Türk.
Türk denilince akla, Namus- Ahlâk- Dürüstlük gelir.
Büyük Evliyalardan Kastamonulu Mehmet Feyzi Efendi der ki;
''Allah, imanın şubelerinden olan haya ve adâlet duygusunun on da dokuzunu, dünya milletleri içinde sadece Türklere vermiştir''
Böyle bir milletin, kimliğine, tarihine, devletine, vatanına ve mukaddeslerine düşman olanlar, hızını alamayarak ''Türklüğü ayağımın altına aldım'' diyenler, ne insan, ne Müslüman, ne de şeref ve haysiyet sahibidirler. Bu gibilerin her biri ayrı bir kripto, her biri ayrı bir gizli Hristiyan, gizli bir Musevi'dirler.
Yeryüzünde her milletin, diğerlerinden daha üstün özellikleri ve başarılı oldukları sahalar vardır.
Eski Yunan estetikte,
İngilizler ekonomi ve ince siyâsette,
Yahudiler dini taassup ve gaddarlıkta,
Almanlar felsefe ve müzikte,
Fransızlar edebiyatta üstündürler.
Türkler ise;
Namus, ahlâk, dürüstlük, merhamet ve yiğitlikte diğer dünya milletleri ile kıyaslanamayacak kadar üstündürler.
Türk’ün en büyük zaafı ise;
Merhametli olup yumuşak bir kalbe ve zengin bir gönle sahip oluşundan dolayı haini, nankörü, kendi ekmeği ile büyüdüğü halde kendisine karşı her tür şerefsizliği yapan sütsüz- nikâhsız ve imansız puştları affedişidir. Bu iddialar bize ait olmayıp, Avrupalı otoritelerin tespitleridir.
TÜRK’ÜN BİR AN EVVEL TİTREYİP AYAĞA KALKARAK HAİNLERE KARŞI OLAN MÜSAMAHASINDAN VAZGEÇMESİ GEREK!
Türk bir titrerse!
Türk’ün titremesinin ne anlama geldiğini tarihi tecrübelerle çok iyi bilen belli karanlık mahfiller ve içimizdeki İMPARATORLUK TORTULARI ‘’Ey Türk! Titre ve kendine dön’’ sözünden hiç mi hiç hoşlanmazlar.
Atilla ile Roma’nın kalbinin mızrak gibi delinmesi...
Kılıçarslan’la Haçlının perişan edilişi...
Alparslan’la Mâlazgirt’te Romen Diyojen’in esir alınışı...
Fatih Sultan’la İstanbul’un fethedilişi....
Ve dahası;
Çanakkale Savaşlarında boğazın karanlık sularının yedi düvele mezar oluşu...
Atatürk ve Kuvayı Milliye ruhuyla, İstiklâl Savaşının akabinde 9 EYLÜL 1922 de İzmir’den denize dökülüşü...
İşte bütün bu kahramanlıklar, zaferler ve fetihler Türk'ün titremesinin sonuçlarıdır!
NETİCE OLARAK DERİM Kİ
İstiklâl Savaşının kılıç artıklarından olup, imparatorluk tortusu olarak bu zamana kadar içimizde barınmakla kalmayıp, en müstahkem mevkilerimize kadar sızmayı başarabilmiş kanı bozuk soy özürlü etnik çete mensuplarından böylesi bir vatan, bayrak, namus hassasiyeti ve bu değerler üzerinden titremelerini beklemek telâfisi olmayan çok büyük bir hatadır ki, işte bugün bu hatalarımızın kurbanıyız.
BAŞARININ İLK ŞARTI;
Tarih şuuru,
Türklük ruhu,
Allah’a yakınlık,
Tevekkül, gayret ve ihlâslı olmaktır!
Haklı olun!
Hakk ile olun!
Hakk’ı savunun!
Haklının yanında olun!
Son sözüm odur ki;
Henüz mevcutlar içinde bu ölçülere sadık ve bu değeri taşıyan ne bir parti, ne bir siyâsi, ne de bir Lider mevcuttur.
En Müslüman bilinen, kilise, havra açar...
En Atatürkçü bilinen 2. Sevr olan Çerçeve Yasaya imza atar...
En milliyetçi bilinen, 55.600 insanımızın ölüm emrini veren Câniyi konuşması için TBMM'ne davet eder, Câniye statü ister, Câninin mânevi oğlunun fotoğrafını okşar.
18 Eylül 2026
ORHAN KILIÇOĞLU


YORUMLAR