Abdullah Gözaydın

Abdullah Gözaydın

Fatih'in Demokratik Geleceği
fatihten@gmail.com

Çözüm ve Çözülme...

06 Şubat 2014 - 07:36


 

Bir sorunu çözmek istediğimizde, durumun kahramanları arasında bir çözülme olacağı muhakkak, Çözümsüzlük birilerinin ürettiği durum ise, çözüme buradan başlamak gerekir, ya rotasyon, yada azil, durumdan nemalananlar elbette ki bu durumdan memnun olmayarak ayrılacak, bir çözülme meydana gelecektir.

Çözüm için çözülmede kaçınılmazdır, Son semavi din, İslam'ı Resulullah sav. tebliğ etmeye başladığı zaman aile içinde bile çözülmeler başlamıştır, Burada ailenin kutsiyeti düşünülmemiş, Hedef; insanlığın geleceği düşünülmüş ve gereği taviz verilmeden yapılmıştır.



Siyasette, Sivil toplum örgütlerinde aynı hastalık kanserleşmiş durumda, İflah olmaz bir "sen"cilik başlamış. Öncelikle başkanların dümen suyunda "sen olmazsan çözülürüz başkan" yalakalıkları ile demokrasiden uzaklaşılmakta, Faşist dikta jönler peydahlamaktayız.

Nasılsa "Vazgeçilmezim" havasına giren başkanlar eleştirisiz, muhalefetsiz bir ortamda diledikleri gibi "Uyumakta" günü kurtarma peşinde gitmekte, ileriye dönük hiçbir ciddi projeleri bulunmamaktadır.



Türkiye'nin birinci derece sorunu feodal yapılanmadan kurtulamayışıdır, Batının, sık sık çağlar değiştirdiği günümüzde biz hala "Orta Çağ" bakışıyla sosyal hayatımızı, demokratik hayatımızı sürdürmeye devam ediyoruz. Çözümsüzlük işte burada başlıyor, Çağdaş demokrasiyi hazmedemeyen feodal ağalar eleştiri karşısında kırılıyor, üzülüyor, hırçınlaşıyor, saldırgan oluyor.

Bana dokunmayan bin yıl yaşasın, duası ile yaşayan günümüz insanı, Kendisine dokunuluncaya kadar suskunluğunu itina ile koruyor, ne zaman bir yerden canı yanıyor!, yardımcı bulması elbette imkansız oluyor.



Acilen Çağdaş demokrasiyi hayatımıza geçirmeliyiz, Dileyen dilediğini yüksek sesle söylemeli, Toplum bunu değerlendirmeli, Basında, Sivil toplum örgütlerinde, siyasette, "Nasıl böyle söyleyebilirsin" "nasıl beni böyle itham edebilirsin" gibi, Ortaçağdan kalma feodal dayatmalar, şikayetler olmamalı. 

İftira atanı, su-i zanda bulunanı toplum değerlendirsin, çok ileri gidilmişse hukuk gereğini yapsın, bir ithamla ayrışmak, şiddete baş vurmak cehalet işidir, geri kalmışlığımızın 1. derece sebebidir.



Kimileri sağlığa aykırı, dayanıksız, güvensiz, sahte bir ürün üretiyor, bunu bilenler o işletmede çalışıyor, o ürünleri tüketiyor, o ürünlerin tüketildiğini görüyor, Toplumu korumak adına, ibadet mantığı adına hiçbir müdahalede bulunmayı düşünmüyor.

Sonra kendine bir zarar dokunduğunda en çok feryat eden ise yine bunlar.



Dün yaşadım; Bir komşum 8 yaşındaki otomobilini şehir dışında bir trafik muayenesine götürmüş, Her iki yılda bir yaptırdığı işlemde dizel olduğunda itiraz olmayan aracı için muayene memuru "Bu araç dizel, Trafikten düzelt gel" diyerek muayene yapmamış. Araç sahibi "Bu araç ithal edildiğinden beri dizel" diye itiraz etmesi kabul görmemiş, Vatandaş ..... trafik şübe müdürlüğüne gelmiş randevusu yok diye işlemini yaptıramamış, internetten ise randevu almak imkansız. Bir görevli şubenin arkasında bulunan falan trafik muamelecisine gidin o işinizi halleder demiş, kişi tarif edilen yere gidip bir yetkili ile görüşmüş, Tamam ağabey hallederiz, Bu gün istersen şu fiyat, birkaç gün sonra olsun diyorsan şu fiyat diye teklif etmiş, bizim vatandaşın muayenesi bitmiş, trafiğe çıksa cezası çok, mecburen muamelecinin hemen hallet tarifesinden bir saatte işlem yapılmış, kayıttaki hata düzeltilmiş, Tekrar 45 km şehir dışındaki muayene istasyonuna gidilip muayene yapılmış.

işte 2012 Türkiye'si, işte çağ atlayan Türkiye. 

Bizim bildiğimiz, Vatandaşın beyanı doğrultusunda Muayene istasyonu olayı rapor yaparak, itiraz edene imzalatarak ilgili trafik şube müdürlüğüne bildirip düzeltilmesini istemeliydi, talep eden haksız ise çok büyük cezalar verilmeli, değil ise vatandaşa zulmedilmemeliydi.



İşte demokratik hayatımızdaki feodal uygulamalara teslimiyet, Çözümsüzlük üretenlerle mücadele etmeme, çözümsüzlüğü hayatımızın bir parçası olarak kabul etmek.

Bu sosyal kanseri yenemediğimiz sürece bütün organlarımızı saracak artık bitkisel hayata razı olacağız.

Geldiğimiz konum bu değil mi?, Her gün beş, on şehit veriyoruz, lanet ağıtları bile yakamıyoruz, geçmiş olsun dilekleri ile durum geçiştiriliyor. 

Ve bu durum kanıksanmış, Geçen hafta Trabzon'da şehit cenazesini görüp iktidarı suçlayan şekilde feryat eden bir kadın, şehit yakınları tarafından tartaklanıyor, linç edilmek isteniyor. Evet şehit yakınları tarafından.......!!!

Sözün bittiği, Aklın durduğu yerdeyiz...



Abdullah Gözaydın Fatihten@gmail.com 0535 7465548 

19 Eylül 2012

Bu yazı 1680 defa okunmuştur.