LÖSEV UYARIYOR
SEVGİLİ ANNELER VE ANNE ADAYLARI; SAYGIDEĞER 65 YAŞ ÜZERİNDEKİ GENÇLER VE DEĞERLİ ÇOCUKLAR
14 Ocak 2017 - 07:50
Lütfen 10 Kasım 2006 ile 1 Nisan 2007 tarihleri arasında salatalık, domates, patlıcan, biber, şeftali, karpuz, erik, muz gibi yaz SEBZE ve MEYVELERİNİ yemeyi tercih etmeyiniz.
Çünkü bu tarihler arasında satın alacağınız bu gıdaların hiçbiri doğal ortamlarda, tarlalarda, güneş ışığında ve doğal gübrelerle yetiştirilmiyorlar.
Ya nasıl yetiştiriliyorlar:
Naylon örtü ve benzeri kaplamaların altındaki seralarda
Sıcak ortam sağlamak için yaratılan kapalı ortamlarda
Büyümesi için aşırı miktarda kullanılabilen hormonlarla
Böceklerden korunmak için aşırı miktarda kullanılabilen tarım ilaçlarıyla
yetiştiriliyorlar. Çabuk bozulmasın, raftaki ömrü uzun olsun diye de erkenden toplanıp sandıklanıyor ve size sunuluyor. Vitamin ve mineralleri de eksilebiliyor.
Tüm bu doğal olmayan koşullarda yetişen sebze ve meyveler kanser riskini %70 artırmaktadır. İşin en acı tarafı hamile bir anne doğal ve organik olmayan, sera ürünü bu meyve ve sebzeleri yediği takdirde aldığı bu hormonlar ve tarım ilaçları doğrudan anne karnındaki bebeğine de geçmektedir. Yine emziren annelerden, anne sütü ile bu tarım ilaçlarının bebeğine geçtiği bir çok bilimsel araştırmalarda gösterilmiştir.
Hem kansorejen hem de pahalı olan bu meyve ve sebzeler yerine kışın yetişen ve vitamin, minerallerden zengin olan ıspanak, pırasa, karnabahar, yerelması, elma, portakal, mandalina gibi kış sebze ve meyveleri tercih ediniz. Bu şekilde hem sağlıklı olursunuz hem de kanserden korunursunuz.
Biz ciddi, güvenilir bir sivil toplum örgütü olarak sizleri kanserden korumak istiyoruz. Tek amacımız budur.
-----------------------------------------------------
LÖSEV ISPANAK
LÖSEV BİLİMSEL GERÇEKLERLE UYARIYOR
BASIN AÇIKLAMASIDIR!
Lösev, lösemili çocuk hastaların ve ailelerinin ihtiyaçlarının karşılanması, tedavilerinin yapılması yaşama sımsıkı bağlanmasının sağlanmasının yanı sıra ülkemizde lösemi ve kanser hastalıklarının önlenmesi için de çabalamaktadır.
Bu yönde bilinçlenme ve eğitim çalışmalarımızı sürdürürken hiçbir firma, üretici kuruluş ya da rant çevresi farkı gözetmiyoruz. Bizim tek düşüncemiz toplumumuzda giderek hızla artan kanser vakalarına dur diyebilmek ve azaltmaktır.
Bu amaçla halkımızı ve özellikle çocuklarımızı kanser yapabilen etkenler konusunda uyarmayı ve bilinçlendirmeyi insanlık görevi olarak algılamaktayız. Bunu yaparken de bilimsel çalışmaları, yayınları ve gerçekleri her zaman yol gösterici olarak kullanıyoruz.
Bu sırada bazı kişi ve kuruluşların çıkarlarına ters düşsek de, çağdaş bir sivil toplum örgütü olarak toplumumuzu ve çocuklarımızı kanserden korumak için yılmadan, yorulmadan yolumuza devam ediyoruz.
Sizlere hamile ve emziren annelerin, çocukların ve 65 yaşın üstündeki kişilerin mevsimi dışında üretilen ve yoğun suni gübre (hormon) ve zararlılara karşı tarım ilacı kullanılan sebze ve meyveleri tüketmemeye özen göstermeniz şeklinde yolladığımız uyarının bilimsel temellerini de burada açıklıyoruz.
Mesajımız sebze ve meyvelerin mevsiminde tüketilmesi ve her ne ad altında olursa olsun (hormon, sunni gübre, tarım ilacı vb.) kanserojen kimyasalların denetiminin yapılmasıdır.
Umarız değerli bilim insanlarımızın, basınımızın ve sivil toplum örgütlerimizin ortak çalışmaları sonucunda bir gün bu kanser vakaları azalmaya başlar.
Saygılarımızla,
Dr. Üstün Ezer
Pediatrik Hematolog
Yönetim Kurulu Başkanı
----------------------------------
KONUYLA İLGİLİ BİLİMSEL ÇALIŞMA VE RAPORLARDAN ALINTILAR
TARIM İLAÇLARINA İLİŞKİN BİLİMSEL YAZILAR
GIDALARIMIZ VE ÇEVREMİZDE TARIM İLAÇLARI
Geleneksel tarımcılıkta kullanılan kimyasallar insan sağlığı üzerinde pek çok risk oluşmasına neden oluyor. ABD Çevre Koruma Ajansı (EPA) tarım ilaçlarını incelemek ve “kabul edilebilir risk” sınırlarını tespit etmekten sorumludur. EPA’nın yaptığı testlerin büyük bir çoğunluğu yetişkin erkekler ya da hayvanlar üzerinde, her seferinde bir kimyasala maruz bırakarak yapılmaktadır. Bulgular, birden çok kimyasalla temasın –bizlerin günlük yaşamda maruz kaldığı gibi– sağlığa katlanarak risk oluşturduğunu göstermektedir.
Bununla birlikte, EPA’nın onayladığı pek çok tarım ilacı, bu kimyasalların kanser ve diğer hastalıklarla ilişkisini ortaya koyan geniş araştırmaların çok öncesinde onay almıştı. Bugün ise EPA tüm zararlı bitkileri yok eden ilaçların %60’ını, mantar ilaçlarının %90’ını, böcek ilaçlarının ise %30’unu potansiyel olarak kanser yapıcı olduğunu kabul etmektedir.
Pesticides In Our Food and Environment
Chemicals used in conventional farming pose many risks to human health. The Environmental Protection Agency (EPA) is charged with evaluating pesticides and setting “acceptable risk” levels of exposure. EPA’s tests have largely been conducted on fully grown adult men or non-human animal species, exposing them to one chemical at a time. Evidence now shows that chemicals in combination--the way we are usually exposed to them in everyday life—may exponentially increase health risk.
Additionally, many EPA-approved pesticides were registered long before extensive research linked these chemicals to cancer and other diseases. Now the EPA considers 60% of all herbicides, 90% of all fungicides, and 30% of all insecticides as potentially cancer-causing.
Kaynak: http://www.drgreene.com/21_868.html
YİYECEKLERDE NE KADAR TARIM İLACI KALINTISI OLDUĞUNUN TESPİT EDİLMESİ NEDEN ÖNEMLİDİR?
Zararlı böcekleri öldürebilmesi için tarım ilaçlarının zehirli olmaları gerekmektedir. Bununla birlikte, tarım ilaçlarının yararlı olabilmesi için az miktarda kullanılarak zararlı böcekleri öldürmesi ve aynı zamanda insanlara, yerel hayvanlara ve yaban hayata zarar vermemesi gerekir. Bir tarım ilacının ne kadarının insanlara “zarar vermediğini” belirlemek kolay değildir. Her ne kadar her tarım ilacının sağlık üzerindeki etkileriyle ilgili birçok araştırma yapıldıysa da, araştırma sonuçları arasında boşluklar bulunmaktadır. Bu boşluklar da birçok tarım ilacının uzun vadede sağlık üzerindeki etkileri konusunda şüphe uyandırıyor. İşte bu yüzden, tarım ilaçlarına olabildiğince az maruz kalınması ve yiyeceklerde bulunan tarım ilacı kalıntılarının düzenlenip izlenmesi gerekmektedir.
Why is it important that pesticide residue amounts in food be tested?
Pesticides need to be toxic to kill pests. However, a pesticide can be useful only if it kills pests at a small enough dose that causes little or no harm to people, domestic animals and wildlife. It is not easy to establish how much of a pesticide is "safe" for people. Despite many studies done on health effects of each pesticide, there are research gaps. These gaps cause uncertainty in the predictions of long-term health effects of many pesticides. It is thus essential that pesticide exposure be minimized and the presence of pesticide residues in food be regulated and monitored
Kaynak: http://envirocancer.cornell.edu/FactSheet/Pesticide/fs24.consumer.cfm
TARIM İLAÇLARININ KULLANIMI
Tarım ilaçları, ekinlere zarar veren böcekleri kontrol altına almak için kullanılan kimyasallardır. ABD’deki pek çok mahsulün üretiminde kullanılmaktadırlar. Bu kimyasallar kanser ya da diğer kronik hastalıklara yakalanma riskini arttırabilir ve bu yüzden, beslenmenizde sınırlandırılmalıdır. Vücuda tarım ilacı alımını azaltmak için aşağıdaki ipuçlarına uygulayın:
-Tüm meyve ve sebzeleri suyla yıkayın
-Elma, salatalık, patates ve kabuğu yenebilen diğer meyve sebzeleri tüketmeden önce, kabuğunu bir fırça ile temizleyin
-Marul ve lahana gibi yapraklı sebzelerin en üstteki yapraklarını kullanmayın
-Her ne kadar içeriğindeki besin ve lifler yok olabilse de sebzeleri soyduktan sonra pişirin
Michigan Üniversitesi, Sağlık Sistemi
Michigan Üniversitesi Entegre Tıp
Pesticide Use
Pesticides are chemicals that are used to control pests that destroy crops. They are used in the production of most crops sold in the United States. These chemicals may increase your risk for cancer or other chronic diseases and should be limited in your diet. To reduce consumption of pesticides, follow these tips:
-Wash all fruits and vegetables with water
-Before eating apples, cucumbers, potatoes or other produce in which the outer skin or peeling is consumed, scrub with a brush
-Throw away the outer leaves of leafy vegetables, such as lettuce and cabbage
-Peel and cook when appropriate, although some nutrients and fiber may be lost when produce is peeled
Kaynak: http://www.med.umich.edu/umim/clinical/pyramid/fruits.htm
----------------------------------------
MEYVE VE SEBZELERİN YETİŞTİRİLMESİNDE KULLANILAN
TOKSİK MADDELERLE İLGİLİ ÇEŞİTLİ YAZILAR
Sentetik nitrojen gübreler beslenme yoluyla toksik nitrat alım miktarının artmasına neden olmaktadır. Ulusal Araştırma Konseyi’ne göre, kanserojen risk oluşturan ilk 7 besinin 6’sı ve ilk 15 besinin 9’unun tarım ilaçları ya da nitrojen gübreler yüzünden yüksek nitrat içeren ürünlerdir.
Organik tarımcılık ile kimyasallarla yapılan geleneksel tarımcılığı inceleyen 12 yıllık bir araştırma, kimyasallarla yetiştirilen ürünlerde 16 kat nitrat olduğunu–nitrat kanser yapıcı bir maddedir–ortaya koymuştur.
Synthetic nitrogen fertilizers increase the amounts of toxic nitrates in dietary intake. According to the National Research Council, 6 of the top 7 and 9 of the top 15, foods with oncogenic (cancer causing) risk are produce items with high nitrate content from pesticides or nitrogen fertilizers. A 12 year study comparing organically grown versus chemically grown showed that chemically grown foods had 16 times more nitrate (a carcinogen).
Kaynak: http://www.natureswayresources.com/resource/infosheets/organicfertilizers.html
Bir başka önemli mesele de, çoğu yiyeceğin üretimi sırasında birkaç farklı çeşit toksik kimyasal ürünün kullanılmakta olmasıdır. Bunlar zararlı otları, böcekleri, mantarları yok eden ilaçlar ve bazı sentetik gübre bileşiklerin karışımı olabiliyor.
Çoğu besin, yenildiğinde emilen bu zehirli kimyasallardan ufak miktarda bir kokteyl içermektedir. ABD Hastalık Denetim Merkezi’nin yaptığı bir araştırma, test edilen Amerikalıların çoğunun kanında ve idrarında zehirli kimyasallardan oluşan bir kokteyl olduğunu gördü.
Another important issue is that several different toxic chemical products are applied in the production of most foods. These can be a combination of herbicides, pesticides, fungicides and some of the synthetic fertilizer compounds.
Most foods contain a cocktail of small amounts of these toxic chemicals, which are absorbed when eaten. A study by the U.S. Center for Disease Control found a cocktail of many toxic chemicals in the blood and urine of most Americans tested.
Kaynak: http://www.biodynamics.net.au/articles/myths_of_safe_pesticides.htm
1 Short K. (1994), Quick Poison, Slow Poison, (Hızlı Zehir, Yavaş Zehir) 1994, ISBN 0 85881 127 8
2 Colborn T, Dumanoski D. and Myers J. P., (1996) Our Stolen Future, (Çalınan Geleceğimiz) www.OurStolenFuture.org, March 1996
3 Higgins Margo, Toxins are in most Americans' blood, study finds, (Çoğu Amerikalı’nın kanında toksin var) Environmental News Network, Monday, March 26, 2001
--------------------------------------------------
DİĞER KURULUŞLARDAN BAZI AÇIKLAMALAR
ÇEVRE İÇİN HEKİMLER DERNEĞİ - BUMERANG ORTAK AÇIKLAMASI
Çevre ve insan sağlığını tehdit eden en önemli kimyasal maddeler olan Kalıcı Organik Kirleticiler’i, kamuoyunun gündemine getiriyor ve bu amaçla konuyu bugün burada bilimsel bir sempozyumda ele alıyoruz. Dioksin, PCB’ler, DDT benzeri tarım ilaçları ve böcek öldürücüler gibi kimyasal maddelerden oluşan Kalıcı Organik Kirleticiler (KOK’lar), uluslararası çevre hareketleri tarafından üzerinde en çok mücadele verilen kirleticiler arasındadır.
Ülkemizde de çevre, gerek ilaçlamalar, gerek sanayi atıkları, gerekse atık yakma tesislerinden kaynaklanan Kalıcı Organik Kirleticiler tarafından yoğun biçimde kirletilmektedir. Kalıcı Organik Kirleticiler, daha çok besinler yoluyla bulaştığı, anne sütünden geçebildiği ve vücutta biriktiği için, bu kirliliğin bedelini başta çocuklarımız olmak üzere hepimiz sağlığımızla ödüyoruz.
Kalıcı Organik Kirleticiler çevremizde ve hayvansal gıdalar ve pestisit kalıntılarıyla kirlenmiş sebze ve meyvelerde yoğun şekilde bulunduğu için bireysel korunma önlemleriyle korunmak son derece zordur. Bu nedenle doğru çevre, tarım ve sanayi politikalarıyla kaynağında önlenmeli, üretilmeleri ve çevreyi kirletmeleri engellenmelidir. Bu nedenle bu sempozyumu hazırlayan konuyla ilgili kurumların ve ülkemizin önde gelen bilim insanlarının hazırladıkları ve bugün burada ilan edilen Kalıcı Organik Kirleticiler Bildirgesiyle, uygun politikaları ve alınması gereken önlemleri kamuoyunun ve yetkililerin bilgisine sunuyoruz. Ayrıntılarını bildirgede bulacağınız önlemlerin en önemli başlıkları şöyle özetlenebilir:
- Kanser, bağışıklık sistemi bozuklukları, hormonal hastalıklar, çocuklarda gelişme ve zeka gerilikleri gibi ciddi sağlık etkleri olan ve çevrede uzun yıllar kalarak etkisini sürdüren Kalıcı Organik Kirleticilerin çevre ve insan sağlığına etkileri konusunda önlem almak üzere yetkilileri göreve çağırıyoruz.
- Türkiye Büyük Millet Meclisi, 2001 yılında Türkiye tarafından imzalanan Stokholm Kalıcı Organik Kirleticiler Konvansiyonu’nu en kısa zamanda onaylayarak yürürlüğe girmesini sağlamalıdır.
- En tehlikeli Kalıcı Organik Kirleticilerden biri olan Dioksin’in başlıca kaynakları arasında bulunan atık yakma tesisleri, atık kontrolunda bir yöntem olarak kullanılmamalıdır.
- Kalıcı Organik kirleticilerin sağlık ve çevre üzerindeki etkilerini saptamak ve azaltmak için gerekli halk sağlığı ve çevre yönetimi tedbirleri alınmalıdır.
Çevre İçin Hekimler Derneği ve Bumerang olarak bu kapsamda hükümeti ve özellikle de Çevre ve Orman Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı’nı gerekli çalışmaları yapmaya çağırıyoruz.
Alınması gerekli önlemler arasında olmak üzere Türkiye’nin tek “tehlikeli atık yakma tesisi” olan ve İzmit’te bulunan İZAYDAŞ’ın da kapatılmasını istiyoruz.
Çevre için Hekimler Derneği ve Bumerang’la birlikte, bildirgenin altında imzası bulunan tüm kurumlar ve bilim insanları konunun takipçisi olacaklardır.
24.12.2005
Dr. Ümit Şahin
Çevre İçin Hekimler Derneği Başkanı
Gözde Baykara
Bumerang
(Kaynak: http://www.greenpeace.org/turkey/campaigns/toksik-maddeler/kal-c-organik-kirleticiler-ve)
--------------------------------------------------
ÇOCUKLARIMIZIN BESLENMESİ VE ÇEVRE SAĞLIĞI
KİMYASALLARIN FETÜS ÜZERİNDEKİ OLUMSUZ ETKİLERİ
“ Yapılan araştırmalarda, 350’den fazla insan yapımı toksik kimyasalın kalıntılarının anne sütünde ve vücut yağlarında bulunduğu ve plasentadaki yoğunluğu arttırarak fetüse geçtiği saptanmıştır. Böylelikle kimyasal bir mirasın gelecek nesillere aktarıldığı belirtilmiştir. ( Doğal Hayatı Koruma Vakfı-İngiltere, Kimyasal Sınırları Aşmak raporu, Haziran 1999) Raporda, yetişkinlerde ve anne sütünde toksinlerin bulunduğu ve İngiltere’de anne sütü emen bebeklerin, WHO’nun günlük tolere edilebilen toksik alımının 42 kat üzerinde kimyasal madde aldıkları ortaya çıkmıştır.
“Anne sütünde bulunabilen toksik metallerin, dioksin ve DDT gibi kimyasalların doğum bozukluklarına, kısırlığa yol açtığı, bağışıklık sistemine zarar verdiği, kanseri tetiklediği, gelişim problemlerine yol açtığı ve cinsiyet hormonlarını olumsuz etkilediği belirlenmiştir”. (İngiltere Çevre, Gıda ve Köy Hizmetleri Departmanı-MAFF)
“Fetus toksikoloğu Vyvyan Howard’ a göre günümüzde, 50 yıl önce almadığımız 300-350 kadar sentetik kimyasal maddeyi alıyoruz. “
“Dr. Michel Odent’a göre, anne karnındaki kirlenme, insanlığın önümüzdeki dönemlerde aşması gereken en büyük sorunlardan biri. Hamilelik öncesinde ve sonrasında siz ve aileniz organik gıda ile beslenmediği sürece, doğmamış bebeğiniz sizin gıdalarınızdan aldığı ve yıkıcı etkileri olan toksik madde kokteyline maruz kalacaktır. Günümüzde sakat doğumların düşüklerin, alerjik bebeklerin sayısının giderek artması bir tesadüf değildir.“
“Anne karnında yanlış beslenme genellikle bebeğin düşük kilolu doğmasına, bebek ölümlerine ve de çocukluk yaşlarında çeşitli hastalıklara sebep olabilmektedir.( Prof. David Barker, Southhampton University-Yetişkin Hastalıklarının Fötal Kaynakları kitabının yazarı) Barker’a göre pre-natal ve post-natal dönemdeki beslenmenin, yetişkinlik dönemindeki hastalıklar üzerinde büyük etkisi bulunmaktadır. Bu sebeple, annelerin hamilelik sırasında mümkün olduğunca iyi ve sağlıklı beslenmesini sağlamalıyız ki, fötüs de en iyi şekilde beslenebilsin.
“Anne beslenmesini optimize edersek, dolaylı olarak bebeğin de anne sütü vasıtasıyla iyi beslenmesini sağlayabiliriz.” ( Prof. Lawrence Weaver, Glasgow University, Çocuk Sağlığı Bölümü, Londra Gıda ve Çocuk Sağlığı Konferansındaki konuşmasından bir bölüm, 1998)
“ İngiltere’de düşük ve erken doğum yapan, kısırlık problemi yaşayan ve sakat doğum gerçekleştirmiş çiftlerde yapılan bir araştırmada, gebelik öncesinde çiftlere tamamen organik gıdalardan oluşan bir diet yapmaları söylenmiştir. Sonuçta, önerilen programı uygulayan çiftlerin % 80’inin sağlıklı bebek sahibi oldukları gözlemlenmiştir.” (The Organic Baby Food, s: 39)
(Kaynak: The Organic Baby Book- Tanyia Maxted Frost)
--------------------------------------------------
NİÇİN ÇOCUKLAR ZEHİRLİ/TEHLİKELİ MADDELERE ÖZELLİKLE DAHA HASSASTIR?
Çünkü, çocuklar vücut ağırlıklarına oranla gelişmiş insanlardan daha fazla yer, içer ve nefes alır. Örneğin çocuklar gelişmişlerden 7 kat daha fazla su içer ve ortalama 2 kat daha fazla hava alır. Çocuklar ağırlıklarına oranla 2-8 kat daha fazla besin yerler. Onlar 5 yaşına kadar, besinler yoluyla yaşam süreleri boyunca alacakları böcek öldürücü zehrin yarısını alırlar. Ayrıca çocuklar gelişmişlerden farklı davranışlara sahiptir. Onlar yerde (daha önce böcek öldürücüler veya diğer kimyasal maddelerle işlem görebilmiş zemin veya yer döşemelerinde veya bahçe/parklarda çimenlerde) daha fazla zaman harcamaktadır.
Çocuklar aynı zamanda daha çok el-ağız transferi yapar ve eşyalara ve yüzeylere ellerini yıkamadan dokunma alışkanlığına sahiptirler. Böylece onların bu tür tehlikeli maddelere maruz kalmaları artmaktadır. İlave olarak da, çocukların birçoğunun biyolojik sistemleri – endokrin, sinir, hormonal, üreme ve bağışıklık- hala ergenliğe kadar gelişim halindedir. Çocukların besinleri absorplama oranı gelişmişlerden farklıdır. Örneğin hazım sistemine alınan kurşunun (Pb) bir gelişmiş tarafından %10’u absorp edilirken, çocukta %50’si absorp edilebilmektedir.
Çocuğun ilk çevresinde, ana rahmindeki cenin kan dolaşımıyla plasentaya geçebilecek bir çok kimyasal maddeden kalıcı hasarlara maruz kalabilmektedir. Bu kimyasallar kurşun, poliklorlüfeniller, metilcıva, etanol ve sigara dumanındaki nikotin vs olabilir. Çocukluğun erken dönemlerinde elin ağıza gitmesiyle bazı tehlikeli maddeler boya tozları/dökün- tülerindeki kurşun, böcek öldürücü ilaç kalıntıları vs. vücuda alınabilmektedir.
Çocukların yeme alışkanlıkları gelişmiş insanlardan oldukça farklıdır. Çocuklar ağırlıklarına oranla daha fazla meyve-sebze yer ve daha fazla sıvı (su, süt vs) içerler. Bu yüzden çocukların ağız/beslenme yoluyla alınan zehirli maddelere (kurşun, böcek öldürücü ilaçlar, tarımsal gübre kalıntıları, sudaki endüstriyel atıklar, nitrat/nitrit, kişisel bakım ürünleri kimyasalları vs) maruz kalma potansiyeli gelişmiş kişilerden daha fazladır. Zehirli maddelerin kümülatif ve/veya birleşik (multiple) etkileri ve potansiyel sinerjik etkileri tam bilinmemekte olup daha fazla araştırma istemektedir. Çocuklar toksik maddelere okul, ev, hastane ve ofis yapı ve dekorasyon malzemelerinden de maruz kalabilmektedirler.
Çocuklar gelişmişlerden çok daha yüksek konsantrasyonlarda toksin alırlar. Bazı toksinlerin küçük tek dozunun kritik gelişme evresinde alınması öğrenmeden üreme sorununa kadar kalıcı gelişim bozukluklarına sebep olduğu bilinmektedir. Bir çok toksinler vücut yağlarında biyolojik olarak birikir ve anneden çocuğa emzirme ile geçebilir.
Son çalışmalar çeşitli kimyasal toksinlere maruz kalındığında astım, doğum hataları, davranış bozuklukları, öğrenme güçlükleri, otizm, kanser, çocuk hastalıkları, bozulan bağışıklık sistemleri, sinir bozuklukları ve üreme dengesizlikleri gibi sağlık sorunları yaşanabildiği uzmanlarca ifade edilmektedir. Bu yüzden kronik çocuk hastalıklarına sebep olan çevresel sebeplerle ilgili araştırmalar desteklenmeli, sentetik kimyasallara alternatif doğal ürünlerin kullanımı ve/veya geliştirilmesinde koruyucu ve teşvik edici önlemler alınmalıdır. Çevresel toksinlerin çocuklarımıza zarar vermeden önce azaltılması/yok edilmesi için topluma, devlete ve milli girişimlere destek verilmesine ihtiyaç vardır.
--------------------------------------------------
SERA-SERA ETKİSİ İLİŞKİSİ NEDİR?
Atmosferdeki karbondioksit tabakası, ısının yükselmesini engelleyen bir perde oluşturuyor. Tıpkı seradaki gibi güneş ışınlarının içeri girmesine izin veriyor ama ısının dışarı çıkmasını engelliyor. Bu nedenle atmosferdeki karbondioksit oranı arttıkça dünya daha çok ısınıyor. Dünyanın oluşumundan beri varolan sera etkisi olmasaydı dünyanın yüzey sıcaklığı -20 derece olur, okyanuslar buz tutardı.
Yani Dünya'da canlılar yaşayacak ortam bulamazdı. Ancak atmosferde çeşitli insan kaynaklı nedenlerle miktarı artan bu gazlar yeryüzünün sıcaklığında belirgin artmalara neden oluyor.
20/04/2003
Prof.Dr.Muammer Kaya (Maden Mühendisi)
Çünkü bu tarihler arasında satın alacağınız bu gıdaların hiçbiri doğal ortamlarda, tarlalarda, güneş ışığında ve doğal gübrelerle yetiştirilmiyorlar.
Ya nasıl yetiştiriliyorlar:
Naylon örtü ve benzeri kaplamaların altındaki seralarda
Sıcak ortam sağlamak için yaratılan kapalı ortamlarda
Büyümesi için aşırı miktarda kullanılabilen hormonlarla
Böceklerden korunmak için aşırı miktarda kullanılabilen tarım ilaçlarıyla
yetiştiriliyorlar. Çabuk bozulmasın, raftaki ömrü uzun olsun diye de erkenden toplanıp sandıklanıyor ve size sunuluyor. Vitamin ve mineralleri de eksilebiliyor.
Tüm bu doğal olmayan koşullarda yetişen sebze ve meyveler kanser riskini %70 artırmaktadır. İşin en acı tarafı hamile bir anne doğal ve organik olmayan, sera ürünü bu meyve ve sebzeleri yediği takdirde aldığı bu hormonlar ve tarım ilaçları doğrudan anne karnındaki bebeğine de geçmektedir. Yine emziren annelerden, anne sütü ile bu tarım ilaçlarının bebeğine geçtiği bir çok bilimsel araştırmalarda gösterilmiştir.
Hem kansorejen hem de pahalı olan bu meyve ve sebzeler yerine kışın yetişen ve vitamin, minerallerden zengin olan ıspanak, pırasa, karnabahar, yerelması, elma, portakal, mandalina gibi kış sebze ve meyveleri tercih ediniz. Bu şekilde hem sağlıklı olursunuz hem de kanserden korunursunuz.
Biz ciddi, güvenilir bir sivil toplum örgütü olarak sizleri kanserden korumak istiyoruz. Tek amacımız budur.
-----------------------------------------------------
LÖSEV ISPANAK
LÖSEV BİLİMSEL GERÇEKLERLE UYARIYOR
BASIN AÇIKLAMASIDIR!
Lösev, lösemili çocuk hastaların ve ailelerinin ihtiyaçlarının karşılanması, tedavilerinin yapılması yaşama sımsıkı bağlanmasının sağlanmasının yanı sıra ülkemizde lösemi ve kanser hastalıklarının önlenmesi için de çabalamaktadır.
Bu yönde bilinçlenme ve eğitim çalışmalarımızı sürdürürken hiçbir firma, üretici kuruluş ya da rant çevresi farkı gözetmiyoruz. Bizim tek düşüncemiz toplumumuzda giderek hızla artan kanser vakalarına dur diyebilmek ve azaltmaktır.
Bu amaçla halkımızı ve özellikle çocuklarımızı kanser yapabilen etkenler konusunda uyarmayı ve bilinçlendirmeyi insanlık görevi olarak algılamaktayız. Bunu yaparken de bilimsel çalışmaları, yayınları ve gerçekleri her zaman yol gösterici olarak kullanıyoruz.
Bu sırada bazı kişi ve kuruluşların çıkarlarına ters düşsek de, çağdaş bir sivil toplum örgütü olarak toplumumuzu ve çocuklarımızı kanserden korumak için yılmadan, yorulmadan yolumuza devam ediyoruz.
Sizlere hamile ve emziren annelerin, çocukların ve 65 yaşın üstündeki kişilerin mevsimi dışında üretilen ve yoğun suni gübre (hormon) ve zararlılara karşı tarım ilacı kullanılan sebze ve meyveleri tüketmemeye özen göstermeniz şeklinde yolladığımız uyarının bilimsel temellerini de burada açıklıyoruz.
Mesajımız sebze ve meyvelerin mevsiminde tüketilmesi ve her ne ad altında olursa olsun (hormon, sunni gübre, tarım ilacı vb.) kanserojen kimyasalların denetiminin yapılmasıdır.
Umarız değerli bilim insanlarımızın, basınımızın ve sivil toplum örgütlerimizin ortak çalışmaları sonucunda bir gün bu kanser vakaları azalmaya başlar.
Saygılarımızla,
Dr. Üstün Ezer
Pediatrik Hematolog
Yönetim Kurulu Başkanı
----------------------------------
KONUYLA İLGİLİ BİLİMSEL ÇALIŞMA VE RAPORLARDAN ALINTILAR
TARIM İLAÇLARINA İLİŞKİN BİLİMSEL YAZILAR
GIDALARIMIZ VE ÇEVREMİZDE TARIM İLAÇLARI
Geleneksel tarımcılıkta kullanılan kimyasallar insan sağlığı üzerinde pek çok risk oluşmasına neden oluyor. ABD Çevre Koruma Ajansı (EPA) tarım ilaçlarını incelemek ve “kabul edilebilir risk” sınırlarını tespit etmekten sorumludur. EPA’nın yaptığı testlerin büyük bir çoğunluğu yetişkin erkekler ya da hayvanlar üzerinde, her seferinde bir kimyasala maruz bırakarak yapılmaktadır. Bulgular, birden çok kimyasalla temasın –bizlerin günlük yaşamda maruz kaldığı gibi– sağlığa katlanarak risk oluşturduğunu göstermektedir.
Bununla birlikte, EPA’nın onayladığı pek çok tarım ilacı, bu kimyasalların kanser ve diğer hastalıklarla ilişkisini ortaya koyan geniş araştırmaların çok öncesinde onay almıştı. Bugün ise EPA tüm zararlı bitkileri yok eden ilaçların %60’ını, mantar ilaçlarının %90’ını, böcek ilaçlarının ise %30’unu potansiyel olarak kanser yapıcı olduğunu kabul etmektedir.
Pesticides In Our Food and Environment
Chemicals used in conventional farming pose many risks to human health. The Environmental Protection Agency (EPA) is charged with evaluating pesticides and setting “acceptable risk” levels of exposure. EPA’s tests have largely been conducted on fully grown adult men or non-human animal species, exposing them to one chemical at a time. Evidence now shows that chemicals in combination--the way we are usually exposed to them in everyday life—may exponentially increase health risk.
Additionally, many EPA-approved pesticides were registered long before extensive research linked these chemicals to cancer and other diseases. Now the EPA considers 60% of all herbicides, 90% of all fungicides, and 30% of all insecticides as potentially cancer-causing.
Kaynak: http://www.drgreene.com/21_868.html
YİYECEKLERDE NE KADAR TARIM İLACI KALINTISI OLDUĞUNUN TESPİT EDİLMESİ NEDEN ÖNEMLİDİR?
Zararlı böcekleri öldürebilmesi için tarım ilaçlarının zehirli olmaları gerekmektedir. Bununla birlikte, tarım ilaçlarının yararlı olabilmesi için az miktarda kullanılarak zararlı böcekleri öldürmesi ve aynı zamanda insanlara, yerel hayvanlara ve yaban hayata zarar vermemesi gerekir. Bir tarım ilacının ne kadarının insanlara “zarar vermediğini” belirlemek kolay değildir. Her ne kadar her tarım ilacının sağlık üzerindeki etkileriyle ilgili birçok araştırma yapıldıysa da, araştırma sonuçları arasında boşluklar bulunmaktadır. Bu boşluklar da birçok tarım ilacının uzun vadede sağlık üzerindeki etkileri konusunda şüphe uyandırıyor. İşte bu yüzden, tarım ilaçlarına olabildiğince az maruz kalınması ve yiyeceklerde bulunan tarım ilacı kalıntılarının düzenlenip izlenmesi gerekmektedir.
Why is it important that pesticide residue amounts in food be tested?
Pesticides need to be toxic to kill pests. However, a pesticide can be useful only if it kills pests at a small enough dose that causes little or no harm to people, domestic animals and wildlife. It is not easy to establish how much of a pesticide is "safe" for people. Despite many studies done on health effects of each pesticide, there are research gaps. These gaps cause uncertainty in the predictions of long-term health effects of many pesticides. It is thus essential that pesticide exposure be minimized and the presence of pesticide residues in food be regulated and monitored
Kaynak: http://envirocancer.cornell.edu/FactSheet/Pesticide/fs24.consumer.cfm
TARIM İLAÇLARININ KULLANIMI
Tarım ilaçları, ekinlere zarar veren böcekleri kontrol altına almak için kullanılan kimyasallardır. ABD’deki pek çok mahsulün üretiminde kullanılmaktadırlar. Bu kimyasallar kanser ya da diğer kronik hastalıklara yakalanma riskini arttırabilir ve bu yüzden, beslenmenizde sınırlandırılmalıdır. Vücuda tarım ilacı alımını azaltmak için aşağıdaki ipuçlarına uygulayın:
-Tüm meyve ve sebzeleri suyla yıkayın
-Elma, salatalık, patates ve kabuğu yenebilen diğer meyve sebzeleri tüketmeden önce, kabuğunu bir fırça ile temizleyin
-Marul ve lahana gibi yapraklı sebzelerin en üstteki yapraklarını kullanmayın
-Her ne kadar içeriğindeki besin ve lifler yok olabilse de sebzeleri soyduktan sonra pişirin
Michigan Üniversitesi, Sağlık Sistemi
Michigan Üniversitesi Entegre Tıp
Pesticide Use
Pesticides are chemicals that are used to control pests that destroy crops. They are used in the production of most crops sold in the United States. These chemicals may increase your risk for cancer or other chronic diseases and should be limited in your diet. To reduce consumption of pesticides, follow these tips:
-Wash all fruits and vegetables with water
-Before eating apples, cucumbers, potatoes or other produce in which the outer skin or peeling is consumed, scrub with a brush
-Throw away the outer leaves of leafy vegetables, such as lettuce and cabbage
-Peel and cook when appropriate, although some nutrients and fiber may be lost when produce is peeled
Kaynak: http://www.med.umich.edu/umim/clinical/pyramid/fruits.htm
----------------------------------------
MEYVE VE SEBZELERİN YETİŞTİRİLMESİNDE KULLANILAN
TOKSİK MADDELERLE İLGİLİ ÇEŞİTLİ YAZILAR
Sentetik nitrojen gübreler beslenme yoluyla toksik nitrat alım miktarının artmasına neden olmaktadır. Ulusal Araştırma Konseyi’ne göre, kanserojen risk oluşturan ilk 7 besinin 6’sı ve ilk 15 besinin 9’unun tarım ilaçları ya da nitrojen gübreler yüzünden yüksek nitrat içeren ürünlerdir.
Organik tarımcılık ile kimyasallarla yapılan geleneksel tarımcılığı inceleyen 12 yıllık bir araştırma, kimyasallarla yetiştirilen ürünlerde 16 kat nitrat olduğunu–nitrat kanser yapıcı bir maddedir–ortaya koymuştur.
Synthetic nitrogen fertilizers increase the amounts of toxic nitrates in dietary intake. According to the National Research Council, 6 of the top 7 and 9 of the top 15, foods with oncogenic (cancer causing) risk are produce items with high nitrate content from pesticides or nitrogen fertilizers. A 12 year study comparing organically grown versus chemically grown showed that chemically grown foods had 16 times more nitrate (a carcinogen).
Kaynak: http://www.natureswayresources.com/resource/infosheets/organicfertilizers.html
Bir başka önemli mesele de, çoğu yiyeceğin üretimi sırasında birkaç farklı çeşit toksik kimyasal ürünün kullanılmakta olmasıdır. Bunlar zararlı otları, böcekleri, mantarları yok eden ilaçlar ve bazı sentetik gübre bileşiklerin karışımı olabiliyor.
Çoğu besin, yenildiğinde emilen bu zehirli kimyasallardan ufak miktarda bir kokteyl içermektedir. ABD Hastalık Denetim Merkezi’nin yaptığı bir araştırma, test edilen Amerikalıların çoğunun kanında ve idrarında zehirli kimyasallardan oluşan bir kokteyl olduğunu gördü.
Another important issue is that several different toxic chemical products are applied in the production of most foods. These can be a combination of herbicides, pesticides, fungicides and some of the synthetic fertilizer compounds.
Most foods contain a cocktail of small amounts of these toxic chemicals, which are absorbed when eaten. A study by the U.S. Center for Disease Control found a cocktail of many toxic chemicals in the blood and urine of most Americans tested.
Kaynak: http://www.biodynamics.net.au/articles/myths_of_safe_pesticides.htm
1 Short K. (1994), Quick Poison, Slow Poison, (Hızlı Zehir, Yavaş Zehir) 1994, ISBN 0 85881 127 8
2 Colborn T, Dumanoski D. and Myers J. P., (1996) Our Stolen Future, (Çalınan Geleceğimiz) www.OurStolenFuture.org, March 1996
3 Higgins Margo, Toxins are in most Americans' blood, study finds, (Çoğu Amerikalı’nın kanında toksin var) Environmental News Network, Monday, March 26, 2001
--------------------------------------------------
DİĞER KURULUŞLARDAN BAZI AÇIKLAMALAR
ÇEVRE İÇİN HEKİMLER DERNEĞİ - BUMERANG ORTAK AÇIKLAMASI
Çevre ve insan sağlığını tehdit eden en önemli kimyasal maddeler olan Kalıcı Organik Kirleticiler’i, kamuoyunun gündemine getiriyor ve bu amaçla konuyu bugün burada bilimsel bir sempozyumda ele alıyoruz. Dioksin, PCB’ler, DDT benzeri tarım ilaçları ve böcek öldürücüler gibi kimyasal maddelerden oluşan Kalıcı Organik Kirleticiler (KOK’lar), uluslararası çevre hareketleri tarafından üzerinde en çok mücadele verilen kirleticiler arasındadır.
Ülkemizde de çevre, gerek ilaçlamalar, gerek sanayi atıkları, gerekse atık yakma tesislerinden kaynaklanan Kalıcı Organik Kirleticiler tarafından yoğun biçimde kirletilmektedir. Kalıcı Organik Kirleticiler, daha çok besinler yoluyla bulaştığı, anne sütünden geçebildiği ve vücutta biriktiği için, bu kirliliğin bedelini başta çocuklarımız olmak üzere hepimiz sağlığımızla ödüyoruz.
Kalıcı Organik Kirleticiler çevremizde ve hayvansal gıdalar ve pestisit kalıntılarıyla kirlenmiş sebze ve meyvelerde yoğun şekilde bulunduğu için bireysel korunma önlemleriyle korunmak son derece zordur. Bu nedenle doğru çevre, tarım ve sanayi politikalarıyla kaynağında önlenmeli, üretilmeleri ve çevreyi kirletmeleri engellenmelidir. Bu nedenle bu sempozyumu hazırlayan konuyla ilgili kurumların ve ülkemizin önde gelen bilim insanlarının hazırladıkları ve bugün burada ilan edilen Kalıcı Organik Kirleticiler Bildirgesiyle, uygun politikaları ve alınması gereken önlemleri kamuoyunun ve yetkililerin bilgisine sunuyoruz. Ayrıntılarını bildirgede bulacağınız önlemlerin en önemli başlıkları şöyle özetlenebilir:
- Kanser, bağışıklık sistemi bozuklukları, hormonal hastalıklar, çocuklarda gelişme ve zeka gerilikleri gibi ciddi sağlık etkleri olan ve çevrede uzun yıllar kalarak etkisini sürdüren Kalıcı Organik Kirleticilerin çevre ve insan sağlığına etkileri konusunda önlem almak üzere yetkilileri göreve çağırıyoruz.
- Türkiye Büyük Millet Meclisi, 2001 yılında Türkiye tarafından imzalanan Stokholm Kalıcı Organik Kirleticiler Konvansiyonu’nu en kısa zamanda onaylayarak yürürlüğe girmesini sağlamalıdır.
- En tehlikeli Kalıcı Organik Kirleticilerden biri olan Dioksin’in başlıca kaynakları arasında bulunan atık yakma tesisleri, atık kontrolunda bir yöntem olarak kullanılmamalıdır.
- Kalıcı Organik kirleticilerin sağlık ve çevre üzerindeki etkilerini saptamak ve azaltmak için gerekli halk sağlığı ve çevre yönetimi tedbirleri alınmalıdır.
Çevre İçin Hekimler Derneği ve Bumerang olarak bu kapsamda hükümeti ve özellikle de Çevre ve Orman Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı’nı gerekli çalışmaları yapmaya çağırıyoruz.
Alınması gerekli önlemler arasında olmak üzere Türkiye’nin tek “tehlikeli atık yakma tesisi” olan ve İzmit’te bulunan İZAYDAŞ’ın da kapatılmasını istiyoruz.
Çevre için Hekimler Derneği ve Bumerang’la birlikte, bildirgenin altında imzası bulunan tüm kurumlar ve bilim insanları konunun takipçisi olacaklardır.
24.12.2005
Dr. Ümit Şahin
Çevre İçin Hekimler Derneği Başkanı
Gözde Baykara
Bumerang
(Kaynak: http://www.greenpeace.org/turkey/campaigns/toksik-maddeler/kal-c-organik-kirleticiler-ve)
--------------------------------------------------
ÇOCUKLARIMIZIN BESLENMESİ VE ÇEVRE SAĞLIĞI
KİMYASALLARIN FETÜS ÜZERİNDEKİ OLUMSUZ ETKİLERİ
“ Yapılan araştırmalarda, 350’den fazla insan yapımı toksik kimyasalın kalıntılarının anne sütünde ve vücut yağlarında bulunduğu ve plasentadaki yoğunluğu arttırarak fetüse geçtiği saptanmıştır. Böylelikle kimyasal bir mirasın gelecek nesillere aktarıldığı belirtilmiştir. ( Doğal Hayatı Koruma Vakfı-İngiltere, Kimyasal Sınırları Aşmak raporu, Haziran 1999) Raporda, yetişkinlerde ve anne sütünde toksinlerin bulunduğu ve İngiltere’de anne sütü emen bebeklerin, WHO’nun günlük tolere edilebilen toksik alımının 42 kat üzerinde kimyasal madde aldıkları ortaya çıkmıştır.
“Anne sütünde bulunabilen toksik metallerin, dioksin ve DDT gibi kimyasalların doğum bozukluklarına, kısırlığa yol açtığı, bağışıklık sistemine zarar verdiği, kanseri tetiklediği, gelişim problemlerine yol açtığı ve cinsiyet hormonlarını olumsuz etkilediği belirlenmiştir”. (İngiltere Çevre, Gıda ve Köy Hizmetleri Departmanı-MAFF)
“Fetus toksikoloğu Vyvyan Howard’ a göre günümüzde, 50 yıl önce almadığımız 300-350 kadar sentetik kimyasal maddeyi alıyoruz. “
“Dr. Michel Odent’a göre, anne karnındaki kirlenme, insanlığın önümüzdeki dönemlerde aşması gereken en büyük sorunlardan biri. Hamilelik öncesinde ve sonrasında siz ve aileniz organik gıda ile beslenmediği sürece, doğmamış bebeğiniz sizin gıdalarınızdan aldığı ve yıkıcı etkileri olan toksik madde kokteyline maruz kalacaktır. Günümüzde sakat doğumların düşüklerin, alerjik bebeklerin sayısının giderek artması bir tesadüf değildir.“
“Anne karnında yanlış beslenme genellikle bebeğin düşük kilolu doğmasına, bebek ölümlerine ve de çocukluk yaşlarında çeşitli hastalıklara sebep olabilmektedir.( Prof. David Barker, Southhampton University-Yetişkin Hastalıklarının Fötal Kaynakları kitabının yazarı) Barker’a göre pre-natal ve post-natal dönemdeki beslenmenin, yetişkinlik dönemindeki hastalıklar üzerinde büyük etkisi bulunmaktadır. Bu sebeple, annelerin hamilelik sırasında mümkün olduğunca iyi ve sağlıklı beslenmesini sağlamalıyız ki, fötüs de en iyi şekilde beslenebilsin.
“Anne beslenmesini optimize edersek, dolaylı olarak bebeğin de anne sütü vasıtasıyla iyi beslenmesini sağlayabiliriz.” ( Prof. Lawrence Weaver, Glasgow University, Çocuk Sağlığı Bölümü, Londra Gıda ve Çocuk Sağlığı Konferansındaki konuşmasından bir bölüm, 1998)
“ İngiltere’de düşük ve erken doğum yapan, kısırlık problemi yaşayan ve sakat doğum gerçekleştirmiş çiftlerde yapılan bir araştırmada, gebelik öncesinde çiftlere tamamen organik gıdalardan oluşan bir diet yapmaları söylenmiştir. Sonuçta, önerilen programı uygulayan çiftlerin % 80’inin sağlıklı bebek sahibi oldukları gözlemlenmiştir.” (The Organic Baby Food, s: 39)
(Kaynak: The Organic Baby Book- Tanyia Maxted Frost)
--------------------------------------------------
NİÇİN ÇOCUKLAR ZEHİRLİ/TEHLİKELİ MADDELERE ÖZELLİKLE DAHA HASSASTIR?
Çünkü, çocuklar vücut ağırlıklarına oranla gelişmiş insanlardan daha fazla yer, içer ve nefes alır. Örneğin çocuklar gelişmişlerden 7 kat daha fazla su içer ve ortalama 2 kat daha fazla hava alır. Çocuklar ağırlıklarına oranla 2-8 kat daha fazla besin yerler. Onlar 5 yaşına kadar, besinler yoluyla yaşam süreleri boyunca alacakları böcek öldürücü zehrin yarısını alırlar. Ayrıca çocuklar gelişmişlerden farklı davranışlara sahiptir. Onlar yerde (daha önce böcek öldürücüler veya diğer kimyasal maddelerle işlem görebilmiş zemin veya yer döşemelerinde veya bahçe/parklarda çimenlerde) daha fazla zaman harcamaktadır.
Çocuklar aynı zamanda daha çok el-ağız transferi yapar ve eşyalara ve yüzeylere ellerini yıkamadan dokunma alışkanlığına sahiptirler. Böylece onların bu tür tehlikeli maddelere maruz kalmaları artmaktadır. İlave olarak da, çocukların birçoğunun biyolojik sistemleri – endokrin, sinir, hormonal, üreme ve bağışıklık- hala ergenliğe kadar gelişim halindedir. Çocukların besinleri absorplama oranı gelişmişlerden farklıdır. Örneğin hazım sistemine alınan kurşunun (Pb) bir gelişmiş tarafından %10’u absorp edilirken, çocukta %50’si absorp edilebilmektedir.
Çocuğun ilk çevresinde, ana rahmindeki cenin kan dolaşımıyla plasentaya geçebilecek bir çok kimyasal maddeden kalıcı hasarlara maruz kalabilmektedir. Bu kimyasallar kurşun, poliklorlüfeniller, metilcıva, etanol ve sigara dumanındaki nikotin vs olabilir. Çocukluğun erken dönemlerinde elin ağıza gitmesiyle bazı tehlikeli maddeler boya tozları/dökün- tülerindeki kurşun, böcek öldürücü ilaç kalıntıları vs. vücuda alınabilmektedir.
Çocukların yeme alışkanlıkları gelişmiş insanlardan oldukça farklıdır. Çocuklar ağırlıklarına oranla daha fazla meyve-sebze yer ve daha fazla sıvı (su, süt vs) içerler. Bu yüzden çocukların ağız/beslenme yoluyla alınan zehirli maddelere (kurşun, böcek öldürücü ilaçlar, tarımsal gübre kalıntıları, sudaki endüstriyel atıklar, nitrat/nitrit, kişisel bakım ürünleri kimyasalları vs) maruz kalma potansiyeli gelişmiş kişilerden daha fazladır. Zehirli maddelerin kümülatif ve/veya birleşik (multiple) etkileri ve potansiyel sinerjik etkileri tam bilinmemekte olup daha fazla araştırma istemektedir. Çocuklar toksik maddelere okul, ev, hastane ve ofis yapı ve dekorasyon malzemelerinden de maruz kalabilmektedirler.
Çocuklar gelişmişlerden çok daha yüksek konsantrasyonlarda toksin alırlar. Bazı toksinlerin küçük tek dozunun kritik gelişme evresinde alınması öğrenmeden üreme sorununa kadar kalıcı gelişim bozukluklarına sebep olduğu bilinmektedir. Bir çok toksinler vücut yağlarında biyolojik olarak birikir ve anneden çocuğa emzirme ile geçebilir.
Son çalışmalar çeşitli kimyasal toksinlere maruz kalındığında astım, doğum hataları, davranış bozuklukları, öğrenme güçlükleri, otizm, kanser, çocuk hastalıkları, bozulan bağışıklık sistemleri, sinir bozuklukları ve üreme dengesizlikleri gibi sağlık sorunları yaşanabildiği uzmanlarca ifade edilmektedir. Bu yüzden kronik çocuk hastalıklarına sebep olan çevresel sebeplerle ilgili araştırmalar desteklenmeli, sentetik kimyasallara alternatif doğal ürünlerin kullanımı ve/veya geliştirilmesinde koruyucu ve teşvik edici önlemler alınmalıdır. Çevresel toksinlerin çocuklarımıza zarar vermeden önce azaltılması/yok edilmesi için topluma, devlete ve milli girişimlere destek verilmesine ihtiyaç vardır.
--------------------------------------------------
SERA-SERA ETKİSİ İLİŞKİSİ NEDİR?
Atmosferdeki karbondioksit tabakası, ısının yükselmesini engelleyen bir perde oluşturuyor. Tıpkı seradaki gibi güneş ışınlarının içeri girmesine izin veriyor ama ısının dışarı çıkmasını engelliyor. Bu nedenle atmosferdeki karbondioksit oranı arttıkça dünya daha çok ısınıyor. Dünyanın oluşumundan beri varolan sera etkisi olmasaydı dünyanın yüzey sıcaklığı -20 derece olur, okyanuslar buz tutardı.
Yani Dünya'da canlılar yaşayacak ortam bulamazdı. Ancak atmosferde çeşitli insan kaynaklı nedenlerle miktarı artan bu gazlar yeryüzünün sıcaklığında belirgin artmalara neden oluyor.
20/04/2003
Prof.Dr.Muammer Kaya (Maden Mühendisi)







YORUMLAR