Bugun...


Ve İmar Affı Torbaya Girdi
İstanbul Mv. Gülay Yedekçi Torba yasa içine konulan İmar affı Doğayı, Şehirleri, Sahilleri, Tarihi SİT alanlarını talan edenleri mükafatlandırmak olduğunu görüyoruz. Çağdaş demokratik ülkelerde suç işleyenler böyle zırt-pırt af ile mükafatlandırılmazlar, aflar her zaman olduğu gibi halkı suç işlemeye teşvik etmektedir, vazgeçilmelidir.

Ve İmar Affı Torbaya Girdi
+ -

CHP İSTANBUL MİLLETVEKİLİ GÜLAY YEDEKCİ İSYAN ETTİ: “BU KADARINA DA PES!”

CHP İstanbul Milletvekili ve Dr. Mimar Gülay Yedekci, torba yasa ile getirilen İmar affı hakkında Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda konuştu. Yedekci, ”Bunun adı imar affı değil; kent yağması ve yandaş kayırmasıdır. Kimi affediyorsunuz vatandaşı mı yandaşı mı? Sizin bu ihanetlerinizi kim affedecek?” dedi.

Dr. Mimar Gülay Yedekci’nin konuşması şu şekilde:

Bunun adı imar affı değil vicdansızlıktır

İmar affı adı altında; tarım arazileri, su havzaları, ormanlar, zeytinlikler ve hatta şehitlerimizin kanlarıyla sulanmış topraklar; Çanakkale, Conkbayırı, tarihî alanlar, doğal sit alanları ve bütün kültürel değerlerimiz yapılaşmaya açılmaktadır. Hanginizin yüreği elverir, şehitlerimizin kemikleri üzerine, akan kanları üzerine inşaat yapmaya? Üç tane müteahhidi daha zengin etmek için, üç tane bankaya daha çok para kazandırmak için, ülkenin varlıklarını 70 milyar lira, sadece 70 milyar lira gelir elde etmek için "imar affı" denen bu ucube tasarıyı hazırlamak hangi vicdana sığar soruyorum size. Bunun adı vicdansızlıktır ve Sayın Cumhurbaşkanının ifadesiyle de kentlere ihanettir. 

Bu yasa hangi yandaşlar için çıkarılıyor?

Bu imar affını kimin için yaptınız? Acaba devamlı sorduğumuz, ruhsatı olmayan o şehir hastaneleri için mi yaptınız? Kaçak olduğunu defalarca söylediğimiz Beştepe için mi yaptınız? Yoksa, SGK ödemelerini yapmayıp yani işçisi için SGK ödemeyip yat alan yandaş müteahhitleriniz için mi yaptınız? Dere yataklarına inşaat yapanlar için mi yaptınız? ÇED raporu aldırmayacak kadar büyük güce sahip olan, sizin nazarınızda yöneticilerden bile daha etkili olan ve bunun yerine dolgu alanlar yapan müteahhitler için mi yaptınız? Niye yaptınız? Bunu nasıl yaparsınız? Hep beraber ayağa kalktık vatandaşlarla, dedik ki: Zeytinlikleri imara açamazsınız. Şimdi, hepsini birden imara açtınız, nasıl bir vicdandır bu? Bunu kabul edebilir miyiz?

Bilimi, teknolojiyi, mimarlığı, şehir plancılığını tanımıyorlar

İmar affı daha önce neden çıkardı? Eskiden köyden kente göç vardı, gecekondulaşma vardı. Vatandaş mahrum olmasın, elektriği, suyu olsun diye af çıkardı. Şimdi, ülkenin zaten yüzde 90'ı kentlerde yaşıyor. Sizin imar affı yapmak istediğiniz kişiler sermaye gruplarıdır. Sizin çok sevdiğiniz Reza Zarrab çıksa dese ki mesela "Aslında benim oradaki yapım villa değil kümes, ben oraya ceza ödemek istemiyorum." diye, ceza ödemeyebilir ya da herhangi bir alan için gidip deseniz ki: "Benim burada 5 katlı yapım var, cezası neyse ben ödemek istiyorum." Parasını ödeyip orada 5 katlı yapı yapma hakkına sahip olabilirsiniz. Sadece vatandaşın beyanını esas alıyorsunuz ve bilimi, teknolojiyi, mimarlığı, şehir plancılığını elinizin tersiyle itiyorsunuz. Sizin de sakin olmamanız, sizin de ayağa kalkmanız lazım. Böyle bir şeyi nasıl kabul edersiniz? 

Deprem güvenliğini reddediyorlar

Türkiye bir deprem kuşağında yer almaktadır. 6306 Sayılı Yasa niye çıktı? Afet Riski Altındaki Alanların Dönüşümü adındaki yasayla ilgili bu kadar insanı mülkiyet hakkından niye yoksun hâle getirdiniz? Adam gelecek ve diyecek ki: "Benim yapım deprem güvenlikli." ve siz onu yıkamayacaksınız. Böyle bir yasayı nasıl çıkarırsınız? Bu nasıl bir vicdandır? Bunu anlamak hiçbir şekilde mümkün değildir. 

420 milyon lira için tarihî tescilli yapılar riske atılabilir mi?

Türkiye'de kaç tane tescilli yapı vardır? 106 binin üzerinde tescilli yapı mevcuttur.    106 bin tane yapıdan kâr etmeyi düşündüğünüz parayı size söylüyorum: 420 milyon lira. 420 milyon lira için bu tarihî tescilli yapılar riske atılabilir mi? Bu nasıl bir anlayıştır? Bizim kültürel değerlerimizin bir pahası olabilir mi? Topkapı Sarayı’na, Dolmabahçe Sarayı’na, Yıldız Sarayı’na bir paha biçebilir misiniz? Bunu kabul etmek mümkün değildir.

Amaçlanan yandaş müteahhitlerin elinde kalan yapıları satmak mı?

TOKİ eliyle yandaş müteahhitlerinize yaptırdığınız konutlardan 25 milyonu elinizde kaldı, 25 milyon tane fazladan konutunuz var. Onu sattırmak için hem bankalardaki kredi faizlerini yüzde 1'in altına düşürdünüz hem de bu anlayışla kaçak göçek işlerin üzerini örtmeye çalışıyorsunuz. 

Bu yaptıklarınızı hesabını vatandaş soracak

Sadece 2960 Sayılı Boğaziçi Yasası kapsamındaki alanlar ve Tarihî Yarımada bu yasanın dışında tutulmaktadır. Hiç Urfa'yı seven yok mu? Göbeklitepe'nin etrafını düşünen yok mu? Uzungöl Yaylası'nı seven hiç yok mu? Ayvalık'taki zeytinlikleri bilen, orada yaşayan arkadaşımız hiç yok mu aranızda? Biraz vicdan! Elinizi vicdanınıza koyun! Vatandaşın cebindeki üç kuruş paraya gözünüzü dikmeyin. Biz "Tamam." deyince tamam olacak merak etmeyin. 25 Haziranda bu ülkeyi seven, tarihe, doğaya, kültüre saygılı olan insanlar gelecek ve bu yaptıklarınızın hesabını soracaktır.

TMMOB, hükümetin TBMM'ye sevk ettiği imar affı düzenlemesine ilişkin yaptığı açıklamada “Vatandaşlarımızın can ve mal güvenliğini seçim odaklı hesaplara alet eden bu tasarı derhal geri çekilmeli” dedi.



HABER VİDEOSU





Kaynak: Fatihhaber

Editör: Abdullah Gözaydın



YORUMLAR

İsmet Bayrak
10-05-2018 23:27:00

Tarım arazileri, su havzaları, ormanlar, zeytinlikler ve hatta şehitlerimizin kanlarıyla sulanmış topraklar, Çanakkale, Conkbayırı, tarihî alanlar, doğal sit alanları ve bütün kültürel değerlerimiz imar affı adı altında yapılaşmaya açılıyor.

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) "imar barışı" olarak adlandırılarak TBMM gündemine getirilen imar affı düzenlemesine ilişkin bir açıklama yayımladı.
 
TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz’ın imzasıyla yapılan açıklamada imar affı tasarısının geri çekilmesi çağrısında bulunuldu.

Koramaz, seçim yatırımı olarak değerlendirdiği düzenlemenin ülke genelinde yaklaşık 13 milyon konutu ilgilendirdiğini, mülkiyet ve imar sorunu olan, ruhsatsız ya da imar mevzuatına aykırı olarak eklentiler yapılmış yapıları kapsayacak bir imar affı olduğunu belirtti.
 
Koramaz, “Tasarı, hazineye ait taşınmazlar üzerine inşa edilmiş olan taşınmazların Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na tahsis edilmesini, Yapı Kayıt Belgesi sahipleri ile bunların kanuni veya akdi haleflerinin talepleri üzerine bu taşınmazların Bakanlıkça rayiç bedel üzerinden doğrudan satılmasını öngörmektedir” dedi.

'KAÇAK YAPILAŞMA RANTİYECİLERİN DE BAŞVURDUĞU YÖNTEM'

1950’li yıllardan itibaren uygulanan neoliberal ekonomik politikalar sonucu, kentlere yönelen kontrolsüz ve hızlı göçün ve beraberinde gelen kaçak yapılaşmanın hazine arazilerinin işgaliyle başladığını daha sonra tarım alanlarına, kıyılara, ormanlara, meralara, yaylak ve kışlaklar ile doğa koruma alanlarına doğru genişlediğini hatırlatan Koramaz, “Kaçak yapılaşma bugün artık sadece yoksulların tercihi değil rant peşinde koşanların da başvurdukları bir yöntemdir” dedi.

'İMAR AFLARI YASA DIŞILIĞIN YASALLAŞACAĞI ALGISI YARATIYOR'

“Bu durumun başlıca müsebbibi, 16 yıldır topluma, insana, çevreye saygı duymayan şehircilik ve kentleşme politikaları uygulayan; ekonomik darboğazı, kent topraklarını ve doğal kaynakları pazarlayarak aşmaya çalışan; planlama ve imar mevzuatı ile getirilmiş olan düzenleyici kural ve sınırlandırmaları ekonomik gelişimin önünde engel olarak gören siyasi iktidardır” diyen Koramaz Cumhuriyet döneminde 14 kez imar affı çıkarıldığını ve bu afların toplumda kanun dışı uygulamaların bir şekilde yasallaşacağı algısını pekiştirdiğini ifade etti.

'HUKUKSUZLUĞUN HUKUKUNU OLUŞTURMA POLİTİKASI'

Açıklamada şöyle denildi: 

"Bu tasarı ile imara aykırı, çevre ve doğa tahribatına neden olan ve en önemlisi de yeterli mühendislik hizmeti almadığı için olası depreme dayanıklılık bağlamında riskli yapılar devlet eliyle meşrulaştırılmakta, hukuka uyan vatandaşlarımız cezalandırılırken, kural tanımayanlar ödüllendirilmektedir. Oysa topraklarının tamamı deprem riski altında olan ülkemizde, deprem nedeniyle ortaya çıkan toplumsal ve ekonomik kayıplar karşısında, ciddi tedbirler alınması gerekmektedir.

Tasarıda, deprem riski taşıyan kaçak binaların yasallaştırma bedellerinin, deprem riski taşımayan binaların üretimi için kullanılması öngörülmektedir. Üzerine yapılan arsa ve yapı maliyet bedelinin %3’ü oranında alınacak 'yasallaştırma' ile 13 milyon civarında olduğu ifade edilen kaçak yapıdan toplanacak para miktarının büyüklüğü ortadadır. Bu dahi, depreme karşı alınan önlemlerin aslında ne denli samimiyetsiz olduğunun ve esasen krize giren inşaat sektörü üzerinden yeni rantlar elde etme hesapları yapıldığının açık göstergesidir. Siyasi iktidar, yandaş inşaat firmalarına yeni imar alanları açmak için altyapı hazırlamaktadır.

Öte yandan bu tasarı ile Birliğimiz ve bağlı Odalarımız tarafından açılan davalarla iptal edilen planlar ve ruhsatlar hukuki kazanımlara rağmen yasallaştırılacaktır. Bu düzenleme, siyasi iktidarın ustalık döneminde uygulamaya koyulduğu 'hukuksuzluğun hukukunu oluşturma' politikasının bir devamıdır.

Bugüne kadar yaşanan süreçler göstermiştir ki, kentlerimizde en büyük tahribatı yaratan, en büyük yıkımları yaratan, kentlerimizi yaşanamaz hale getiren yasa dışı düzenlemelerin başında imar afları gelmektedir. Çıkarılan tüm imar afları gibi bu imar affı da; seçim döneminde, ekonomik gelir ve oy elde etmek amacı ile gündeme getirilmiştir. Vatandaşlarımızın can ve mal güvenliğini seçim odaklı hesaplarınıza alet etmeyin ve derhal bu tasarıyı geri çekin."

YORUM YAZ



İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER HABERLER
FOTO GALERİ
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
YUKARI