Abdullah Gözaydın

Abdullah Gözaydın

Fatih'in Demokratik Geleceği
fatihten@gmail.com

Müslümanları uyaracak Bir diyanet Yokki

11 Temmuz 2015 - 05:41



Yıl 1994 Bilecikten Denizliye gidiyoruz, Afyonda Adıyaman cemaati lideri Seyda hazaretlerinin oğlunun kaplıcası var, Orada bir mescit yapılmış, üstü açık etrafı yüksek duvarla çevrili bir yer.



Adıyamandan el almış bir arkadaşımızın tavsiyesi ile İkindi namazımızı Seyda hazretlerinin bulunduğu bu mescitte eda etmeye niyetlendik. 

Arkadaşlarım abdes almaya gitti, Benim abdestim vardı doğrudan mescide girmek istedim, kapıda güvenlik var, onar onar guruplar halinde içeri alıyorlar. İçeri girdim, 3. safta oturdum, Safların önünde Seyda ve kardeşi Abdulkadir bize dönük oturuyorlardı, Yanlarında bir kişi daha vardı.

Cemaat saflara gelirken cemaat arasında dolaşan, ellerinde telsiz telefonlu iki kişi bazılarının kulağına birşeyler söylüyor, vatandaş saftan kalkıp arka kapıdan mescidi terk ediyordu. Namaz kılmak için gelen kişileri Açıkça namazdan çıkarıyorlardı.

Çevreye göz gezdirirken dikkatim bu kişilerdeydi, Sonunda bu kişilerden biri yanıma gelerek, kısık bir sesle "Birader sen 8 şartı yerine getirmemişsin, dışarı çıkmak zorundasın " dedi.

bense itiraz ettim, Bende Nakşibendi halidi kolu olan mahmut efendiden dersliyim dedim, ama dinletemedim, teyp gibi aynı şeyi söylüyorlardı (sen 8 şartı yerine getirmemişsin, dışarı çıkmak zorundasın) 

Çok utandım, Önümdeki imamlardan yardım ister gibi baktım, hiç ilgilenmediler, Kalkmak istemedim, Diğer kişide geldi, o kadar kişinin önünde koltuk altlarından tutarak beni adeta sürükleyerek arka kapıya getirip dışarı çıkardılar.

Orada Namaz kılamadım, namaz sonrası arkadaşlarım geldi, Denizliye yola devam ettik, Başımdan geçenleri anlattığımda dersli arkadaşım --- Bak mübarekler senin dersli olmadığını nasılda anladı...

nedir bu 8 şart dediğimde, oradaki hamama giderek yıkanmak, şeyh önünde tövbe etmek, söz vermek gibi birşeyler saydı. Bu arkadaşımda pek bilgili biri değildi.

İstanbula geldiğimde arkadaşım olan bu cemaatin Fatih vekiline gittim, Durumu anlattım, Beni yalanladı, Böyle birşeyin olmasının mümkün olmadığını idda etti, Israr edince şöyle bir suçtan bahsetti, Belkide sen Seyda hazretlerinin yüzüne bakmış olabilirsin dedi. Evet baktım dediğimde, Bizde Şeyhin yüzüne bakmak haram, bakamazsın, Gözlerini kapatıp rabıta yapacaksın dedi.

Olayı başka bir Adıyaman müridi ile tartışmak istedim, Benimle tartışmak istemedi, Gerekçesini sorduğumda -- Seyda hazretleri bizi dinliyor, Konuştuklarımızı duyuyor dediğinde adeta şok oldum, Allahın Resulü sav. Efendimize verilmeyen bir meziyet Seyda hazretlerine verilmiş demekki.

Gerçekten Din adına toplumumuz çok istismar ediliyor, Bu istismarı öncelikle devleti arkasına alan Diyanet kurumu yapıyor, Diyanet İslam dinini ibadete indirgeyerek adeta sadece Namaz memurluğu organizasyonu yaparak, İslamın güzel ahlak ve İç-Dış Temizlik olduğunu, işi özünün İman olduğunu cemaate öğretmiyor, Aslında kimsede camide islamı öğrenme fırsatı bulamıyor, Çünkü yüz bine yakın camide namaz kılınıyor, Turistik değilse namaz sonrası cami kapatılıyor.

Müslümanları uyaracak Bir Diyanet Yokki

İslam ile Kurtuluş, İslamın Dünyada tekrar yükselmesinin şartları nasıl olmalı

Biz her zaman diyoruz ki, Nasılki Ülkemizdeki Hıristiyanlar, Yahudiler, Şiiler, Yezidiler, kısmen Aleviler, Kendi yağları ile kavruluyor, Dini anlamda ne devlet ne diyanet bunlara karışmıyor, laik rejimin gereği uygulanıyorsa, Kahhar çoğunluk Sünni Müslümanlar'da Diyanetin sultasından kurtulmalıdır.

Bu ülkede Müslümanlar Diyanetin sultasından kurtulmadıkça İslam adına pekçok sapkınlık kendine yol bulacaktır.

Acilen diyanet teşkilatı sivil toplum kuruluşu haline getirilmelidir, Din işleri, Devletin müdahalesinden kurtarılmalıdır.

Her cami dernek kurmalı, Bu dernekler kendi aralarında imam seçmeli, Bu cami imamları İlçe Müftüsünü seçmeli, İlçe müftüleri İl müftüsünü, İl Müftüleri Diyanet reisini seçmelidir.

Bu STK Diyanet, Belediyelerde olduğu gibi Genel bütçeden üye sayısına göre pay almalı, Vakfedilmiş , şimdilerde talan edilmiş, edilmeye devam edilen bütün vakıf mallarımız geri iade edilmelidir. (Azınlıklara uygulandığı gibi)

Bütün ibadetler Hac, Zekat, Kurban, Sadaka gibi bunları Diyanet organize etmeli, Devlet sadece hukuken denetlemeli, Baroda, Meslek odalarında olduğu gibi.

Bu gün ortalama bir haftalık umre 2-3 bin Euroya mal oluyor, Hac organizesi 5-8 bin Euroya mal oluyor. Halbuki 1-2 bin Euroya Dünyanın en güzel yerlerinde Ful pansiyon 15 gün tatil yapabiliyorsunuz.

Devlet bu işlerden elini çektiğinde arada TURSAB gibi dinle alakası olmayan Turizm örgütünün bu organizeden aldığı en az %40 pay Müslümanların cebinde kalacaktır.

Sivil toplum kuruluşu olan Diyanette Namaz memuru olmamalı, Sadece İbadethanelerin Temizlik ve güvenliğini sağlayacak kayyımlar olmalı, Din işleri için Hoca-Hatip kadroları olmalı, Din ve Kuran öğretmeleri olmalı. 

Allah'ın cc. ve Resulullah'ın sav. bize gösterdiği gibi (Cemaat olun, En takvanızı imam yapın) emrinin gereğini yaşayabilirsek Bu topraklarda dini İslamın bütün kesimlerde istismar önlenecek, İslamın güzel örnekleri ön plana çıkacak, Müslümanlık dillerde salt-kuru-anlamı bilinmeyen bir şehadet olmaktan çıkıp, Doğru uygulama ile hayat nizamı bir İslam toplumu kuşatacak, İslam kardeşliğinde birleşen insanlar Türkiyenin, İslam aleminin selameti için çok daha fazla hizmet üretecektir.

Aradaki böyle istismarcılar hayat hakkı bulamayacaktır. Doğru ve Güzel yaşanan İslam, tekrar Dünyanın gündeminde hak ettiği yere sahip olacaktır.

Allah cc. yar ve yardımcımız olsun

Abdullah gözaydın fatihten@gmail.com

 
BU KONUDA ÖNEMLİ BİR VİDEO İÇİN TIKLAYINIZ