Abdullah Gözaydın

Abdullah Gözaydın

Fatih'in Demokratik Geleceği
fatihten@gmail.com

Kentsel Dönüşüm Projeleri ve Bu Fakirin Serüvenleri

06 Şubat 2014 - 07:48


 

    Gördüğünüz gibi bir yıla yakın zamandır web sitemiz,Hatta sitelerimizin ana konusu Kentsel dönüşüm, Yenileme projeleri oldu. 

    NEDEN böyle infiale varan bir tepki ile olaya yaklaşıyorsunuz, Bu projenin hiç mi iyi, güzel tarafı yok? diyenlere verecek cevabımız (Evet YOK!)

     NEDEN; 58 yıllık hayatımı tarihi İstanbul Eminönü ve Fatih ilçelerinde yaşadım. Kendimi bildim bileli Devletimiz, Belediyelerimiz, Sermaye sınıfı bu kutsal beldeye hep ihanet ettiler.

     
Kutsal diyorum, Çünkü; üç büyük imparatorluğa başkentlik yapmış, Hıristiyanlığın yükseldiği bir şehir bana göre Mekke'den, Kudüs'ten sonra üçüncü kutsal kent.  1950 li yıllara kadar muhafaza edilen güzelim konaklar, kagir şatolar, sur boylarında yığma kagir batı türü küçük parselli müstakil evler teker teker yok edildi, kalanların ise bu proje ile tarihe gömülmesi isteniyor.

     Bu tahribat zamanın hükümetleri ve belediyeleri eli ile yapıldı, 50 yıldır Fatih'te Belediyelerin, İl özel idaresinin, Vakıflar müdürlüğünün tapusunda olan binalar onarılmayarak yok olmalarına fırsat verildi. 1982 yılından beri ise Anıtlar,Koruma kurulu tarafından dayatılan çok katı şartlar nedeniyle binalar onarılamadı, meğer on yıllardır bu günlerin alt yapısı hazırlandı biz uyumuşuz. Şimdi uyandık ama eldeki imkanlar bitti.

     Bu tarihi kentte yaşayıp ta şimdi en lüks semtlerde yaşayan eş ve dostumu ziyarete gittiğimde, Kabe'yi, Kudüs'ü sorar gibi Süleymaniye'yi, Vefa'yı, Haydar'ı, Balat'ı, Fener'i soruyorlar bana. Buralara lüks semtlerden gelenler ise geldikleri yerlere gitmek istemiyor, yıkılmak istenen semtlerin korunması için en az bizim kadar mücadele ediyorlar. Hatta Avrupa'dan, Amerika'dan gelerek semtimizde yaşayan pek çok aile var, Bu kültürün yok edilmesine karşılar, bizden fazla mücadele veriyorlar.

    Bizim bu semtlere verdiğimiz gönül boşuna değil, Semtimizde uygulanmak istenen kentsel dönüşüm projesi apaçık İstanbul merkezinin el değiştirme projesidir. Bu değişim sonucu modern bir kent haline sokulmak istenen ilçemizde orta halli vatandaşların dahi yaşayamayacağı bir gerçektir.

    Beş yılda 550 binden 50 bine indirilmesi hedeflenen nüfus değişimi sonucunda Fatih ilçesinin adı Suriçi belediyesi yapılacağı, Patrikhaneye Ekümenik statü verilerek, Sözde 450 milyon Ortodoks aleminin merkezi haline getirilmek isteniyor.   Bu niyet açıkça söylenmese bile uygulamalar söylentileri her gün haklı çıkarmaya devam ediyor.

     Bizim bu Kentsel dönüşüm projelerine karşıtlığımız restorasyon nedeniyle değil, tarihi binaların yıkılarak yerlerine projelerden gördüğümüz modern sitelerin, alışveriş merkezlerinin, rezidansların yapılması nedeniyledir.

      Ayrıca semtin mevcut kimliğini oluşturan yerleşik halk kültürünün yok edilmesi anlamına gelen, zorunlu tehcir yapılacak olmasındandır, Başbakan geçenlerde AKOM da yaptıkları deprem konulu bir toplantıda, Mücavir alan dışına(toplu ulaşım ile,Fatihe ikibuçuk saatlik mesafede) ki Taşoluk civarına 40.000 dairelik yeni siteler yapılacağını, kentsel dönüşüm projelerinden etkilenenlere bu sitelerden daire verileceğini açıkladı. Bu uygulama insani değildir, gerçek hukuk ilkeleri ile bağdaşmamaktadır.

       5366 sayılı imar düzenleme yasası göründüğü kadarı ile sadece tarihi İstanbul'u yok etmek için çıkarılmış gibi görünmektedir. Bütün kültür insanları, Yaşayan tarihin yok edilmesine imkan veren bu yasanın iptali için tavrını ortaya koymalıdır. yarın çok geç olacaktır.

      Deprem tehlikesi gerekçesi ile 40-60 yıllık yapsatçıların plansız yaptığı, günümüzde betonu, demiri çürümüş mevcut apartmanların Kentsel dönüşüm projesine alınması gerekirken, ilçemizin Cankurtaran'dan Unkapanı'na bütün sur boylarının projeye alınması doğru değildir. Tarihi kagir evler ve Ahşap konaklar İstanbul'da olacak muhtemel hiçbir depremde yıkılması mümkün değildir. Vatandaşın hayatını düşündüğünü iddia edenler öncelikle eski apartmanları Kentsel dönüşüm ile yenilesinler.

     Bu günlerde 1. Kentsel dönüşüm projesi SULUKULE yi arkeoloji müdürlüğü kazı alanı ilan etti, Şimdi muhtemel bu kazılarda zeminden Roma,Bizans,Osmanlı eserleri kalıntıları çıktığında Sulukule projesi yattı demektir. Çingenelerin evlerine, Yağma Hasanın böreği gibi ganimete saldıranlar arkeolojik bir alanda arsa sahibi olmuş olacaklar, Ne satabilecekler, Ne yatırım yapabilecekler.

      Yarın Kentsel dönüşüm ilan edilen, tamamı sur boylarındaki tarihi semtlerin yıkılması durumunda aynı akıbet çıkacağı kaçınılmazdır. Buralarında imara kapatılması söz konusudur. Olan semtten Taşoluk'a, Kayabaşına gidecek olan mevcut insanların başına gelenlerle kalacaktır. Projeden alacağı paranın hayali ile yatıp kalkanlar, yarın arkeolojik bir arsa sahibi olarak başını vuracak bir sütun arayacağından hiç şüphemiz yok.

      Bu semtlerde yaşayan herkes biliyor ki bu semtin altında mahzenler, sarnıçlar, dehlizler var, yapılacak inşaatta bunların tamamı ortaya çıkacak, bunlarıdamı gece operasyonuyla yok etmeyi düşünüyor acaba Kentsel dönüşüm
 heveslileri?

    Ayrıca Fener patrikhanesinde, Rusya ve Yunanistan'da İstanbul'un beş yüzyıllık haritaları, binaların çizimleri mevcuttur. şimdi deprem gerekçesi ile Bütün sur içi  yıkılacak, Roma ve Bizans eserlerinin temelleri ortaya çıkarılacak, son kabul edilen vakıflar yasası gereği buralar Ekümenik patrikhaneye devredilerek Tarihi Bizans'ın imarına geçilecek!     Neden olmasın. 



      Bizler bu İmparatorluk başkentimizi gücümüz yettiği kadar koruyacağız, rant ve Ekümenik sevdalılarına buraları yar etmeyeceğiz. İç hukuk bitebilir, bütün uluslararası hukukun gereklerini yapacağız. İnanıyoruz ki Turizm diye, para diye toplumu satın alan zihniyet her adımda bizim yok edilmemizin şartlarını hazırlıyor, Dün Eminönü'nde yaşayan yüzbinler bugün neredeler, Yarın bizler nerede olacağız, Bu tarihi belde ne olacak?

      Bu soruları kendine sormayanlarla işimiz yok, onlarda zihniyetleri nedeniyle karşı saflarımızdadır. Bu Kentsel dönüşüm projesinden alacağı menfaati düşünenler sağladıkları rant ile asla mutlu olamayacaklardır. Bu proje bu gün mutlu olan semt halkımıza mutsuzluk ve acı getirecektir. 

   Şahsen ben Sur dışında hiçbir yerde yaşamak istemiyorum, Çünkü Fatih'i terk etmem demek bütün dostlarımı, sevdiklerimi terk etmem demektir, Benim gönlüm bu meşakkat dayanmaz , eğer mecbur bırakılırsam zaten fazla yaşamayacağımı biliyorum, bu nedenle bu yolda ölüme kadar mücadele diyorum, bizi anlayanlara selam olsun, anlamayanlara Allah akıl fikir izan versin Amin....

Behlûl Dane Fatihten@gmail.com

Bu yazı 1761 defa okunmuştur.