Şairden şiir, doğum savcısından daha ağır, sancıyla çıkar.
Sözüm şiir içindir.
Ve şiir, tarifi şiir kadar ağır, kalp sancısıdır.
...Ve şairleri mevsim geçişleri yaralar.
Orhan Veli'yi mahf eden havalar, bu havalar değilmidir?
Cahit Sıtkı'yı yaralayan baharın akşamı değilmi dir?
Abbas'a aksam oldu çilingir soframızı kur dedirten,Cahit'in akşam sancısı degilmidir?
Olmayan sevgilisini, Beşiktaş'tan ferman ile getirten bu acı degilmi dir.?
Ufukta pas tuttu birdenbire yaz;
Gün çabucak geçti, akşam oldu tez,
Toz kaldırdı karşı yollardan poyraz,
Kopan yol uçları eklenmez oldu.
Şairlerin sultanı ünvanını alan Necip Fazıl'ı yine yaralayan bu mevsim geçişleri değilmi dir?
Şairler, akşam oldumu günü unutur, bir daha doğmayacak gibi sabaha yemin edercesine içine kapanır, doğum sancısı çekerler.
Vicdan azabına eş acıdır şairlerin acısı, ama asla vicdan azabı değildir.Çünkü
şairler vicdanlarında azap barındıracak kadar gönül yakmamışlardır.
Aşk acısı bile, şairin bahar mevsimindeki acısını unutturur.
Şair ne ulvi duygunun insanıdır.
Şair ne yaşanmamışlığın yaşanmış halidir.
Şair ne sessizliğin, ses ve ahenkte vücud bulmuş halidir.
Şair ne kalabalıkların tek nefes görünümüdür?
Tüm sancıların içinde vucüda gelir şiir.
Kimi, onların sesiyle sevgiliye,kimi anneye , kimi doğaya, kimi tanrıya , kimi ise ALLAH'a seslenir.
Ne vakit bir şair ölürse o en acılı zamandır.
Ve gidişleri, yaşamları kadar sessiz olur!
Öldüğünü ise dünyanın öbür ucunda aynı dilde yazmayan şair hisseder lakin aynı mahallede ki Terzi Osman Siyasetçi Ali, musallada görünce idrak eder!
Onlar ki : kendine şair demekten bile içtinap ederler .
Zaman, zaman ey zaman ;
Öyle güzel mehfumsun ki şairin hakkını asla yemedin!
Yalnız öldüler ama unutulmadılar!
Her mevsim ayrı sancı ile yaşayan şiirleri duygu dünyamıza kılavuz olan şairleri minnetle anmayı ihmal etmeyin.
ŞİİR TADINDA YAŞAM İLE
ünlü olmayan düşünürün notlarından
NİSAN 2015
Ordu lahikası
