Mevlana Hâlid-i Bağdâdi Ve
11 boyutlu Evren !!!
“Süper Sicim (String)
Teoremi” İle İlgili 200 Yıl
Önceki Beyanı..
"Her kim, yazılmamış söylendiğinde, onu vakti gelince idrak ederse, “yedi mesani buutun” batındaki sırrının, sebit “yedi” ile sabit olmuş “Kuvve-i Irkiyye” esrarı ilahisine murabbasıyla mazhar olur.”
Bu cümleyi sadeleştirelim:
"Her kim yazılmamış söylendiğinde, zamanı gelince onu kavrarsa,
"Yedi şifreli boyutun” içteki sırrına ait “Yedi ırk Kuvveti”nin ilahi sırrına açıktaki "dört boyutlusu"
ile birlikte ulaşmış olur.
(7 + 4 =11) Boyut
200 Yıl Sonra Ünlü kozmolog, fizikçi Prof. Stephen hawking:
Bing Bang'ın ardından simetri kırılması sonucu bizim evrenimiz uzay-zamanla 4 boyuta hapsedilmiş, diğer 7 boyut ise kıvrılarak saklanmıştır..
4 + 7 = 11 Boyut..
Gerçektede bir kuantın, iplikçik veya sicim halinde “10” ve zar
(membran) halinde “1” adet olmak üzere, toplam “11 boyutlu” olduğu matematiksel olarak olarak ispatlanmıştır..
Açıkta (içinde bulunduğumuz evrende) dört boyut
olduğuna göre, geri kalan yedi boyut, içerde
(tünel içinde) saklı kalmışlardır. Eğer bunların tümü açığa çıkmış olsaydı, biz
11 boyutlu bir evrende bulunacaktık. Böylece, Planck Uzayı, dışa açılmış dört boyutu ve
Hilbert Uzayı, içerde kalmış yedi boyutu
içermektedir. Büyük Patlama’da, dört boyut (üçü mekan, biri zaman) açığa çıkarken, diğer yedi boyut tünelin ardında kalmışlardır. Bunlar, “enfus”unda (kendi nefislerinde), yani Hilbert Uzayı’nda saklı kalmışlardır. Bu nedenle, dört boyut, bize, “sabit murabba”
(dörtlü) olarak gözükürken, diğer yedi boyut, “sabit mesani” (saklı) olarak görünmemektedir..
Halid-i Bağdadinin "11" Düğümlü İbrişimi !!!
Bağdadi’nin hayatta iken kendine ait Kuranında, vakıa suresinin üstüne bıraktığı "11 düğüm atılmış bir ibrişimi" bulunmaktadır. Bu ibrişim, konulduğu tarihten beri, Kur’an’ın Vakıa Suresi’nin yazılı olduğu sayfalar arasında muhafaza edilmektedir. Bağdadi’nin, 11 düğümlü ibrişimi, Vakıa Suresi’nin sayfaları arasına koyması, onun, bu surenin ne denli önemli olduğunu işaret eden bir vasiyetidir.
Nitekim Hazreti Hz Muhammed (s.a.v) 1440 yıl önce "Vakıa Suresini evlatlarınıza öğretin; onlarda kendi evlatlarına öğretsinler” buyurarak
bu surenin önemini vurgulamıştır..
Niyemi ???
Çünkü Vakıa Suresi, teorik fiziğe yol gösteren önemli gizliliklere sahiptir.. Ancak 18.Yüzyıldan başlayıp
anlamını bu yüzyılda açan evrendeki en müthiş olay Kara delikleri (black hole) haber veren bir suredir.
Karadeliklerin sırrının çözülmesi ise aynı zamanda evrenin sırrının çözülmesi demektir.Yani karadelikler evrenin kara kutusu mesâbesindedir..
Yani, geleceğe dönüktür. Aynı zamanda evrendeki Gravitasyon (Kütle Çekim Dalgaları) konusu ilede çok yakından ilgilidir..
Bismillahirrahmanirrahim
Hayır, yıldızların yer (mevki)lerine yemin ederim. Şüphesiz bu, eğer bilirseniz gerçekten büyük bir yemindir.
(Vakıa Ayet 75-76)
Vakıa suresinin 75 -76 ayetindede görlüldüğü gibi “yıldızların mevkileri ve yerleri” üzerine vurgu yapılması Karadeliklere işarettir. Nitekim izleyen ayette “bunun ne büyük bir yemin olduğuna” dikkat çekilmeside karadeliklerin öteki dünyalara geçit veren “Gök Kapıları”nı gündeme getirmektedir...
Bir kısım bilim adamının kanaatine görede Karadelikler, kendi varlığı ve öz hacmi ile kendi “dışına” taşmakta; “uzay-zamanı” da beraberinde götürerek bizim âlemimize benzemeyen “farklı” bir âleme geçiş kapısı görevi görmektedir. Nitekim Kozmoloji ile ilgili eserlerinden tanıdığımız ünlü fizikçi Paul Davies bu konuda şöyle demektedir..
“Uzay, çok karmaşık bir şekilde ‘zamana’ bağımlıdır. Uzayın ‘gerildiği ve büküldüğü’ gibi, zamanda gerilir ve bükülür.” demektedir. Zamanın “donarak” ebediyen durması, Karadeliklerdeki tekilliğin (singularite) en belirgin özelliğidir. Zamanın durması, zamanın “sabit” kalması; fizik kanunlarının geçerliliğini kaybederek; uzayın bütün öz ve özelliğini yitirmesi ve yepyeni bir başka kainat’ın içine girilmesi demektir' ki “Orası” bizim evrenimize hiç benzemeyecek, zaman, madde ve boyutlar farklı keyfiyete bürünecektir diye açıklama yapmıştır..
Bu konuda KURAN;
(İbrahim Ayet 48)de İse;
"O gün yeryüzü bir başka yere, gökler, başka göklere çevirilecek Ve bütün varlıklar, kabirlerinden çıkıp bir ve gücüne karşı durulmaz olan ALLAH'ın huzurunatoplanacaklardır."
diye buyurarak bu gerçeği
çok açık bir şekilde dile getirmektedir..
Kıssacası bir türlü çıkamadığımız kâinatın dışına nihayet çıkabilecek bir kapı bulduklarını düşünen astrofizikçilere görede, karadelikler bir uzay-zaman kapısıdır. Kur'an'ın rehberliğinde kâinattaki sırlara yorum ve açıklama getiren islam müfessirlerine görede gökteki yıldızların bir kısmı Ahiret âlemlerine bakmaktadır...
*******
Bismillahirrahmanirrahim.
De ki: "Onu, Göklerin Ve Yerin Sırrını Bilen ALLAH İndirmiştir. Şüphesiz O, Bağışlayandır, Merhamet Edendir."
(Furkan Ayet 6)
*******
Lâ ilâhe İllallâhu El-Melikül-Hakkul-Mubîn Muhammedun Resûlullâh Sadikul-Vaadil-Emîn
HAK Ve Gerçek Olan Kainatın Sahibi ALLAH'tan Başka İlah Yoktur. Güvenilir Ve Sözünde Sadık Hz Muhammed, (a.s.m) O'nun Elçisidir.
Tanıtım:
Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî (Kürtçe Mewlana Xalid, 1779, Süleymaniye - 1827, Şam), Kürt asıllı İslâm âlimi, mutasavvıf ve şairdir. Nakşibendi Hâlidîlik yolunun öncüsüdür. Irak'ta Süleymaniye'ye 8 km uzaklıktaki Karadağ kasabasında doğmuştur. 1813-1823 yılları arasında Bağdat'ta yaşamış bir sûfîdir.
Mevlana Halidi Bağdadi kendinde bir eksiklik hissediyor ve bundan dolayı da manevi bir mürşit arayışına giriyor. Mekke'de bir işaretle Afganistan Delhi'ye gidip Abdullah Dehlevi hazretlerine intisap ediyor..
Hâlidîlik, İslam'ın Sünnîlik mezhebine bağlı bir tarîkat olan Nakşibendîliğin en yaygın kollarından biridir. Kol, adını Kürt İslam âlimi Halid Bağdadî'den alır. Türkiye'de etkinlik gösteren Nakşibendî şeyhleri genellikle Halidî'dir.
Mevlânâ Hâlid'in eserleri şunlardır:
1. Bugyetü'l-Vâcid Fî Mektûbâti'l-Mevlânâ Hâlid: 1334'te Şam'da basılan bu eser Hâlid'in mürid ve halifelerine hitaben yazdığı mektuplardan oluşur. Mektûbât-ı Mevlânâ Hâlid adıyla Dilaver Selvi ve Kemal Yıldız tarafından Türkçe'ye çevrildi ve 1993 yılında İstanbul'da yayımlandı.
2. Câliyetü'l-Ezkâr Ve's-Seyfü'l-Bettâr Fi's-Salâti Alâ Nebiyyi'l-Muhtâr.
3. Cilâ'u'l-Ekdâr: Bedir gazilerinin isimlerini ihtiva eden bir manzum metindir.
4. Dîvân: 1260 senesinde Bulak'ta basılmıştır. Ağırlıklı olarak Farsça, ayrıca Arapça ve Kürtçe şiirlerden oluşur. Farsça şiirler Sadrettin Yüksel tarafından Türkçeye çevrilip Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî'nin Dîvânı ve Şerhi adıyla 1977'de İstanbul'da yayımlandı.
5. El-Ikdu'l-Cevherî Mine'l-Kelâm: 1259 yılında İstanbul'da basıldı.
6. Ferâ'idü'l-Fevâ'id: Cibrîl hadisinin Farsça şerhidir. Kemahlı Hacı Abdullah tarafından Türkçe'ye çevrilip 1895'te İstanbul'da basıldı.
7. Risâle Fî Âdâbi'l-Mürîd Ma'a Şeyhih: Kazan'da basılmıştır, baskı tarihi yoktur.
8. Risâle Fî Âdãbi'z-Zikr: Bugyetü'l-Vâcid adlı eseri ile beraber basılmıştır.
9. Risâle Fî İsbâti'r-Râbıta: Bu eser 1284'te İstanbul'da, 1289'da Şam'da ve 1890'da Kazan'da basılmıştır.
10. Risâle Fi't-Tarîk: 1262 senesinde Bulak'ta basılmıştır.
11. Risâletü'l-Ikdi'l-Cevherî: Eş'arîler'le Mâtürîdîler'in kesb ve irâde-i cüz'iyye konusundaki görüşlerini inceleyen bir risaledir.
12. Şerh-i Akâ'id Hâşiyesi Siyelkutî'ye Ta'lîkât.
13. Şerhü'l-Makâmâtü'l-Harîrî: Yarım kaldı.
14. Vasiyyetü'ş-Şeyh Hâlid: 1284 yılında İstanbul'da basılmıştır.
Mevlânâ Hâlid'in bunların dışında akaid, fıkıh ve kelama dair birkaç sayfalık risale, haşiye ve şerh tarzında yazıları bulunmaktadır. Hâlid'in Arapça, Farsça ve Kürtçe bütün eserleri Molla Abdülkerim Müderris tarafından Kürtçe uzun bir girişle Yâd-ı Merdân: Mevlânâ Hâlid-i Nakşıbendî adıyla 1979'da Bağdat'ta yayımlanmıştır (Algar 1997: 285).
Arapça, Farsça ve Kürtçe şiirleri olan Mevlânâ Hâlid'in Hz. Muhammed'i öven Farsça kasideleri ünlüdür...
Recai Çağlayan Paylaşımı


YORUMLAR