Bugun...
Bir fotoğraf bir anı ile eğitim hayatım


Abdullah Gözaydın Fatih'in Demokratik Geleceği
fatihten@gmail.com
 
 

Burası Bayezid Sahaflar (Kitapçılar) çarşısı
Bu fotoğraftaki çocuğun ayakkabılarını görünce, 1964 yılı ilkokul mezuniyetim sonrası Vefa lisesi orta bölümüne kayıt olmam sırasında yaşadıklarım geldi.

Ne Alaka diyecek olursanız anlatayım.
İlkokulu bitirdim Vefa lisesi Orta bölümüne kaydım yapıldı. 
Bu yaşıma kadar plastik kopçalı ve Trabzon kara lastiği giyiyordum. Kösele pahalıydı ve o kadar paramız yoktu
Babam; Haydi çarşıya gidelim sana kösele ayakkabı alalım dediğinde heyecandan, sevinçten uçmaya başladım, Pazar günleri, Süleymaniye camii önünden, İstanbul Üniversitesi duvar dibinden Bayezid meydanına kadar her türlü yeni ve  2. el eşyanın satıldığı pazar kurulurdu. 
Çarşıyı baştan sona gezdik bütçemize uygun ayakkabı bulamadık, Akşam üstüydü, Babam bir esnafın tezgahında bu çocuğun giydiği model bir ayakkabıyı giymemi istedi, Bu Kız Ayakkabısı bunu istemem dedim, ne dediysem kabul ettiremedim, Ama giymekte giymedim.
Gerçekten kızlar giyiyorlardı böyle ayakkabıları, Ben hayatımda böyle kısa pantalonda giymedim aslında.
Bunlar sosyete çocuklarının kıyafetiydi, Biz ise Küçükpazarlıydık yani..
Ve gene Trabzon kara lastiği, Babamın eski gümrük elbisesi kumaşlarından devşirilen pantalon, Annem ve halamın ördüğü kazak ile Vefa lisesi maceram başladı.
Liselerde kara önlük yoktu, Okulun tamamına yakını takım elbise ıskarpın ayakkabı, beyaz gömlek giyiyordu. 
Ben ise basma çiçekli gömlek, El dokuma kazak, Şalvar gibi bir pantolon ve kara lastik ayakkabı.
Bu nedenlemidir bilmiyorum okulu hiç sevemedim, 13 dersin 11'i zayıftı, Din dersi on, Beden eğitimi 5-6 gibiydi. Matematik Ah o matematik, Ali Hoca birgün; Abdullah sana bir versem mesleğime ihanet sayacağım demişti.
On soruda sıfır çekiyordum. 
Ve 2. yılımda okul maceram bitti.





YORUMLAR

Abdullah Gözaydın
08-02-2018 17:09:00

Dip Not: İlk ıskarpin ayakkabıyı, Terzide dikilmiş Kahverengi, balık sırtı kumaş pantalonu okul sonrası başladığım çalışma hayatımda haftalıklarımla almıştım.

Babam Ahmet efendi İstanbul Gümrüğünde Muhafaza ve Kolcu memuru olarak 33 yıl çalışarak emekli oldu, Bir ev sahibi olamadı. Çevremizdeki Gümrük memurlarının değil dairesi apartmanları vardı.
Miras olarak hiç bir şey bırakmadı, şerefli adından başka.

Babamın emekliliğinden 15 yıl sonra gümrükçülerle başım belaya girmişti, Birisi kimliğimden tanıyarak babamı sordu. ve Senin baban evliya gibi bir insandı, Bu Karaköy gümrüğü öyle memur görmedi, Bu gün halâ babanın adı konuşulur burada demişti. ve Bana bütün hukuki kolaylıkları göstermişti.

Allah rahmet eylesin. Bu gün düşünüyorum da evlatlarına çok dünyalık bırakanların akıbeti çok karanlık, Allahım babamdan razıyım sende razı ol inşaallah..
Bütün ölmüşlerimize Allahtan rahmet ve selamet dilerim

YORUM YAZ



YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR
YUKARI