin, kamu duyarlılığının ve eğitimin özendirilmesi
İnsan sağlığının korunması ve kollanması
Hassas ekosistemlerin yönetimi: dağların sürdürülebilir gelişmesi
Hükümet-dışı kuruluşların rolünün güçlendirilmesi
Kapasite geliştirmeye yönelik ulusal mekanizmalar ve uluslararası işbirliği
Sürdürülebilir insan yerleşimleri gelişmesinin desteklenmesi
Sürdürülebilir tarımın ve kırsal kalkınmanın desteklenmesi
Gündem 21`in desteklenmesinde yerel yönetimlerin girişimleri
Uluslararası kurumsal düzenlemeler
Biyolojik çeşitliliğin korunması
İşçilerin ve işçi sendikalarının rolünün güçlendirilmesi
Uluslararası hukuki araçlar ve mekanizmalar
Biyoteknolojinin çevresel açıdan sağlıklı bir şekilde yönetimi
İş çevrelerinin ve sanayinin rolünün güçlendirilmesi
Karar alma sürecinde bilgi
Okyanusların, kapalı ve yarı-kapalı denizler de dahil olmak üzere her türlü denizin ve kıyı alanların korunması ve bunların canlı kaynaklarının korunması, rasyonel kullanımı ve geliştirilmesi
Bilimsel ve teknolojik topluluk
Tatlısu kaynaklarının temini ve kalitesinin korunması: Su kaynaklarının geliştirilmesi, yönetimi ve kullanımında bütünleşik yaklaşımların uygulanması
Çiftçilerin rolünün güçlendirilmesi
Zehirli ve tehlikeli ürünlerin yasadışı uluslararası dolaşımı dahil olmak üzere, zehirli kimyasal maddelerin çevresel açıdan sağlıklı bir şekilde yönetimi
Tehlikeli atıkların yasadışı uluslararası dolaşımı dahil olmak üzere, tehlikeli atıkların çevresel açıdan sağlıklı bir şekilde yönetimi
Katı atıkların ve atıksuların çevresel açıdan sağlıklı bir şekilde yönetimi
Radyoaktif atıkların güvenli ve çevresel açıdan sağlıklı bir şekilde yönetimi
dünyada ve Türkiye'de sergilediği özellikleriyle 21. yüzyılın demokratik “yerel yönetişim” anlayışını ifade etmektedir.
Bu öncelikli hedefe ulaşılmasına yönelik faaliyetler kapsamında da, her yerel yönetimin, hemşehrilerle, yerel kuruluşlar ve özel sektör kuruluşlarıyla diyalog içerisinde, kendi Yerel Gündem 21‟lerini geliştirmeleri gerektiği belirtilmektedir ( Koçak,H,2009).
Yerel Gündem 21, 1992 yılından bu yana, yaklaşık 135 ülkedeki binlerce kentte uygulanmaktadır. Yerel Gündem 21 adı arka planda tutularak, aynı sürece yönelik benzer adlar altında (“Sürdürülebilir Kentler Programı”, “Sağlıklı Kentler Programı”, vb.) yürütülen çalışmalar dikkate alındığında, bu süreçteki kent sayısı daha da artmaktadır.
Gündem 21‟in dünya ölçeğindeki kordinator kuruluşu olan Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP), aralarında Türkiye‟nin de bulunduğu 85 ülkede, Yerel Gündem 21 süreçlerini desteklemektedir. Rio Zirvesi‟nden bu yana dünya ölçeğinde Yerel Gündem 21 uygulamalarının sonuçları, en iyi ifadesini, Johannesburg Zirvesi öncesinde Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan tarafından hazırlanan “Gündem 21‟in Uygulanması” başlıklı raporda yer alan “Yerel Gündem 21 girişimleri, yerel düzeyde katılımın en başarılı şemsiyesi olmuştur”, değerlendirmesinde bulmaktadır. Zirve‟ye sunulan BM “Yerel Yönetimler Diyalog Raporu” da yerel yönetimlerin, Yerel Gündem 21 sayesinde, Gündem 21‟deki kapsamlı eylem alanlarına dünya ölçeğindeki en etkili yanıtı verebilmiş olduklarını vurgulamaktadır (BM Dünya Sürdürülebilir Kalkınma Konferansı,2004).
III.Yerel Gündem 21’in Türkiye’deki uygulama aşamaları
Yerel Gündem 21 uygulamaları, Türkiye‟de 1997 yılı sonunda, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı‟nın(UNDP)desteğiyle, Türkiye‟deki Uluslararası Yerel Yönetimler Birliği, Doğu Akdeniz ve Ortadoğu Bölge Teşkilatı‟nın(IULA-EMME) koordinatörlüğünde yürütülen “Türkiye‟de Yerel Gündem 21‟lerin Teşviki ve Geliştirilmesi” Projesi ile başlamıştır. Birleşmiş Milletler ‘in 1992 yılında Rio‟da almış olduğu kararlar çerçevesinde, Yerel Gündem 21‟ler uygulanmaya başlanmış ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı'yla yönetim arasında, ilki 1997 yılında olmak üzere üç defa sözleşme imzalanmıştır. Yapılan bu protokol çerçevesinde gerçekleştirilen 2 milyon dolarlık bir projeyle, yaklaşık 60 yerel yönetimimizde örnek uygulamalar yapılmıştır. T.C. Bakanlar Kurulu’nun kararıyla başlatılan proje, iki yıllık bir uygulama dönemi sonrasında, Aralık 1999‟da tamamlanmıştır. Bu projenin başarısı üzerine Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı, ikinci aşamaya da destek vermeyi kabul etmiş, T.C. Bakanlar Kurulu’nun da bunu benimsemesinin ardından, “Türkiye'de Yerel Gündem 21'lerin Uygulanması” başlığını taşıyan ikinci aşama projesi, Ocak 2000‟de başlamıştır. İkinci aşaması sırasında çeşitli alt-projelerin başlatılması ve yeni katılımlarla proje ortağı yerel yönetimlerin sayısının 50‟yi aşması sonrasında, Yerel Gündem 21 uygulamaları “proje” çerçevesinden çıkarılarak, uzun erimli bir “Program”a dönüştürülmüştür.(Emrealp,2005:7) Ve Türkiye Yerel Gündem 21 uygulamaları, 2002 yılında Johannesburg‟da yapılan değerlendirme toplantısında en iyi uygulama seçilmiştir.
Yerel Gündem 21‟e uygun olarak, Belediye hizmetlerinin gönüllülerle yapılabileceği ilk defa Belediye Kanunu'nda açıkça belirtilmiştir. 2005 yılının Mart ayında düzenlenen 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu'na göre, „yerel parlamento‟ diyebileceğimiz bir oluşum, yani “kent konseyleri” artık çevrenin sorunlarının yerel ölçekte tartışılarak çözüm bulabileceği bir yer olarak bir şekilde Türkiye’de uygulanmaya başlandı. Yerel Gündem 21 süreciyle başlayan ve yerel demokratik yönetişimin temel mekanizmalarından biri olan Kent Konseyleri, 5393 Sayılı Belediye Kanunu ile birlikte yasal statüye kavuşmuş ve Türkiye ölçeğinde uygulama imkânı bulmuştur. Yapıları ve çalışma yöntemleri bir kentten diğerine farklılık göstermekle birlikte, Kent Konseylerinin genel (ve belki de en önemli) işlevi, kentteki tüm “paydaşları” bir araya getirerek, tüm kenti kucaklayan bir “ortak akıl” oluşturulmasını sağlamasıdır.
Belediye, köy, il özel idareleri kendi aralarında ortak problemlerini(çevre, doğa, altyapı, su, kanalizasyon ve benzeri kültürel faaliyetleri olabilir) daha verimli, daha ekonomik, daha hızlı giderebilme açısından, Bakanlar Kurulu izniyle kendi aralarında bir birlik kurabilecekleri hükmü getirilmiştir(www.kentkonseyleri.net)
13 Şubat 2010 tarihinde Bursa Kent Konseyi‟nin ev sahipliğinde Türkiye Kent Konseyleri bilgi ve deneyim paylaşımı toplantısı gerçekleştirilmiş ve bu toplantıya katılan 93 kent konseyinin ortak kararı olarak Kent Konseyleri iş birliği ağı kurulması ve bu çalışmaları yürütmek üzere Bursa, Yalova, Kocaeli, Gaziantep, Denizli, Batman, Ordu, Giresun, Edirne, Afyonkarahisar, Çanakkale, Manisa ve Karabük illerinden oluşan çalışma grubu kurulması kararlaştırılmıştır. Ayrıca Yalova Kent Konseyi‟nin sorumluluğunda kent konseyleri iletişim ağı oluşturulması için bir Network üzerinden en kısa zamanda sistemin kurulması ve tüm Kent Konseylerine açılması kararlaştırılmıştır.
Türkiye‟deki YG-21 uygulamalarına bakıldığında, tüm kentler için geçerli olabilecek tek bir “model”den çok, her kentin özelliklerine ve tercihlerine bağlı olarak gelişen, ana çizgilerde benzerlikler göstermekle birlikte, yapılarında ve işleyişlerinde belirgin farklılıklar gösteren “modeller” olduğu görülmektedir.
Çizelge 2.Türkiye‟de Kent Konseyine Sahip Yerleşmeler
KATILIMCI KENT KONSEYLERİ
t IV.Bursa’da Yerel Gündem 21’in uygulama aşamaları ve uygulama örnekleri Bursa yerel Gündem 21‟e yönelik çalışmaların ve uygulamaların başladığı ilk ilimizdir.1994 yılında belediye bünyesinde Sürekli Eğitim ,Danışma ve Araştırma Merkezleri kurulmuştur.1995 yılında Roma‟da Akdeniz Yerel Gündem 21 Toplantısına katılmış ve 1995 yılında Alborg Şartı‟nın imzalanması gerçekleştirilmiştir.1996‟da gönüllü çalışma grupları oluşturulmuş ve Büyükşehir Belediyesi Meclis kararı ile Yerel Gündem 21 Şube Müdürlüğü kurulmuştur. Bu süreçte Gündem 21 kapsamında düzenlenen tüm uluslararası toplantılara katılım gerçekleştirilmiştir.1998 yılında kent konseyi oluşturulmuştur.1999 yılında Bursa , “Avrupa Sürdürülebilir Kentler ve Kasabalar Kampanyası Üstünlük Sertifikası” ödülünü almıştır.2001‟de gençlik ,2002 „de çocuk konseyi kurulmuş,2003‟de kadın,2004‟de engelliler meclisi kurulmuştur.
Çizelge 3. Bursa Kent Konseyi Organizasyon Şeması
Kaynak. www.kentkonseyleri.net
Bursa kent konseyi amaca yönelik toplantılar düzenleyerek, sürecin devamlılığını sağlama konusunda ciddi çalışmalar sürdürmektedir. Başta Bursa halkı olmak üzere, tüm katılımcıların dahil olup, fikir alışverişlerinin de gerçekleştirildiği etkinlikler düzenlemekte, uluslar arası toplantılar takip edilmekte ve müdahil olunmaktadır. Gençlik, kadın, engelliler ve çocuk meclisleri kendi alanlarında etkinlikler yapmaktadırlar.
Çalışma grupları da etkin biçimde çalışmaktadır.
Örneğin, Arazi ve Su Kaynakları Çalışma Grubu; Dünya Su Günü Bilgilendirme Toplantısı yapılmış, ,Demirtaş Doğancı Nilüfer barajına, Küçükdeliller köyüne,Dobruca içmesuyu arıtma tesisine inceleme gezileri düzenlemiştir. Sonuç
Sürdürülebilir kalkınmayı ve bu bağlamda sürdürülebilir kentler ve kasabalar oluşturabilmek konusunda sürdürülen bu çabaların işe yarar olabilmesinde, ekonomik kalkınma, rekabet ve girişimcilik, toplumsal bütünleşme,ortak mekanı paylaşmayı ve yaşatmayı hedefleyen sorumluluk bilinci gibi dinamikler oldukça önem taşımaktadır. Sürdürülebilir kentsel gelişme yaklaşımı, sosyal adalet, sürdürülebilir ekonomiler ve çevresel sürdürülebilirlik konularının tümünü kapsamaktadır. Sosyal adalet ilkesi ile, insanların sağlık hizmeti, istihdam ve konut gibi temel sosyal gereksinimlere eşit biçimde erişiminin sağlanması ön görülmektedir. Sürdürülebilir ekonomi ilkesi, kentlerin ekonomik gelişimi sağlanırken doğal kaynakların (atmosfer, toprak, su ve ormanlar gibi) kısıtlı olduğunun göz önünde bulundurulmasına işaret etmektedir. Çevresel sürdürülebilirlik ilkesi ise, doğal kaynakların sürekliliğinin sağlanması anlamına gelmektedir.
Tüm çalışmaları yönlendiren ve işlerliğine katkı sağlayan yukarıda bahsi geçen üç ilke göz önüne, kapsam itibariyle coğrafyanın konularıyla birebir örtüştüğü görülmektedir. Sosyal adalet ilkesinde insanların alacağı sağlık hizmetlerinin planlanması aşamasında bugün coğrafyacılar Coğrafi Bilgi Sistemlerinden de yararlanarak uygulamaya yönelik çalışmalar yapmaktadırlar. Sürdürülebilir ekonomi söz konusu olduğunda, coğrafyacılar ekonomik coğrafya kapsamında yaptıkları çalışmalarla planlamaya altlık oluşturacak ciddi potansiyel belirleme çalışmaları yapmaktadırlar. Çevresel sürdürülebilirlik konusunda ,özellikle fiziki coğrafya alanında yapılan çalışmalar ışık tutucu olabilecektir. Yerel Gündem 21 sürecinin, toplumun örgütlü ve örgütsüz tüm kesimlerinin katılımına açık olması, katılımı teşvik edici politikaların ve mekanizmaların geliştirilmesi büyük önem ve öncelik taşımaktadır.
Coğrafyacıların sürdürülebilir kentler ve kasabalarla ilgili yürütülen bu çalışmalara dahil olabileceği bu kadar geniş bir katılım kapasitesi varken, daima vurgulamakta olduğumuz gibi planlamalara ve uygulama aşamalarına katılabilme fırsatı yaratılmış iken, yaptığımız araştırmalarda maalesef kent konseylerinde coğrafyacıların yeterince yer alamadıkları görülmektedir. Bu çalışmada konuya ilişkin verilmeye çalışılan bilgiler ışığında, mevcut kent konseylerine coğrafyacıların dikkati çekilebilir ve hiç olmazsa her konseye bir coğrafyacının katılımı sağlanabilir ise ancak o zaman çalışma amacına ulaşmış kabul edilebilecektir.
Zerrin Karakuzulu*
Sakarya Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi,Coğrafya Bölümü,Serdivan-Adapazarı
FATİH KENT KONSEYİ AHBERLERİ
http://fatihkentkonseyi.com/detay.asp?id=35
http://www.fatihhaber.com/fatihhaber/kentmays13.html
http://fatihkentkonseyi.com/default.asp
http://www.fatihkentkonseyi.com/detay.asp?id=151
http://www.fatihhaber.com/fatihhaber/kent211.html
http://www.fatihhaber.com/fatihhaber/kentkonseyi2012.html
http://www.fatihhaber.com/fatihhaber/fatihkentkonseyi2012.html
2017 yılı 1. toplantısı Ali Emiri Kültür merkezi büyük salonda 13/03/2017 pazartesi günü saat 17:00 toplandı.
Toplantı Başkan Burhan Tunç ve Genel sekreter Hasan Suver açıldı, Yoklama yapıldı 35 kişilik bir katılım olduğu görüldü.

2007 yılında Zübeydehanım Kültür merkezi Üst salonda 1 toplantısını yapan Fatih Kent Konseyi, Burada salona sığmamış en az %50 katılımcı hazirun defterini imzalayarak salondan ayrılmak zorunda kalmıştı. Bu sayı 500 kişiden az değildi.
Bu gün geldiğimiz bu acıklı durum Tamamen mevcut atanmış yönetimin bütün zorlamalara rağmen bir santim geri adım atmaması nedeniyle, Gergin tartışmaların, Bakanlığa şikâyetlerin olmasına rağmen eriye eriye 35 kişiye düşmüş oldu.
Zaman içinde yılda iki kez toplanan Fatih Kent Konseyi amacına uygun yaygın faaliyet gerçekleştiremedi.
Birçok katılımcı "Sözümüz dinlenmiyor, Tekliflerimiz ciddiye alınmıyor, Genel sekreter Hasan Suver’in iki dudağı arasında sıkışan bu kurumdan hayırlı hiçbir iş çıkmaz diyerek gelmekten vaz geçiyor.
Kuruluşunda görev almak isteyen birçok siyasi parti temsilcisi, Sivil toplum kuruluşu üyesi, İlçemizdeki Üniversitelerde görev yapan akademisyenler bir bir ayrıldılar, Son kalan 35 kişinin ise kimi Hasan Suver tarafından yeni davet edilmiş kişiler, Onlarda bu önemli kurumun hukukuna uygun çalışmadığını görerek diğerleri gibi devamsızlıkla sonuçlanacaktır.

Fatih belediyesi ilçenin Kent konseyini kendisini denetleyecek bir kurum olarak görüyor, Belediyenin sorumluluk alanına girmesine asla müsaade etmiyor.
Bunu temin edebilmek için iki yılda bir yapılan genel kurullarda yeni başkan seçilemediği, yürütme ve çalışma gurup başkanlarının seçimleri yapılmıyor, Hasan Suver tarafından atama ile gerçekleştirildiğini görüyoruz.
Bu uygulamayı sık sık video kaydı ile tespit edip haber yaptık, Fatih belediyesi meclis üyesi Fazıl Uğur Soylu'nun Bakanlığa şikâyeti netice vermedi, Bakanlıktan gelen müfettiş Bizim bilgimize başvurmadan bir ihtar vererek Ankara’ya döndüğünü öğrendik.
Bu son kurulda Atama ile göreve getirilen çalışma gurubu başkanları on sene geçmesine rağmen her toplantıda olduğu gibi neler yapmayı planladıklarını, hedeflerini anlattılar, gerçekleşmiş proje nerede ise yok.
Bu konuda yerel gündem 21 yasası ciddiye alınmadığı için Bütün Türkiye’de durum aynı, Bizim kamu yönetimi denetlenmeyi hazmedemiyor, Sokaktaki sivil vatandaşı ciddiye almıyor, Çoban olarak kendini görüyor, Akıl verilmesini hazzetmiyor.
Hâlbuki Yerel gündem 21 Rio sözleşmesi ciddi bir Dünya projesidir. Sivil halkın yönetime katılması, Kamusal faaliyetlerin takip edilip alternatif fikirler geliştirilmesini, Yönetime kalite getirilmesini amaçlamaktadır.
Kent konseyleri Başta belediye olmak üzere ilçedeki bütün alanlarda proje geliştirme çalışması yapar, kendisi dışında gerçekleştirilen projeler hakkında kurumundan detayları alır Projeye daha başlanmadan alternatif teklifler sunar. Kent konseyleri her ne kadar halkın menfaatlerini koruyan bir kurum gibi görünse de aslında kamu kuruluşlarına kalite ve ciddiyet getirmek için kurulmuştur, Resmi-Özel bütün kurumlara çeşitli konularda uyarı yayınlar, Uyarıları dikkate alınmadığında kendi yayın organları tarafından uyarılır, yaptırımı olmadığı için sadece kamuoyu oluşturarak kurumların yanlış yatırımlardan dönmesini sağlar.
On yıldır kent konseyimizin bir yayın organı yoktur, Belediye ukdesinde son yıllarda hayata geçirilen veb sitesinde ise bu hizmetin verilmesi mümkün olmamaktadır.
Kent konseyinin hala bir Toplantı salonu, halkın ulaşabileceği mekanı yoktur, Sekretaryası belediye personelidir. Bütçesini kendi adına kullanma özgürlüğüne sahip değildir.
Seçilmiş mutat toplantılarını yapan, bu toplantılarda alınan kararların yayınlaması halen gerçekleşmemiştir.
İnternet ortamında arama yaptığınızda Yurdumuzdaki (Bilhassa Bursa Büyükşehir kent konseyi) örnek gösteriliyor. Bir akademisyenimizin araştırmasını aşağıda yayınlıyoruz
Özet
Dünyada kentsel nüfus oranının hızla artması, kentleşme ve sanayileşme süreçlerinde kaynakların denetimsiz kullanımı ve tüketimi; sera etkisi ve ozon aşınması gibi sorunlara yol açmış, doğal çevre üzerinde olumsuz sonuçlar yaratmıştır.
Diğer yandan kentlerde biriken nüfus grupları arasındaki sosyal ve ekonomik farklılaşmalar büyümüş; kentsel yoksulluk, kentsel güvenlik gibi sorunlar da kentsel yaşam kalitesini olumsuz etkilemeye başlamıştır.
Bu yeni olgu ve sorunlara karşılık bulabilmek için, sürdürülebilir kentlere ulaşma amacı; özellikle 20. Yüzyılın sonlarından bu yana kentleşme sektörünün gündemindeki en önemli konular arasındadır.1992 Rio Yeryüzü Zirvesi'nde sürdürülebilir kalkınma, tüm insanlığın 21. yüzyıldaki ortak hedefi olarak benimsenmiş ve bu doğrultuda, 21. yüzyılda çevre ve kalkınma sorunlarıyla başa çıkılmasına ve sürdürülebilir kalkınma hedefine ulaşılmasına yönelik ilkeleri ve eylem alanlarını ortaya koyan “Gündem 21” başlıklı Eylem Planı, Zirve'nin temel çıktısı olarak BM üyesi ülkelerce kabul edilmiştir.
Yerel gündem 21 ise öncelikle yerel sürdürülebilir kalkınma sorunlarının çözümüne yönelik uzun dönemli stratejik bir planın hazırlanması ve uygulanması yoluyla yerel düzeyde Gündem 21'in hedeflerine ulaşılmasını amaçlayan katılımcı, çok sektörlü bir süreçtir.
Bu çalışmada sürdürülebilir kalkınma çalışmaları kapsamında “Sürdürülebilir Kentler ve Kasabalar” hedefine ulaşabilmek adına, Dünya‟da ve Türkiye‟de yapılan ve yapılması hedeflenen faaliyetler hakkında bilgi verilmeye çalışılacak ve coğrafyacıların bu sürece hangi aşamalarda ve nasıl dahil olabileceği konusu tartışılmaya çalışılacaktır.
1.Giriş
Gündem 21, kalkınma ve çevre arasında denge kurulmasını hedefleyen “sürdürülebilir gelişme” kavramının yaşama geçirilmesine yönelik, küresel uzlaşmanın ve politik taahhütlerin en üst düzeydeki ifadesi olan bir eylem planıdır. Bunun yerel ölçeğe indirgenmiş ifadesi olan Yerel Gündem 21 de aynı doğrultuda sürdürülebilir kentlere ulaşmayı hedeflemiş bir eylem planıdır. Dolayısıyla Yerel Gündem 21‟in kapsamına, dünyadaki ve ülkemizdeki uygulanış aşamalarına geçmeden önce, “sürdürülebilirlik” ve “sürdürülebilir kent” kavramı ile ilgili yapılmış olan tanımlamalara değinin yararlı olacağı kanısındayız.
Sürdürülebilirlilik kavramının çıkış noktası, ekonomik ve teknolojik gelişmelere paralel bir şekilde ortaya çıkan çevre sorunlarının önüne geçebilme ve ekosistemin korunması üzerine odaklanmıştır. Sürdürülebilirlilik kavramı ilk kez, Dünya Doğayı Koruma Birliği (IUCN) tarafından 1982 yılında kabul edilen Dünya Doğa Şartı belgesinde yer almıştır. Buna göre insanların yararlandığı ekosistem, organizmalar, kara, deniz, ve atmosfer kaynaklarının optimum sürdürülebilirliliğini başarabilecek biçimde yönetilmeleri gerektiği, ancak bunun ekosistemlerin ve türlerin bütünlüğünü tehlikeye atmayacak biçimde yapılması öngörülmektedir
(Yazar,2006:3–4). Sürdürülebilir gelişme kavramının bugünkü anlamıyla tanımlanması ise Dünya Çevre ve Kalkınma Komisyonu‟nun 1987 yılında yayınladığı Ortak Geleceğimiz raporunda yapılmıştır. Rapora göre sürdürülebilir gelişme, bugünün ihtiyaçlarını, gelecek kuşakların da kendi ihtiyaçlarını karşılayabilme olanağından ödün vermeksizin karşılamaktır. (Keleş 1998:13) sürdürülebilir gelişmeyi, sürekli ve dengeli gelişme olarak adlandırarak şu şekilde tanımlamaktadır; çevre değerlerinin ve doğal kaynakların savurganlığa yol açmayacak biçimde akılcı yöntemlerle, bugünkü ve gelecek kuşakların hak ve yararları da göz önünde bulundurularak kullanılması ilkesinden özveride bulunmaksızın ekonomik gelişmenin sağlanmasını amaçlayan çevreci bir dünya görüşüdür (Keleş, 1998:112)
Sürdürülebilirlik kavramının, kent kavramı ile birlikte ele alınması ise oldukça yeni bir olgudur. 1987 yılında hazırlanan “Ortak Geleceğimiz” adlı raporda da sürdürülebilir gelişme kavramı üzerinden sürdürülebilir kentleşmeye atıfta bulunulmuştur. Raporda ele alınan sorunlardan bir kısmı şu şekildedir; yoksulluk ve çevre üzerindeki baskıları, nüfusun hızla artması ve yoğunlaşmasının yaşam kalitesinin standartlarının yükseltilmesinin önünü tıkaması, çevre kaynaklarının aşırı oranda tüketilmesi ile kentsel sorun, kentsel büyüme, kentlerin kontrolsüz yayılması, vb.. Bu sorunların çözümleri ise; yerel yönetimlerin güçlendirilmesi ve yerel fırsatların arttırılması, enerji kullanımında tasarruf, nüfus artışını ve yoğunlaşmasını önleyecek politikalar üretilmesi, türlerin ve ekosistemin korunması, doğal kaynakların verimli kullanılması şeklindedir. Tüm bu sorunlar ve çözüm önerileri sürdürülebilir kentleşme kavramına ışık tutmuştur. Sürdürülebilir kentleşme yolunda bir diğer aşama 1992 Rio de Janerio kentinde BM tarafından düzenlenen Çevre ve Gelişme Konferansı‟dır. 17ülkenin Devlet ve Hükümet Başkanları ile birlikte, binlerce resmi temsilcinin ve 35,000‟in üzerinde sivil toplum kuruluşu temsilcisinin katılımıyla Rio Zirvesi, Birleşmiş Milletler‟in en yüksek katılım düzeyine ulaşılan toplantısı olma özelliğini korumaktadır. .(Emrealp,2005:17)
Rio Konferansının sürdürülebilir gelişme kavramına yaptığı en önemli katkı, sürdürülebilir gelişme anlayışının uygulanabilmesinde; siyasi, ekonomik ve sosyal düzlemde alınan kararlarda ve uygulamalarda merkezi yönetim birimlerinin dışında yerel yönetim birimlerinin, sivil toplum örgütlerinin, özel sektör kuruluşlarının ve bireylerin ortak katılımının ve girişimlerinin gerekli olduğu vurgulanmıştır. Böylece yönetişim olgusunun önemi de ortaya çıkmıştır. Bu anlamda konferans sonucunda kabul edilen Gündem 21 oluşumu, yönetişim anlayışının uygulanabilmesinde önemli bir araç olarak kabul edilmiştir. Rio Zirvesi sonucunda kabul edilen “Gündem 21” belgesi, sürdürülebilir kentleşme için önem taşımaktadır.
2000 yılında Rio‟da gerçekleştirilen Sürdürülebilir Kent Konferansı‟nda sürdürülebilirlik kavramı, kent ile şu şekilde ilişkilendirilmiştir:“Sürdürülebilirlik kavramı kente uygulandığında, kentsel alanın ve bölgesinin, toplumun arzu ettiği yaşam kalitesi düzeylerinde işlevlerini sürdürmeye devam etmesi, ancak bunu yaparken mevcut ve gelecek nesillerin seçeneklerini kısıtlamaması ve kentsel sınırlar içinde ve dışında olumsuz etkilere neden olmaması anlamına gelmektedir.” (BM Dünya Çevre ve Kalkınma Konferansı, 1997:10)
Kentsel gelişmenin sürdürülebilir olması, çevresel, sosyal ve ekonomik boyutların birlikte düşünülmesini gerektirmektedir. Nijkamp ve Perrels‟in yaptığı sürdürülebilir kent tanımı da, bu üç boyutun birlikte ele alınışını yansıtmaktadır: “sürekliliği ve değişimi sağlamak için, sosyo-ekonomik kaygıların çevre ve enerjiyle ilgili kaygılarla uyumlu hale getirildiği (birlikte evrimleştiği-coevolution) kentler” (Geenhuisan,vd.1998:131).
Sürdürülebilir kentsel gelişme yaklaşımı, sosyal adalet, sürdürülebilir ekonomiler ve çevresel sürdürülebilirlik konularının tümünü kapsamaktadır.
Ekonomik refahın, sosyal adaletin, çevre koruma ve geliştirmenin sağlanması için, birbirini tamamlayan ve güçlendiren amaçlara gereksinim vardır. Sürdürülebilir kentsel gelişme yaklaşımı, bu dengeli gelişime erişebilmek için, aşağıdaki temel amaçları birbiriyle bütünleştirmektedir (BM Dünya Çevre ve Kalkınma Konferansı, 1997:10):
a.Kentsel alanlarda ekonomik refahı ve istihdamı güçlendirmek
b.Kentsel alanlarda eşitliği, sosyal katılımı ve kentsel yenilemeyi teşvik etmek
c.Kentsel çevreyi korumak ve geliştirmek
d.Kent yönetişimine ve yerel kapasite artırımına katkı yapmak
Birinci amaca ulaşmak için, teknolojik gelişimin teşvik edilmesi, üretkenliğin artırılması, büyük kentlerde olduğu kadar küçük ve orta ölçekli kentlerde de istihdam kaynaklarının değerlendirilmesi yolları ile kentlerin ekonomik canlılığının güçlendirilmesi yönünde eylemler gerekmektedir. İkinci amaç, artan üretkenliğin getirdiği kazanca adil biçimde erişilmesi, sosyal dışlanmanın azaltılması ve güvenliğin artırılması yönündeki eylemleri içermektedir. Üçüncü amaç, kentsel gelişim uğruna, kentleri çevreleyen alanlara bu gelişimin maliyetini yıkmamayı, kentleri çevresel açıdan daha fazla sürdürülebilir kılan eylemleri gerçekleştirmeyi ön görmektedir. Dördüncü amaç, katılımı genişletmeye yönelik yaratıcı ve esnek karar verme süreçlerinin teşvik edilmesini, kurumsal süreçlerde işbirliğinin artırılmasını kapsamaktadır (BM Dünya Çevre ve Kalkınma Konferansı, 1997:10).
Sürdürülebilir kentleşme olgusu, sürdürülebilir gelişmenin bir parçasıdır.1996 Habitat II Zirvesi‟nin sonuç bildirgesi olan İstanbul Deklarasyonu‟nun 15.Maddesinde sürdürülebilir bir yaşamı olanaklı kılan yerleşmelerin ve yaşama mekânların önemi vurgulanmaktadır (Yazar, 2006).Bu durum ise sürdürülebilir kentleşme olgusunu gündeme getirmiştir( Dulupçu,vd.,2007:17) . Sürdürülebilir kent veya sürdürülebilir insan yerleşmeleri kavramları ile ilgili olarak üzerinde uzlaşılmış bir tanımlama bulunmamaktadır. Fakat sürdürülebilir gelişmenin öğeleri olan çevresel, ekonomik, politik, sosyal, demografik, kurumsal ve kültürel amaçlar, sürdürülebilir kentleşme olgusunun da bir parçası olarak ele alınabilir ( Karaman,Z, 1998). Sürdürülebilir kentleşme ile ilgili kabul gören tanımlamalardan birkaçı şu şekildedir; “insan gereksinmelerine günümüz kentlerinden daha iyi yanıt veren ve kent sistemlerinin gelecek kuşakların gereksinimlerinin karşılanmasını engellemeyecek bir biçimde geliştirilmesini sağlayan kent (Ertürk, 1996: 175)”, veya “süreklilik içinde değişimi sağlamak amacıyla, sosyo – ekonomik çıkarların çevre ve enerji ile ilgili kaygılarla uyumlu hale getirildiği kenttir (Geenhuisan,vd.1998:131)”.
Sürdürülebilir kentleşme ile ilgili yapılan tanımlamaların bir sentezi yapıldığında üç unsur ön plana çıkmaktadır. Bunlar şu şekildedir: Birincisi, kentlerde yaşayan insanların, kent ile olan ilişkilerinde, kentin ortak alanlarının kullanımında ve kamu hizmetlerinin alımında yaşam kalitelerinin arttırılması sorununun aşılmasıdır. İkincisi, kentin bir yerleşim birimi olarak kendi varlığını devam ettirebilme yetisinin güçlendirilmesidir. Son olarak da, kentin çevre değerlerini taşıma kapasitelerinin üzerinde kullanımı ile kaynakların dönüştürülmelerinde var olan üretim ve tüketim kalıplarının temelinde sorgulanması gereğidir (Bayram, 2001:251-265)
Sürdürülebilir gelişme ile ilgili temel tartışma mekân çerçevesinde gelişmektedir. Mekansal planlama, kentsel dokuyu birleştiren yeni açık alanların yaratımı için bir araç olduğu gibi, doğal ve kültürel mirasın bu öğelerini korumak için de etkili bir araç olmayı sürdürecektir (Özdemir,1996).Dolayısıyla bu bağlamda “mekanın insan yararına en iyi şekilde kullanımını sağlamayı” kendisine amaç edinmiş coğrafyanın bu sürece dâhil olma gerekliliği ortaya çıkmaktadır.
Bu çerçevede sürdürülebilirlilik olgusunun somutlaştığı mekân, genelde sürdürülebilir yerleşme ve özelde de sürdürülebilir kentleşmedir. Sürdürülebilirlik kavramının kentler üzerinde odaklaşması özellikle büyük kentlerin hem doğal kaynakların başlıca tüketicisi, hem de kirlilik ve atıkların esas üreticisi olmalarından kaynaklanmaktadır.
Gündem 21‟in “Sürdürülebilir İnsan Yerleşimleri Gelişmesinin Desteklenmesi” adını taşıyan yedinci bölümünde, insan yerleşimlerinin sosyal, ekonomik ve çevresel kalitesinin geliştirilmesi amacı güdülmüş ve bu temel amaca dönük olarak bazı programlar saptanmıştır. Herkes için yeterli barınma, insan yerleşimleri yönetiminin iyileştirilmesi, sürdürülebilir arazi kullanım planlaması ve yönetimi, bütünleşik çevresel altyapı hizmetlerinin sağlanması, sürdürülebilir enerji ve ulaşım sistemleri, afetlere maruz alanlarda yerleşme planlaması, insan yerleşimlerinin gelişmesi için kapasite oluşturulması gibi başlıklarla (Tekeli,1996:52) ele alınan bu programlar sürdürülebilir kentleşmenin hedeflerini oluşturmuştur.
Sürdürülebilir kentleşme olgusunun ön plana çıktığı oluşumların başında 27 Mayıs 1994 tarihinde, Danimarka‟nın Aalborg kentinde gerçekleştirilen Avrupa Sürdürülebilir Kent ve Kasabalar Konferansı oluşturmaktadır. Konferansın sonunda Sürdürülebilirliğe Doğru Avrupa Kentler ve Kasabalar Şartı oluşturulmuştur. Aalborg Şartı, sürdürülebilirliği, yerel karar verme sürecinin tüm alanlarını kapsayan denge arayışlı, yerel ve yaratıcı bir süreç olarak tanımlar. Bununla birlikte Şart, doğanın taşıma kapasitesine uygun yaşam koşulları, sosyal adalet, ekonomik ve çevresel sürdürülebilirlik arayışlarında, sürdürülebilir gelişmenin, kentlere ve kasabalara önemli bir yol gösterici olduğunu işaret eder (www.aalborgplus10.dk)
Aalborg Şartı‟nın ortaya koymuş olduğu ilkeler sürdürülebilir kentsel gelişmenin gerek ilkelerini gerekse de uygulama yöntemlerini belirlemesi açısından büyük önem taşımaktadır. Ekim 1996‟da Lizbon‟da gerçekleştirilen ikinci konferansta, sürdürülebilir kentler ve kasabalara ulaşma yolunda daha somut adımlar öngören Lizbon Eylem Planı oluşturuldu. 2000 yılında Hannover‟da gerçekleştirilen üçüncü konferansın ardından, Haziran 2004‟te yine Aalborg‟un ev sahipliğinde gerçekleştirilen konferansta Aalborg Taahhütleri (Aalborg+10) belgesi kabul edilerek imzaya açıldı.2007‟de Sevilla‟da gerçekleştirilen konferans itibariyle açıklanan imza listesine göre 40‟ı aşkın ülkeden 2500 yerel yönetimin imzaladığı (örneğin İspanya‟dan 1084 belediye, İtalya‟dan 833 belediye) Aalborg Şartı‟nda, Türkiye‟den Bursa Büyükşehir Belediyesi ile Batman, Bingöl, Diyarbakır, Hakkâri, Mardin (Dikmen) ve Siirt Belediyeleri‟nin imzaları bulunuyor. Ayrıca Çorum Valiliği, Marmara Belediyeleri ve Boğazları Birliği‟nin de geçici olarak imza koyduğu belirtilmektedir. Sürdürülebilir kentleşme ile ilgili bir diğer önemli belge, Avrupa Konseyinin kentsel yaşam ve kentsel politikalarla ilgili olarak ortaya koyduğu, Mart 1992 yılında Strazburg‟da gerçekleştirilen Avrupa Konseyi Avrupa Yerel Yönetimler Konferansı‟nın olağan toplantısında kabul edilen Avrupa Kentsel Şartı ve Avrupa Kentsel Haklar Bildirgesi‟dir. Avrupa Kentsel Şartının diğer uluslararası metinlerden farkı, metni hükümetlerin değil yerel yönetimlerin imzalamış olmasıdır. Avrupa Kentsel Şartı 13 konu başlığı ve bu başlıklara bağlı toplam 68 ilkeden meydana gelmektedir. Şartın bu başlıkları şu şekildedir:
a.Ulaşım,
b.Kentlerde Çevre ve Doğa,
c.Kentlerin Fizik Yapıları,
d.Tarihi Kentsel Yapı Mirası,
e.Konut,
f.Kentlerdeki Özürlü ve Sosyo-ekonomik Bakımdan Engelliler,
g.Kültür ve Kültürel Kaynaşma,
h.Kentlerde Sağlık,
ı.Halk Katılımı,
i.Kent Yönetimi ve Kent Planlaması,
j.Kentlerde Ekonomik Gelişme‟den oluşmaktadır.
II-Gündem 21’in Kapsamı ve Yerel Gündem 21
Gündem 21, kalkınma ve çevre işbirliğinde küresel uzlaşmanın ve politik taahhütlerin en üst düzeydeki ifadesi olarak nitelendirilmektedir. Gündem 21‟in, bir yandan günümüzdeki ağırlıklı sorunların üstesinden gelmeye çalışırken, öte yandan da dünyamızı 21. yüzyılın tehditlerine karşı hazırlamayı hedeflediği vurgulanmaktadır.
Gündem 21‟in başarıyla uygulanmasından öncelikle ve esas olarak hükümetlerin sorumlu olacağı belirtilmekle birlikte, bu sürece, halkın ve hükümet-dışı kuruluşlarla diğer grupların etkin bir biçimde katılımının sağlanması gereği vurgulanmaktadır. Son olarak, Gündem 21‟in dinamik bir program olduğuna dikkat çekilmekte ve bu sürecin, sürdürülebilir kalkınma için yeni bir küresel ortaklığın başlangıcı olduğu belirtilmektedir(http://www.la21turkey.net).
Gündem 21‟in temel yaklaşımı, tüm program alanlarına yönelik finansman politikalarının belirlenmesi, yeni kaynakların yaratılması, uygulanabilir teknik ve ekonomik araçların belirlenmesi, merkezi yönetim-yerel yönetim ilişkilerinin “yerinden yönetim” anlayışı doğrultusunda güçlendirilmesi, hükümetler ve hükümet-dışı kuruluşlar arasında işbirliğinin geliştirilmesi ve halkın etkin katılımının sağlanması gibi öncelikler üzerine bina edilmiştir. Gündem 21 üç ana ve bir tamamlayıcı kısımdan oluşmakta ve toplam 40 bölümü içermektedir. Katılımcı yaklaşımın, bu küresel eylem planının tamamına yansımış olduğu görülmektedir.
Gündem 21 içerisinde, “sürdürülebilir kalkınma için küresel ortaklıklar oluşturulması” konusuna verilen önem ve öncelik doğrultusunda, Gündem 21‟in 28. Bölümü, “Gündem 21‟in desteklenmesinde yerel yönetimlerin girişimleri” başlığını taşımaktadır. Bu bölümün temel dayanağı olarak, “Gündem 21‟de ele alınan sorunların ve çözümlerin büyük bir bölümünün yerel düzeydeki faaliyetlere dayalı olması nedeniyle, belirlenen hedeflerin gerçekleştirilmesinde yerel yönetimlerin katılımı ve işbirliği, belirleyici bir etken olacaktır” görüşü ortaya getirilmektedir (Tosun,2009).
Yerel düzeyde “sürdürülebilir kalkınma”ya yönelik katılımcı eylem planlaması süreci niteliğindeki Yerel Gündem 21, dünyada ve Türkiye‟de sergilediği özellikleriyle, 21.yüzyılın demokratik “yerel yönetişim”anlayışını ifade etmektedir.Yerel Gündem 21,öncelikli yerel sürdürülebilir kalkınma sorunlarının çözümüne yönelik uzun dönemli, stratejik bir planın hazırlanması ve uygulanması yoluyla yerel düzeyde Gündem 21‟in hedeflerine ulaşılmasını amaçlayan katılımcı, çok-sektörlü bir süreçtir(Emrealp,2005:19).
Yerel Gündem 21” kavramının getirildiği bu bölümde, yerel yönetimlerin öncülüğünde, sivil toplumun ve tüm diğer ilgililerin, birlikte kendi sorunlarını ve önceliklerini saptayarak, kentleri için “21. yüzyılın yerel gündem”ini oluşturmaları karara bağlanmaktadır. Yerel Gündem 21‟in, Gündem 21 içerisinde kendisine yer bulması kolay olmamıştır. Rio Zirvesi öncesinde Birleşmiş Milletler tarafından düzenlenen hazırlık toplantılarında, yerel yönetimlerin ve konuya duyarlı sivil toplum kuruluşlarının çabalarına karşın, özellikle ulusal heyetlerde yer alan merkezi yönetim kuruluşlarının temsilcileri, 28. Bölüm‟ün içeriğine karşı çıkmış ve Yerel Gündem 21‟in taslağa alınmasına sıcak bakmamışlardır.
Zirve‟ye çok az bir süre kala Brezilya‟nın bir başka kentinde, Curitiba‟da toplanan yerel yönetimlerin ve bu girişimi destekleyen sivil toplum kuruluşlarının yoğun baskısı ve girişimleri sonucunda Yerel Gündem 21, ancak dördüncü ve son hazırlık toplantısında, Gündem 21 taslağı artık son biçimini alırken dahil edilebilmiştir. Gündem 21‟in, 1992 Yerel Yönetimler Curitiba Bildirgesi esas alınarak hazırlanan 28. Bölümü‟nde yerel yönetimlerin, halka en yakın yönetim kademesi olarak, sürdürülebilir kalkınma konusundaki yaşamsal konumlarının altı çizilmekte ve yerel yönetimlere yönelik hedefler ortaya konmaktadır. Bu bölümde getirilen ana hedef olarak, her ülkedeki yerel yönetimlerden, kendi belde halkları ile katılımcı bir süreci başlatmaları ve kendi kentleri için bir Yerel Gündem 21 oluşturmaları konusunda görüş birliği sağlamaları beklenmektedir (Tosun,2009).
Çizelge1.Gündem 21‟in konu başlıkları
Kaynak.Yerel gündem 21 el kitabı,2005.
Kentlerde sürdürülebilirliğin sağlanabilmesi, ekonomik, kültürel, toplumsal ve siyasal anlamda birlikte hareket edebilme kabiliyetinin geliştirilmesine bağlıdır. Yerel düzeyde “ sürdürülebilir kalkınma” ya yönelik katılımcı eylem planlaması süreci niteliğindeki Yerel Gündem 21,
Sosyal Ve Ekonomik Boyutlar
Kalkınma İçin Kaynakların Korunması Ve Yönetimi
Temel Grupların Rollerinin Geliştirilmesi
Uygulama Araçları
Gelişmekte olan ülkelerde sürdürülebilir gelişmenin hızlandırılması için uluslararası işbirliği
Atmosferin korunması
Başlangıç
Mali kaynaklar ve mekanizmalar
Yoksullukla mücadele
Toprak kaynaklarının planlanması ve yönetimine bütünleşik yaklaşım
Sürdürülebilir ve hakkaniyetli gelişme yönünde kadınlar için küresel eylem
Çevresel açıdan sağlıklı teknolojinin transferi, işbirliği ve kapasite geliştirilmesi
Tüketim alışkanlıklarının değiştirilmesi
Ormansızlaşma ile mücadele
Sürdürülebilir gelişmede çocuklar ve gençlik
Sürdürülebilir gelişme için bilim
Demografik dinamikler ve sürdürülebilirlik
Hassas ekosistemlerin yönetimi: çölleşme ve kuraklık ile mücadele
Yerli halkların ve toplulukların rollerinin tanınması ve güçlendirilmesi
Öğretimin, kamu duyarlılığının ve eğitimin özendirilmesi
İnsan sağlığının korunması ve kollanması
Hassas ekosistemlerin yönetimi: dağların sürdürülebilir gelişmesi
Hükümet-dışı kuruluşların rolünün güçlendirilmesi
Kapasite geliştirmeye yönelik ulusal mekanizmalar ve uluslararası işbirliği
Sürdürülebilir insan yerleşimleri gelişmesinin desteklenmesi
Sürdürülebilir tarımın ve kırsal kalkınmanın desteklenmesi
Gündem 21`in desteklenmesinde yerel yönetimlerin girişimleri
Uluslararası kurumsal düzenlemeler
Biyolojik çeşitliliğin korunması
İşçilerin ve işçi sendikalarının rolünün güçlendirilmesi
Uluslararası hukuki araçlar ve mekanizmalar
Biyoteknolojinin çevresel açıdan sağlıklı bir şekilde yönetimi
İş çevrelerinin ve sanayinin rolünün güçlendirilmesi
Karar alma sürecinde bilgi
Okyanusların, kapalı ve yarı-kapalı denizler de dahil olmak üzere her türlü denizin ve kıyı alanların korunması ve bunların canlı kaynaklarının korunması, rasyonel kullanımı ve geliştirilmesi
Bilimsel ve teknolojik topluluk
Tatlısu kaynaklarının temini ve kalitesinin korunması: Su kaynaklarının geliştirilmesi, yönetimi ve kullanımında bütünleşik yaklaşımların uygulanması
Çiftçilerin rolünün güçlendirilmesi
Zehirli ve tehlikeli ürünlerin yasadışı uluslararası dolaşımı dahil olmak üzere, zehirli kimyasal maddelerin çevresel açıdan sağlıklı bir şekilde yönetimi
Tehlikeli atıkların yasadışı uluslararası dolaşımı dahil olmak üzere, tehlikeli atıkların çevresel açıdan sağlıklı bir şekilde yönetimi
Katı atıkların ve atıksuların çevresel açıdan sağlıklı bir şekilde yönetimi
Radyoaktif atıkların güvenli ve çevresel açıdan sağlıklı bir şekilde yönetimi
dünyada ve Türkiye'de sergilediği özellikleriyle 21. yüzyılın demokratik “yerel yönetişim” anlayışını ifade etmektedir.
Bu öncelikli hedefe ulaşılmasına yönelik faaliyetler kapsamında da, her yerel yönetimin, hemşehrilerle, yerel kuruluşlar ve özel sektör kuruluşlarıyla diyalog içerisinde, kendi Yerel Gündem 21‟lerini geliştirmeleri gerektiği belirtilmektedir ( Koçak,H,2009).
Yerel Gündem 21, 1992 yılından bu yana, yaklaşık 135 ülkedeki binlerce kentte uygulanmaktadır. Yerel Gündem 21 adı arka planda tutularak, aynı sürece yönelik benzer adlar altında (“Sürdürülebilir Kentler Programı”, “Sağlıklı Kentler Programı”, vb.) yürütülen çalışmalar dikkate alındığında, bu süreçteki kent sayısı daha da artmaktadır.
Gündem 21‟in dünya ölçeğindeki kordinator kuruluşu olan Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP), aralarında Türkiye‟nin de bulunduğu 85 ülkede, Yerel Gündem 21 süreçlerini desteklemektedir. Rio Zirvesi‟nden bu yana dünya ölçeğinde Yerel Gündem 21 uygulamalarının sonuçları, en iyi ifadesini, Johannesburg Zirvesi öncesinde Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan tarafından hazırlanan “Gündem 21‟in Uygulanması” başlıklı raporda yer alan “Yerel Gündem 21 girişimleri, yerel düzeyde katılımın en başarılı şemsiyesi olmuştur”, değerlendirmesinde bulmaktadır. Zirve‟ye sunulan BM “Yerel Yönetimler Diyalog Raporu” da yerel yönetimlerin, Yerel Gündem 21 sayesinde, Gündem 21‟deki kapsamlı eylem alanlarına dünya ölçeğindeki en etkili yanıtı verebilmiş olduklarını vurgulamaktadır (BM Dünya Sürdürülebilir Kalkınma Konferansı,2004).
III.Yerel Gündem 21’in Türkiye’deki uygulama aşamaları
Yerel Gündem 21 uygulamaları, Türkiye‟de 1997 yılı sonunda, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı‟nın(UNDP)desteğiyle, Türkiye‟deki Uluslararası Yerel Yönetimler Birliği, Doğu Akdeniz ve Ortadoğu Bölge Teşkilatı‟nın(IULA-EMME) koordinatörlüğünde yürütülen “Türkiye‟de Yerel Gündem 21‟lerin Teşviki ve Geliştirilmesi” Projesi ile başlamıştır. Birleşmiş Milletler ‘in 1992 yılında Rio‟da almış olduğu kararlar çerçevesinde, Yerel Gündem 21‟ler uygulanmaya başlanmış ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı'yla yönetim arasında, ilki 1997 yılında olmak üzere üç defa sözleşme imzalanmıştır. Yapılan bu protokol çerçevesinde gerçekleştirilen 2 milyon dolarlık bir projeyle, yaklaşık 60 yerel yönetimimizde örnek uygulamalar yapılmıştır. T.C. Bakanlar Kurulu’nun kararıyla başlatılan proje, iki yıllık bir uygulama dönemi sonrasında, Aralık 1999‟da tamamlanmıştır. Bu projenin başarısı üzerine Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı, ikinci aşamaya da destek vermeyi kabul etmiş, T.C. Bakanlar Kurulu’nun da bunu benimsemesinin ardından, “Türkiye'de Yerel Gündem 21'lerin Uygulanması” başlığını taşıyan ikinci aşama projesi, Ocak 2000‟de başlamıştır. İkinci aşaması sırasında çeşitli alt-projelerin başlatılması ve yeni katılımlarla proje ortağı yerel yönetimlerin sayısının 50‟yi aşması sonrasında, Yerel Gündem 21 uygulamaları “proje” çerçevesinden çıkarılarak, uzun erimli bir “Program”a dönüştürülmüştür.(Emrealp,2005:7) Ve Türkiye Yerel Gündem 21 uygulamaları, 2002 yılında Johannesburg‟da yapılan değerlendirme toplantısında en iyi uygulama seçilmiştir.
Yerel Gündem 21‟e uygun olarak, Belediye hizmetlerinin gönüllülerle yapılabileceği ilk defa Belediye Kanunu'nda açıkça belirtilmiştir. 2005 yılının Mart ayında düzenlenen 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu'na göre, „yerel parlamento‟ diyebileceğimiz bir oluşum, yani “kent konseyleri” artık çevrenin sorunlarının yerel ölçekte tartışılarak çözüm bulabileceği bir yer olarak bir şekilde Türkiye’de uygulanmaya başlandı. Yerel Gündem 21 süreciyle başlayan ve yerel demokratik yönetişimin temel mekanizmalarından biri olan Kent Konseyleri, 5393 Sayılı Belediye Kanunu ile birlikte yasal statüye kavuşmuş ve Türkiye ölçeğinde uygulama imkânı bulmuştur. Yapıları ve çalışma yöntemleri bir kentten diğerine farklılık göstermekle birlikte, Kent Konseylerinin genel (ve belki de en önemli) işlevi, kentteki tüm “paydaşları” bir araya getirerek, tüm kenti kucaklayan bir “ortak akıl” oluşturulmasını sağlamasıdır.
Belediye, köy, il özel idareleri kendi aralarında ortak problemlerini(çevre, doğa, altyapı, su, kanalizasyon ve benzeri kültürel faaliyetleri olabilir) daha verimli, daha ekonomik, daha hızlı giderebilme açısından, Bakanlar Kurulu izniyle kendi aralarında bir birlik kurabilecekleri hükmü getirilmiştir(www.kentkonseyleri.net)
13 Şubat 2010 tarihinde Bursa Kent Konseyi‟nin ev sahipliğinde Türkiye Kent Konseyleri bilgi ve deneyim paylaşımı toplantısı gerçekleştirilmiş ve bu toplantıya katılan 93 kent konseyinin ortak kararı olarak Kent Konseyleri iş birliği ağı kurulması ve bu çalışmaları yürütmek üzere Bursa, Yalova, Kocaeli, Gaziantep, Denizli, Batman, Ordu, Giresun, Edirne, Afyonkarahisar, Çanakkale, Manisa ve Karabük illerinden oluşan çalışma grubu kurulması kararlaştırılmıştır. Ayrıca Yalova Kent Konseyi‟nin sorumluluğunda kent konseyleri iletişim ağı oluşturulması için bir Network üzerinden en kısa zamanda sistemin kurulması ve tüm Kent Konseylerine açılması kararlaştırılmıştır.
Türkiye‟deki YG-21 uygulamalarına bakıldığında, tüm kentler için geçerli olabilecek tek bir “model”den çok, her kentin özelliklerine ve tercihlerine bağlı olarak gelişen, ana çizgilerde benzerlikler göstermekle birlikte, yapılarında ve işleyişlerinde belirgin farklılıklar gösteren “modeller” olduğu görülmektedir.
Çizelge 2.Türkiye‟de Kent Konseyine Sahip Yerleşmeler
KATILIMCI KENT KONSEYLERİ
t IV.Bursa’da Yerel Gündem 21’in uygulama aşamaları ve uygulama örnekleri Bursa yerel Gündem 21‟e yönelik çalışmaların ve uygulamaların başladığı ilk ilimizdir.1994 yılında belediye bünyesinde Sürekli Eğitim ,Danışma ve Araştırma Merkezleri kurulmuştur.1995 yılında Roma‟da Akdeniz Yerel Gündem 21 Toplantısına katılmış ve 1995 yılında Alborg Şartı‟nın imzalanması gerçekleştirilmiştir.1996‟da gönüllü çalışma grupları oluşturulmuş ve Büyükşehir Belediyesi Meclis kararı ile Yerel Gündem 21 Şube Müdürlüğü kurulmuştur. Bu süreçte Gündem 21 kapsamında düzenlenen tüm uluslararası toplantılara katılım gerçekleştirilmiştir.1998 yılında kent konseyi oluşturulmuştur.1999 yılında Bursa , “Avrupa Sürdürülebilir Kentler ve Kasabalar Kampanyası Üstünlük Sertifikası” ödülünü almıştır.2001‟de gençlik ,2002 „de çocuk konseyi kurulmuş,2003‟de kadın,2004‟de engelliler meclisi kurulmuştur.
Çizelge 3. Bursa Kent Konseyi Organizasyon Şeması
Kaynak. www.kentkonseyleri.net
Bursa kent konseyi amaca yönelik toplantılar düzenleyerek, sürecin devamlılığını sağlama konusunda ciddi çalışmalar sürdürmektedir. Başta Bursa halkı olmak üzere, tüm katılımcıların dahil olup, fikir alışverişlerinin de gerçekleştirildiği etkinlikler düzenlemekte, uluslar arası toplantılar takip edilmekte ve müdahil olunmaktadır. Gençlik, kadın, engelliler ve çocuk meclisleri kendi alanlarında etkinlikler yapmaktadırlar.
Çalışma grupları da etkin biçimde çalışmaktadır.
Örneğin, Arazi ve Su Kaynakları Çalışma Grubu; Dünya Su Günü Bilgilendirme Toplantısı yapılmış, ,Demirtaş Doğancı Nilüfer barajına, Küçükdeliller köyüne,Dobruca içmesuyu arıtma tesisine inceleme gezileri düzenlemiştir. Sonuç
Sürdürülebilir kalkınmayı ve bu bağlamda sürdürülebilir kentler ve kasabalar oluşturabilmek konusunda sürdürülen bu çabaların işe yarar olabilmesinde, ekonomik kalkınma, rekabet ve girişimcilik, toplumsal bütünleşme,ortak mekanı paylaşmayı ve yaşatmayı hedefleyen sorumluluk bilinci gibi dinamikler oldukça önem taşımaktadır. Sürdürülebilir kentsel gelişme yaklaşımı, sosyal adalet, sürdürülebilir ekonomiler ve çevresel sürdürülebilirlik konularının tümünü kapsamaktadır. Sosyal adalet ilkesi ile, insanların sağlık hizmeti, istihdam ve konut gibi temel sosyal gereksinimlere eşit biçimde erişiminin sağlanması ön görülmektedir. Sürdürülebilir ekonomi ilkesi, kentlerin ekonomik gelişimi sağlanırken doğal kaynakların (atmosfer, toprak, su ve ormanlar gibi) kısıtlı olduğunun göz önünde bulundurulmasına işaret etmektedir. Çevresel sürdürülebilirlik ilkesi ise, doğal kaynakların sürekliliğinin sağlanması anlamına gelmektedir.
Tüm çalışmaları yönlendiren ve işlerliğine katkı sağlayan yukarıda bahsi geçen üç ilke göz önüne, kapsam itibariyle coğrafyanın konularıyla birebir örtüştüğü görülmektedir. Sosyal adalet ilkesinde insanların alacağı sağlık hizmetlerinin planlanması aşamasında bugün coğrafyacılar Coğrafi Bilgi Sistemlerinden de yararlanarak uygulamaya yönelik çalışmalar yapmaktadırlar. Sürdürülebilir ekonomi söz konusu olduğunda, coğrafyacılar ekonomik coğrafya kapsamında yaptıkları çalışmalarla planlamaya altlık oluşturacak ciddi potansiyel belirleme çalışmaları yapmaktadırlar. Çevresel sürdürülebilirlik konusunda ,özellikle fiziki coğrafya alanında yapılan çalışmalar ışık tutucu olabilecektir. Yerel Gündem 21 sürecinin, toplumun örgütlü ve örgütsüz tüm kesimlerinin katılımına açık olması, katılımı teşvik edici politikaların ve mekanizmaların geliştirilmesi büyük önem ve öncelik taşımaktadır.
Coğrafyacıların sürdürülebilir kentler ve kasabalarla ilgili yürütülen bu çalışmalara dahil olabileceği bu kadar geniş bir katılım kapasitesi varken, daima vurgulamakta olduğumuz gibi planlamalara ve uygulama aşamalarına katılabilme fırsatı yaratılmış iken, yaptığımız araştırmalarda maalesef kent konseylerinde coğrafyacıların yeterince yer alamadıkları görülmektedir. Bu çalışmada konuya ilişkin verilmeye çalışılan bilgiler ışığında, mevcut kent konseylerine coğrafyacıların dikkati çekilebilir ve hiç olmazsa her konseye bir coğrafyacının katılımı sağlanabilir ise ancak o zaman çalışma amacına ulaşmış kabul edilebilecektir.
Zerrin Karakuzulu*
Sakarya Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi,Coğrafya Bölümü,Serdivan-Adapazarı
FATİH KENT KONSEYİ AHBERLERİ
http://fatihkentkonseyi.com/detay.asp?id=35
http://www.fatihhaber.com/fatihhaber/kentmays13.html
http://fatihkentkonseyi.com/default.asp
http://www.fatihkentkonseyi.com/detay.asp?id=151
http://www.fatihhaber.com/fatihhaber/kent211.html
http://www.fatihhaber.com/fatihhaber/kentkonseyi2012.html
http://www.fatihhaber.com/fatihhaber/fatihkentkonseyi2012.html







YORUMLAR