Hasan Karakaya'nin ebediyete intikalininde, sansasyon arayan kafa ile, Levent Kirca'nin ölümünde huzur bulan,Yaşar Nuri Öztürk'un hastalığıni ilahi hikmete bağlayıp, Yaratıcıyi anında hesap soran (haşa) kabadayı gösteren, kafa yapısı aynıdır.
Ve her üçüde de kâmil olmadığı gibi, cahillikten ziyade seciyesizliktir ve çukurluk tur.
Nobel ödüllü (ödülün tek faydası tanimamiz) bilim adamımız, Muhterem Sancar'ın kravatındaki, Osmanlı Tuğrası, ceketinin yakasındaki Atatürk rozeti ile Türk bayrağı, herşeyi özetliyor..
(Sayin Sancar;
Fikrine, dinine, mülkiyetine bakmadan önünde saygı ile eğilmek lazım )
Biz, bizim değerlerimize sahip çıkamadıgimiz varken, fikri manada bizden olmayanı, dışlamayı ibadet saydık.
Ve en önemlisi biz, alimlerin susmasını, cahillerin konuşmasına, tercih ettik..
....Ve alimler sustu cahiller aydın oldu!
Ee ben o adamı sevmiyorum!
Kimse kimseyi sevmek zorunda değil lakin hakaret ettiğimiz kişinin baba olduğunu,ve ya anne olduğunu unutmamak gerekmez mi?
Sevme kardesim sevme .
Sev demiyorum sana çünkü sevmek yürek işi belli ki yüreksiz sin.
Bari saygı duy.
Bu da bir erdemdir.
Ve bu toplumda sessizce köşede bekleyen,hiç konuşmayan lakin sizi takip eden aklı selim ve onurlu bir grup var sizinle aynı havayı teneffüs ettiği için ölmek istiyor..
Ben Hasan Karakaya'nin ve ya Levent Kirca'nin hak savunucusu değilim ama, bu insanlar başka dünyaya gittiler .
Haklarını savunamaz durumdalar .
Bu dünyada her biri çok çekti.
Ölümünde bari rahat verin....
Ve en önemli husus.
"Onlara ve onların. nezdinde tüm ölülere huzur verin."
Doğru olan budur.
Doğru yolda olana selam olsun!
Not: Kendinle barışık olur, osmanlıyı ve cumhuriyeti aynı anda sevmeyi başarırsan,
Prf. Dr Aziz Sancar olursun.
Ferda AKGÜL
akgulgida@hotmail.com
