NASILSINIZ DİYE SORMUYORLAR MI?
Tanıdık tanımadık insanlar yeri geldiğinde soruyor
-- Nasılsınız?
--Elhamdulillah sağlığımızdan şikayetimiz yok, Ama halimiz memleket gibi
--Nasıl Yani?
-- Memleket gibi dedik ya, Siz memleketin halini nasıl görüyorsunuz?
--Şükürler olsun memleket güzel, İbadetlerimizde özgürüz, Geçim derdimiz yok, Hükumet ülkeye çağ atlattı, Yollar Köprüler, HESler, Barajlar (Devam Eder)
-- Ülkedeki bütün Ekonomik kamusal kurumlar satıldı, Toprak satışı 6 dönümden 600 hektara çıkarıldı, Yapılan herşey YAP-İŞLET modeliyle Halkımız borçlandırılarak yapılıyor, Bir asırlık geleceğimiz ipotek altında (Devam ederken sözüm kesilir)
--Seni Müslüman biliyorduk, Koministleri Alevileri savunmaya başlamışsın...
ARTIK BİTTİM, ÇARESİZ KALDIM, HİÇBİR SOMUT İSPATLI HABERLERE BELGELERE İNANMIYORLAR, ARTIK İZDİVADAYIM, ÇİLE HANEMDE SABIR ÇEKİYORUM...
AKLIMA GELEN TEK ÇIKIŞ YOLU KURANI KERİM
Diyanet İşleri: Araf suresi 179 ayeti: Andolsun biz, cinler ve insanlardan, kalpleri olup da bunlarla anlamayan, gözleri olup da bunlarla görmeyen, kulakları olup da bunlarla işitmeyen birçoklarını cehennem için var ettik. İşte bunlar hayvanlar gibi, hatta daha da aşağıdadırlar. İşte bunlar gafillerin ta kendileridir.
BİRDE BÖYLE BİR GERÇEK VAR
Kader probleminin odak noktasını oluşturan insanların fiilleri konusunda Kur’an’da dileyenin iman, dileyenin inkâr edebileceği, itaat ve isyanın insanın iradesine bağlı kılındığı, kişilerin işledikleri ameller karşılığında cennete veya cehenneme girecekleri, iyi işlerinin lehlerine, kötü işlerinin aleyhlerine olduğu ve Allah’ın kullarına asla zulmetmediği ifade edilmiştir (el-Kehf 18/29; es-Secde 32/19-20; Sebe’ 34/37-38; Yâsîn 36/54, 63-64).
Kur’an’da insanın, irade ve gücünü iman ve itaat yahut inkâr ve isyan doğrultusunda kullanmasına bağlı olarak müminlerle kâfirler hakkında farklı ilâhî fiillerin gerçekleşeceği de belirtilmiştir. Allah iman edip yararlı işler görenlerin imanlarını ve hidayetlerini arttırır, kalplerini huzura kavuşturup onları takvâ mertebesine çıkarır, kendilerine imanı sevdirir, inkâr ve günahı çirkin gösterir, dolayısıyla onları kimse saptıramaz (İbrâhîm 14/27; el-Kehf 18/13-14, 17; ez-Zümer 39/22-23, 37; el-Hucurât 49/7; el-Mücâdile 58/22).
Buna karşılık Allah, inkâr edip buyruklarına karşı çıkanların yüreklerini katılaştırıp daraltır, kalplerini saptırır, mühürleyip perde çeker, hakkı duymalarına engel olmak için kulaklarına ağırlık verir, onlara şeytanları dost yapar, günahlarının artması için mühlet verir, isyanlarından ötürü inkârı güzel gösterir, cehennemin yolunu kolaylaştırır; bununla birlikte onlara zulmetmiş olmaz, aksine bu durum kendi karar ve eylemlerinin sonucu olduğundan kendi kendilerine zulmetmiş olurlar (el-Bakara 2/7-8, 14; en-Nisâ 4/168-169; el-En’âm 6/25, 110; el-A‘râf 7/27; el-İsrâ 17/45-46; es-Saf 61/5).
