(TÜRKLERİN ATA YURDU)
Tarihin en zorlu bugün ki İran coğrafyası günmüzde adı "İran İslam Cumhuriyeti" olan arkaik geçmişi ile birlikte tarihi, kültürü ve büyük bir medeniyetin üzerine kurulmuş yeni bir devlettir.
Bu coğrafyada büyük Türk devletlerinin kurulması ile birlikte özellikle dönemin güçlü İmparatorluğu olan Bizans'a karşı 1071 yılında ki Malazgirt zaferi sonrası Büyük Selçuklu Devleti'nin hükümdarı Sultan Alparslan tarafından batı'ya olan ilerleyişi ve İstanbul gibi Hadislere mazhar olan güzel şehirin fetih tutkusu Türkleri bu coğrafyadan kopardı, Anadolu toprakları yeni vatanımız oldu?
İran coğrafyasının Paleolitik Çağ'dan bu yana insanların yaşadığı çok önemli bir bölge olmuştur. İran'ın büyük bölümü ilk olarak M.Ö 7.yüzyılda Siyaksares yönetimindeki "Medler" tarafından siyasi bir bütün olarak birleştirildi ve büyük komutan "Kiros'un" antik tarihin en büyük hükümdarlarından biri olan "Ahameniş İmparatorluğu'nu" kurarak tarih sahnesine çıkmıştır.
İran M.Ö 6. yüzyılda bölgesel olarak başarının zirvesine ulaşmıştır. Büyük İskender, M.Ö 4.yüzyılda bu büyük İmparatorluğu fetih etti, fakat ardından M.Ö 3.yüzyılda bir İran ayaklanmasıyla "Part İmparatorluğu" kuruldu ve ülke yeniden özgürlüğüne kavuştu? Daha sonra bu devletin yerini M.S 3.yüzyılda "Sasani İmparatorluğu" aldı. Sasani Devleti'nin siyasi ve içtimai dönemi, İran tarihinin altın çağlarından biri olarak kabul edilir.
M.S 7.yüzyılda Hz Ömer (R.A) Halifeliği döneminde 633 yılında Halid Bin Velid komutasında ki Müslümanlar bölgeyi fethederek İran'ın İslamlaşmasına yol açtı daha sonra Halid bin Velid komutasında İslam ordusu Sasani İmparatorluğu'nun siyasi ve ekonomik merkezi olan Mezopotamya'yı işgal etti. Halid'in Levant'da ki Bizans cephesine geçmesinden sonra, Müslümanlar nihayetinde Sasani'nin karşı saldırılarını püskürttebildiler. 636 yılinda Sa'd bin Ebu Vakkas tarafından Sasanilere karşı ikinci bir istila başlatıldı ve "Kadisiye Muharebesi" ile önemli bir zafer, elde edildi? İran'ın batısında ki bu zafer Sasani kontrolünün İran'da tamamen sona ermesine yol açtı!
İslam Halifesi Hz Ömer (R.A) dönemin de Persler tarafından bölgede kesintisiz baskınlar yapılması nedeniyle 642'de Sasani İmparatorluğu'nun tamamen istila edilmesini emretti ve 651 dolaylarında Sasani İmparatorluğu tamamen fetih edilerek Müslümanların hakimiyetine girdi! Mekke'nin fethi sırasında sevgili peygamber efendimiz Hz Muhammed (S.A.V)'in Hz Ömer (R.A) senin kollarında Kisra'nin bileziklerini görüyorum ifadesini o gün Hz Ömer (R.A) tam olarak algılayamamıştı, fakat İran'ın fethiyle bu sözün ne anlama geldiğini fetihle birlikte öğreniyordu? İran da Sasani döneminde gelişen edebiyat, felsefe, matematik, tıp, astronomi ve sanat, İslam'ın Altın Çağı sırasında o büyük kültür ve medeniyet yeniden canlandı.
Bu dönemde bazı İranlı Müslüman hanedanlar, Arap fetihlerinin ardından Arap etkisinin yoğun olduğu yönetim ve kültür alanlarını sınırlayarak Farsça'yı kullanmaya devam ettiler. Dilin bir toplumun gelişimi üzerinde ki etkisi ne kadar önemli olduğunu bir kez daha böylece görebiliyoruz.! İran coğrafyasında 11.yüzyılda "Büyük Selçuklu Devleti'ni" kuran Türkler bütün İran'ı hakimiyeti altına aldı? Daha sonra yine bir Türk komutanı olan "Timur Han'ın" 14. yüzyılda ki fetihlerinden sonra bölgede önemli bir kültürel canlanma yaşandı, özellikle edebiyat, sanat ve bilim alanlarında "Timur'lu Rönesansı" görüldü. Özellikle yüce İslam dininin ilim ve bilim havzası o dönemde Arap yarımadasından, bu coğrafya kayarak önemli bilim insanları yetiştirilmesi sonucu bu bölgenin yıldızının parlamasına vesile oldular.
Safiyüddin tarikatının lideri Şeyh Cüneyd'in torunu, Şeyh Haydar'ın oğlu olan Şah (Şeyh) İsmail ona bu isim Seyh'lik unvanı "Yavuz Sultan Selim Han" tarafından tarikat mensubu olduğu için kendisine verilmiştir. Şah İsmail 16. yüzyılda 1502 yılında kurmuş olduğu Safeviler, Devleti'nin resmi dinini, İslam tarihin de ilk kez "On İki İmam Şiiliğini" resmi mezhep ilan ederek İran'da yeniden dini motifli büyük bir "Türk Devlet" yapısı teşkilatını kurdu. Şah İsmail Anadolu'dan İran tarafına geçen, Türkmenler Safevi Devleti'nin temelini oluşturdu! Anadolu toprakları şiilik inancı sonucu boşaltılarak Türk tabanın kayması sonucu başlıca Türkmen oymakları olan, Ustacalu, Şamlu, Rumlu, Musullu, Tekelü, Afşar, Kaçar ve Karamanlu gibi Türk boyları ile Safevi Devleti'ni birlikte kurdular. Bu aşiretler, "Şah İsmail'e" sadakatle bağlı onun uğrunda hayatlarını gözlerini kırpmadan feda eden savaşçı birliklerdir.
Yavuz Sultan Selim Han 23 Ağustos 1514'te Şah İsmail'i Çaldıran Muharebesi'nde mağlup ettikten sonra Safevilerin başkenti Tebriz'e ilerledi. 6 Eylül 1514'te şehre giren Yavuz, burada adına hutbe okutarak şehri kısa süreliğine Osmanlı hakimiyetine aldı. Ancak yeniçerilerin itirazı ve olumsuz kış şartları nedeniyle Tebriz'de kalıcı olmadılar. Osmanlı Sultanı "Selim Han" Tebriz şehirinden 1000'e yakın ilim ve sanat erbabını İstanbul'a gönderdi. Şah İsmail'in İran'ın içlerine doğru güvenlikli bir yere kaçması sonucunda başkent Tebriz, Safevi tehdidinin merkezine Osmanlı mührünü vurmuştur. Tebriz de büyük camide Cuma namazında adına hutbe okutarak işgalini taçlandırmıştır. Fakat padişah Selim Han bu Çaldıran zaferiyle birlikte Yavuz lakabını almış ve ordusunun İran da kalmak istememesi üzerine aynı zamanda bu bir isyandır.
Ayrıca kış şartlarının ağırlığı sebebiyle Tebriz'de kalıcı bir garnizon bırakmayarak Karabağ üzerinden Anadolu'ya geri dönmüştür. Yavuz Sultan Selim'in Tebriz fethi, Safeviler üzerinde sağlanan psikolojik ve askeri üstünlüğün en önemli simgelerinden biridir.
Safeviler 23 Ağustos 1514 Çaldıran meydan muharebesinde ki mağlubiyetinin etkisinde kalarak üstün ateşli (Kırim - Kongo) silah gücüne sahip Osmanlılar'la meydan savaşına girme cesaretini gösteremeyerek Osmanlı ordusunun geçeceği yerleri tahrip etmek ve ani baskınlar yapmak şeklinde direnişler gösterdiler. Osmanlı Türk ordusu Kanuni Sultan Süleyman döneminde özellikle Serasker Pargalı lakaplı Veziriazam İbrahim paşa dönemlerinde İran birliklerini bozguna uğrattılar.
Hatta Osmanlı - Türk ordusu güç şartlar altında Sultaniye'ye ulaşsa da Safevi Şah'ıb Tahmasb'ın izine hiç bir zaman rastlayamadı. Osmanlı ordusu buradan hareketle zorlu arazi ve iklim şartlarıyla mücadele ederek Bağdat üzerine yöneldi. Bağdat'ı savunan "Tekelü Mehmed Han" komutasındaki Safevi kuvvetlerinin şehri terkederek kaçması üzerine Bağdat gibi önemli bir dini merkez 28 Kasım 1534'te Osmanlı kuvvetlerince kolayca ele geçirildi. 1534-1535 kışını Bağdat'ta geçiren Kanuni, burada Osmanlı devlet örgütünü kurdu. Bağdat'ın dini önem edinen yerlerini gördü. Safevi tehlikesini kesin olarak kaldırmak isteyen I. Süleyman, Şah'ın Tebriz'i geri aldığını ve Van'ı kuşattığı haberi üzerine harekete geçti. 3 Temmuz 1535'te Tebriz'e gelen Osmanlı Sultanı, devamlı kaçan Şah Tahmasb kuvvetlerini takip için İran içerisinde Dergezîn'e [en] kadar ilerledi. Ancak Tahmasb'ın izine rastlanılmaması üzerine Tebriz'e dönüldü (20 Ağustos). Kanuni komutasındaki Osmanlı ordusu Tebriz'i boşaltarak 23 Eylül 1535'te Ahlat'a geldi ve bir süre burada kaldı.
Osmanlı ordusunun Tebriz'i boşaltması üzerine Şah Tahmasb süratle hareket ederek şehre girdi ve ardından Van'ı da ele geçirdi. Bu süreçte Erciş'i kuşatan Safevi ordusu şehri ele geçiremediği gibi Osmanlı kuvvetleri de Van'ı geri alamadı. Kanuni, kış mevsiminin iyice ilerlemesi ve Şah Tahmasb'ın Van'a asker bırakıp buradan ayrıldığını haber alması üzerine ileri harekâta geçmeyerek sınır bölgesinin güvenliğini sağlamlaştırdıktan sonra Ahlat'tan Bitlis'e, oradan Diyarbakır'a gelip Halep, Antakya, Gülek Boğazı, Konya yoluyla 8 Ocak 1536'da İstanbul'a ulaştı! İran Devletleri ki günümüze kadar kurulanlar Türk milletinin adlı unsuru olan Selçuklu, Karahanlı, Harezm ve Akkoyunlular ile birlikte Safevilerin uzun iktidarı Afşarlar ve Kaçarlar 1925 yılına kadar 1000 yıl bu büyük coğrafyayı yöneterek çok önemli ve büyük bir tarih ortaya koydular.
İran, 1736 yılında "Nadir Han Afşar'ın" yönetimi ele geçirerek Afşar Hanedanlığını kurmasıyla birlikte Safeviler Devleti resmen yıkılmıştır. Fakat şillik ve oniki İmam inancı İran coğrafyasında devam etmiştir. Kurulan Afşar İmparatorluğu döneminde dünyanın önde gelen güçlerinden biri haline geldi fakat daha sonra bu durum, Kaçar Devleti (1794 - 1925), İran'da hüküm sürmüş, Azerbaycan Türklerinin Kaçar boyundan olan Kovanlı kolu tarafından kurulan son Türk hanedanlık devletidir. Ağa Muhammed Han tarafından Tahran merkezli kurulan bu devlet, yaklaşık 130 yıl boyunca İran'a hükmetmiş, 1925'te Pehlevi hanedanlığının kurulmasıyla son iktidarı ele geçirmesiyle sona erdi. 20.yüzyılın başlarında İran "Meşrutiyet Devrimi" yaşandı ve ardından 1925 yılında Rıza Pehlevi'nin son Kaçar şahını tahttan indirerek Pehlevi Hanedanı'nı kurmasıyla yeni bir dönem başladı.
Başbakan Muhammed Musaddık'ın petrol endüstrisini millileştirme girişimleri, 1953 yılında İngiliz - Amerikan destekli bir darbeyle sonuçlandı. 1979'daki İran Devrimi sonrasında monarşi devrildi ve Ayetullah Humeyni'nin ülkenin ilk resmi dini lideri olduğu "İran İslam Cumhuriyeti" kuruldu. 1980 yılında Irak, İran'ı işgal etti ve bu olay, sekiz yıl süren İran - Irak Savaşı başlattı, ABD'nin desteklediği Irak bu savaşta galip gelemedi ve savaş, tarafların üstünlük sağlayamamasıyla sonuçlandı. Yıllarca iki devlet savaştırılarak ekonomileri çökertildi, zengin petrol ve doğalgaz kaynakları sömürüldü? Uluslararası emperyalist güçlerin şimdi başka hedefi Yahudi İsrail'in Orta - Doğu coğrafyasında ki ABD destekli yeni iktidarlar ve taraftarlık ile sınırları tasarlayarak dizayn ederek bölgenin tek hakimi olmak için Filistin meselesi ile Gazze'ye saldırarak Filistin halkını yok etmek? Bu planını bu işin bir parçası olarak karşında ki İran İslam Cumhuriyeti Devleti'ni tehdit olarak gördüğü için konvansiyonel balistik füzeler ile İran'ın kritik ve stratejik noktalarına onlaraca füze göndererek savaş ilan ettiler
2026 yılında Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail, rejim değişikliği hedefiyle İran’a karşı geniş çaplı saldırılar başlattı! Bu saldırılarda 28 Şub 2026 tarihinde İran'ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney, konutuna düzenlenen hava saldırısında öldürüldü. ABD saldırısına karşı İran’ın misillemeleriyle çatışmalar savaşa dönüşmüştür. Bu coğrafyada neleri gördük büyük bir savaşın çıkmaması için başta BM güvenlik kurulu olmak üzere bütün milletler ve devletler bir an önce bu savaşı durdurmak için uluslararası enformasyon ilişkilerini kullanarak herkesin yorgun düştüğü ekonomik verilerin toplanması için özellikle İslam coğrafyasından başka hiç bir yerde savaşların olmadığı huzurlu bir dünya ve yaşanabilir bir coğrafya istiyor.
Batılı devletlerin tutumu gayet net İspanya bu konuda başı çekiyor, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin de bu konuda yaptırımları mutlaka olmalıdır. Unutmayalım ki tarih gördüğünü yazar cihan savaşları hepimizin malumu mezhep farklılığı dolayısıyla "İran İslam Cumhuriyeti Devleti'ni" yalnız bırakmayalım? İran da yaşayan 40.000.000 Türk milletinin olduğunu biliyoruz.! Mazlumların sesine kulak verelim, güzel ve yaşanabilir bir dünya istemek herkesin hakkı, çok şey mi istemek bu.?
Savaş insanoğlunun bulduğu en kötü çözüm şeklidir..
Ali KARACA
Araştırmacı Tarihçi
Yazar ve Şair
İSTANBUL

YORUMLAR