Sulukule Romanları tekrar evlerine kavuşabilir mi?
Sulukule Bütün zamanların en vahşi Rant projesini yaşayan mağdurlar AİHM'inde davaları devam ediyorken, Mahallelerini cehaletleri ve Rantçılarının akıl almaz güçleri karşısında keybetmenin hazımsızlığını yaşıyorlar. O zamanda kendilerine çok destek olduk, Haberlerimizle, Birebir yol göstererek direnmelerini istedik, Kendi içlerinde birlik olamayan Romanlar'ın önce kiracı konumunda olanları satın alındı, Kendilerine Taşoluktan ev verildi, Mahalleden çıkarıldı. Gerisi kolay oldu,
23 Nisan 2017 - 13:46
Mahalleye önce fuhuş ve uyuşturucu damgası vuruldu, Peşinden mahalle "yasadışı" döküm alanı haline getirilerek, Fatihin bütün molozları pislikleri mahallenin başına döküldü, Molazlar evlerin boyuna ulaştığında, Elektrik-su kesildiğinde artık yaşam imkanları bittiğinde son direnişte kırılmış oldu.
Bu uygulamanın hiçbir hukuki boyutu yoktu, Romanların dağınıklığı, Direnişteki zaafiyetleri Rantçıların işini kolaylaştırdı ve mahallede 20-30 bin liraya el değiştiren parseller üzerine 200-300 bin liralık bir yatırımla 4-5 milyonluk bir kazanç sağladılar.
Gene de TOKİ'ye olan borçlarını Sanki yeni mülk sahipleri Romanmış gibi 15 yıl vade ile ödemeye devam ediyorlar.
Yeni nesil Romanlar kurdukları Rap gurubu ile yaşadıkları yıkımı sanat Dünyasında yaşatıyorlar, Cumhuriyetten Ezgi'nin konu ile ilgili haberi aşağıda, Admin.
‘Hayalimiz Sulukule’yi sahiplerine iade etmek’
Sulukule çıkışlı ilk rap grubu Tahribad-ı İsyan ilk albümünü çıkardı. Hayalleri, evlerinden edilen Sulukulelileri o yeni yapılan villalarda
oturtmak!
İktidarların toplumlar üzerinde yarattığı tahribatın içinden harikulade şeyler doğabiliyor. Tahribad-ı İsyan bunun en güzel örneklerinden.
Sanat ve alternatif müzik dünyasını takipte olanlar, STK’ciler ve aktivistler onları zaten iyi tanıyor. Bilmeyenler için anlatalım: Kendileri
Sulukule çıkışlı ilk rap grubu. 10’lu yaşlarında “Fakirden alıp yap kral dairesi” mantığıyla işleyen kentsel dönüşüm harekâtının ezdiği
hayatların isyan sesi oldular. Şimdi 20’lerinin başındalar ve prodüktörlüğünü Kenan Doğulu’nun, “ameliyatları”nı Murat Çekem’in
üstlendiği, grubun adını taşıyan ilk albümleri yayımlandı. Aslında bu çağdaş sanatçı Halil Altındere’nin 13. İstanbul Bienali’nde gösterilen
bir video çalışmasıyla başlayan uzun bir hikâye. Bırakalım kendileri anlatsın..
-Bilmeyenler için Tahribad-ı İsyan’ın nasıl doğduğunu anlatarak başlayalım mı?
Burak: Asil’le lise birinci sınıfta aynı sırayı paylaştık. Birbirimizin rap dinleyip yaptığını biliyorduk. Birkaç demo kaydetmeye başladık. Asil’in
çocukluk arkadaşı Hasan ve Hasan’ın sınıfındaki Veysi de bize katıldı. Onlar da lisede aynı sınıfta okuyorlardı. Kendimizce demolar
kaydetmeye başladık.
Asil: Hasan’ın bazı dizi projeleri olmaya başlayınca bizim işler aksamaya başladı. Dedik ki “kanka sen oradan git, biz buradan gidelim,
sonra kazanıp ortada buluşuruz.
Burak: 2010’da mahallede çocuklarla workshop’lar yapmaya başladık. En büyük gelişimimiz orada başladı. Biz öğretmeye başlayınca
daha fazla öğrenir olduk. 2015 yaz sonuna kadar Sulukule’de atölyeler devam etti. 2012’de Londra’daki Breakin’ Convention festivaline
gitme şansı bulduk. Orada gördüklerimiz bizde daha farklı şeyler uyandırdı. 2013’te Halil Altındere’yle tanıştık. Pınar Öğünç’le yaptığımız
röportajda bizi görmüş, mahalleye gelip bizi buldu. Yaklaşık 7 ay birlikte takıldık. İşte ‘Wonderland’ videosu öyle çıktı. Sonra bienal
tufaları başladı.
‘Biz hiphop’ın bilinçli tarafıyız’
-Ve o videoyla hem hikâyeniz, hem de müziğiniz New York’taki MoMA müzesine kadar taşındı...
Asil: Önünü alamadık (gülüyor)! Müziğimiz bizimle hiç alakası olmayanların da kulağına gitmeye başladı. Aktivistler, sanat çevresi,
platformlar, dernekler filan bizi tanımaya başladılar.
Veysi: Bu işin en başında tek amacımız rap yapmaktı. Sulukule Sanat Atölyesi’nin kurucusu, güzel meleği Funda Ablamız (Oral) ayılttı
bizi aslında. Rap yapmamızın bir amacı olduğunu söyledi. Şimdi aslında dünyadaki bütün insanlara da bir şeyler anlatabileceğimizin
farkındayız. Bu sürecin sonunda onlara sesimizi duyurabilmek istiyoruz.
Burak: Bu sayede sanatın da değerini anladık. Sanatla insana neler anlatabileceğimizi.
Asil: Kalkıp eylem yapmaktansa bir şarkı yazıp yıllarca kalıcı olması gibi. Daha önemli...
-Aslında isyanın en kalıcı biçimi...
Veysi : Şu an sokakta bile o yok mu yani: “Baaaşkaanlııığa hayır!” (Burak beatbox’la eşlik ediyor). Aslında bu şekilde bilinçaltına bir
şeyler aşılamaya çalışıyorlar.
-Kenan Doğulu ve Murat Çekem’le birlikte çalışmaya başladınız. Albüm tanıtımı Zorlu PSM’de yapıldı vs.. Olay nereye gidiyor?
Asil: Müzik olarak büyük bir gelişme kaydettik. Kenan Abi bizimle bir patron-çalışan ilişkisi kurmadığı için de şanslıyız. Hep abi kardeş
muhabbetleri içindeydik. Ve hep okumamız gerektiğini söyler. Akıl hocası gibi oldu bize. Biz elimizden geldiğince bu underground
kültürü sokabildiğimiz her mecraya sokacağız. Tabii ki duruşumuzu bozmadan. Söyleyeceklerimiz var. Ama insanların bizim ne
dediğimizi anlamaları için önce bu kültürü anlamaları gerekiyor. Hip hop’ın kültür olarak tanıtılması gerekiyor.
Burak: İnsanlar daha basit şeyleri daha çabuk kabulleniyor. Biz hiphop’ın bilinçli tarafıyız
-Sözleri nasıl yazıyorsunuz? Herkes kendi sözlerini mi yazıyor?
Asil: Genelde herkes kendisi yazıyor. Sonra toplanıp revize ettiğimiz, ekleme çıkartma yaptığımız da oluyor. Birbirimize danışıyoruz
çoğunlukla. Birlikte başka formlar da düşünebiliyoruz.
Burak: Kanka fazladan dörtlük var, lazım mı falan diyoruz mesela.
‘Ülkeyi moruklar yönetiyor’
-Türkiye son yıllarda pek çok yeni rapçi’yle tanıştığı bereketli bir dönem yaşıyor. Bunda bu gençlerin AKP iktidarıyla büyümüş olmasının
payı var mı?
Veysi : Gençlerin buna yönelmesi güzel. Onların saklayıp gizlediklerini not edip insanlara duyurmak önemli. Çünkü körü körüne
yaşayamayız bu ülkede. Onca gençlerimiz yok olup gidiyor. Ya sokakta, ya yoksullukla, ya uyuşturucuyla... Bu ülkenin artık bir gencinin
dahi ölmesine tahammülünün olmaması lazım. Onlar yaşamayı hak eden insanlar.
Asil: Bu sorunların temeli sisteme bağlı aslında. Okullarda bu çocukların sevdikleri işe ilgi gösteren bir öğretmenleri, bir alanları yok. Biz
de öyleydik. Ben futbolu, müziği seviyordum. Okulda beden dersinde hoca bizi bahçeye salıyor, müzik dersinde bir tane flüt veriyordu.
Ötesi yoktu. İleride bir şeyleri gençler kurtaracak. 20 yıl sonrasının bakanı şu anki genç olacak. Bizim için gençlere hitap etmenin en iyi
yolu da hiphop. Her zaman Türkiye geriden geliyor. Neden? İnsanların bunu düşünmesi gerek.
-Sizce neden?
Asil: Moruklar yönetiyor da ondan.
Burak: Gençlerin söz hakkı yok. Kendilerini doldurabilmeleri için alanları yok.
Veysi : Biz sadece kendimizi değil, bizden küçük kardeşlerimizi de geliştirmeye çalışıyoruz. Çünkü yarın bir şeyleri başarabileceğimize
inanıyoruz. En azından inanmaya çalışıyoruz. O yüzden mahallede gidip bir köşe başı yerine, bütün çocuklarla birlikte daha temiz bir
yerde takılıyoruz. Gerçi ‘en temiz’i bile pek çok insanın ‘en pis’ dediği yerlerden biri olabilir. Ama bizim için temiz.
'Bizi ayakta tutan aslında bu şerler’
-Bir şarkınızın sözünde geçiyor: “Biz annenin onlarla oynama dediği çocuklardanız...”
Asil: Duruşumuzun önemli nedenlerinden birisi de önyargılara, tabulara karşı çıkmak. Çünkü bu ülkede ne olursan ol, ötekileştiren bir
taraf oluyor. Biz dünyanın sınırsız olmasını diliyoruz. Sonuçta hepimiz insanız. Hepimiz güzel duygularla doğuyoruz. Ve bir sistem sana
insanların ayrı olduğunu söylüyor. Diyor ki bu Kürt, şu Roman... Ama bu doğru değil. Siyahı da beyazı da, hepimiz aynıyız dostum.
-Belki baskı ve tahribatın yaptığı tek güzel şey bu. 23 yaşındaki bir genci bunları düşünebilecek farkındalık seviyesine ulaştırması...
Çevrenizdeki gençler, sizden küçükler nasıl düşünüyor?
Veysi : Yapmak istediğimiz şey aslında tam da bu. 12 yaşındaki çocuktan bile bunları duyabilmen. Babası kötü yollardan geçen küçük
öğrencilerimiz var. 20 yaşındaki arkadaşımla bile oturup o çocuk kadar iyi muhabbet edemiyorum. Çünkü hayatın içinde. Hayat sürekli
tırpanlar atarak yaşatıyor onu ve bir sıfır geriden başlatıyor.
Asil: Bizi ayakta tutan aslında bu şerler. Özellikle Sulukule gibi sıkışmış mahallelerde bize en büyük desteği sağlayan şey bu hiphop
kültürü. Bu aslında kolektif bir yaşam biçimi. Hem bizi sorumluluk sahibi yaptı, hem geleceği düşünmemiz için iyi bir anahtar oldu, hem
de birbirimize sahip çıkabiliyor, yoldaş olabiliyor, ortak hayal kurabiliyoruz.
‘Hepimiz bir olmalıyız’
-Şu an nerede yaşıyorsunuz?
Burak: Ben Güneşli’de.
Asil: Ben Sulukule’deyim hâlâ. Yıkım bizim sokakta durdu. Mahkeme sürecinde yıkıldı oraları. Sonra mahkeme kararı dedi ki orası
aslında tarihi bir alan, yıkılamazmış. Hadi canım! Onca insan evinden, işinden oldu; kültür dağıldı. Sulukule’ye hiç giremeyecek
uyuşturucular girip çoluğa çocuğa bulaşmaya başladı. Bunun hesabını kim, nasıl verecek?
Veysi : Oradaki insanlar bizden tamam ama Türkiye’nin bir sürü sorunu var. Türkiye’nin diğer bölümündeki insanlar da bizim.
Dünyadakiler de...
Burak: Diyarbakır’dakiler de kardeşimiz. Trabzon’dakiler de. Hepimiz bir olmalıyız.
-Gençler için pek çok atölye düzenliyorsunuz. Neler onlar, anlatsanıza...
Asil: Sulukule ekibiyle altı yıldır devam eden atölyelerimiz Elmadağ’daki Çimenev’de sürüyor. Bir buçuk yıldır Suriyeli mülteci gençlere
ASAM’da (Adaleti Savunanlar Stratejik Araştırmalar Merkezi Derneği) atölyeler veriyoruz.
-Para kazanmaya başladınız mı?
Asil: Workshop’lardan harçlıklarımızı çıkarabiliyoruz. Ailelerimize ufak yardımlarda bulunabiliyoruz. Ama bu imkânı olmayanlar için bu
para karşılığı yaptığımız bir şey değil.
Burak: Onun dışında fakiriz. Ben ayrıca dövme yapıyorum.
Veysi: Altı aydır bir pastanede çalışıyorum tezgâhtar olarak. Hayatın diğer tarafını da deneyimlemek istiyorum.
-Okul ne durumda?
Asil: Gitmeye çalışıyoruz. En kötü benimki. Seneye lisede 10. yılım. Kutlarız artık!
Veysi : Oğlum çocuk yapmaya kalksan 9 yaşında olmuştu! n Hayaliniz ne?
-Hayaliniz ne?
Veysi : Bütün Sulukule’yi satın alıp onları o yeni yapılan villalarda oturtmak! Daha çok gence ulaşıp daha bilinçli olabilmek, daha çok
gence umut olmak.
Ezgi Atabilen/Cumhuriyet
Haberin Tamamını okumak için tıklayınız
BENZER HABERLER İÇİN TIKLAYINIZ İKİNCİ SAYFA SULUKULE HABERLERİ ARŞİV SAYFASI ÇÖP DÖKÜMÜ
Bu uygulamanın hiçbir hukuki boyutu yoktu, Romanların dağınıklığı, Direnişteki zaafiyetleri Rantçıların işini kolaylaştırdı ve mahallede 20-30 bin liraya el değiştiren parseller üzerine 200-300 bin liralık bir yatırımla 4-5 milyonluk bir kazanç sağladılar.
Gene de TOKİ'ye olan borçlarını Sanki yeni mülk sahipleri Romanmış gibi 15 yıl vade ile ödemeye devam ediyorlar.
Yeni nesil Romanlar kurdukları Rap gurubu ile yaşadıkları yıkımı sanat Dünyasında yaşatıyorlar, Cumhuriyetten Ezgi'nin konu ile ilgili haberi aşağıda, Admin.
‘Hayalimiz Sulukule’yi sahiplerine iade etmek’
Sulukule çıkışlı ilk rap grubu Tahribad-ı İsyan ilk albümünü çıkardı. Hayalleri, evlerinden edilen Sulukulelileri o yeni yapılan villalarda
oturtmak!
İktidarların toplumlar üzerinde yarattığı tahribatın içinden harikulade şeyler doğabiliyor. Tahribad-ı İsyan bunun en güzel örneklerinden.
Sanat ve alternatif müzik dünyasını takipte olanlar, STK’ciler ve aktivistler onları zaten iyi tanıyor. Bilmeyenler için anlatalım: Kendileri
Sulukule çıkışlı ilk rap grubu. 10’lu yaşlarında “Fakirden alıp yap kral dairesi” mantığıyla işleyen kentsel dönüşüm harekâtının ezdiği
hayatların isyan sesi oldular. Şimdi 20’lerinin başındalar ve prodüktörlüğünü Kenan Doğulu’nun, “ameliyatları”nı Murat Çekem’in
üstlendiği, grubun adını taşıyan ilk albümleri yayımlandı. Aslında bu çağdaş sanatçı Halil Altındere’nin 13. İstanbul Bienali’nde gösterilen
bir video çalışmasıyla başlayan uzun bir hikâye. Bırakalım kendileri anlatsın..
-Bilmeyenler için Tahribad-ı İsyan’ın nasıl doğduğunu anlatarak başlayalım mı?
Burak: Asil’le lise birinci sınıfta aynı sırayı paylaştık. Birbirimizin rap dinleyip yaptığını biliyorduk. Birkaç demo kaydetmeye başladık. Asil’in
çocukluk arkadaşı Hasan ve Hasan’ın sınıfındaki Veysi de bize katıldı. Onlar da lisede aynı sınıfta okuyorlardı. Kendimizce demolar
kaydetmeye başladık.
Asil: Hasan’ın bazı dizi projeleri olmaya başlayınca bizim işler aksamaya başladı. Dedik ki “kanka sen oradan git, biz buradan gidelim,
sonra kazanıp ortada buluşuruz.
Burak: 2010’da mahallede çocuklarla workshop’lar yapmaya başladık. En büyük gelişimimiz orada başladı. Biz öğretmeye başlayınca
daha fazla öğrenir olduk. 2015 yaz sonuna kadar Sulukule’de atölyeler devam etti. 2012’de Londra’daki Breakin’ Convention festivaline
gitme şansı bulduk. Orada gördüklerimiz bizde daha farklı şeyler uyandırdı. 2013’te Halil Altındere’yle tanıştık. Pınar Öğünç’le yaptığımız
röportajda bizi görmüş, mahalleye gelip bizi buldu. Yaklaşık 7 ay birlikte takıldık. İşte ‘Wonderland’ videosu öyle çıktı. Sonra bienal
tufaları başladı.
‘Biz hiphop’ın bilinçli tarafıyız’
-Ve o videoyla hem hikâyeniz, hem de müziğiniz New York’taki MoMA müzesine kadar taşındı...
Asil: Önünü alamadık (gülüyor)! Müziğimiz bizimle hiç alakası olmayanların da kulağına gitmeye başladı. Aktivistler, sanat çevresi,
platformlar, dernekler filan bizi tanımaya başladılar.
Veysi: Bu işin en başında tek amacımız rap yapmaktı. Sulukule Sanat Atölyesi’nin kurucusu, güzel meleği Funda Ablamız (Oral) ayılttı
bizi aslında. Rap yapmamızın bir amacı olduğunu söyledi. Şimdi aslında dünyadaki bütün insanlara da bir şeyler anlatabileceğimizin
farkındayız. Bu sürecin sonunda onlara sesimizi duyurabilmek istiyoruz.
Burak: Bu sayede sanatın da değerini anladık. Sanatla insana neler anlatabileceğimizi.
Asil: Kalkıp eylem yapmaktansa bir şarkı yazıp yıllarca kalıcı olması gibi. Daha önemli...
-Aslında isyanın en kalıcı biçimi...
Veysi : Şu an sokakta bile o yok mu yani: “Baaaşkaanlııığa hayır!” (Burak beatbox’la eşlik ediyor). Aslında bu şekilde bilinçaltına bir
şeyler aşılamaya çalışıyorlar.
-Kenan Doğulu ve Murat Çekem’le birlikte çalışmaya başladınız. Albüm tanıtımı Zorlu PSM’de yapıldı vs.. Olay nereye gidiyor?
Asil: Müzik olarak büyük bir gelişme kaydettik. Kenan Abi bizimle bir patron-çalışan ilişkisi kurmadığı için de şanslıyız. Hep abi kardeş
muhabbetleri içindeydik. Ve hep okumamız gerektiğini söyler. Akıl hocası gibi oldu bize. Biz elimizden geldiğince bu underground
kültürü sokabildiğimiz her mecraya sokacağız. Tabii ki duruşumuzu bozmadan. Söyleyeceklerimiz var. Ama insanların bizim ne
dediğimizi anlamaları için önce bu kültürü anlamaları gerekiyor. Hip hop’ın kültür olarak tanıtılması gerekiyor.
Burak: İnsanlar daha basit şeyleri daha çabuk kabulleniyor. Biz hiphop’ın bilinçli tarafıyız
-Sözleri nasıl yazıyorsunuz? Herkes kendi sözlerini mi yazıyor?
Asil: Genelde herkes kendisi yazıyor. Sonra toplanıp revize ettiğimiz, ekleme çıkartma yaptığımız da oluyor. Birbirimize danışıyoruz
çoğunlukla. Birlikte başka formlar da düşünebiliyoruz.
Burak: Kanka fazladan dörtlük var, lazım mı falan diyoruz mesela.
‘Ülkeyi moruklar yönetiyor’
-Türkiye son yıllarda pek çok yeni rapçi’yle tanıştığı bereketli bir dönem yaşıyor. Bunda bu gençlerin AKP iktidarıyla büyümüş olmasının
payı var mı?
Veysi : Gençlerin buna yönelmesi güzel. Onların saklayıp gizlediklerini not edip insanlara duyurmak önemli. Çünkü körü körüne
yaşayamayız bu ülkede. Onca gençlerimiz yok olup gidiyor. Ya sokakta, ya yoksullukla, ya uyuşturucuyla... Bu ülkenin artık bir gencinin
dahi ölmesine tahammülünün olmaması lazım. Onlar yaşamayı hak eden insanlar.
Asil: Bu sorunların temeli sisteme bağlı aslında. Okullarda bu çocukların sevdikleri işe ilgi gösteren bir öğretmenleri, bir alanları yok. Biz
de öyleydik. Ben futbolu, müziği seviyordum. Okulda beden dersinde hoca bizi bahçeye salıyor, müzik dersinde bir tane flüt veriyordu.
Ötesi yoktu. İleride bir şeyleri gençler kurtaracak. 20 yıl sonrasının bakanı şu anki genç olacak. Bizim için gençlere hitap etmenin en iyi
yolu da hiphop. Her zaman Türkiye geriden geliyor. Neden? İnsanların bunu düşünmesi gerek.
-Sizce neden?
Asil: Moruklar yönetiyor da ondan.
Burak: Gençlerin söz hakkı yok. Kendilerini doldurabilmeleri için alanları yok.
Veysi : Biz sadece kendimizi değil, bizden küçük kardeşlerimizi de geliştirmeye çalışıyoruz. Çünkü yarın bir şeyleri başarabileceğimize
inanıyoruz. En azından inanmaya çalışıyoruz. O yüzden mahallede gidip bir köşe başı yerine, bütün çocuklarla birlikte daha temiz bir
yerde takılıyoruz. Gerçi ‘en temiz’i bile pek çok insanın ‘en pis’ dediği yerlerden biri olabilir. Ama bizim için temiz.
'Bizi ayakta tutan aslında bu şerler’
-Bir şarkınızın sözünde geçiyor: “Biz annenin onlarla oynama dediği çocuklardanız...”
Asil: Duruşumuzun önemli nedenlerinden birisi de önyargılara, tabulara karşı çıkmak. Çünkü bu ülkede ne olursan ol, ötekileştiren bir
taraf oluyor. Biz dünyanın sınırsız olmasını diliyoruz. Sonuçta hepimiz insanız. Hepimiz güzel duygularla doğuyoruz. Ve bir sistem sana
insanların ayrı olduğunu söylüyor. Diyor ki bu Kürt, şu Roman... Ama bu doğru değil. Siyahı da beyazı da, hepimiz aynıyız dostum.
-Belki baskı ve tahribatın yaptığı tek güzel şey bu. 23 yaşındaki bir genci bunları düşünebilecek farkındalık seviyesine ulaştırması...
Çevrenizdeki gençler, sizden küçükler nasıl düşünüyor?
Veysi : Yapmak istediğimiz şey aslında tam da bu. 12 yaşındaki çocuktan bile bunları duyabilmen. Babası kötü yollardan geçen küçük
öğrencilerimiz var. 20 yaşındaki arkadaşımla bile oturup o çocuk kadar iyi muhabbet edemiyorum. Çünkü hayatın içinde. Hayat sürekli
tırpanlar atarak yaşatıyor onu ve bir sıfır geriden başlatıyor.
Asil: Bizi ayakta tutan aslında bu şerler. Özellikle Sulukule gibi sıkışmış mahallelerde bize en büyük desteği sağlayan şey bu hiphop
kültürü. Bu aslında kolektif bir yaşam biçimi. Hem bizi sorumluluk sahibi yaptı, hem geleceği düşünmemiz için iyi bir anahtar oldu, hem
de birbirimize sahip çıkabiliyor, yoldaş olabiliyor, ortak hayal kurabiliyoruz.
‘Hepimiz bir olmalıyız’
-Şu an nerede yaşıyorsunuz?
Burak: Ben Güneşli’de.
Asil: Ben Sulukule’deyim hâlâ. Yıkım bizim sokakta durdu. Mahkeme sürecinde yıkıldı oraları. Sonra mahkeme kararı dedi ki orası
aslında tarihi bir alan, yıkılamazmış. Hadi canım! Onca insan evinden, işinden oldu; kültür dağıldı. Sulukule’ye hiç giremeyecek
uyuşturucular girip çoluğa çocuğa bulaşmaya başladı. Bunun hesabını kim, nasıl verecek?
Veysi : Oradaki insanlar bizden tamam ama Türkiye’nin bir sürü sorunu var. Türkiye’nin diğer bölümündeki insanlar da bizim.
Dünyadakiler de...
Burak: Diyarbakır’dakiler de kardeşimiz. Trabzon’dakiler de. Hepimiz bir olmalıyız.
-Gençler için pek çok atölye düzenliyorsunuz. Neler onlar, anlatsanıza...
Asil: Sulukule ekibiyle altı yıldır devam eden atölyelerimiz Elmadağ’daki Çimenev’de sürüyor. Bir buçuk yıldır Suriyeli mülteci gençlere
ASAM’da (Adaleti Savunanlar Stratejik Araştırmalar Merkezi Derneği) atölyeler veriyoruz.
-Para kazanmaya başladınız mı?
Asil: Workshop’lardan harçlıklarımızı çıkarabiliyoruz. Ailelerimize ufak yardımlarda bulunabiliyoruz. Ama bu imkânı olmayanlar için bu
para karşılığı yaptığımız bir şey değil.
Burak: Onun dışında fakiriz. Ben ayrıca dövme yapıyorum.
Veysi: Altı aydır bir pastanede çalışıyorum tezgâhtar olarak. Hayatın diğer tarafını da deneyimlemek istiyorum.
-Okul ne durumda?
Asil: Gitmeye çalışıyoruz. En kötü benimki. Seneye lisede 10. yılım. Kutlarız artık!
Veysi : Oğlum çocuk yapmaya kalksan 9 yaşında olmuştu! n Hayaliniz ne?
-Hayaliniz ne?
Veysi : Bütün Sulukule’yi satın alıp onları o yeni yapılan villalarda oturtmak! Daha çok gence ulaşıp daha bilinçli olabilmek, daha çok
gence umut olmak.
Ezgi Atabilen/Cumhuriyet
Haberin Tamamını okumak için tıklayınız
BENZER HABERLER İÇİN TIKLAYINIZ İKİNCİ SAYFA SULUKULE HABERLERİ ARŞİV SAYFASI ÇÖP DÖKÜMÜ







YORUMLAR