Bugun...
Fener Balat Geçmişinde Nostalji Buluşmaları


Abdullah Gözaydın Fatih'in Demokratik Geleceği
fatihten@gmail.com
 
 

Bu sayfalarda Hayatımızın her safhasında yaşadığımız mutlu yılları, Yoklukların mütevazılığinde münzevi-mütevazi bir hayat yaşamanın rahatlığıyla yaptığımız komşuluklar, arkadaşlıkları yad etmek, O günlerin hoşgörüsünü tekrar nasıl yakalarız niyetinde olan bazı semtdaşlarımızla ahir ömrümüzde arkadaş olduk.

Hiçbir maddi veya psikolojik menfaat gözetmeden paylaşımlarda bulunuyoruz.

Bu yeni Eski semtdaşlarımızdan bazıları var ki semtimizin kadim azınlıklarını anmadıkları bir paylaşımları yok gibi, İlgili ilgisiz bütün anılarında "Fener-Balatta Yoğun yaşayan" cümlesini kurmadan bir hatıra aktarmıyorlar ve bu durum artık bir kabak tadı verdi.

 

Söz konusu iddialar elbette ki objektif değil, hatıranın kurgunun temelinde bu azınlıkları nasılda mağdur ettik, nasıl yaşam hakkı vermedik, gibi "Subliminal" mesajlar veriliyor.

Hâlbuki Biz Müslüman Türkler hiçbir zaman hiçbir coğrafyada içimizde yaşayanların dinine milliyetine bakmaksızın hoşgörüyle kabullenmiş, varlıklarının devamı için ne gerekiyorsa yapmış bir milletiz.

Geçmişte de Günümüzde de Avrupa kıtasındaki Medeni! Toplumların bu konuda ne kadar tahammülsüz olduklarını biliyoruz, Görüyoruz. 400 yıl bayrağımız altıda yaşamış Yunanistan toplumları, Rusya ve İngilizlerin himmeti ile sahip oldukları devletine kavuştukları ilk anda halen vatandaşları olan önemli bir nüfusu içeren vatandaşlarının Müslüman olduğunu görmezden gelerek binlerce camiyi yerle yeksan etmişti, tarihi ve mimari özelliği nedeniyle yıkamadıkları camileri ise İslam’a hakaret sayılacak işlerde kullanmaktan utanmamışlardı.

Greklerin, Bizim gibi Asyalı Hristiyan olan Rumların Müslüman tahammülsüzlüğü camilerle sınırlı kalmamış, kendi soydaşları, Vatandaşları olan Müslümanlara balkanları, Makedonya’yı, mora yarımadasını haram etmişlerdi.

Bu zulme dayanamayan Müslüman kardeşlerimiz izinli izinsiz kaçarak Türkiye’ye gelmiş, malını mülkünü oralarda bırakmak zorunda kalmışlardı.

Bu arada Türkiye’de yaşayan Hristiyan Türklerin de mübadeleye malzeme olması af edilebilecek bir hata değildi, Hem insanlık hem vicdani bir ayıptı.

Sonradan anlaşıldı ki Mübadele sonrası birçok akraba birbirinden koparılmış, Böyle bir vahşeti kimseye layık görmeyen Mustafa Kemal Atatürk Mevkidaşı Venizelos ile anlaşma yaparak Yunan vatandaşlarının Türkiye’de, Türk vatandaşlarının Yunanistan’da yaşamasına-iş kurmasına imkân tanındı.

1960 Sonrası bu antlaşma fes edildi, nedeni: Yoğun Yunanlı Türkiye’ye gelmiş önemli ticari koloni kurmuş, Türklere Yunanistan ve Yunan halkı bu denli sıcak bakmadığı, aynı imkânları sunmadığı için Türkler Yunanistan’a gitmemişti.

Tek taraflı ve bölücü faaliyetler göz önüne alınarak 1964 te bu anlaşma fes edilerek Yunanistan’dan bu anlaşmayı kullanarak gelen Yunanlılar geri gönderilmişti.

İçimizdeki bazı beyaz zenciler, Bu geri gönderilişin "Türkiye Rumları Yunanistan’a gönderdi" şeklinde yorumlandı, Çağdaş beyaz zencilerimize ise bu gönderilişin ağıtını yakmak kaldı.

Hâlbuki Bir tek Rum bu gidişte yoktu, gidenlerin tamamı Yunanlı Grek’ti.

Yunan milliyetçiliği Ortodoks temeline değil, Açıkça Grek milliyetçiliğidir ve Mübadelede Türkiye’den gönderdiğimiz on binlerce Türk Ortodoks’u Yunanistan’da halâ asli vatandaşlık haklarına sahip değillerdir, Eğe tarafında değil Batı Yunanistan, Adriyatik sahillerine yerleştirilmişlerdir, Devlet işlerinde halâ önemli görevler verilmemektedir.

 

Dedeleri bu Yunan zulmüne dayanamayarak Ana vatana göç eden içimizdeki Beyaz Zencilerin bu gerçekleri düşünmeyerek inatla Grek-Yunan ağıtları yakmaları kabul edilemez boyutlara ulaşmıştır. Amaç Türkiye’nin "hasta adam" olarak görüldüğü günümüzde kadim amaçları İstanbul ve Eğe üzerinden neler koparabiliriz hayali kuranlara hizmet gibi görülmektedir.

Biz bu semtdaşlarımıza hatırlatıyoruz fetihten bu yana Osmanlı veya Türkiye cumhuriyetinde hiçbir vilayet ilçede azınlıklar çoğunluk olmadı (Yoğun yaşayan) şeklinde sıklıkla kullanılan bu cümle yanlıştır, sanıyoruz kasıtlı kullanılmaktadır.

(Rum azınlığın yoğun yaşadığı) şeklinde cümle kurulmalıdır. Yani zaten bir avuç azınlığımız var onların yoğunluğu Fener Balatta yaşamaktaydılar, denilebilir.

Tarihte Rum Bu kadardı, Şimdi bu kadar kaldılar şeklinde kurulan cümlenin altında da Türkiye, Müslümanlık nefreti olduğu var sanıyoruz.
Hiçbir Rum (Asyalıdır ve Romalı kişi demektir) Ayrıca (Osmanlı yıllarında Ortodoks vatandaşların hepsine Rum denirdi) Yaşadığımız coğrafyadan zorla kovulmadı, sayılarının azalması 1970’li yıllarda ülkedeki terörden korkmuş bir kısmı Yunanistan’a, Avrupa’ya göç etmiştir.
Ayrıca Rum evlilikleri kolay bir evlilik değil, Erkek egemen bir toplumda Rum kızları çalışıp para kazanamıyor, Drahoma biriktiremediği için evlenemiyordu. Bu gerçekler bu beyaz zenciler tarafından neden gündeme getirilmez?

Artık bende her yazımda bu konuları sallama olarak değil tarihi vesikaları ile yayınlamaya devam edeceğim. Bu zevatın 6-7 Eylül hadiselerini Türkler aleyhine kullanmasına tahammül etmek mümkün değil, Bu olayları başlatan isimlerin Yunan göçmenlerinden olduğunu Mustafa Yoker bir kitabında yayınlamıştı. Bu ajanların Türkiye’de itibar görmesi ilk değil sonda değildir, Günümüzde yaşadığımız cemaatçilikte kullanılan kişilerin önemli bir kısmı kandırılmıştır fakat olayı yönetenler ihanet odaklarının temsilcileridir.

Devam edecek İnşaallah.
-----

KATKI SAĞLAYACAK KAYNAKLAR

ATATÜRK DÖNEMİNDE TÜRKİYE-YUNANİSTAN İLİŞKİLERİ, 1923-1938

MUSTAFA YOKER'İN  KİTABINDAN PAREV KUMKAPI KALİMERA SAMATYA





YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR
YUKARI