Abdullah Gözaydın

Abdullah Gözaydın

Fatih'in Demokratik Geleceği
fatihten@gmail.com

Nerede Yanlış Yaptım Bu Gün Anladım…

13 Nisan 2021 - 12:30 - Güncelleme: 13 Nisan 2021 - 14:55

Hayatım boyunca mutlu olmak için yanlış bir yol seçmişim, 
Çok arzu ettiğim bir şeye sahip olmaktan çok, Onu değer verdiğim birine hediye etmekle mutlu oldum.


Kısacası Mutlu olmak için değil, Hayatımı insanları mutlu etmek için yaşamışım. İnsanların mutluluğuna sebep olduğumda çok daha fazla mutlu olduğumu anladım.
Anlayacağınız kendimi mutlu etmek için değil İnsanları, hayvanları, Doğayı mutlu etmek için yaşamışım.

Aslında bu tabir doğru değil, Doğrusu İnsanların mutluluğuna sebep olmak beni çok daha fazla mutlu ediyordu.
Hayata, bir Annenin çocuklarına olan şefkati ile bakıyormuşum, Yemez yedirir, Giymez giydir. Böylece daha çok mutlu olur ya.
Duygular kişiye özeldir Bir annenin şefkat duygusunu bilemem ama böyle bir şey herhalde.

Sahip olduğum her şeyi paylaşmak için can atardım, Hiçbir güzelliği tek başıma yaşamak, tüketmek beni mutlu etmiyordu.
Biraz bencil miyim bilmiyorum, yaptığım fedakârlığın karşılığında saygı, ilgi bekliyor olmalıyım ki, İlgisizlik, Geri dönüş olmayınca küsüyor, hayal kırıklığı yaşıyordum.

Kendimi mutsuz etmek için yaşadığımı anladım, Fakat düşündüğümde bu gün dahi aynı anlayışın daha doğru olduğuna inanmaktan kendimi alamıyorum.
Aslında bilmeden İslam’ın insani ilişkilerini hayat nizamı edinmişim, İnsanların bir derdine derman olmak, İnsanları sevindirmenin ibadet olduğunu bilmeden.

Batıl/Yasadışı bir hayat yaşamış olsam bile, Sanıyorum bu ulvi ahlak nedeniyle Allah beni hep mükâfatlandırdı.

Onlarca defa ölümle burun buruna geldim kurtuldum, 8 Polis Tura oteli salonunda Beş-on metreden 34 kurşun sıktı, Sadece kolumdan yaralandım, Kaçtım.
Kanunsuz yıllarımda onlarca defa polis enseme kadar geldi, beni bulamadı, göremedi, yakalayamadı.

Bildiğim 5-6 defa kesin öldürülmek istendim, hepsinden mucizevi bir şekilde kurtuldum.

Deli gibi araba sürerdim, onlarca kez kaza yaptım, Arabalar hurda oldu, hepsinden burnum kanamadan kurtuldum.

Kazancımın çoğunu arkadaşlarıma, kardeşlerime, akrabalarıma vermekle mutlu olurdum.

Yasadışı bir hayat olsa da gene merhamet duygularımı tatmin edecek bir bahane bulurdum şöyle ki, Çok malda haram vardır diyerek Yasadışı-kaçak lüks otomobilleri zenginlere satardım “İşçi hakkı-Vergiyi” yeterince vermedikleri için buna hak ettiklerine inanırdım.
Bunu dini değil sosyolojik duygularla yapardım.

Henüz bir fedakârlık yapmadığım biri bana bir hediye verse, Bir işimi halletse, Ona karşı kendimi o kadar borçlu hissederdim ki, En kısa zamanda iki misli karşılığını vermeye çalışırdım.

Sebze, Meyve, Balık halleri mahallemize yakındı, çocukluğumda  oradan bir şekilde kazandığım/aldığım ürünleri Unkapanı kadınlar pazarına getirip satar harçlığımı çıkarır, Arkadaşlarımla harcardım. Ayrıca mahalleye getirip arkadaşlarımla arsada sofra kurar yerdik. 

70 yaşında şimdi anladım ki ben hayatı kendim için yaşamamışım.
Bu nedenle olsa gerek Allah cc. Bana hep rahmet etmiş, Hiç çaresiz kalmadım. Her darlığımda bir yol bulup huzura kavuşurdum.

Basının Asparagas haberlerine çok kızardım, 1998 yılında İnterneti tanıdım, İşte Gazete, Televizyon, Radyo bu diyerek 47 yaşında web tasarımını kısa zamanda öğrendim, yaptığım haber siteleri üzerinden ulusal basını ve şehrin-ülkenin yöneticilerinin hukuksuz eylemlerini hiç çekinmeden haber yapmaya başladım.
Bu nedenle tehdit edildim aldırmadım. Akıl almaz rüşvetler teklif edildi kabul etmedim. En azından Fatih’te Hak-Hukuk-Adalet uğruna tabiri caiz ise cihat ettim, ediyorum. Ve çok mutluyum.
22 yıldır bu mesaimi hala kimseden en ufak menfaat almadan "Bilâ ücret" icra etmeye gayret ediyorum.


Yarın huzuru mahşerde Allah cc. –Benim için ne yaptın sorusuna; Fatihhaberi yaptım ya rabbim diyecek kadar….

Hayatta çekilen çileler, Sonradan gelen nimetlerin mutluluğunu yaşamaya vesile oluyor. Bu nedenle her halde hiç ayağına taş takılmayan tuzu kuru insanlar mutlu olamıyor, Ömürleri şikâyetle geçiyor.

Geldiğim bu günler için Allah’ıma şükürler olsun.
Halâ Allah’ın Rahmeti, Merhameti, Şefaati üzerimde.
Bu gün Ramazan-ı şerifin birinci günü, Dün oruçluydum iftarı Balat’ta kardeşimin orda “Zeytin-peynir-Çay” ile açtım, Evde yerim diye fazla bir şey yemedim. Eve geldiğimde yorgundum, Yatsıdan sonra biraz uzanayım dedim uyandığımda saat 05,30 imsak geçmişti, açlık, hele “İftarda yediğim tuzlu zeytin peynir nedeniyle” susuzluk inanılır gibi değil, için yanıyor terliyorum.

Recep-Şaban aylarında pazartesi Perşembe nafilelerini tuttum, Şu an nasıl yanıyorum anlatamam. Bazıları bunu belâ olarak görebilir Ama Allah’ın rahmeti böyle bir şey işte.
Susuz aç kalmış canlıların halini böyle hatırlatır sevdiklerine, Elhamdülillah. İki aydır amacına uygun eda ettiğim en anlamlı oruç bu olacak inşaallah.

Bu vesile tekrar Ramazan-ı Şerifiniz hakkınızda mübarek olsun. Hayatı amacına uygun yaşamayı Allah cc. Nasip eylesin.

Dip Not: Yazının başlığında “yanlış” şeklinde tanımladığım hayatımın yanlış olduğuna inanmıyorum, Allah cc. Ben değil Biz olmayı emrediyor kullarına.

Herkes sevdiklerinden versin diye emrediyor. Görmeyene göz, eli olmayana el, ayağı olmayana ayak, aklı olmayana akıl, cesareti olmayana cesaret, parası olmayana zekât fitre sadaka ile destek olmayı emrediyor. Hayatı gayesine uygun yaşamayı Allah cc. Nasip eylesin, amin…



 

Bu yazı 306 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum