31 Ağustos 1876'da tahta çıktı ve 31 Mart Vakası'ndan kısa bir süre sonra, 27 Nisan 1909'da, tahttan indirilene kadar ülkeyi yönetti.
İttihattı Terakki ve meclisi mebusan yönetimi on yılda 7,5 milyon Km2 toprak yabetti
30 Ekim 1918’de Mondros Mütarekesi imzalandığı gün Musul şehri ve Musul Vilâyetinin önemli bir bölümü Osmanlı’nın elinde bulunuyordu. İngilizler Musul Vilayetini 15 Kasım 1918’de, yani Mütareke imzalandıktan ve silahlar bırakıldıktan 15 gün sonra işgal etmiş ve bu işgali Mütareke Anlaşmasının 7. maddesine dayandırarak meşru göstermek istemişlerdir. İstanbul'da toplanan son Osmanlı Mebusan Meclisi ise Mütareke imzalandıktan sonra Anadolu ve Trakya topraklarındaki işgalleri tanımadığını Musul vilayetinin işgalini de haksız sayıldığını ancak 2 sene sonra, 28 Ocak 1920'de Misak-ı Milli 'yi yayınlayarak ilan etmiştir. Ve aynı Osmanlı İmparatorluğu hükümeti 10 Ağustos 1920'de, Misak-ı Milli'yi yayınladıktan 7 ay sonra Sevr antlaşmasını imzalayacaktır.
Sevr antlaşmasına göre Anadolu'da Türklere verilen toprak haricinde, Milli mücadele sonunda Hatay hariç Lozan Antlaşması ile bu günkü sınırlarımızı çizecektir.
TBMM 23 Nisan 1920'de açılmış, Osmanlı İmparatorluğu hükümeti 10 Ağustos 1920'de Sevr antlaşmasını imzalamış, Kurtuluş savaşı 6 ocak 1921'de başlamış, 9 Eylül 1922'de son bulmuştur. Milli Mücadele/Kurtuluş Savaşı 11 Ekim 1922 yılında Mudanya Mutarekesi ile fiilen bitmiş ve Lozan Antlaşmasının yolu açılmıştır. Cumhuriyet ise 29 Ekim 1923'te ilan edilmiştir.
Mondros ve Sevr ile işgal edilen Osmanlı İmparatorluğunun diğer toprakları gibi Musul Lozan Antlaşmasında geri alınamamış, Fransızlar tarafından işgal edilen Hatay ise; Hatay'ın yeniden Türkiye'ye katılma süreci 5 Temmuz 1938’de başlamış, Hatay Millet Meclisi, 29 Haziran 1939'da oy birliği ile Türkiye'ye katılma kararı almış, 23 Temmuz 1939'da anavatana katılmıştır.
** Mondros Mütarekesi
30 Ekim 1918'de Osmanlı İmparatorluğu hükümeti ve İtilaf Devletleri arasında imzalanan Mondros Mütarekesi'nin uygulanışı 13 Kasım 1918’de İtilaf donanmalarına mensup bir filo, ateşkesin 1. maddesi uyarınca Çanakkale İstanbul boğalarındaki askeri tesisleri işgal etti. Aralık 1918 ve Ocak 1919 aylarında Fransız ve İngiliz birlikleri, 10. ve 16. maddeler uyarınca Antakya, İskenderun, Adana, Tarsus, Kilis ve Antep’e girdileri. 11-26 Kasım tarihleri arasında Türk ordusu Batum, Ardahan, Ahiska ve Kars’ı tahliye etti. Bu yerlerde Türk direniş örgütlerinin denetiminde milli şura hükümetleri kuruldu. İtalya, Fransızların Kilikya (Adana) bölgesine girmesinin kendi çıkarlarına yönelik bir tehdit sayarak protesto etti. 22 Mart 1919’da antlaşmanın 7. maddesini gerekçe göstererek tek taraflı olarak Antalya’yı işgal etti. Bu olay Paris’teki barış konferansında diplomatik bir krize yol açtı. Nisan ayında İtalya bir ay süreyle barış konferansını terk etti. Bu olay dışında antlaşmanın ilk altı ayı önemli gerilimler olmadan
geçti. İstanbul’daki İtilaf temsilcileri ile Türk hükümeti arasındaki en ciddi sorunlar, eski İttihat ve Terakki yöneticilerinin savaş ve tehcir suçları nedeniyle yargılanması ve tutuklanması konumunda doğdu.
Antlaşmanın süreci sessizlik içinde sürerken, Mayıs 1919 yılında Paris Barış Konferansı, Mondros’ta verilmiş olan söz, yani Yunanlıların antlaşmaya dahil edilmemesi hükmü çiğnenmiş ve Yunanlıların İzmir’i işgaline karar verilmiştir. Aynı günlerde Osmanlı devletinin birçok köşesi İtilaf devletleri tarafından işgal edildi. Öncelikle Kars ve Batum’daki milli şura hükümetleri İngilizler tarafından dağıtıldı. Aynı günlerde açıklanması beklenen barış antlaşması belirsiz bir tarihe ertelendi. Daha önceki dönemlerde Anadolu üzerinde birçok emelleri ve oyunları olan Avrupa devletlerinin bu işgalci ve işgalci tavrı kamuoyunu şaşırtmamış; fakat aksine Anadolu’da eşi benzeri görülmeyen bir Kurtuluş Savaşı’nın da fitilini ateşlemiştir.
Mondros Ateşkes Antlaşması’nın Maddeleri
1. Çanakkale ve İstanbul boğazları İtilaf Devletleri tarafından resmen işgal edilecektir. Bu boğazlar geçişe açılacak ve Karadeniz’e geçiş serbest olacaktır.
2. Sulara yerleştirilen mayın, torpido, kovan ve diğer engellerin yerleri İtilaf Devletleri’ne gösterilecek ve bunların kaldırılması için yardım edilecektir.
3. Karadeniz’e yerleştirilen mayınlar hakkında da gerekli bilgi İtilaf Devletleri’ne verilecektir.
4. Osmanlı Devleti’nin esir ya da tutuklu olarak tuttuğu İtilaf güçlerinin ve Ermenilerin bütün esirleri kayıtsız ve şartsız olarak salıverilecektir.
5. İç güvenliği ve sınır güvenliğini sağlayan birlikler haricindeki bütün Osmanlı ordusu derhal terhis edilecektir. Türk ordularının ilerideki durumu ise İtilaf Devletleri tarafından Türk ordusuna danışılarak belirlenecektir.
6. Türklerin hâkimiyet gösterdiği sulardaki bütün savaş gemileri İtilaf Devletleri’ne verilecek ve bu gemiler belirlenen limanlarda gözaltında tutulacaktır.
7.Sınırlar içerisinde İtilaf Devletleri’nin güvenliğini tehdit edecek bir durum söz konusu olduğunda, İtilaf Devletleri istedikleri herhangi bir stratejik noktayı işgal edebileceklerdir.
8. Osmanlı Devleti’ne ait olan liman, demiryolu ve tersaneler İtilaf Devletleri’ne açılacak ve rahatça kullanabilecekler. Osmanlı gemileri, bu devletlerin hizmeti altında olacaklar.
9. Osmanlı Hükümeti’ne ait olan tersane ve limanlardaki bakım onarımla ilgili araçlardan İtilaf Devletleri yararlanacaktır.
10. İtilaf Devletleri, Toros tünellerinde hâkimiyet sağlayacaktır.
11. Kuzey – Batı İran ve Kafkasya’dan Osmanlı derhal geri çekilecektir.
12. Türk Hükümetlerinin makam haberleşmeleri dışındaki telsiz telgraf ve kablolar İtilaf Devletleri tarafından denetlenecektir.
13. Ticari, askeri ve denizle ilgili tüm araç ve gereçlerin tahribi önlenecektir.
14. Mazot, yağ ve kömür rezervleri Türkiye’den alınacak ve bu maddeler kesinlikle ihraç edilmeyecektir.
15. Halkın ihtiyaçları göz önünde bulundurularak bütün demiryolları halkın kullanımına açık hale getirilecektir. Bu demir yollarının kontrol ve denetimi belirlenen zabıtalar tarafından yapılacaktır.
16. Suriye, Yemen, Hicaz, Asir ve Irak’taki birlikler en yakın İtilaf güçlerine giderek teslim olacaklardır.
17. Bingazi ve Trablus’ta ki Osmanlı subayları İtalyan garnizonlarına teslim olacaktır.
18. Subaylarla birlikte bu topraklarda bulunan limanlar İtalyanlara teslim edilecektir.
19. Asker ya da sivil fark etmeksizin bütün Alman ve Avusturya uyruklu kişiler en geç bir ay içinde Türkiye sınırlarından çıkartılacaktır.
20. Askeri teçhizatın, Osmanlı ordusunun ve nakil vasıtaların terhis ve teslim edilmesi konusunda, İtilaf Devletleri’nin verdiği emirler kayıtsız şartsız derhal yerine getirilecektir.
21. İtilaf Devletleri’ni temsilen bir üye belirlenecek ve bu üye Türk Donatım Bakanlığı’nda (İaşe) çalışacaktır. Bu üye istenilen her bilgiyi ilgili devletlere verecek ve bu devletlerin ihtiyaçlarını da temin edecektir.
22. Savaş’ta İtilaf Devletleri tarafından esir alınan Türk askerleri, Türk devletine teslim edilmeyecek ve İtilaf Devletleri’nin nezdinde bulundurulacaktır. Askerlik çağının dışındaki ve askerlik yapamayacak durumda olan sivillerin Türkiye’ye verilmesi konusu ise bu devletler tarafından görüşülecektir.
23. Osmanlı’nın merkezi devletlerle olan ilişiği tamamen kesilecektir.
24. Vilayet-i Sitte adı verilen altı Ermeni bölgesinde (Erzurum, Van, Sivas, Bitlis, Elazığ, Diyarbakır) herhangi bir karışıklık çıkması durumunda İtilaf Devletleri bu bölgeleri işgal edebilecek.
25. Silahlı çatışmalar ve düşmanca faaliyetler 31 Ekim 1918 Perşembe günü öğlen zamanından itibaren son bulacaktır.
** MİSAKI MİLLİ BEYANNAMESİ
Osmanlı Mebusan Meclisi ise Mütareke imzalandıktan sonra Anadolu ve Trakya topraklarındaki işgalleri tanımadığını Musul vilayetinin işgalini de haksız sayıldığını ancak 2 sene sonra, 28 Ocak 1920'de Misak-ı Milli 'yi yayınlayarak ilan etmiştir. Ve aynı Osmanlı İmparatorluğu hükümeti 10 Ağustos 1920'de, Misak-ı Milli'yi yayınladıktan 7 ay sonra Sevr antlaşmasını imzalayacaktır.
Mondros Ateşkesi imzalandığı sırada işgal edilmemiş bölgeler kesin Türk yurdudur, parçalanamaz. (Musul, Mondors Mütarekesi imzalandığında işgal edilmemişti)
Kars, Ardahan ve Batum’da (Elviya-i Selase) gerekirse referanduma gidilecektir.
Araplar kendi geleceklerini kendileri belirleyecektir. (Arapların çoğunlukla yaşadığı yerlerde referandum yapılacaktır.)
Batı Trakya’nın geleceği referandum ile belirlenecektir.
İstanbul, Marmara ve Halifenin güvenliği sağlandığı takdirde Boğazlar trafiğe açılacaktır.
Azınlıklara diğer ülkelerdeki Türk azınlığa tanınan haklar tanınacaktır.
Siyasi, mali ve adli gelişmemizi engelleyen sınırlamalar (kapitülasyonlar) kabul edilemez.
** Sevr Antlaşması
Sevr Antlaşması; Osmanlı Devleti’nin de sonu olan, imzaladığı bu son antlaşma, Osmanlı Mebusan Meclisi'nin yayınladığı Misak-ı Milli’ye aykırı olması ve Türk milletinin bağımsızlığını tamamen ortadan kaldıran anlaşma olduğu için TBMM tarafından tanınmamış, Türk halkı işgalcilerle Milli Mücadele ve Kurtuluş Savaşı'nda, Anadolu topraklarında savaşmışlardır.
Sevr Antlaşması Maddeleri
1.Sınırlar (madde 27-36): Edirne ve Kırklareli dahil olmak üzere Trakya'nın büyük bölümü Yunanistan'a, Ceyhan, Antep, Urfa, Mardin ve Cizre kent merkezleri Suriye'ye bırakılacak, İstanbul Osmanlı Devleti'nin başkenti olarak kalacak;
2.Boğazlar (madde 37-61): İstanbul ve Çanakkale Boğazları ile Marmara Denizi silahtan arındırılacak, savaş ve barış zamanında bütün devletlerin gemilerine açık olacak; Boğazlar'da deniz trafiği on ülkeden oluşan uluslararası bir komisyon tarafından yönetilecek; komisyon gerekli gördüğü zaman Müttefik Devletler'in donanmalarını yardıma çağırabilecek;
3.Kürt Bölgesi (madde 62-64): İngiliz, Fransız ve İtalyan temsilcilerinden oluşan bir komisyon Fırat'ın doğusundaki Kürt vilayetlerinde bir yerel yönetim düzeni kuracak; bir yıl sonra Kürtler dilerse Milletler Cemiyeti'ne bağımsızlık için başvurabilecek
4.İzmir (madde 65-83): Yaklaşık olarak bugünkü İzmir ili ile sınırlı alanda Osmanlı İmparatorluğu egemenlik haklarının kullanımını beş yıl süre ile Yunanistan'a bırakacak; bu sürenin sonunda bölgenin Osmanlı veya Yunanistan'a katılması için plebisit yapılacak;
5.Ermenistan (madde 88-93): Osmanlı Ermenistan Cumhuriyeti'ni tanıyacak; Türk-Ermeni sınırını hakem sıfatıyla ABD Başkanı belirleyecek (Başkan Wilson 22 Kasım 1920'de verdiği kararla Trabzon, Erzurum, Van ve Bitlis illerini Ermenistan'a verdi.)
6.Arap ülkeleri ve Adalar (madde 94-122): Osmanlı savaşta veya daha önce kaybettiği Arap ülkeleri, Kıbrıs ve Ege Adaları üzerinde hiçbir hak iddia etmeyecek;
7.Azınlık Hakları (madde 140-151): Osmanlı din ve dil ayrımı gözetmeksizin tüm vatandaşlarına eşit haklar verecek, tehcir edilen gayrimüslimlerin malları iade edilecek, azınlıklar her seviyede okul ve dini kurumlar kurmakta serbest olacak, Osmanlı'nın bu konulardaki uygulamaları gerekirse Müttefik Devletler tarafından denetlenecek;
8.Askeri Konular (madde 152-207): Osmanlı İmparatorluğu'nun askeri kuvveti, 15.000'i jandarma olmak üzere 55.000 personelle sınırlı olacak, Türk donanması tasfiye edilecek, Marmara Bölgesi'nde askeri tesis bulunduramayacak, askerlik gönüllü ve paralı olacak, azınlıklar orduya katılabilecek, ordu ve jandarma Müttefik Kontrol Komisyonu tarafından denetlenecek;
9.Savaş Suçları (madde 226-230): Savaş döneminde katliam ve tehcir suçları işlemekle suçlananlar yargılanacak;
10.Borçlar ve Savaş Tazminatı (madde 231-260): Osmanlı İmparatorluğu'nun mali durumundan ötürü savaş tazminatı istenmeyecek, Türkiye'nin Almanya ve müttefiklerine olan borçları silinecek; ancak Türk maliyesi müttefiklerarası mali komisyonun denetimine alınacak;
11.Kapitülasyonlar (madde 260-268): Osmanlı'nın 1914'te tek taraflı olarak fesh ettiği kapitülasyonlar müttefik devletler vatandaşları lehine yeniden kurulacak;
12.Ticaret ve Özel Hukuk (269-414): Türk hukuku ve idari düzeni hemen her alanda Müttefikler tarafından belirlenen kurallara uygun hale getirilecek; sivil deniz ve demiryolu trafiği Müttefik devletler arasında yapılan işbölümü çerçevesinde yönetilecek; iş ve işçi hakları düzenlenecek.
İstiklâl Harbi ve 10 Ekim 1922’de imzalanan Mudanya Mütarekesi sonucunda Anadolu ve Doğu Trakya yabancı işgallerinden kurtarıldı. Ama iki bölge hâlâ yabancı işgali altında idi: Biri İstanbul ve Boğazlar Bölgesi; diğeri Musul Vilayeti idi. Bu iki önemli bölgenin kaderi barış konferansında belirlenecekti.
İsmet Paşa Lozan’a giderken hem İstanbul ve Boğazlar bölgesini, hem de Musul Vilâyetini, diplomatik yolla yabancı işgalinden kurtarmak gibi ağır bir görev üstlendi: Türkiye için Musul Vilâyeti önemli, çok önemli idi; ama İstanbul ve Boğazlar bölgesi hayati derecede önemliydi, olmazsa olmazdı ve öncelik taşıyordu. Hükümet tarafından İsmet Paşaya verilen kapsamlı talimatın Musul ile ilgili maddesi şöyleydi:
“Irak sınırı: Süleymaniye, Kerkük ve Musul livaları istenecek, konferansta başka bir durum ortaya çıkarsa Hükümetten talimat alınacak. “
Yedi ay süren Lozan Barış Konferansında büyük ve çetin diplomatik savaşlar verildi. Bu savaşlar sonunda İstanbul ve Boğazlar bölgesi yabancı işgalinden kurtarıldı. Ama Musul vilâyetini kurtarmak mümkün olmadı. İngiltere, nuh dedi, peygamber demedi. Musul konusunda geri adım atmadı. Öyle ki, Musul anlaşmazlığı, bütün Lozan barış sistemini bloke edebilecek, barış antlaşması tehlikeye girebilecek gibi göründü.
Sonunda, Musul sorunu veya Türkiye-Irak sının Lozan Barış Andlaşması’na şöyle girdi (Md. 3, fıkra 2):
“Türkiye ile Irak arasındaki sınır, iş bu Antlaşmanın yürürlüğe girişinden başlayarak dokuz aylık bir süre içinde Türkiye ile İngiltere arasında dostça bir çözüm yoluyla saptanacaktır.
Öngörülen süre içindeki Hükümet arasında bir anlaşmaya varılamazsa, anlaşmazlık Milletler Cemiyeti Meclisi’ne götürülecektir.
Sınır konusunda alınacak kararı beklerken, Türk ve İngiliz Hükümetleri, kesin geleceği bu karara bağlı olan toprakların şimdiki durumunda herhangi bir değişiklik yapacak nitelikte hiçbir askeri ya da başka bir harekette bulunmamağı karşılıklı olarak yükümlenirler.”1
Yani Lozan Konferansı, Musul Sorununu halledemedi, Türkiye-Irak sınırını çizemedi. Lozan Barış Anlaşması, Musul anlaşmazlığını ve Türkiye-Irak sınırını askıda bırakılarak imzalandı. Türkiye ile İngiltere varsınlar, başbaşa versinler, bu sorunları kendi aralarında halletsinler denildi. Anlaşamazlarsa ne olacak? O zaman sorunu Milletler Cemiyeti’ne götürsünler, orada davalarını savunsunlar. Kararı Milletler Cemiyeti versin, dediler.
Lozan’da halledilemeyen Musul Anlaşmazlığı Cumhuriyet’e devredilmiş oldu.

YORUMLAR