Abdullah Gözaydın

Abdullah Gözaydın

Fatih'in Demokratik Geleceği
fatihten@gmail.com

27 Nisan E-Mıhtırasına fatihhaberin cevabı

14 Ocak 2021 - 06:27 - Güncelleme: 19 Şubat 2021 - 19:07

FATİH HABER OLARAK ÜLKEMİZİN GELECEĞİNE BİR DAHA İPOTEK KOYMAYA KALKANLARA HALK OLARAK BASIN OLARAK CEVABIMIZDIR.!

Askerin şikayetçi olduğu bazı somut olayların şikayet olarak aşağıdaki basın bildirine girmesi yurttaşlar arasında tedirginliğe yol açtı,
Açıkça inançların yaşanmasından dolayı insanların vatan haini, Cumhuriyet düşmanı gösterilmesi kaygı verici boyutlara ulaştığı izlenmektedir.

Bu kaygıların hukuki gerekçelerden  değil siyasi kaygılardan kaynaklandığına inanıyoruz  ve ülkemizin göz bebeği ordumuzun siyasi,politik müdahalelerden uzak durmasını temenni ediyoruz.

Ordumuz zaman zaman siyasete müdahale etmiştir. Günümüzde bu müdahalelerin tamamının güvenlik nedenlerinden değil siyasi nedenlerden yapıldığı bilinmektedir.
Artık bu darbe ve müdahale devirlerinin bittiğine inanıyor bu talihsiz basın bildirisinin ne anlama geldiğinin açıkça halka anlatılması ve bu olayla ordumuzun yıpratılmasının önünün kesilmesini temenni ediyoruz.


Muhalefet  demokrasi sınavında sınıfta kalacakmı.

Muhalefet Bu basın bildirisini muhtıra olarak algılamış. Acilen seçim diyerek bu iktidarın hukuki hakkı olan Cumhurbaşkanlığı seçimini engellediklerini sanmaktadırlar.

Gece yarısı basın açıklamasından sonra ülkenin zinde! kuvvetleri arkasına sığınan eski kaos düzenlerinden nemalaşan güçlerin timsah göz yaşarı döktüğünü görmekteyiz.

Bu kurgu çok önceden hazırlandığı belli oluyor, Askerin açıklaması ise iktidara değil Anayasa mahkemesine göz dağı vermek içindir.

Şikayetlerin tamamına yakınının toplumun din ve vicdan hürriyeti kapsamına girmesi çok üzücüdür. Biz ordumuzdan peygamber ocağı olarak bahsederiz, ve öyle kabul ederiz, Askerimiz kutsaldır. Fakat böyle inançlara müdahaleler, toplumun inanç duygularına  ihanet olarak algılanırsa batı ülkelerinde olduğu gibi askeriyeyi kamu kurumu olarak görerek ,çalışmıyorum askerlik yapmak istemiyorum şikayetleri çoğalacaktır.
Hayır askeriye kamu kurumu olmamalı, bu kurum toplumun bütününü kucaklayan, sadece dış düşmanlara karşı iç huzuru sağlayan bir üst kurum olmalıdır. lakin aşağıdaki şikayetler bunun böyle olmadığını çağrıştırıyor neden mi ?

- 23 Nisanda Kuran okuma organizasyonu cumhuriyet düşmanlığı olarak gösteriliyor
- 23 Nisan 1920 Türkiye Büyük Millet Meclisi de Kuran okunarak açılmış , dualar edilmiş, Allah'tan bu meclisin kıyamete kadar baki kalmasına dua edilmişti. O günü yad etmeye kalkanlara cumhuriyet düşmanı demek ! Ne demektir , halka bunu açıkça söylediniz ,Halkta bunu duydu, Bu istekler 23 Nisan 1920 ve 29 Ekim 1923 Türkiye'sinin ruhuna hitap etmiyor.

-Ülkenin vazgeçilmez unsuru olan parlamentonun temsilcilerinin parlamenter olmayan aile bireylerinin İslam'ın emri olan baş örtülerini şikayet konusu yapmak ,Bunlara cumhuriyet düşmanı demek ! Bu yüce kuruma hakarettir , Bu millete hakarettir kabul etmiyoruz.

Ülkede Bu toplumun kahhar çoğunluğunun inancının simgesi olan sevgili peygamberimizin doğum gününün gereği gibi kutlanmasına "cumhuriyet düşmanı demek ! " kabul etmiyoruz.

İslam dinini vicdanlarında yaşamaya çalışan bir toplumdan kimseye zarar gelmez, çünkü İslam barış dinidir. on yıllardır bu dini toplumun anlaması için kurulan kurumlar sivil toplum örgütü olması gerekirken, çünkü Türkiye laik bir ülkedir, devlet ve din kurumları ayrı olması gerekmektedir. dünyadaki laiklik uygulaması böyledir. fakat görüyoruz ki dini hayatı devletin bütün kurumlarından çıkaran yönetimler, onu yönetmekten ve birçok bakanlıktan fazla bütçeyle din görevlileri kurumu olan diyaneti devlet eliyle desteklemekten vazgeçmemektedirler.

Bu durum anayasamız ve rejimimiz adına kabul edilemez bir çelişkidir.
Devletimiz bu toplumun diğer inanç kurumları hakkında benzer kurumlar tahsis etmediğini görüyoruz. Vatandaşımız olan Hıristiyanlara Papaz ve kilise, Musevilere Haham ve sinagog,Havra,   Alevilere Dede ve cem evi yönetimi uygulaması yapmıyor sadece Sünni Müslümanlara böyle bir hizmeti veriyor, rejimimiz adına bu ne kadar hukuksaldır, inandırıcıdır ? 

Burada bizim anladığımız devletimizin Sünni Müslümanlığı kendi denetiminde tutmak istemesidir. bunu kabul etmiyoruz. Devletin din işlerinden tamamen elini çekerek birçok kurumda olduğu gibi bu kurumu sivil toplum örgütlerine devrederek devletin sadece denetim yetkisini kullanması gerekmektedir.

ARTIK İNANÇLARIMIZA "cumhuriyet düşmanı " DAMGASI VURULMASINI KABUL ETMİYORUZ BU ÜLKEMİZİN SAMİMİ VATANDAŞI OLAN BİZ MÜSLÜMANLARIN DEVLET ELİYLE DİN YÖNETİMİ UYGULAMASININ SONA ERDİRİLMESİNİ İSTİYORUZ.

Ve bildirideki şikayetlerinden dolayı bu basın açıklamasını veren şahısların kutsal ordumuza zarar verdiklerine inanıyoruz,
Durumu telafi etmek adına acilen gerekli açıklamaların yapılarak toplumun büyük çoğunluğunun hayal kırıklığına uğratan bu açıklamanın sivil parlamentoya müdahale olmadığı,  Anayasa mahkemesine müdahale olmadığının genelkurmay tarafından  açıklama yapılmasını bekliyoruz.
Yüce ordumuzun Muhalefetin isteklerine paravan olarak kullanılmasını asla kabul etmiyoruz.
Çağdaş Türkiye'nin dünyanın  demokratik platformundan  uzaklaştırılıp 3.dünya ülkeleri arasına itilip yalnız bırakılmasına sebep olacak bu talihsiz olayın acilen telafi edilmesini toplum olarak bekliyoruz.

Saygılarımızla. Abdullah Gözaydın 28.04.2007   00.15
Söz konusu bu yazımın eski sayfalardaki orjinal hali için tıklayınız

 

Bu yazı 3333 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum