CAMİLERİ SİYASETE ALET EDEN NAMAZ KILDIRMA MEMURLARI YÜZÜNDEN CAMİYE GİDESİM YOK BUNUN GÜNAHI KİME BİLEN VARMI.
EL CEVAP:
Bu gün Samimi bir Müslüman devlet memurunun sosyal medyada şöyle bir serzenişi üzerine yazılmıştır.
İslamın emri, Cemaat olun En takvanızı imam yapın...
Bunun üzerine söz söyleyecek olan var mı?
Namaz ibadettir, Her aklı başında ergin Müslümana Farzdır
Görevim sadece namaz kıldırmak diyen biri Fasıktır, Yaptığı işin islama uygun olduğunu iddia eden Münafıktır, İslam'a iftira atmaktadır.
Cemaat olmak Beton gibi birşeydir
Kum, çakıl, çimento, demir ve su Hepsinin aslı toprak..
Bir araya gelince Beton olup yüzlerce metre binalar oluşturuyorlar, Oluşturdukları yapıları birlikte taşıyorlar
Müslümanlara cemaat olun demek böyle birşey
birbuçuk milyar doğada rüzgarla tarumar oluyor
Su ile (İman) bir araya gelseler hiç böyle zavallı olurlarmıydı
SİZ BİRBİRİNİZİ SEVMEDİKÇE İMAN ETMİŞ OLMAZSINIZ, İMAN ETMEDİKÇE EBEDİ KURULUŞA ULAŞAMAZSINIZ Uyarısı kime söylenmiştir.
Diyanetin yapısı, Atanması, Ücretlendirilmesi RUHBANLIKTIR
İslamda ise Ruhbanlık yoktur
Diyanet STK olmalı, Devletten bağımsız olmalı
Her cami derneği İlçe müftüsünü, İlçe müftüleri İl Müftüsünü, İl müftüleri Dinat reisini seçmelidir
Bütün inançlar bu şekilde örgütlenmeli, Devlet sadece mali denetim ve Anayasal hukuki unsurlar yönüyle denetleme yetkisi olmalı (Dernekler-Odalar gibi)
Laik Batı ülkelerinde olduğu gibi Din adına yetkili olanlar Yöneticileri Dini ve ahlaki konularda eleştirme hakkına sahip olmalıdır.
Din sosyal hayatımızı İslama göre düzenleme yetkisine sahip olmalı
İslami bankacılık, İslami gıda sektörü gibi özel kurumlar olmalı
Her farklı mezhep (Osmanlıda olduğu gibi) kendisi ayrı ve farklı örgütlenebilmelidir.
Mevcut dini mekanlar o bölgenin seçmeninin katılacağı referandumla paylaşılmalı, Tarihi belgelere göre yapılışı, vakfedilmesi kime ait olduğu belli ise o cemaate verilmeli.
Bu şekilde Dini hayatımızın bölüneceği, Kaos olacağı iddiaları bilgisizlikten kaynaklanan evhamlardır.
Ehli sünnet mezheplerinin dahi gerekirse ayrı ayrı temsil edilmesinin önü açılmalıdır, Çoğunluğun takdiri neyse Devlet onun tesisine imkan vermelidir.
Bu cemaatlerin sayısal desteğini belirlemek için referandum yapılmalı, Taraftarların sayısına göre (Belediyelerde olduğu gibi) Hazineden yardım almalı.
Mevcut vakıflar yasamızda beyan edildiği gibi "Vakıf malları onların itikadi cemaatlerine" devredilmelidir.
Devlet Laikliğin gereği din işlerinin düzenlenmesine asla müdahil olmamalı, Dini cemaatler devletin dinsiz uygulamaları hakkında cemaatine özgürce telkinde bulunma hakkına sahip olmalıdır.
Bu şekilde oluşacak dini hayatımız kendi içinde istişare, yarışma içinde olacak.
Dinin kaynağı olan Kutsal kitaplar, Yada alevilikte, Şamanlıkta, Mecusilikte, Haşhaşilikte, Diğer dini mezheplerle hukuk çerçevesinde (Siyasi partiler gibi) projelerini (Ahlak ve saygı ile) açıklayacak, toplumun özgür karar vermesinin önünü açacaktır.
Günümüzde dini kurumlar devletin dayatması karşısında özgür olmadıkları için "Devlet memuru" gibi görev yapmaktadırlar.
Bu uygulama Dini vecibelerin bir ritüel olmaktan öteye götürmemekte, İnsanlar dinlerinin hükümleri hakkında yeterli bilgileri öğrenemeden dünyadan göçmektedirler.
Dinler, mezhepler arası saygı hukuku gereği, Kabalaşmadan, amiyane olmadan, demokratik eleştiri hakkı kullanılmalı, Günümüzde gördüğümüz gibi hiçbir liyakati olmayanların İslam adına kitap, tefsir yazarak İslamın deforme edilmesi önlenmiş olacaktır.
Diyanet İslami bir kurum değildir, Dünyada hiç bir yerde örneği yoktur.
