Sosyal paylaşım sitelerinde arz-ı endam eden, Kendilerinin akademik kariyer sahibi olduğuna inanan bazı zevat ( Öğretmen, Ünv. Hocası, Din Hocası, Hatip vs.) vatandaşlarımız, Dünya düzeyinde Toplumun her kesimine hitap edilen bir ortamda yazı yazıyor, Fikrini, Toplumda gördüğü eksiklikleri “tebliğ” ediyor.
Elbetteki face, Twit sayfalarında birkaç satır bilgi ile fikirlerimizi birilerine öğretmek gibi kabiliyetimiz yok, kimsenin olamaz.
Siyasi, Dini, Sosyal konularda fikir beyan edenlere âcizane ricam, Size küfür etmedikleri müddetçe kişilere karşı tavır almayın, Fikirlerinizi kabul etmeyenleri cahillikle suçlayıp, haklılığınızı bilgi ile değil de Bu bozuk ve eksik eğitim sistemimizin verdiği diplomanızla övünerek savunmayın.
Çok komik oluyorsunuz.
Burada konuyu fazla dağıtmadan üzerinde duracağım sınıf, Çeşitli konumlarda Diyanet personeli olacaktır.
Öncelikle bazı somut olayları anlatayım.
Mahallemdeki bir merkez cami iki yıl halktan kız kuran kursu yapımı için para topladı, Bina bitti, Kurs kısmı açılmadan dört katlı binanın üç katı Diyanet personeli tarafından lojman olarak kullanılmaya başlandı. Konuyu DİB. Fetva kuruluna yazdım, Tabii ki Kurs binasının köy derneğine ait olduğunu söyledim, Oturanları da yöneticiler diye yazdım, Gelen cevap: Külliyen haramdır. Hem dünyevi hem uhrevi suçtur şeklindeydi.
Aynı yazıyı Bu sefer Kız kuran kursu, derneğinde cami derneği olduğunu yazdım, tekrar gelen cevabıyla birlikte gönderdim, Tekrar gönderdim Yıllardır cevap gelmiyor.
---Bu kurumsal dayanışma İslam’a uygun bir davranış mıdır?
Diyanet işleri başkanımız Mehmet Görmez İstanbul Fatihte Merhamet konulu bir konferans veriyor, Konferansta bende video çekiyorum, Görmez bir ara; Birileri Allah’ın merhametine kota koyuyor, Allah şunu af eder şunu af etmez diye, Size ne oluyor?, Allah dilediğini af eder, Dilerse Hristiyan’ı, Dilerse Yahudi’yi, Hatta Budist’i af eder dedi.
Salonda vali, Em. Müdürü, Milli eğitim müd. İl ve ilçe müftüleri, Cami İmamları, Muhtarlar vs. 200 resmi erkan var. Kimseden itiraz yok.
Konferans sonrası etkinliği haber yaptım, Ana tema ise Sayın görmezin Müslüman olmayanları Allah’ın af etmesinin mümkün olmadığı üzerine kurdum, Bu düşünce o devirdeki Dinler Arası Diyalog çalışmalarına hizmet anlamı taşıdığından bazı ithamlarda bulundum.
Sabah 09:45 sıraları Ankara’dan Diyanet işleri başkanlığından arandım, 27 dakika ısrarla haberi kaldırmam ya da ithamlarımı silmem istendi, Kabul etmedim.
--- Şimdi ben mi yanlış yaptım Sayın Görmez mi? ( Konu içeriğinde tövbe ederlerse tabiri hiç geçmedi)
On yıllardır aman CHP gelmesin diyerek 1950 yılından beri oylarımız sağ partilere verildi, Menderesten başlayarak günümüze kadar sağ iktidarlar ABD-AB ve Sermayeden yana tavır aldı. İslami hassasiyetlerimiz dikkate alınmadı, Türkçe ezanın kaldırılmasıyla başlayan muhabbet Günümüzde Zinanın suç olmaktan çıkmasına, Faizin Dünya gerçeği olarak kabulüne, Domuz ve diğer haram etlerin kasaplık olmasına, Kumarın 50 çeşit yaygınlaştırılmasına, Rüşvet ve Yolsuzluğun suç olmaktan çıkarılıp Kabahatler arasına alınmasına, vs.
Bu gerçeğe rağmen Mevcut iktidar mensupları namaz kılıyor, Başlarını örtüyor gerekçesi ile oy vermediğimizde, İmanımızı sorgulayan din mensuplarına, Fitne yapıyorsunuz Bu iktidara oy veren dindar olmayacağı gibi, Oy vermeyenlerin de dinsiz olmayacağını iddia ediyoruz.
--- İnternet ortamında örneklerini çok göreceğiniz bu ithamlar mı kişiyi dinden çıkarır, Bizim hüsnü zannımız mı?
Çevremde çok örneği var, Diyanet Namaz memuru izinliyken Cami bitişiğindeki lojmanda yatıyor, Namaz kıldırmaya gelmiyor. Neden gelmiyorsun diye sorduğumuzda izinli olduğunu söylüyor.
Şimdi bunlar cemaatle namaz kılmanın 27 misli ecri olduğuna inanmıyor mu? Evinde tek başına kılıyor?
--- Bu Namaz memurunun arkasında namaz kılınmaz diyorum, Ben mi Suçluyum Bu namaz memurumu. (Fasıkların arkasında namaz kılınır demeyin, Bu zarurettendir, Sıhhatli değildir)
Son günlerde Of’lu hocalar söylemi ile küfürlü filmler çekiliyor, Oflu bir il müftümüze rastladım, gazetem için röportaj talep ettim. Müftü Biz basına izinsiz bilgi veremeyiz dedi.
Hocam izine ne gerek var, Sen Of’lusun, Hocasın, Sana hakaret ediyorlar, Kendini sivil olarak savunma hakkın var dediğimde Biz memuruz Devletten izinsiz beyanatta bulunamayız dedi.
---Din görevlisi olarak hizmet ettiğini söyleyen, İl Müftülüğü yapan, Bu gibi vatandaşlarımızın aldığı para helal midir? İfa ettiği hizmetin neresi İslam’a Hizmettir?
Devlet kurumsal olarak laiktir, Hiçbir uygulama Din gerekçe edilerek uygulamaz.
Devleti Er Rezzak gören bir anlayış İslam ile nasıl açıklanır.
7 yıl evvel Sultan Selim camiinin önüne Fatih belediyesi lojman yapıyordu, Plana baktım 12.50 metre, Caminin ön görünümünü kubbe altına kadar kapatıyor.
Belediye ile mücadelemiz için o zamanki İstanbul müftüsüne gittim, Müdahale etmelerini istedim.
Müftü; Biz camilerin sahibi değiliz sen Vakıflar müdürlüğüne git demişti.
--- Camiyi dahi koruyamayan müftü İslam’a ne hizmeti ediyor?
Diyanet görevlileri Öğretmeler kadar maaş alıyor, Öğretmenlerin lojmanı yok.
Diyanet, Müftülük, Cami görevlileri, Cemaatten toplanan paralarla lojman yaptırıp oturuyor, Çoğu yerde elektrik, su, doğalgaz, emlak vergisi gibi harcamaları cami ortak hattından kullanıyor.
Cemaatten lojman gerekçesi ile değil Camiye hizmet, öğrencilere hizmet adı altında toplanan bu paralarla lojman yaptırmak İslam’a uygun mudur?
--- Uygundur diyorsanız Kuranı Kerimden, Resulullahtan sav. Sahabeler den örnek verebilirmisiniz?
Gazeteciyiz ya, Biraz fırlamalığımız yok değil, Fırsat bulduğum yerde Namaz memurlarına sorarım,
---Size bir soru soracağım ama itikatta mezhep imamınız kim diye, El Cevap %80 İmamı Azam Ebu Hanefi dediklerine şahit oluyorum. Size amelde mezhebizi değil itikatta mezhebinizi sordum dediğimde %50'si o nedir diyor, %30 kem-küm ediyor. %20 si ancak Maturudi-eşari diyor (Mahmut kardeşimde kem-küm edenlerdi)
Adam İmam hatip okumuş, İlahiyat okumuş, 10-15 yıldır cami görevlisi İmam-Müezzin Akaitten haberi yok.
---Hocam İran Şii, Namaz kılıyorlar, Tesettüre riayet ediyorlar, Faiz, içki, Kumar, Domuz haram Bunlara Müslüman diyebilir miyiz? El Cevap: %90’ı Evet Onlarda Müslümandır.
Hocam Bunlar Mutezile, Pek çok inançları şirk, Nasıl Müslüman olurlar?
Mutezilenin ne olduğunu kaç Diyanet görevlisi biliyor ki?
Ben devlet memuruyum, Devlet bana bu camiye sahip çık, Namaz kıldır, Ezan oku diyor. Devletim ne görev verdiyse onu yapmakla yükümlüyüm diyerek görev yapanların “İslami hizmet yaptığına inanıyor musunuz?
--- İslam’da salt ibadetle geçim sağlamak varmı? (Eğitim veren Hocalık anlaşılmasın)
Hac ve Cuma ibadetlerinin şartlarına göre Can ve Mal emniyeti olmayan yerlerde Hac ve Cuma ibadeti Müslümanların üzerinden kalkar.
Şimdi Hac kotaya tabii, Hac kotası ise Turizm şirketlerinin ülkeye getirdiği döviz üzerinden dağıtılıyor, Bu nedenle Hac kotaları genelde gayrimüslim büyük turizm şirketlerine tahsis ediliyor.
Kendileri Hac organizesi yapamadıkları için kotalarını küçük acenteler kullanıyor. Hac ve Umreden gelen paranın önemli kısmı bu kişilerin cebine gidiyor.
Bu şartlarda Hac ibadeti sahih oluyor mu?
El Cevap: Olur!
Cuma ibadeti Resulullahın gösterdiği gibi Türkiye’de eda edilebiliyor mu? Cuma namaz olarak eda ediliyor. Eda edilen hutbe Cumanın sıhhatine uygun mu ? 3 Cumayı eda etmeyen Dinden çıkar mı?
El Cevap: Evet
--- Biz ise ibadetlerin şartları var, şartlar oluşmamışsa farz ibadetler dahil eda edilmez. Günümüzde Hac Turistik bir ziyarete dönüşmüş, İslam birliği adına hiçbir faaliyete Suud izin vermiyor.
Cuma salt namaz olarak eda ediliyor, Ulul emr yok, Ceza evlerinde-köylerde bile eda ediliyor, İslam devleti yok.
Bu şartlarda öncelikle cemaat olmak, kendi imamımızı seçmek, Her işimizde ona biat etmek, Onun önderliğinde Cuma eda etmek gerekiyor.
SON OLARAK KİŞİSEL AMACIMIZ
Şahsen Diyanetin sivil toplum kuruluşu olmasını istiyorum.
Devlet-Diyanetin organik bağlarının Hukukla sınırlı kalmasını istiyoruz
Evrensel laiklik esaslarında Din-Devlet ayrıdır, Birinin diğerine müdahale hakkı yoktur, Din işlerindeki görevliler kendi dini müesseselerini kurabilir, Banka-Gıda gibi konularda özerk haklar isteyebilir, Evlilik – miras gibi konularda ayrımcı hukuk sistemi tesis edebilir.
Milli gelirden Müslüman oranına göre pay alır. Tarihten gelen ve yağma edilen bütün vakıf malları Diyanete geri verilmeli, Diyanet kendi bütçesi ile yaşamalı.
Diyanetin oluşumu Diğer STK’lar gibidir. Her cami derneği ilçe müftülüğünü, İlçe müftüleri İl Müftülerini, il Müftüleri Diyanet başkanlığını gizli oy açık tasnif kuralıyla seçmeli.
İmam hatip ve İlahiyat eğitimi Diyanete devredilmeli, Diyanetin eğitim kurumlarında her branşta eğitim verilmeli, Çünkü sorumlu olduğumuz Allah’ın cc. Kitabında Dünyanın bütün ilimleri var, Doğru tefsir yapabilmek için her konuda ilim eğitimi öğretilmeli.
Mevcut Anayasamızda bu hakların verilemeyeceği iddia edilirse Fransa, İtalya örneği vardır. Nasıl ki On yıllardır politik amaçla istismar etmek amacıyla, niyet okuyarak Türban yasağı uygulandı, Şimdi anayasaya uygun kararı verildi, Burada istediğim özerkliklerde Anayasamıza uygundur, İnanç-Din özgürlüğü esastır, Kısıtlanamaz.
Son olarak bir alıntı paylaşayım, (üzerine alınanlar olursa kendileri bilir)
Hikayemize son verirken Araf Suresi 175 ve 176. ayetlerin atıfta bulunduğu bir isim BEL’AM BİN BAURA KİMDİR? Sorusuna yanıt verelim.
Kuranı Kerimin tanımlamasıyla Bel’am : “Alim, bilgili, halkın teveccühünü kazanmış, peşinden onbinlerce insanı sürükleyen ancak bilgisini ve ilmini küfür sistemlerine hizmette kullanan Din adamı gözüken, aslında “dini engellemenin yolu Dini eğitimden geçer” felsefesine inanan ve bu uğurda mücadele eden din düşmanının tanımıdır.”
Belam, Dünyevi menfaatler için Allahın adını ve dinini kullanarak halkı aldatan, Allahın hükümlerini çıkarı için kafir yöneticilere satan, dindarlık kisvesiyle aslında Allahın dinini tahrif eden kişilerdir.
Nasıl ki zenginliğin sembolü Karun, sahte ilahlığın sembolü Nemrut ve Zalim hükümdarlığın sembolü Firavun ise Sahte âlimlerin de sembolü Belam’dır.
Müslüman ferasetlidir, ariftir. Hak ile batılı, eğri ile doğruyu, Musa ile Bel’amı birbirinden ayırt edebilecek güçtedir. Şeytanın hilesi zayıftır. Yeter ki anlayan bir kalbimiz, gören bir gözümüz ve duyan bir kulağımız olsun…
Rabbim ümmetin çocuklarına yeniden kardeş olmayı öğretsin.
Hikâyeyi kendiniz bulursunuz.
