Abdullah Gözaydın

Abdullah Gözaydın

Fatih'in Demokratik Geleceği
fatihten@gmail.com

Eskiye özlem, Eski Arkadaşlıklar

24 Temmuz 2017 - 18:14

Bir garip mahalle Balat

Yaşayan son nesil genelde 50-60 yıllarından geliyor.

Son yıllarda birazda sosyal medyanın imkânları ile Dünya sathına yayılmış Balatlılar Teknolojinin sağladığı bu imkânı fırsata çevirerek hepimizin özlediği o muhteşem geçmişin ayak izlerini aramaya başladılar.

Kimi komşu ilçelerde, illerde meskûn iken Aralarında Avrupa’dan Amerika’dan katılanlar var.

Bir Arkeolog gibi Bir kültür-tarih araştırmacısı gibi çevreyi deşmeyi, toprağın belkide bir karış altında yatmakta olan nice yaşanmışlıkları gün yüzüne çıkarma telaşında.

Kimi Spor sahalarından, Kimisi meyhaneden, kumarhaneden katılmışlar cemaate. Kiliseden, Havradan, Camiden Medreseden gelen yok mu sanıyorsunuz, Her yerden her yerden.

İşte diyorum Toplumsal denetim ve kalitenin olmazsa olmazı Sivil Toplum Kuruluşlarında olması gereken hoşgörü, Dayanışma Anlat Balat söylemi altında bir araya gelebiliyor.

Millet olarak en önemli eksikliğimiz bu, Dini, Siyasi, kültürel, ekonomik farklılıklarımız nedeniyle bir araya gelememek.

Halbuki hayatı yaşarken Sosyal gereksinmelerimizi sağlarken hiç dikkat etmiyoruz.  Ekmeği aldığımız kim, beyaz eşya otomobil, Evimizi satın aldığımız içer mi, Kılar mı?. Ahlakı nedir, Zaafları nelerdir umurumuzda değil, Bu konuda ekonomik cazibeler bizi detaylara girmekten kurtarıyor. Evet ekonomi önemli, İhtiyaçlar ve harcamalar kültürel mozaik, Milli dini hassasiyetleri çoğunlukla ciddiye almıyor.

Dedik ya, Günümüzde en çok ihtiyacımız olan asgari değil Azami müşterekte birlikte hareket etmek zorundayız. Fikir çorbasında aradığını bulamazsın, Balat merkezinde başlatılan bu dayanışma Fatih üzerinden İstanbul, Türkiye ve Dünya öngörüsüne ulaşmalı.

Dünya size çok uzak gelmesin, Yaşarken tükettiğimiz objelere bakın 5 kıta yüzlerce ülke, Binlerce farklı milletin emekleri bunlar, Bir şekilde bizim beğenimize ulaşıyor. Dünya artık gerçekten köy hükmünde, ulaşılabilirlik konusunda.

Cebimizdeki telefon kadar yakın bize bilmem pasifik okyanusunun ortasındaki minik bir ada.

Şimdi köklerimize doğru yapmaya çalıştığımız sondajlarda çıkan bulgulardan eski mutluluklarımızı sevdalarımızı, yaşanmışlıklarımızı arıyoruz. Bulursak gene mutlu olacak Ayaklarımız yerden kesilecek diye hayal kuruyoruz.

Sanıyorum ki Aradıklarımız kaybettik sandıklarımız da değil, Keşfetmemiz gereken hayata bakış açımızı değiştirmek, Çağdaş topluma geçiş yaparken O eski samimi, riyasız, özverili, ben merkezli değil Biz anlayışının hayata hâkim olması zannediyorum.

Dünyayı yeniden keşfetmek gibi bir duygu bu aslında. Kaybettiklerimizi başka yerlerde arıyoruz, halbuki kaybettiklerimiz kendimizin içinde, tamda göğsümüzün sol yanında.. Kalbimiz.

Düşünürken, konuşurken, Alırken, Verirken, sökerken, Dikerken biraz kalbimizin varlığını hatırlasak, O yumruk kadar et parçasının ne dediğini dinleyebilsek bütün meseleler çözülecek.

Erhan gene sana takıldım, Foto kıskançlığının getirdiği yüzeysel şüpheler nedeniyle akvaryum aramak  her şeyi kırıp döküyor.

Benim inancımda Suizan haram, Hüsnüzan ibadet, İnsanlara güvenmek Fırsat vermek zorundayız.

Tekrar tekrar aldatanlar tasfiye edilmeli, Bu dışlanmışlık toplumsal kontrolü getirecek, Öyle eften püften şeyler nedeniyle gönül koymalar saçmalık sayılacak..

Günümüz toplumunun çoğunluğu bu dışlanmışlığı göze alamayacağı için hayat çok güzel olacak…

İnanıyorum evet inanıyorum. Tam dibi bulmadan kendimize gelelim, Dibi bulduğumuzda nasıl olsa yukarı çıkışa geçeceğiz, Yüzeye çıkacak kadar nefesimiz kalır ise…! Yeniden nefes alıp kaldığımız yerden hayata devam edeceğiz. 

Nefesimiz yetmezse gene su yüzüne çıkacağız ama....!