Sonunda madara olmakta var...
Haliç, Boğaz, Yenikapı, Üç tarafımız denizle çevrili olsa bile nedendir bilmem sık sık Menekşeye, Halkalıya, Küçüksuya, heybeli ve diğer adalara giderdik..
Fakat Moda plajının ayrı bir yeri vardı.
Halbuki suyu yosunlu, Kumu taşıma ve kalın, Zemin taşlık olmasına rağmen en fazla Modaya giderdik.
Bunun sebebi sanıyorum o üç katlı tramplenleri idi.
heyecan veriyor olmalıydı bize.
Heyecan dedik te bu konudaki bir anımı anlatmak istiyorum, Moda plajında 3. kattan atlayan pek azdı, bende ancak 2. kattan atlayabiliyordum, Hem balıklama, hem çivileme.
Bir gün arkadaşlara hava attım Bu gün 3. kattan atlayacağım..
Plaja geldik, Arkadaşlar sözümün gereğini yapmamı bekliyor.
Bir hava, bir caka ile 3. kata çıktım, Aman Allahım aşağısı uçurum gibi, Ölürüm buradan düşersem diyor gibiyim.
Aşağıdan dalga geçenlerin sesini duymak bile istemiyorum, Amma sözümü yer buradan atlamadan inersem rezil oldum demektir, Semti terk etmek gerekecek, karizma fena çizilecek anlayacağınız.
O zamanlar hiçbirşeyimiz yoktu belki, Gururumuzdan başka..
Sanıyorum bir saate yakın 3. kat tramplemde mahsur kaldım, her 3-5 dakikada bir şimdi atlayacağım diye niyetleniyor, aşağıya baktığımda tırsıp geriye dönüyorum...
Buradan atlamam lazım, benimle dalga geçenlerin hiçbiri buradan atlayamıyor olsa bile benim mutlaka atlamam lazım, bunu kelimelerle anlatamam şimdi..
O anki duygularımın ne olduğunu hatırlamak çok zor ama o 3. kat tramplemin 3-5 m2 zemininde nasıl terlediğimi unutmam imkansız..
Sanıyorum 8-10 metre yükseklikteydi, halbuki Galata ve Unkapanı köprüsünden kolaylıkla atlardık, Hatta Fener açıklarındaki Nezihi İpar gemilerinin güvertesinden de atlıyabiliyordum, Buradan nasıl atlayamam diye kendimi yiyorum.
Fazla uzatmak istemiyorum, O bir saati zamanında not alsaydım kitap olurdu sanırım.
Aşağıdan gelen Atlayamaz, Atlayamaz alkışları oldukça tahrik etmiş olmalı ki, Gözüm kapalı bıraktım kendimi çivileme boşluğa.
Oh be birşey değilmiş diyerek hemen tekrar kuleye çıkarak bu sefer balıklama atladım, O tezahürat edenlerin hepsi sus pus olmuşlardı. Birkaç kez atladıktan sonra son atlayışımı korkulukların üzerinden yaptım, Biraz dengemi kaybetmiş sır üstü suya çakılmıştım, Sırtımın acısı birkaç gün geçmemişti.
Şimdi bakıyorum da gözüme çok küçük geliyor, alt zeminde dört katlı o muhteşem kule




