Bugun...
Edebi Duygularım Kör Oldu Gerçekten


Abdullah Gözaydın Fatih'in Demokratik Geleceği
fatihten@gmail.com
 
 

Eskiden çok kolay şiir yazardım.
Arkadaşlar; Bunlar ezberinde, Başkalarının şiirleri der beni çılgına çevirirlerdi, Açıkça hırsızlıkla, sahtekarlıkla suçlanırdım.
Ve şairliğimi ispat edebilmek için Kişinin adını soyadını dikey yazar, karşısına dilediği konuda (Aşk, Milli, Duygusal, sosyal) mesajlardan hangisini istiyorsa o konuda şiir yazar madara ederdim..

Ne oldu bana?, 1990 sonrası on yıllık mahkümiyetten sonra tahliye olduğumda bir yığın projem, planım vardı, hayata dair, Toplumun terakkisine dair.
Hiç birini gerçekleştiremedim, Hiçbirini..

Tahliye olduğumda İnsanlar! arasına katılıyorum diye heyacanlanmıştım, Çünkü, On yıldır hayatı paylaştığım koğuş sakinlerinden kurtuluyorumdum.
Öyle basit değil, Hep derdim; Bu kadar şerefsizi nasıl toplayıp getirmişler buraya diye...

Ve tam 3650 gün sonra İmralıdan gemiye bindim Mudanya'ya. Oradan Bursa'ya.. 
Hemen garajın karşısında iş yeri olan arkadaşımın amca oğlunun lokantasında yemek yedim, kendisine arkadaşımı sordum...
Tanımıyorum demez mi? On yıl geçti ama herşey bıraktığım gibiydi, Güldüm geçtim, Galiba aranıyor o nedenle böyle davrandı dedim.

O gece Baba evine geldim, Rahmeti annem (Kaçtınmı) diye feryat etti, İnandırmak mümkün olmadı, Haklı kadın 70-80 sene ceza alan adam on senede nasıl çıkardı ki? O gün anladım ki Anam bağrına taş basmış beni unutmaya çalışıyormuş.

Ve sabah gün ortasında mahalleyi dolaşayım dedim, Bir kişi geçmiş olsun derken On kişi Kaçtın mı diye soruyordu!
Artık tamam dedim, "İnfaz yasasını bilmeyen" Millet benden umudu kesmişti.

Her türlü maddi manevi fedakarlığı yaptığım uzak-yakın kişilerden hiçbiri on yıl boyunca beni hatırlamamıştı, Birkere bile olsa, Boş vermiştim, Çünkü İçeride tekamül etmiş, Af etmeyi öğrenmiştim.

39 yaşında Yeniden bir hayat kurmak istediğimde, Önümde arkamda kimseyi bulamadım. İş başa düştü dedim, Haramsız-yalansız bir hayatı İbadet şuuruyla kurma gayretine girdim.

Ve bir-iki ay sonra binbir sitemle terk ettiğim cezaevi arkadaşlarımdan gıyaplarında özür diledim, af diledim.. Meğerse cezaevindeki insanlar kanatsız evliya gibiymişler. Bizler birbirimize yalan söylemezdik, Bir elmayı 2/3 parçaya bölmeden yiyemezdik, Sigarayı bıraktığım halde eş dost için sigara bulundururduk, ve her fırsatta birbirimize destek olur, kötülerin insanları sömürmesine engel olmaya çalışırdık.

İnsanlara kavuşuyorum zannıyla çıktığım yolda hayal-i sûküte uğramıştım.
Ve artık şiir yazamaz olmuştum, Kısa makale bile yazamıyordum, Din konusunda ne kadar mütevazı olsam da Diyanetin namaz memurlarını tanıdıktan sonra Toplum gibi Cemaatten de soğudum..

İslam Birlik olun, Hep birlikte Allah'ın ipine (Kuran-ı kerim) sarılın diye emrederken, Sokaktan tarikata birlik olacağım bir zümreyle karşılaşmadım..
Fırsat verdiğim bütün toplumlar beni hayal kırıklığına uğrattı, maalesef...

Gene özür dilerim, Toplumun kendisi Sütten çıkmış ak kaşık gibi kendilerini kutsarken, Gene bu toplumun bir şekilde teşviki, zorlaması ile yoldan çıkmış hapishanelere düşmüş toplum kurbanları mahkümlar Siz gerçekten delikanlısınız, Allah yolunuzu açık eylesin, razı olduğu kulların sabrı ile size rahmet selamet eylesin..

Ve halâ şiir yazamıyorum, Şiir yazmak için aşık olmak lazım, Bir kadına, Bir topluma, Bir nesneye fark etmez aşık olmak lazım. Ve ben kalbimdeki bütün aşkı Yaratanım Hz. Allah'a, Onun rızasına verdim, Kullara gönlümde yer kalmadı Üzgünüm...
Sadece Allah rızası için, karşılığını sadece Allah'tan umarak toplumsal, görevlerimi yapmaya çalışıyorum, Rabbim kabul eder inşaallah...





YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR
YUKARI