Bugun...


SIRADA BEKLEYEN MAÇLARIN ÖZNESİDİR AŞK.
Hayırdır inşallah iç içe geçmiş; 'İki Film Birden' başlığında olduğu gibi yazabileceğimiz rüyalar gördüm dün gece...

facebook-paylas
Tarih: 21-07-2019 11:09
SIRADA BEKLEYEN MAÇLARIN ÖZNESİDİR AŞK.
+ -

SIRADA BEKLEYEN MAÇLARIN ÖZNESİDİR AŞK.

Hayırdır inşallah iç içe geçmiş; 'İki Film Birden' başlığında olduğu gibi yazabileceğimiz rüyalar gördüm dün gece...

İlkinde Muharrem Kurt Vefa stadında penaltılara kalan maçta takımının kaderini belirleyecek kura atışında yere kadar eğilip kurayı kazandıklarını -dosta düşmana-ilan ediyor, hemen akabinde yeni uygulamayla kaleye geçip, ilk penaltıyı yine kendisi kurtarıyor.

Bu nasıl bir uygulamaysa artık finale kalan iki takımın yetkilileri -bu defa işi şansa bırakmayıp-,kendi göbek bağlarını yine kendi kesecekler diye düşünün.

Uzatmayalım hikâye olarak kalsın; rüya bu ya final maçında hakem olarak görev almışım,-uzak gözlüğüm yanımda olmadığı halde-seyirciden tek bir ıslık almadan maçı bitirmişim filan.

Neden sonra sırasıyla penaltılar atılıyor, renklerini çıkartamadığım rakip kaleci şartların kendi aleyhine olduğunu fısıldıyor kulağıma.

Normalde Balat Güven Sporu tutmak lazım ama elimde değil mağduriyet karşısında önce yutkunup sonra yetkili kaleciye "Yalnız değilsiniz" demek zorunda kalıyorum.

İkinci rüyada yine olacak şey değil ama Eczacı Savaş ağabeye Arnavut böreği siparişi veriyorum, annemin ricası olduğunu söylediğimde ikiletmiyorlar.
Emekli bankacı Sırrı Koro sırtında börek tepsisi taşıyor, onların yakın arkadaşı Ardıç ağabey Çukur dizisinin çekildiği yerde Pucca'yı hapse götürecek süreci başlatan sakıncalı kelimeyi kullanıyor inanın...

”YALANCININ CEZASI KİMSENİN KENDİSİNE İNANMAMASI DEĞİL ASIL KENDİSİNİN HİÇ KİMSEYE İNANMAYIŞIDIR”




Kaynak: ERHAN ÇIPA

Editör: ABDULLAH GÖZAYDIN



YORUMLAR

PAYLAŞIMA YAPILAN YORUMLAR
21-07-2019 11:15:00

Şaban Şimşek 
O kadar açık ve seçik, o kadar içten ki bu günceler. Elbette benim anılarım ya da yaşantılarımdan bir parça değil, ama okurken bende bir şeyler çağrıştırması bile hoş bir duygu Erhan Çipa.

Erhan Çipa 
Bir de roman yazmak için -sabır dışında-aşağı yukarı bir A4 yazmanızı istiyorum hocam.Bunu daha evvel de konuşmuştuk,hatırlıyorum."Olmazsa olmaz" diyebileceğimiz detaylar var mı?

Şaban Şimşek 
A4, Microsft Office World'un bir sayfa, kağıt biçimi (format); editörler genelde bu biçimde okumak ya da değerlendirmek isterler nedense. Biçim, son aşamada klasik kitap ölçülerine göre ayarlanıyor. Klasik roman yazımında yazarın uymak zorunda duyumsadığı çık şey vardır, örneğin, kurgu, olay akışı, bir karakter ve çevresinde dönen öyküleme gibi. Oysa postmodern roman yazımı "kural mural" tanımaz. Ancak bu demek değildir ki cümleler dağınık, anlatım bozuk olsun. Genellikle romanlarımın tümü klasiğe kaçan toplumculuk ögelerini işlediği için şu günlerde yazmakta olduğum romanı postmodernle harmanlamak istedim. Biraz uzun sürecek olsa da 'vaktim yeterse' paylaşırız.

Erhan Çipa 
BİR GECE ANSIZIN GEL YİNE / CEBİNDE 101 GÜZEL HİKAYENLE
Sevgili eşim gündüz vakti yola çıkmanın getirdiği can sıkıntısı içinde, -laf ola beri gele- konuşuyor, Face ortamında gördüğü Arzu’yu soruyor. Renkli gözleri ve bir hayli uzun boyuyla -bir zamanlar- çok can yakmış olabileceğini de söyledikten sonra, belli oluyor Vehbi’nin Kerrakesi; ‘Bu kim?’ 
Son zamanlarda çoğalan Face arkadaşlarım için rahatsızlık duyan sevgili eşim, bir çözüm yolu öneriyor. Verdiği ilhamla, uzun soluklu bir yeni hikâyeye doğru yelken açıyoruz. ‘Aman Allah’ım nasıl da düşünemedim.’ 
Eten Ağabeyin, sadece isminin harfleriyle seslendiği A, R, Z. Ve ‘U’ -bir sonraki hikâye de- sırasını bekleyedursun. Hepimizin rol modeli olan Eten Ağabeyi, tanıtayım ben size. Öylece kaptırıp gitsek bile hikâyelere sığmaz. Bir roman kahramanı olabilecek çok renkli bir kişiliğe sahip. Onun büyük hayranı olduğu Hüseyin Movit, editörümüz olsa; Bir Yazı Atölyesi’nde, Yetmişli Yılları konuşsak, bir süre. Sabahtan akşama karnımızı doyurduğu yetmiyormuş gibi, bir hayli çabuk patlayan Mika topların ana Sponsoru. Yaptığı muzipliklerle bu döneme ismini veren gerçek bir hikâye kahramanı. Mahallenin bütün mektup yazan ağabeyleri, ona abone. Hesap kitap yapmaktan, bakkal defteri karalamaktan, henüz mektup yazamıyor. Başlayalım bakalım neler çıkacak?

Erhan Çipa 
Bir oyunla başladı bütün hikaye ne başı ne sonu belli değil...Freud "Yaratıcı yazarlık"söz konusu olduğunda "bir çocuğun oyun oynamasından farklı bir şey değildir"demişti.

Erhan Çipa 
Bir ihtimal daha var Şaban Şimşek...Baktım Hüseyin Movit editörüm olmuyor ve Tezer Uğur Gergin basmıyor-onlara inat-"Foto Roman" Formatına dönerim.Ara Güler bile baştan öyle niyet etmiş

Erhan Çipa
 “HER ŞEY ÇÜRÜYOR CANIM ŞU DÜNYADA; HATIRALAR BİLE”
Zihnimde yarattığım kimlikleri ya da daha önceden yazdığım konu başlıklarını toparlamaya başladığım esnada –olacak şey değil ama-bir gün önce anneler günü dolayısıyla Draman muhitindeki evlerinde ziyaret ettiğim matematik öğretmeni yeğenim çıkıyor karşıma.
Oğlu ve bir gün önce sitayişle bahse konu edilen gelin adayıyla baş başa vermişler, hararetli bir şekilde...
Maça geç kalmamış olsam bir kenara çekilip ne konuştuklarını dinleyeceğim ama ‘Foto Roman’ kimliğim diğer kimliklerden önce davranıp, tuhaf bir ses çıkartarak...
Fotoğraf makinesinin çıkardığı sese dönüyorlar. ‘Kendini keman olarak duyumsayan odun’ olduğumu söyleyemiyorum.
Her daim konuşkanlığıyla bilinen genç adam kız arkadaşını tanıştırıyor, kendisinin sinema ve senaryo konularıyla ilgili olduğunu söylediğinde bir ışık çakıyor zihnimde.
‘Yaşasın’ demişim, her türlü saçmalama hakkımı ortaya karışık boca edebileceğimi düşündüğüm anda matematik öğretmeni yeğenim konuşmaya başlamış filan.
Kendisine yakışır bir şekilde rakamlar veriyor, genç adama aldıkları bilgisayarın fiyatını söylediğinde şaşkınlık içindeyim.
Eskiden bu fiyata ikinci el ‘Anadol marka’ otomobil satın alınıyordu.
Genç adam fotoğrafı sosyal medyada yayınlamamam yönünde ricada bulunuyor, ‘kısa günün Kârı olarak’ –belki de hedef kitlem olarak görüp-kendisini değil, genç bayanı gördüğümü söylüyorum.
Kardeşim Muhteşem Süleyman’la tanışmışlar madem benimle de tanışıp olası Partneri olacak yakışıklının diğer amcalarını da tanımalı.

TC Eren Köroğlu
fetönün kırktane ayağı var ..neden kırk diyorum...nerden biliyorum.. kırkıncı hocayla ben tanıştım..nur cematiinin haritasına bakıın...kırkıncı hoca..vardır..haritada var...kim kimle bağlantılı...kim nereye bağlı..kırkıncı hoca fetö...nün en önemli saidi nursi ayağı...türkiye sorumlusu...bizde çalıştığımız yerde abi ..usta ..baba konumundayız..patronlar abi bir akşam söyle o akşam toplanalım sohbet edelim dediler..ben her akşam çekiyorum..birgün fedakarlık yapmam lazım...dedimki perşembe akşamı uyar....hadi bizde imana gelelim...bu vesileyle cumayı kılarız...vede öyle oldu...imam torunuyuz...dedik... inanın beş kişiyle başladık...alibeyköy de nevzat hocanın evinde...nevzat hoca muhteşem bilgili...elli tane fethullah gelse birtane nevzat etmez...adam saidi nursinin küllüyatını yalamış yutmuş ..takılıyoruz perşembe akşamları ama ben yine benim...altmış kişi olduk inanın... patronlarda kazanıyorlar öyle böyle değil...dükkan üstüne dükkan ev üstüne ev....neyse birgün cerrahpaşa hastahanesinin...morgunun tam karşısında duble daire... davet etmişlerdi gittik... çocuklar karşıladı bizi.. kırkıncı hocayla tanışacağız...benim patronlardan biri..külliyata beşbin lira verip aldığımı biliyor..külliyatı okumak için...osmanlıca farsca türkçe sözlük bulduğumu biliyor....kırkıncı hocayla beni tanıştırıyor....ama diyorki abimiz her akşam içiyor....adam ne desin..külliyatı araştırıp okuyan bir abiyse bildiği bir şey vardır... allah bizi hidayet eylesin...dedi... nokta..

YORUM YAZ



İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER HABERLER
FOTO GALERİ
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
YUKARI