Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun 21.11.2025 tarihli 18’inci toplantısında nitelikli çoğunlukla alınan karar doğrultusunda 24.11.2025 tarihinde Komisyon üyeleri Hatay Milletvekili Hüseyin YAYMAN, Kars Milletvekili Gülüstan KILIÇ KOÇYİĞİT ve İstanbul Milletvekili Feti YILDIZ’ın İmralı Yüksek Güvenlikli Cezaevinde yaptıkları görüşmenin anılan heyet tarafından onaylanmış tutanağıdır.
İMRALI YÜKSEK GÜVENLİKLİ CEZAEVİ GÖRÜŞME TUTANAĞI
24/11/2025
GÖRÜŞME TUTANAĞI
Konu: Abdullah ÖCALAN'ın, 24/11/2025 tarihinde Komisyon üyeleri ile gerçekleştirdiği görüşmedeki ifadeler.
Abdullah ÖCALAN;
Oncelikle Kürt sorununun bin yıllık bir sorun olduğunu, bu sorunun 3 aşamasının bulunduğunu, bu kapsamda konjonktürel sürecin dikkate alınması gerektiğini,
Tarihte yapılan büyük hatayı Feti (YILDIZ) Bey'in de ideolojisini de gözeterek anlatmak istediğini,
Kendisinin (A.ÖCALAN) Ankara'da ilk gittiği derneğin Ülkü Ocağı olduğunu, siyasete orada başladığını,
Kürt sorununun devlet katından siyasi kata geçtiğini, bu ciddi sorunu şimdi siyasiler ile tartışacağını ve bunu çok önemsediğini,
Kendisinin (A.ÖCALAN) ilk başta Sn. Cumhurbaşkanı ve Sn. Devlet BAHÇELİ' ye teşekkür etmek istediğini, özellikle Sn. Devlet BAHÇELİ'nin Cumhuriyet tarihinde ender görülen bir cesaret sergilediğini, bu kapsamda anılana şükran duyduğunu,
Tüm sözlerinin arkasında olduğunu, koşullar elverirse teorik ve pratik imkanlarının bunu gerçekleştirmeye müsait olduğunu,
Yüz yıllık Türk-Kürt ilişki sistematiğine Sn. BAHÇELİ (Sn. Devlet BAHÇELİ) 'nin sözleri ile büyük katkı sağladığını,
Kendilerinin (A.ÖCALAN ve PKK) Turgut ÖZAL döneminden yani 1992'den bu yana sırasıyla Erdal İNÖNÜ ve Süleyman DEMİREL döneminde
Devlet ile irtibat ve diyalog kurduklarını,
Devlet içerisindeki bir elin kendileri (A.ÖCALAN ve PKK) ile Kürt sorununun çözülmesini istemediğini, her seferinde darbe mekanizmasının devreye girdiğini,
(H. YAYMAN şehit ailelerinin hassasiyeti ile geldiklerini belirtmesi üzerine) Her asker kaybının kendisi için trajedi olduğunu, asla sevinmediğini, bu gençlerin böyle ölmemesi gerektiğini,
Türkiye'de ve bölgede kesinlikle çözüme ulaşmaları ve doğru yerden kapıyı aralamayı başarmaları halinde büyük bir talih kapısının açılacağını, hem de bölgeyi yeniden belirleyeceğini,
Başaramamaları durumunda darbe mekanizmasının başta Sn. Devlet BAHÇELİ ve Sn. Cumhurbaşkanı'na olmak üzere işleyebileceğini, Sn.
Devlet BAHÇELİ'nin de konuşmalarında buna değindiğini,
Mehmet Ali BİRAND'ın 1988 'de izin almadan kendisiyle (A.ÖCALAN) röportaj yaptığını, (Turgut) ÖZAL'ın arayıp "ne yaptın Mehmet Ali, beni yaktın” dediğini, Ankara'ya döner dönmez bütün gücüyle bu meselenin çözülmesiyle uğraşacakken Milliyet'te yayınlanan bu röportajdan 4 gün sonra suikastın yapıldığını, 17 Nisan'da ÖZAL'ın Özel Kalem Müdürü Kaya TOPERİ ile bir görüşme yapacakken ÖZAL'ın bir anda öldüğünü ve bu suikastın örtbas edildiğini, O'nun ölümünden kuşku duyduğunu, başarılamaması durumunda, sadece Sn. Devlet BAHÇELİ' ye değil, bütün MHP'ye yükleneceklerini, ERDOĞAN (Sn.Cumhurbaşkanı)'a nasıl yüklendiklerini bildiğini,
Muhataplarının, kendisinin (A.ÖCALAN) nasıl bir günah keçisi haline getirildiğinin farkında olduklarını, kendisine yapılan saldırıların barışa ve kardeşlik hukukuna karşı saldırılar olduğunu, bazılarının etki ajanı olduklarını ve bunları bilinçli yaptıklarını,
Sn. Devlet BAHÇELİ'nin "bu sorun çözülmezse Anadolu'dan da
Türklükten de geriye bir şey kalmaz” dediğini,
Mustafa Kemal (ATATÜRK)'in Çanakkale'de büyük bir savaş verdiğini, Anzaklara "sizin şehitleriniz bizim de şehitlerimiz” dediğini, şehit ailelerinin kendisini (A.ÖCALAN) de böyle tanımlamalarını istediğini, kendisinin (A.ÖCALAN) de şehit ailelerine saygıyla baktığını ve acılarının ne kadar büyük olduğunu bildiğini,
Geçmiş dönemde JİTEM Başkanı'na "bu sorunu siz bu hale getirip benim kucağıma attınız, bütün günah benim değil” dediğini, 4 kuvvet komutanının olumlu sonuç çıkmazsa kendisinin idamının onaylanacağını ifade ettiklerini, kendisinin (A. ÖCALAN) "benim için demokratik çözümden başka bir çözüm mümkün değil” dediğini,
Amerika ve Binyamin NETANYAHU'nun yeni anlaşmalar sistematiğine İbrahim Anlaşmaları denildiğini, böyle bir projenin devrede olduğunu, İran'ın Şii projesi bulunduğunu, şu an biraz geri çekildiğini ama iddialarının devam ettiğini, Çözüm süreci her ne kadar gergin de olsa büyük bir sınavla karşı karşıya da olsa en azından gelinen noktada "sadece iyi niyet açısından değil önümüzdeki 100 yılı değil 1000 yılı şekillendiren bir kapıyı aralayacaklarını, 1000 yıllık, 100 yıllık ve anlık Kardeşlik/çözüm kapısı aralayacaklarını,
Medyadaki akıl almaz söylemlere rağmen Türkiye'nin böyle bir meselesi olduğunu ve ertelenemeyecek bir durumda olduğunu, kendilerinin de kesin çözüm istediğini,
Sn. (Devlet) BAHÇELİ'nin uzattığı bu ele, Sn. Cumhurbaşkanı'nın da Malazgirt'te iç cephenin güçlendirilmesine yönelik bir konuşmasının olduğunu, ona binaen Sn. (Devlet) BAHÇELİ'nin katkı olarak "el uzatıyorum” dediğini, ancak örgütün Kandil'de değişik sesler çıkardığını, hatta eylem gerçekleştirdiğini, TUSAŞ eylemine çok üzüldüğünü,
Sn. (Devlet) BAHÇELİ'nin kendisinin "Eğer imkanlar tanınırsa ben devlete hizmet etmeye hazırım" sözünü hatırlatıp, "buyurun” demesi, hatta gerekirse umut hakkı da dahil olmak üzere DEM Parti grup toplantısında konuşmasını istemesinin” tarihi olduğunu,
Sözünün arkasında olduğunu, koşullar elverirse teorik ve pratik imkanlarının bunu gerçekleştirmeye müsait olduğunu,
Örgütte Türklerin de yer aldığını, başını da Duran KALKAN diye Türk bir örgüt mensubunun çektiğini, örgütte böyle bir Türk kökenli grubun her zaman bulunduğunu, baştan beri böyle bir geleneğin olduğunu, düşüncesi Kandil'e ulaştığında, tek taraflı ateşkes yapıp, buna bağlı kaldıklarını,
27 Şubat Bildirisine yöneldiğini, bunu hatırlatması gerektiğini, özellikle belirtmek istediğini, her cümlenin bir programatik özelliğinin bulunduğunu, her cümlenin bir program olduğunu, (Bunun üzerine Feti YILDIZ tarafından "farkındayız” şeklinde cevap verilmiştir.)
Yapmış olduğu çağrısında Kürt sorununun nasıl çözülebileceğini anlattığını, Kandil'in bu bildiriye harfiyen de uyduğunu ve (PKK) kendisini feshettiğini, bunun ardından Bese (Hülya ORAN)'nin liderliğinde silah yakma eyleminin gerçekleştiğini, bu kapsamda anılanın sorumluluk gösterdiğini, bunun gerçekleşmesi ile kendisince (A.ÖCALAN) gerekenlerin %70'nin yapıldığını, bu gelişme ardından Sabri (OK) liderliğinde Türkiye'deki örgüt mensuplarının Türkiye'den çekildiklerini,
Süreçte geçen bir yılı başarılı gördüğünü, bu dönemde hiçbir şehit verilmediğini ve çatışma çıkmadığını ayrıca böylelikle büyük bir politik açılımın sağlandığını, bu kapsamda kamuoyunda olan desteğin arttığını, ilerleyen süreçte kamuoyunun aklında olan bazı soru işaretlerinin de giderileceğini düşündüğünü,
BAHÇELİ (Sn. Devlet BAHÇELİynin de söylediği gibi kendisi (A.ÖCALAN) için iletişim kanallarının açılması gerektiğini,
Geçmişte S.DEMİREL'in Mardin'de "Kürt realitesini tanıyorum” dediğini, ayrıca bu dönemde kendisinin (A.ÖCALAN) yanına Halep'e Ahmet TÜRK ve Sırrı SAKIK
