Bugun...


Fatihte yok edilen İslam Eserleri
Tarihi Sur içinde Fransız şehir plancısı Mimar Henri Prost (1935-1956) tarafından Modern bir İstanbul inşa etmek için katlettiği Fatih ilçemizde 800 civarı "Çoğu İslami anıt eser " yok edilerek Fatihin Kostantiniyye yapılabilmesi için gereken adım atılmış oldu. Roma Bizans dönemlerinin taşına dokulmadığı halde, Cami, Medrese, Sıbyan mektebi, Çeşme, Mezarlık-türbe gibi İslami eserleri adeta katlettiler.

facebook-paylas
Tarih: 05-12-2019 12:18
Fatihte yok edilen İslam Eserleri
+ -


Tarihi Sur içinde Fransız şehir plancısı Mimar Henri Prost (1928-1955) Un Modern bir istanbul inşa etmek için katlettiği Fatih ilçemizde 800 civarı "Çoğu İslami anıt eser " yok edilerek Fatihin Kostaniyye yapılabilmesi için gereken adım atılmış oldu. 
Roma Bizans dönemlerinin taşına dokulmadığı halde, Cami, Medrese, Sıbyan mektebi, Çeşme, Mezarlık-türbe gibi İslami eserleri adeta katlettiler.

İşte o eserlerden biri Ebulfeyz Mahmut Efendi medresesi, Günümüzdeki İBB Başkanlık binası yapılırken (Şimdiki Havuz kısmında) bulunan cami yıkıldı. 
Fakat aynı paftada bulunan bir kilise kalıntısı korundu! ( İBB Binası oto garajının zemin katında muhafaza altında duruyor) İslam Ansiklopedisinde söz konusu medrese bilgileri

EBÜLFAZL MAHMUD EFENDİ MEDRESESİ
İstanbul’da XVII. yüzyılda yaptırılan medrese

1954’te yıktırılan medrese, eskiden şehrin Divanyolu olarak adlandırılan ana caddesi kenarında Şehzade Camii karşısında, günümüzde (1994) belediye sarayı olarak kullanılan binanın havuzu ve otoparkına girişinin olduğu yerde bulunuyordu.

Mehmed Süreyyâ’nın bildirdiğine göre medresenin kurucusu, 997’de (1588-89) doğan, İstanbul kadısı, Anadolu kazaskeri, Rumeli kazaskeri, Galata kadısı olduktan sonra reîsülulemâ unvanını alan ve 1063’te (1653) vefat eden Ebülfazl Mahmud Efendi’dir. Ebülfazl, Osmanlı tarihinin büyük ailelerinden Karaçelebizâdeler’e mensup olduğuna göre Şeyhülislâm Abdülaziz Efendi’nin yakınıdır.

Medresede yapım tarihini veren bir kitâbe yoktu. Ayvansarâyî, Mahmud Efendi’nin vefat ettiğinde Burmalı Mescid yakınında bulunan kendi dershanesine defnedildiğini bildirir (Hadîkatü’l-cevâmi‘, I, 65). Medresenin inşaatının bitirilip 1056 yılı Şevvalinde (Kasım 1646) öğretime açıldığı Şeyhî’den öğrenilmektedir (Vekāyiu’l-fuzalâ, vr. 429b). Ebülfazl Mahmud Efendi Medresesi 1894 zelzelesinde oldukça zarar görmüş, Direklerarası caddesi tramvay hatlarına yer açmak için genişletilirken medresenin cadde kenarındaki kısmı dışında yer alan dükkânlar kaldırılmıştır. 1914 yılında kadro dışı olduğu belirtilen medresenin o sırada on bir hücresinin bulunduğu kaydedildiği gibi mevcut durumu da şu satırlarla ifade edilmekteydi: “Nısfından fazlası ve cadde tarafı kâmilen münhedim ve arkada birkaç oda ile bir dershanesi kalmış ise de mesdûd ve mâil-i inhidâm bir halde olduğundan iğretiye alınarak öylece muhafaza edildiği gibi müştemilât-ı sâiresinin ekser kısmı münhedim olduğu ve havlisi de bi’t-tabi‘ daraldığı cihetle hâl-i hâzıriyle talebe iskânı tehlikeli ve medrese esasen çarşı mahallinde bulunduğundan yeniden inşası da pek muvafık olmamak gerektir” (bk. Kütükoğlu, İTED, s. 80).


PROF. SEMAVİ EYİCE DURUM PLANI İBB BAŞKANLIK BİNASI GİRİŞİNİ GÖSTERİYOR

Aynı kaynakta belirtildiğine göre 1918’de yazılan bir başka notta ise medresenin harap halde bulunduğu ve bazı yoksul kişiler tarafından işgal edilmiş olduğu belirtilmektedir. Bazı eski fotoğraflar, bu medresenin cadde üzerindeki giriş cephesini ve içinde revaklarını gösterir. Resimlerin çekildiği sırada dükkânlar kalkmışsa da giriş cephesi kemerli kapısı ile henüz sağlam halde idi. Avlu fotoğrafında ise revakların sütunları ile ayakta olduğu görülür. 1930’dan sonraki yıllarda revakların bütün kubbe, kemer ve sütunları ortadan kalktığı gibi cadde üzerindeki gösterişli giriş ve duvar da yok olmuştu. Ebülfazl Mahmud Efendi Medresesi’nin ana caddedeki perişan hali gözleri rahatsız ettiğinden o sırada belediye tarafından istimlâk edilmesi, hatta başka bir yere taşınması da teklif edilmiştir.

Yeni belediye sarayının medresenin yakınında inşası kararlaştırıldıktan sonra sarayın yükseleceği yerde olmamasına rağmen 1954 yılı yazında medrese tamamen yıktırılmış, yıkımın durdurulması yolundaki yayınlardan rahatsız olan ilgililer, yok ettikleri binanın enkazını da ancak iki yıl sonra 1956 Mayısında kaldırmışlardır.

Kare planlı olan medrese Bizans devrinden kalma bazı tonozların üzerine oturtulmuştu. Nitekim burada yapılan kazıda, 8-10 m. derinde bir Geç Roma sarayının mozaiklerle süslü döşemesi bulunmuştur. Medrese, muntazam işlenmiş kesme taş kaplama ile gösterişli bir görünüme sahipti. Bir iç avluyu, dört taraftan baklavalı başlıklı mermer sütunlara dayanan sivri kemerli revaklar çeviriyordu. Bu kubbeli revakların gerisinde ise içten 3,10 × 3,10 m. ölçüsünde ocaklı hücreler sıralanıyordu. Bunlar kubbe yerine aynalı tonozlarla örtülmüştü. Hücreler avluya bakan pencerelerden ışık alıyordu. Medreselerde girişi daima çözümlenmesi bir mesele olan köşe hücreleri, burada diğerlerinden daha uzun (3,10 × 4,70 m.) dikdörtgen biçiminde yapılmak suretiyle giriş çözümlenmişti. Tam eksen üzerinde ortada olan mescid-dershane, üstü kubbe ile örtülü büyük kare bir mekândı. Kubbe geçişleri köşe trompları ile sağlanmıştı. Kasnaksız kubbenin başlangıcını mukarnaslı bir friz çemberi süslüyordu.

Medresenin bânisi Mahmud Efendi’nin türbesi dershanenin yan cephesine bitişik olarak sonradan yapılmıştı. Silindir biçiminde basit bir taşın üstündeki kitâbesinde şu ibare vardı: “Hüve’l-bâkī / Sâhibü’l-hayrât ve’l-hasenât sâbıkan Rumeli kādîaskeri merhum ve mağfûrun leh Karaçelebizâde Ebülfazl Mahmud Efendi rûhiyçün el-Fâtiha / 1063.” Medrese yıktırılırken sökülen bu mezar taşının Şehzade Camii hazîresine taşındığı söylenmişse de bütün aramalara rağmen bulunamamıştır.

Bu türbenin yanına, bir cephesindeki iki sıra pencereden ışık alan bir mekân daha eklenmiş, daha sonra buna bir de hol ilâve edilmişti. Bu kısmın bir sıbyan mektebi olduğu anlaşılmaktadır. Esasen önünden geçen sokak da Mahmud Efendi Mektebi sokağı olarak adlandırılmıştı.

Ebülfazl Mahmud Efendi Medresesi’nin mescid-dershanesinin çok zengin biçimde bezenmiş olduğu bilhassa bina yıkılırken ortaya çıkmıştı. XIX. yüzyılda kubbeyi süsleyen malakârî tezyinatın üstü kalın bir sıva ve badana tabakası ile kaplanarak üzerine siyah ve gri renklerde kalem işi tezyinat yapılmıştı. Duvarların yukarı kısımları, trompların içleri ve kemerler beyaz, kırmızı, yeşil malakârî tekniğinde süslemelere sahipti. Bütün kubbenin iç yüzeyini kaplayan bu süsleme, klasik dönem Türk sanatında pek az yerde kullanıldığından nâdir ve değerli bir örnekti. Dershanenin yıkılan kapısının üst kemerinin de mermer üzerine altın yaldızla işlenmiş nakışları vardı.

Medresenin bütünü ihya edilmese bile en azından yalnız dershane kısmı korunarak restore edilebilir ve muhteşem malakârî nakışları ile yaşatılabilirdi. Bu medresenin tamamıyla ortadan kaldırılması gerek şehir tarihi gerekse Türk sanatı bakımından büyük bir kayıptır.


BİBLİYOGRAFYA
Şeyhî, Vekāyiu’l-fuzalâ, Süleymaniye Ktp., Beşir Ağa, nr. 479, vr. 429b.

Evliya Çelebi, Seyahatnâme, I, 314.

Ayvansarâyî, Hadîkatü’l-cevâmi‘, I, 65.

Sicill-i Osmânî, IV, 390.

Mimar Kemâleddin, “Yenicâmi Tâmiratı ve Ebü’l-Fazl Medresesine Dair”, TY, III (1329), s. 186-191.

Semavi Eyice, “Türk Sanatının Bir Eseri Tahrip Ediliyor”, Yeni Sabah, İstanbul 2 Şubat 1954, s. 1, 7 (ayrıca Dünya gazetesi, 27 Şubat 1954).

a.mlf., “İstanbul’un Kaybolan Bir Eski Eseri: Kazasker Ebu’l-Fazl Mahmud Efendi Medresesi”, TD, X/14 (1959), s. 147-162.

Mübahat S. Kütükoğlu, “1869’da Faal İstanbul Medreseleri”, TED, VII-VIII (1977), s. 316, nr. 116.

a.mlf., “Dârü’l-hilâfeti’l-‘aliyye Medresesi ve Kuruluşu Arefesinde İstanbul Medreseleri”, İTED, VII/1-2 (1978), s. 80, nr. 63.




Kaynak: FATİH HABER

Editör: ABDULLAH GÖZAYDIN



YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



YORUM YAZ

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER HABERLER
FOTO GALERİ
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
YUKARI