Fatih Belediyesi İlçenin bir yerinde Sultanahmette Surların üzerinde otel yapılmasına göz yumarken, Belediyeninde içinde olduğu Ayvansaray Tokludede Türk mahallesini toptan Otele dönüştürülmesi, Üstüne üstlük fazla kat ve sur dibine kadar bina yapılması, Onarılması gereken tarihi surların yıkık yerine Otel Vip girişi yapılmasını görüyoruz.
Gel gör ki Sıra vatandaşın bir iki katlı evlerde yaşadığı Mevlanakapı mahallesinde Surlara yüzlerce metre uzaklıktaki binalar, Deprem ve Tarihi surların önünü açıyoruz gerekçesiyle acele kamulaştırma kararı çıkarılması, Vakıf ve Milli emlak kiracılarının sözleşmelerinin fesh edilmesi İnsanlığa hukuka uygun mu.?
Fatihin her mahallesinde bir ızdırap var, Ateş düştüğü yeri yakıyor, Ateş henüz kendisine gelmeyenler olaylara seyirci kalmayı tercih ediyor,
Buradan tekrar söylüyoruz, Olaylara ne kadar kör sağır kalsanızda, Hatta Akp yöneticisi de olsanız kaçış yok, Fatih Turizm+Ticaret+Konaklama alanı olarak belirlendi, Bütün konutlar peyder pey dönüşecek, Sur içinde ikamet etmek herkesin harcı olmayacak.
Sulukule örneği güzel bir ibret ama alan yokki, Sanıyorlar Orası Sulukuleydi, Mukimleri Romandı, (Ne yapmışlarsa) Hak etmişlerdi.
Alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste, Bu gün Roman da olsa komşusunun acısına, mağduriyetine suskun kalanlar yarın feryat etmeye, Mülkleri Sulukuleden daha ucuzu ellerinden alındığında Kendileri Tuzlaya Taşoluğa sürüldüklerinde yanlarında ne yardımccı bulacaklar ne merhamet eden. Bir Arap ata sözünün dediği gibi "men Dakka Dukka" Etme bulursun, Çalma kapımı çalarlar kapını"
Aysel Tekerek'in Mevlanakapı tespitleri:
Zeynep Teyze ile dün tanıştım.
Arka Mahalle’de… Koltuğuna oturmuş, gülümsemeye çalışmış ama tam becerememişti. Kendisi ile röportaj yapan, derdine ortak olan, el veren mahallenin çocuğuna nasıl baksaydı başka? Anlat Zeynep Teyze demişlerdi. O da başlamıştı…
“Allah o müteahhidin tırnaklarını uzatmasın yavrum!”
Zeynep Teyze’den biraz şikayetçiler. Muhtar, müteahhit, Vakıflar Genel Müdürlüğü… Anlamak bilmiyor bir türlü Zeynep Teyze. 44 yıldır yaşadığı evden çıkmıyor bir türlü… Üstüne dava açıyor. Yürütmeyi durdurma kararı alıyor. Tam bir çıban başı… Yaşına başına bakmadan arka mahallede bir şeyler çeviriyor, Koca Mevlanakapı Mahallesinde tutup gençlerle bir oluyor devlete karşı geliyor.
Zeynep Teyze, 1978 yılında senaryosunu Yavuz Turgul’un yazdığı Sultan filminin 40 yıl sonra ileri sarılmış halini anlatıyor bizlere. Satın alınan mahalle arazisinden sürülen o Fatihli gariban ailelerinin tekrar yuvalarını kurdukları yere, rant sermayesi geri dönüyor. “Hadi bakalım başka yere!” diyor. Evraklar hazırlanmış, planlar yapılmış, Zeynep Teyze’ye tebligat yapılmış. 40 yıl sonradan sonra tek fark bir kağıt parçası işte…
O kadar da değil mi?
Doğru o kadar da değil !
Artık Zeynep Teyze yalnız değil.
Artık bu yaştan sonra gidecek yeri yok. Mücadele etmekten başka çaresi de yok.
Mahallelinin kuracağı dernek soruluyor kendisine. Elinden alınmaya çalışılan evi için bir insan ne yaparsa öyle bakıyor, derneğe. Zeynep Teyze işte bu, evinden ayırmıyor derneği. “Açılan dernek için her şeyi yapacağım. Temizliğinden boyasına kadar. Orası bizim evladım”
Sahip olmak ile sahip çıkmak arasındaki ince sınıra Zeynep Teyzem oturmuş kalkmıyor.
Standına sahip çıkan bir Haziran’cı gibi.
Kime rektör diyeceğini bilen bir üniversiteli gibi.
Üstünü aratmayan bir avukat gibi.
Kent meydanlarını direniş meydanlarına çeviren, hakkını arayan işçiler gibi.
Etek boyunu AKP’nin başına çorap yapan kadınlar gibi.
“Emekliyiz ama daha ölmedik” diyen emektarlar gibi.
“Sansürünü al da git” diyen sanatçılarımız gibi.
Katile katil hırsıza hırsız dediği için hakim karşısında “Ne diyim yalan mı söyleyim?” diyen boyun eğmeyenler gibi…
Zeynep Teyze ile dün bir mahalle toplantısında tanıştım.
Meğer tanışıkmışız…
Madem Zeynep Teyze derneği evi bilmiş, onun evi de bizim ülkemizdir.
O ülkenin temizliğini ve boyasını yapacağız !
