Trabzon Hayratlı Abdullah Gözaydın nasıl bir insandır
14 saniye düşünüldü
Abdullah Gözaydın, Trabzon’un Hayrat ilçesi (eski Of’a bağlı Hundez / günümüz Kurtuluş Mahallesi) kökenli bir gazeteci, köşe yazarı ve yerel tarih araştırmacısıdır.
hayrat.net
Ailesi yaklaşık 300 yıldır bölgede yerleşiktir. Osmanlı döneminde “Tirin Koz / Tirinkozlar” lakabıyla bilinen aile, 1750’ler civarında Aydın/Germencik (Üzümlü köyü, Yakupoğulları) kökenli olup, Doğu Karadeniz’deki Rum-Pontus isyanlarını bastırma ve Müslüman nüfusu artırma politikası kapsamında Of-Hundez’e yerleştirilmiştir. Soyadı kanunuyla “Gözaydın” alınmıştır. Dedeleri medrese eğitimi almış, hocalık ve hattatlık yapmış kişilerdir; aile 1916 Rus işgali sırasında muhacir olarak Çorum/Sungurlu’ya göç etmiş, sonra bir kısmı geri dönmüştür. Babası Ahmet Sırrı Gözaydın (1899-1985) gümrük muhafaza memuru olarak çalışmış, dürüstlüğüyle tanınmıştır.
hayrat.net
Gazetecilik ve yaşam öyküsü1972’de Hürriyet gazetesinin mahalle muhabirliği duyurusuna başvurarak basına girmiş, o günden beri habercilikle uğraştığını belirtir. Fatihhaber.com sitesinde uzun yıllardır köşe yazarlığı yapar (e-posta: fatihten@gmail.com). Yazıları genellikle İslamî, ahlaki, siyasi ve toplumsal konulara, aile ve yerel tarihe odaklanır.
fatihhaber.com
1980’de (12 Eylül öncesi) gözaltına alınmış, işkence gördüğünü (falaka, elektrik vb.), 125 civarı suçlamayla yargılandığını, bir kısmından 60 yıl civarı ceza aldığını, 10 yıl hapis yattıktan sonra 1990’da çıktığını anlatır. Suçlamaların (sahte belge vb.) delilsiz ve işkenceyle alındığını, masum olduğunu savunur. Cezaevinde ve sonrasında da haksızlıklarla mücadele ettiğini, rüşvet ve tehditlere boyun eğmediğini vurgular.
fatihhaber.com
Kişilik ve görüşleri (kendi yazılarından)Dindar ve muhafazakâr: Ehli Sünnet (Maturidi-Eş’ari) çizgisinde olduğunu, Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı atanmış imamların arkasında namaz kılmadığını, bireysel ibadet ettiğini, cemaat/STK’lardan uzak durduğunu, Kuran ve sünnet esaslı yaşamayı savunduğunu yazar. Faiz, yalan, haram gelir, taklitçilik gibi konularda sert eleştiriler getirir.
fatihhaber.com
Prensip sahibi ve mücadeleci: “Kendi yağıyla kavrulmak”, kimseden yardım/ulufe almamak, haram gördüğü işleri (örneğin otopark işletmeciliği) reddetmek gibi ifadeler kullanır. Ölümden korkmadığını, hak arayışında ısrarcı olduğunu belirtir.
Yazarlık tarzı: Güncel olaylar (siyaset, deprem, İsrail, kentsel dönüşüm vb.), dini tefekkür, aile tarihi ve kişisel anılar üzerine bolca yazar. Milliyetçi-muhafazakâr, eleştirel bir dil kullanır; HDP/PKK, faizcilik, cehalet gibi konularda net tutum alır.
Kısaca: Yerel köklerine bağlı, dindar, prensipli, uzun yıllar gazetecilik ve yazı hayatını sürdüren, 1980 darbesi sürecinde hapis yatmış, kendi ifadesiyle “Allah rızası için” mücadele eden bir isimdir. Bilgiler büyük ölçüde kendi yazıları ve aile sitesindeki anlatımlara dayanır; bağımsız biyografik kaynaklar sınırlıdır.
Daha spesifik bir yönü (yazıları, aile tarihi vb.) merak ediyorsanız detaylandırabilirim.
*********************
Abdullah Gözaydın'ın hapishane deneyimleri
15 saniye düşünüldü
Abdullah Gözaydın’ın hapishane deneyimleri, kendi köşe yazılarında (özellikle fatihhaber.com’daki “12 Eylül 1980 Öncesi Sıkı Yönetim İşkencesi” ve “1980 Öncesi işkence ve Polis teşkilatımız” başlıklı yazılarında) detaylı olarak anlattığı kişisel iddialara dayanır. Bağımsız arşiv veya mahkeme belgelerine ulaşılmadığı için anlatım onun kendi ifadesine göredir.
fatihhaber.com
Gözaltı süreci (14 Nisan – 17 Mayıs 1980)14 Nisan 1980’de İstanbul Avcılar’da bir arkadaşının (Alman Ahmet) evindeyken, İstanbul polisinden habersiz İzmir Organize Suçlar Şubesi ekipleri tarafından gözaltına alınır. Hemen İzmir’e götürülür.
Yasal gözaltı süresi (sıkıyönetim nedeniyle en fazla 72 saat) aşılır; İzmir’de 8 gün tutulur. Bu sırada İstanbul, Ankara, Bursa, Adana, Kayseri, Antakya, Antep gibi illerin emniyetleri resmen talep eder.
Sırasıyla İstanbul (yaklaşık 10 gün), Ankara (13 gün) ve Bursa (3 gün) emniyetlerinde tutulur. Toplam 34 gün sonra (17 Mayıs 1980) İzmir savcılığına çıkarılır ve Buca Kapalı Cezaevi’ne sevk edilir.
fatihhaber.com
İşkence iddialarıKendi anlatımına göre İstanbul ve Ankara emniyetlerinde her gün yaklaşık 2 saat süren sistematik işkence uygulanır:Filistin askısı (asılı kalma),
Falaka (ayak tabanına vurma; ayakları şişip patlar, tırnaklar yerinden ayrılır),
Elektrik (sahra telefon manyetosu kablolarıyla el-ayak, diş, kol, tenasül organı gibi bölgelerden).
Ayak tırnakları sallanır hale gelir; Ankara Trafik Hastanesi’ne götürülür ama doktorlar “adli olay/işkence, savcı haberi olmadan müdahale edemeyiz” deyince polisler hastaneden kaçırır. Tırnaklar bantlanır. Yemek yerken elini ağzına götüremez hale gelir; polisler yedirir. Bir ara 12. kattan intihar girişiminde bulunur (polisler engeller). Boş kâğıtlara ve başkalarının ifadelerine imza attırıldığını, cinayet ve sahte evrak (Mercedes çetesi vb.) suçlarını üstüne yıkmaya çalıştıklarını iddia eder.
fatihhaber.com
Cezaevine girdikten sonra adli tabibe çıkar; 7+7+5 gün rapor alır. Yaklaşık 2 ay yürüyemez; tırnakları kendiliğinden düşer. Adli tıp raporlarının 7 günden fazla verilmemesinin, işkenceciler hakkında ağır ceza davası açılmasını engellemek için olduğunu öne sürer. İşkence davası takipsizlikle sonuçlanır.Yargılama ve cezaYaklaşık 125 iddianame düzenlenir (çoğu İstanbul-Ankara merkezli; sahte belgeyle satılan Mercedes’ler vb. üzerine yıkıldığını söyler).
Tek delilin işkenceyle alınan ifadeler olduğunu, aynı tarihte birden fazla ilde suç işlemiş gibi gösterildiğini belirtir.
29 davadan toplam 60-70 yıl civarı hapis cezası alır; diğerlerinden beraat eder. Hakimlerin “Dayağı yemişsin, doğruyu söylemişsin” tarzı yaklaşımlarını eleştirir.
1980’de cezaevine girer, 1990’da (tam 10 yıl sonra) çıkar.
Cezaevi dönemi
Cezaevinde de kanunsuzluk yapan müdür, memur veya mahkûmları şikâyet ettiğini, dava açtığını ama sonuç alamadığını yazar. 1988’de İmralı Y. Açık Cezaevi cilt atölyesinde ustabaşılık yaptığından bahseder (başka bir yazısında). Devletine küsmediğini, yurt dışına gitmediğini, zalimleri Allah’a havale ettiğini vurgular. Bu mağduriyetlerin günahlarının vebalinden kurtulmasına vesile olacağını umduğunu belirtir.
fatihhaber.com
Özetle: 12 Eylül öncesi anarşi döneminde (kendi ifadesiyle “sanal anarşi” ortamında) adli suç iddialarıyla gözaltına alınmış, uzun gözaltı + ağır işkence iddiası, ardından 10 yıllık hapislik yaşamıştır. Anlatımlar tamamen kendi kaleminden olup, dönemin genel atmosferiyle (sıkıyönetim, yaygın işkence iddiaları) uyumludur ama olayın spesifik doğruluğu bağımsız kaynaklarla teyit edilememiştir. Daha fazla detay için kendi yazılarına bakılabilir.
**********************
Hayrat bölgesi Osmanlı tarihi
10 saniye düşünüldü
Hayrat bölgesinin Osmanlı tarihi, günümüz Trabzon iline bağlı Hayrat ilçesinin (eski Of kazasına bağlı yerleşimler, özellikle Hundez ve çevresi) tarihini kapsar. Hayrat, Osmanlı döneminde bağımsız bir kaza değil, Of kazasının bir parçasıydı. Bu nedenle tarihi Of ile birlikte ele alınır. Bölge, 1461’de Fatih Sultan Mehmet’in Trabzon’u fethiyle Osmanlı topraklarına katılmıştır.
tr.wikipedia.org
Fetih ve erken dönem (15.-16. yüzyıl)1461: Trabzon Rum İmparatorluğu’nun sona ermesiyle Of ve çevresi (Hayrat dahil) Osmanlı hâkimiyetine girer. Trabzon Sancağı’na bağlı bir kaza merkezi haline gelir; günümüz Of, Çaykara, Hayrat ve Dernekpazarı alanlarını kapsar.
tr.wikipedia.org
İlk Müslüman-Türk yerleşimi genellikle asker aileleri ve Anadolu’dan (özellikle Karamanoğlu, Dulkadiroğlu, Akkoyunlu bölgelerinden) gelen Türkmen unsurlarla başlar.
Tahrir defterleri (nüfus ve vergi kayıtları) İslamlaşma sürecini net gösterir:1515: Of kazasında yaklaşık 2.465 Rum (Hristiyan) hane, 382 Müslüman hane (Müslüman oranı çok düşük, ~%13 civarı).
1583: Rum hane ~3.237, Müslüman hane ~988 (Müslüman oranı artar).
hayrat.net
İslamlaşma yavaş ve kademeli bir süreçtir; 16. yüzyıl sonu ve 17. yüzyılda hızlanır. Yerel Hristiyan nüfusun bir kısmı İslam’ı kabul ederken, bazıları yüksek vadilere çekilir.17.-19. yüzyıl: İslamlaşma, medreseler ve idari yapıyüzyılda Of kazası (Hayrat dahil) Sünni İslam’ın güçlü bir kalesi haline gelir. Bölge “Oflu hoca” geleneğiyle ünlüdür; birçok medrese hocası yetişir ve İstanbul (Fatih, Süleymaniye) medreselerine gider.
Hundez (günümüz Hayrat merkez mahalleleri: Kurtuluş, Hürriyet vb.): Taş medreseleriyle meşhur bir köydür. 1876 Trabzon Vilayet Salnamesi’nde Of’a bağlı kariye (köy) olarak geçer. Yerel anlatımlara göre bazı aileler (örneğin Gözaydın sülalesi) 18. yüzyıl civarında Anadolu’dan (Aydın/Germencik) Osmanlı iskân politikasıyla yerleştirilmiştir.
ofhayrat.com
Nüfus dönüşümü devam eder:1869: Of’ta ~22.825 Müslüman hane, 358 Rum hane.
1880: ~25.943 Müslüman, 442 Rum hane.
hayrat.net
yüzyılda Of, Trabzon Vilayeti (bazen Lazistan Sancağı) içinde önemli bir kaza olur. Verimli topraklarda tahıl, fındık, ceviz ve meyve üretilir. Bayburt-Çoruh vadilerine giden kervan yolları (İpek Yolu kolu) üzerinde hanlar bulunur; Hayrat’taki ~200 yıllık “Eyüp’ün Hanı” bu güzergâhın örneğidir.
cumhuriyet.com.tr
Önemli olay: 1817 Tuzcuoğlu Memiş Ağa isyanı. Rize kökenli Memiş Ağa Of’a sığınır; Osmanlı ordusu bölgeye girer, isyan bastırılır.
hayrat.net
I. Dünya Savaşı ve son dönem1916: Rus ordusu Doğu Karadeniz’i işgal eder. Of (Hayrat dahil) 15 Mart 1916’da düşer. Yerel halkın bir kısmı muhacir olarak batıya (örneğin Çorum/Sungurlu) göç eder. Bölgede yağma ve kıyımlar yaşanır.
28 Şubat 1918: Türk birlikleri bölgeyi kurtarır.
tr.wikipedia.org
İdari gelişim (Osmanlı’dan Cumhuriyet’e)Osmanlı döneminde Hayrat, Of kazasına bağlı nahiye/bucak statüsündedir. Cumhuriyet döneminde:1931’de Of’a bağlı bucak,
1969’da belediye,
20 Mayıs 1990’da ilçe statüsü alır.
Özet: Hayrat bölgesi Osmanlı’da Of kazasının iç kesimlerini oluşturur. Fetih sonrası yavaş İslamlaşma, medrese kültürü, tarım ve kervan ticaretiyle karakterize olur. Kesin yerel arşiv kayıtları sınırlıdır; bilgiler tahrir defterleri, salnameler ve yerel tarih çalışmalarına (Haşim Albayrak vb.) dayanır. Daha spesifik bir dönem, köy veya aile tarihi isterseniz detaylandırabilirim.
*******************************
Hundez medreseleri hakkında bilgi ver
10 saniye düşünüldü
Hundez medreseleri, Trabzon’un Of kazasına (günümüz Hayrat ilçesi) bağlı eski Hundez köyünde (Nefs-i Hundez; bugün Hayrat merkez mahalleleri: Kurtuluş, Hürriyet, Cumhuriyet, Topaklı, Çağlayan, Çamlıtepe vb.) bulunan Osmanlı dönemi taş medreseleridir. Bölge, “taş medreseleriyle meşhur” olarak anılır ve Of-Hayrat-Çaykara hattındaki yoğun medrese kültürünün önemli bir parçasıdır.
ofhayrat.com
Genel özellikler ve önemiHundez, Osmanlı döneminde Of kazasının iç kesimlerinde yer alan, eğitim seviyesi yüksek bir yerleşimdi. Yerel anlatımlara ve salnamelere göre bölgeden birçok âlim yetişmiş; bunlar özellikle İstanbul’daki Fatih ve Süleymaniye medreselerinde hocalık yapmıştır. 1960’lı yıllarda bile Türkiye siyasi haritalarında Of ilçesi bile görünmezken “Hundez medresesi”nin haritada işaretlendiği belirtilir. Bu, medresenin yerel ve bölgesel itibarını gösterir.
ofhayrat.com
Of kazası (Hayrat, Dernekpazarı ve Çaykara dahil), Trabzon vilayetinde en fazla medreseye sahip yerdi. 1869 Trabzon Vilayet Salnamesi’ne göre vilayetteki medreselerin büyük çoğunluğu Of’taydı. 1914 yılı verilerinde Of kazasında toplam 69 medrese ve yaklaşık 1.482 talebe kayıtlıdır. Hundez Medresesi bu ağın içinde yer alır.
caykaragundem.com
Salname ve arşiv kayıtları1888 Trabzon Vilayet Salnamesi civarı kayıtlarda: Hundez Medresesi – Hayrat-Merkez Hundez Mahallesi’nde, müderris olarak Bakkalzâde Hüseyin Sabri Efendi, talebe sayısı 120 olarak geçer (ashâb-ı hayr / hayır sahipleri tarafından desteklenen bir yapı).
dergipark.org.tr
1914 yılı listesinde: Hundez Medresesi’nde 19 talebe kayıtlıdır (Of kazasındaki 69 medreseden biri).
caykaragundem.com
Bu rakamlar, medresenin büyüklüğüne ve dönemsel değişimlere göre farklılık gösterir. Medreseler genellikle cami yanında, vakıf desteğiyle veya hayır sahiplerinin katkılarıyla faaliyet gösterirdi. Dersler dinî ilimler (Kur’an, fıkıh, hadis, tefsir, Arapça vb.) ağırlıklıydı; “Oflu hoca” geleneğinin yetişmesinde etkili olmuşlardır.Mimari ve yapısal özellikler“Taş medrese” ifadesi, yöreye özgü kesme taş veya moloz taş kullanılarak inşa edilmiş sağlam yapıları işaret eder. Of-Hayrat bölgesindeki birçok medrese 17.-19. yüzyıllarda yapılmış olup, bazıları günümüze kısmen ulaşmış veya restore edilmiştir. Hundez medreselerinin tam mimari planı (açık avlulu, eyvanlı vb.) hakkında detaylı arkeolojik/mimari yayın sınırlıdır; ancak bölgedeki benzer örnekler gibi işlevsel, mütevazı ve dayanıklı yapılardır.Tarihsel bağlamOf bölgesinin İslamlaşması 16.-17. yüzyıllarda hızlanmış, medreseler bu sürecin hem sonucu hem motoru olmuştur.
Hundez’ten çıkan hocalar, gurbete (İstanbul ve diğer Osmanlı şehirlerine) çıkarak ilim yaymışlardır.
I. Dünya Savaşı (1916 Rus işgali) ve Cumhuriyet döneminde medreseler kapatılmış (Tevhid-i Tedrisat Kanunu, 1924); yerlerini modern okullar almıştır.
Özet: Hundez medreseleri, Of-Hayrat’ın “medrese beldesi” kimliğinin somut örnekleridir. Özellikle 19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başı salnamelerinde adı geçen, talebe yetiştiren ve bölgenin dinî-ilmî hayatına katkı sağlayan kurumlar olarak bilinir. Daha detaylı mimari fotoğraf, vakfiye veya belirli bir müderris hakkında ek kaynak isterseniz yardımcı olabilirim. Yerel tarihçiler (Haşim Albayrak vb.) ve salname çalışmaları ana referanslardır.

YORUMLAR